1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Dünyanın dibi çıktı
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Dünyanın dibi çıktı

A+A-
Cuma günü gecesi, ilk şok ilimizde yaşandı. Kara çarşaflar içine bürünmüş bir adam, Halkbank’ın Gölcük Şubesine giriyor. Silahını çekiyor, banka şubesindeki 10 kişiyi rehin alıyor. Kocaeli emniyeti ayağa kalkıyor. Türkiye’deki televizyonlar Halkbank Gölcük Şubesi önünden canlı yayına başlıyor. Gölcük’teki silahlı soyguncu dehşeti Cuma gecesinin önemli bölümünü  oyalarken, çok büyük  olay Fransa’nın başkenti Paris’te patlıyor.. 
Paris.. Dünyanın kalbi..Teröristler çok organize bir şekilde,  aynı anda 7-8 noktada eyleme geçiyorlar.. Ölü sayısı 200 civarında. Fransa tarihinde ilk kez “Olağanüstü hal” ilan ediyor. Emperyalistler dünyayı karıştırdı. Sonunda olan oldu, dünyanın dibi çıktı. Paris olayları yeni bir milat olacaktır. Keşke gelişmeler, dünyanın zengin kesiminin, sürünen yoksul, hayattan beklentisi kalmamış kesimlerine anlayışla yaklaşma yönünde ilerlese. Irak’ı dağıttılar. Suriye’yi dağıttılar. Dağılan İslam coğrafyası, terörist üretti. Bombayı vücuduna sarıyor, eline  silahı alıyor, göz kırpmadan insan öldürüyorlar.. 
Artık dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir insanın hayatı  güvence altında değildir.. Batılılar, zenginler İslam dünyasının içine çomak soktukça, bunun bedelini çok ağır biçimde ödemeye devam edecekler. Çünkü, karşılarındaki insanların hayatla bağlantısı yok. Kendi hayatını önemsiz gören insanların başkalarının hayatını umursaması düşünülebilir mi?..Çok kötü günlerden geçiyoruz.. İnsanlık adına zor günler.. Hepsinden önemlisi, dünyanın dibinin  çıktığını,  insanlığın öldüğünü görüyoruz.. Paris olayları  bundan böyle herkes için  hayatın biraz daha zor olacağının göstergesidir. Yazın Fransa’da düzenlenecek Avrupa Futbol Şampiyonası finalleri bile şimdiden gölgelenmiştir.
DUVAR YAZISI 

Cumhurbaşkanı, Antalya’da 
Dünya liderlerini ağırlıyor, Dünyanın
geleceğini şekillendiriyor. Artık 
Türkiye’deki liderlerle ne konuşacak? 

Kadınların çantasındaki  “Alarm” tehlikesi 
Pekçok kez gazeteye haber konusu olduğu için biliyorum. İlimizde de zaman zaman meydana geliyor.  AVM’lerdeki markalı mağazalarda, süper marketlerde insanlar, alarm cihazlarının arasından geçerek çıkış yapıyorlar. Birden, alarm çalmaya başlıyor.  İnsan,  çevredeki kalabalık içinde sanki süpermarkette hırsızlık yapmış, bir malı çaktırmadan alıp çantasına atmış da para ödemeden çıkıyormuş durumuna, hırsız durumuna düşebiliyor. 
İzmit’teki süper marketlerde bu nedenle birkaç kez büyük kavgalar çıktı. Kapıdan çıkarken alarm çaldığı için, özel güvenlik elemanları tarafından itilip kakılan, özel odaya götürülüp, üstü başı aranan kimi vatandaşlar dava açtı. Bu alarm cihazları,  Mağazadan bir ürünü alıp, parasını ödemeden çıkmak isteyenleri yakalamak konusunda son derece becerikli.  Süpermarketlerdeki ambalajlı ürünlerin barkot bölümüne özel bir işaret konuluyor. Bu ürün, satın alan kişi tarafından kasadan geçirildiğinde, üzerindeki barkodun alarmı harekete geçiren sinyali siliniyor. Eğer ürün, kasadan geçmediyse, üzerindeki sinyal, kapıdaki cihaza alarmı çaldırıyor. Sistemin özeti bu. Ama bazı durumlarda siz tamamen masum olsanız bile,  mağazanın kapısından çıkarken alarmın çalması mümkün. Bu durumda ne yapacağınızı şaşırıyor, bazen kendinizden de şüphe edebiliyorsunuz. 
………..
Yanlış alarm konusunda çok çarpıcı bir örneği bizzat yaşadım. Ekim ayındaki tatilde yakın dostlarla gerçekleştirdiğimiz Bursa gezisinden geçen pazar bu sütunlarda gere gere bahsetmiştim. Yaşadığımız olay, bu Bursa gezisinde meydana geldi. 4 aile Bursa’daki Koru Park AVM’de, Türkiye’nin en popüler markalarından birinin çok şık mağazasında dolaştık. Ürünlere, fiyatlara baktık. Hiçbirimiz bir şey almadık. Mağazadan çıkıyoruz. Bizim gruptaki bir bayan-ismi lazım değil- mağazanın kapısından çıkarken,  alarm avaz avaz ötmeye başladı. Donup kaldık. Çevredeki herkes, bizim gruba, özellikle kapıdan çıkarken alarmı çaldıran arkadaşımıza hırsız gözüyle bakıyordu. Oysa, bir çöp bile almamıştık. 
Bu tür olay bizim ilimizdeki mağazalarda yaşandığında ızbandut gibi özel güvenlik elemanları geliyor, alarmın çalmasına neden olan kişiyi kucaklayıp, herkesin önünde hırsız gibi itip kakarak aramak üzere özel güvenlik odasına götürüyorlar. Bursa’daki mağazada görevli zarif bir bayan geldi. Arkadaşımız çok üzgün, çok mahcup ve çok çaresiz halde beklerken şöyle dedi:
“-Hanımefendi hiç üzülmeyin, Çok büyük olasılıkla çantanızın içinde bir yerde küçük bir parfümeri ürünü vardır. Bunların barkodu üzerindeki alarm sinyali, kasadan geçmelerinden 6 ay, bir yıl sonra yeniden canlanabiliyor. Bu da alarmın ötmesine neden oluyor. Çok büyük olasılıkla çantanızda böyle bir ürün var. Lütfen üzülmeyin ve buyrun geçip gidin.” 
Şaşırdık. Otele dönünce bu olayı yaşayan arkadaşımız,  çantasını olduğu gibi boşalttı. Gerçekten de yaklaşık iki yıl önce İzmit’teki bir mağazadan aldığı küçük bir makyaj kutusu vardı. Bunun barkodu üzerindeki sinyali harekete geçiren düzenek, aradan geçen süre içinde yeniden uyanmış. Alarmı da bu öttürmüş. 
Bütün bayan okurlarımı uyarmak isterim. Satın alıp, parasını ödediğiniz, üzerinde barkodu duran küçük bijuteri, makyaj malzemesi ürünlerinizi çantanızda taşımayın. Sizin de başınıza aynı olay gelebilir. Bir gün, bir büyük, markalı mağazanın içinden çıkarken, alarmı harekete geçirebilirsiniz. Bu iş İzmit’te olursa, özel güvenlik görevlileri tarafından hırsız muamelesi görüp, tartaklanma riskiniz de çok yüksektir.
Yalçın Ağabeyim, Hüseyin Kardeşim 
Sağolsun, dostlar, ahbaplar gazetenin yeni binasına “hayırlı olsun” ziyaretleri yapıyorlar. Geçen gün, uzun süredir görüşmediğim çok değerli dostlar Yalçın Kuşkan ile Hüseyin Erol geldiler.. 
Yalçın Kuşkan, benim için bu kentteki en önemli kişilerden biridir. Hiçbir konuda hırsı olmayan, kendisi için hiçbir zaman bir şey istemeyen,  hep başkalarının yardımına koşan, dürüstlük timsali bir adamdır. Neredeyse 7 Haziran seçimleri için aday listesi açıklandığından beri görüşmemiştik. Elbette aday listesinde yer almayınca kırılmıştı. Ama bu duruma düşen başkaları gibi partiye ihanet içinde de olmadı. 
Yalçın Ağabey’i çok iyi gördüm. Biraz kilo vermiş zinde. Siyasetin tamamen dışında duruyor. “Bu işler bizim gibilere göre değilmiş” dedi. Yeni Hal tesislerinden memnun. Kendi işine, gücüne bakıyor. Korkanlar için hemen söyleyeyim. Önümüzdeki kongreler sürecinde de Yalçın Kuşkan hiçbir şeye talip değil. Elbette O’nun gibi insanlara CHP’nin, Kocaeli’nin çok ihtiyacı var. Zamanı geldiğinde yeniden taşın altına elini sokması için ben de gereken baskıyı yaparım. Ama bir dönem Yalçın Kuşkan siyasetin dışında kalacak. 
Hüseyin Erol da bu kentteki çok önemli değerlerinden biri. Kurduğu ve yönettiği internet sitesi ile, İzmitlilik ruhunu yeniden canlandırdı. Çok popüler oldu, çok yakından takip ediliyor.  Yine korkanlar için söyleyeyim. Hüseyin Erol da İzmit ilçe başkanlığı dahil hiçbir göreve talip değil. Yalçın Kuşkan ve Hüseyin Erol, elbette kongreler sürecinde birer partili olarak tercih kullanacaklar. Ama CHP içinde hiçbir grubun içinde ya da hiçbir grubun karşısında durmuyorlar. Bu konuda herkesin içi rahat olsun.
Barcelona Lassa
Malum, AKP’li kadroların yerel iktidara gelişi ile birlikte, ilimizde spor-yağlı pehlivan güreşleri dışında-  dibe vurdu. Bu kentin basketbol, voleybol erkekler 1 nci liglerinde, kadınlar basketbol ve voleybol 1 nci Liginde, futbol Süper Liginde çok güçlü takımları vardı. Özellikle kadınlar basketbolunda Kocaeli Türkiye’nin en önemli kentiydi.
Yine malum, Kocaeli Türkiye’nin en önemli sanayi kenti olarak biliniyor. Zaten geçmişte erkekler basketbolu Nasaş, voleybolu AEG ETİ, kadınlar basketbolu Lassa ve Brisa firmaları sırtlamıştı. Futbol takımını da, Sefa Sirmen liderliğindeki yerel yönetim taşıyordu. Şimdilerde Kocaeli kenti  spor konusunda Türkiye’nin en geri kalmış şehri durumunda. AKP’liler, sadece kendi kurdukları Birlikspor için sürekli büyük firmaların yakasına yapışıp sirkeliyor, para alıyorlar. Kadın basketbolunu  “ABD’li oyuncunun güzel bacakları tahrik konusu” oluyor diye sonlandırdılar. Kocaelispor’u bitirdiler. Voleybol ve basketbolda birşey yapmadılar.
Bu arada ilimizdeki büyük firmalar da gidip yabancı takımlara sponsor oluyor. Pirelli genel merkezinin İtalyan İnter takımını desteklemesini gayet iyi anlıyorum. Pirelli’nin merkezi İtalya. Ama bizim şehrimizde kurulu olan, bizim markamız olan Lassa, bu yıl İspanya’nın Barcelona basketbol takımına sponsor oldu. Kimbilir Barcelona’ya, sırf formanın koluna markayı yazdırmak için kaç para verdiler?.. Geçmişte bu kentin kadın basketbolunu sırtlayan Lassa gibi bir kuruluşun,  bu kentin sporuna hiç yatırım yapmazken Barcelona basketbol takımına sponsor olması çok içimi acıtıyor. Kadın basketbolunda İzmit Belediyesi yeni bir takım kurup, adım attı. İzmit Belediyespor kadın basketbol takımının en ateşli destekçilerinden biriyim. Umarım, Lassa gibi firmalar yabancı kulüplere verdikleri sponsorluk parasının binde birini bu kentteki kulüpler için de harcarlar..
Adapazarı yolunda Gürkan ve Çeşme
Bizim gençliğimizde, hatta yeni evli olduğumuz günlerde İzmit’in sosyal hayatı, gece yaşamı bir başkaydı. Nezih restaurantlar vardı. Özellikle Fuar alanı içinde, ailenizle gidip, güzel yemek yiyeceğiniz, yemek yerken içkinizi içebileceğiniz, makul hesap ödeyeceğiniz pekçok tesis bulunurdu. Artık İzmit öyle değil.. Fuar alanı zaten bitti. Ailenizle, ya da birkaç arkadaşınızla gece gidip, ağız tadıyla yemek yiyeceğiniz, makul hesap ödeyeceğiniz yerler çok azaldı. Bu konuda, geçmişte bizim şehrimize göre çok daha tutucu, muhafazakar bilinen komşu Adapazarı bizi geçmeye başladı. 
Geçenlerde bir arkadaş tavsiyesi ile, D-100 karayolu üzerinde, Sakarya sınırları içinde, Adapazarı yakınlarında iki güzel tesisi  test etme imkanı buldum. Hala, D-100 karayolu kenarında Uzuntarla mevkiinde, yani bizim şehrimiz sınırları içindeki Ünal Restaurant bu konuda önemli tesistir. Bizim gibilere rahmetli Rıdvan Ağamızın(Alyörük)  anıları ile dolu, etin en güzelinin sunulduğu önemli bir tesistir. Ama D-100’de arabanızla yola devam edin. Eşme’yi geçin, Sakarya sınırlarına girin. Eşme’den birkaç kilometre ötede Gürkan diye bir tesis var. Mükemmel et sunuyor. Pirzolası, külbastısı olağanüstü. Közlenmiş patlıcanla mezeleri, yoğurdu, patates kızartması çok özel. Bekarlar ve aileler için ayrı yerleri var. Sigara içilmeyen, sigara içilen bölümleri var. Hele yazın hava sıcakken bahçesinde yemek yemek büyük keyif. Hesap da çok uygun geliyor.
Yine D-100 üzerinde, Gürkan’dan 1 kilometre kadar ötede, Serdivan kavşağı yakınında, yine yolun sağ tarafında bir de Çeşme diye bir tesis var. Gürkan gibi, Çeşme de Sapanca Gölü kıyısında, meze çeşidi daha fazla. Gürkan’da sadece et çeşitleri var. Çeşme’de balık da bulunuyor. Özellikle Yayın Balığı konusunda çok iddialı. Yılın 365 günü Yayın Balığı bulunuyor.
Gürkan’da pirzolayı, Çeşme’de yayın kavurma veya et kavurmayı mutlaka tavsiye ederim. İster ailenizle, aile dostlarınızla, isterseniz kadın kadına veya erkek erkeğe rahatlıkla gidebileceğiniz, kazıklanmadan gayet güzel yemek yiyip, vakit geçirebileceğiniz yerler. Komşu Adapazarı, bu alanda hızla ilerliyor. Eskiden Adapazarlılar bize gelirdi, yakında biz bu şehirde gidecek yer bulamayıp, hep oralara gider hale gelebiliriz. 
Bu yazı toplam 606 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.