1. YAZARLAR

  2. Hayrettin ALBAYRAK

  3. Düşün çocukların yakasından
Hayrettin ALBAYRAK

Hayrettin ALBAYRAK

Yazarın Tüm Yazıları >

Düşün çocukların yakasından

A+A-

Henüz 12 yaşındaki miniklerin maçlarında olay çıkması şaşırtıcı olmanın ötesinde son derece düşündürücü. Haberi ana sayfamızda okumuşsunuzdur. Maça aynı otobüsle giden iki takımın maçında yaşananlar hayret verici. Daha ligin başı sayılır, üstelik bu yaş grubunda kazanmak önemli olmamalı. Ama biri tribünde rakip kaleci vakit geçiriyor diye kızıyor, hırsını alamayıp sahaya iniyor ve 12 yaşındaki çocuğu altına alıp dövüyor. Bu kadarla kalmıyor tabi. Kalecinin darp edildiğini gören antrenör hışımla olay yerine gidiyor, saldırgana vuruyor. Sen misin vuran, tribünden atlayan başkaları antrenöre tekme tokat giriyor. Rakip takımın kalecisinin ağabeyi, yani bir veli olduğu öğrenilen tribünden atlayan 17-18 yaşlarındaki taraftar fitili ateşliyor, sonra olay nereye geliyor. Önce minik kaleci, sonra tribünden atlayan ilk kişi, en son antrenör saldırıya uğruyor. Antrenörün sağ gözünün altında kanama oluşmuş, dün rapor almış. Kendisine vuran 40 yaşlarında olduğu belirlenen kişiden şikayetçi olmuş.

EN BAŞTA EĞİTİMCİ HATALI 
İşin başka bir enteresan tarafı sahaya atlayan 17 yaşındaki taraftar da maça gelirken aynı otobüsteymiş. Yani belki de aynı araçta yan yana oturduğu rakip kaleciye, rakip kalecinin antrenörüne fiili saldırıda bulunuyor. Hadi onun için yaşı küçük cahillik etti diyelim, olayda en başta hata antrenör kardeşimizin. Remzi Kulaber kardeşim aynı zamanda beden eğitimi öğretmeniymiş. Bir eğitimci olarak olaya daha sakin yaklaşmalı, ortamı sakinleştirmeliydi ama tam tersini yapmış. Dün telefonla geçmiş olsun dileğinde bulundum, hatalı olduğunu da bizzat yüzüne söyledim. Kabul etti, bir anda oldu, yapmamam gerekirdi dedi. Kolay değil tabi çocuğunuz gözünüzün önünde yere yatırılmış dövülüyor, anlık reflekse engel olmak yazdığım, nasihat ettiğim gibi kolay değil. Ancak ne olursa olsun bir eğitimcinin o şekilde davranmaması gerekirdi. En son sahaya inip antrenöre saldıranın yaptığı da iş değil. Tekme tokat saldırmış. Allah göstermesin antrenörün gözü kör olabilirdi. Lütfen öfkemize hakim olalım, bir anlık kızgınlıkların nasıl sonuçlar getirdiğini her gün televizyonlarda, gazetelerde görüyoruz. Ders çıkartalım, ibret alalım. 

top-aglarda--ilk-yazi-002.jpg

OLAYLARIN ANA NEDENİ VELİLER
Tıpkı bu olayda olduğu gibi küçük yaş gruplarındaki maçlardaki gerginliklerin genellikte tribündeki velilerden çıktığı gerçeği var. Bu da oldukça düşündürücü. Veliler çocukları söz konusu olduğunda doğal olarak hassas ve de tahammülsüz, en küçük bir şeyde tepki veriyorlar. Çocukları oynasa bir sorun, oynamasa başka sorun. Oynasa illa takımı kazanacak; hepsinin oğlu Maradona ya! Oynamasa dedikodu yapacak. Kulüp yöneticilerinin ve teknik adamların velilerden yana çok dertli olduğunu biliyorum. Bu gidişat işi değil, yarın çok vahim şeyler de olabilir. Kulüpleri yönetenler mutlaka velileri uyarmalı, dikkate almayanlardan maçlara gelmemelerini istemeli. Bırakın çocuklar özgürce sporlarını yapsın, merak etmesinler başlarında onların hakkını koruyacak yöneticileri de antrenörleri de var. Pek çok örnekte görüldüğü gibi olaya veliler müdahil olduğunda işin için çıkılmıyor. 

RAHAT BIRAKSINLAR ÇOCUKLARINI 
Velilere son sözüm şudur ki; sakince bir köşede maçı izleyecek velilere tribünler sonuna kadar açık ama tahammülsüz, kendine hakim olamayanların orada işi yok. Ne başlarına iş alsınlar, ne başkalarına zarar versinler. Otursunlar evlerinde, çocuklarını beklesinler.  Şundan emin olsunlar, kendilerinin olmadığı ortamda çocuklar daha rahat edecek, çok daha iyi performans ortaya koyacaktır.  Çok yetenek bilirim velileri her şeye karıştığı için ziyan olup giden. Yine çok yetenek bilirim velisi rahat bıraktığı için zirveye çıkan. Yakın zamana kadar sadece çocuklarına zarar veriyor, kötülük ediyorlardı; şimdi işi büyüttüler ortamı da geriyorlar, olay çıkmasına sebep oluyorlar. İlla çocuğumun oynadığı takım kazansın, çocuğum yoksa lanet olsun zihniyetiyle bakan, dünyanın kendi çocuğunun ekseni etrafında döndüğünü sanan velilere sesleniyorum; düşün çocukların, tertemiz duygularla oynanan küçük yaş liglerinin yakasından. Sizsiz her şey daha güzel olacak. 

Başlangıç kötü;
dilerim toparlarlar 

Kocaelispor ile ilgili detaylı değerlendirmeler yapıyoruz. Profesyonel ligdeki diğer temsilcilerimiz için de ikinci haftanın ardından bir analiz yapalım istedim. Malum hiç biri iyi bir başlangıç yapamadı. Dilerim toparlarlar. 

KÖRFEZ SK’YA ŞAŞIRDIM VE SEVİNDİM  
Doğrusu Körfez SK’nın Adana’dan 2-0 mağlup dönmesine şaşırdım. Neredeyse takımın yarısı ilk kez profesyonel maça çıkıyordu. Takımın başındaki iki isimden biri diploması olsa da kulüpte muhasebe müdürlüğü yapıyor, diğeri alt yapı koordinatörü. En az 5’lik olurlar, hatta erken gol yerlerse çok fazlası da gelir endişesi içerisindeydim. Maçkolik’ten dakikaları takip ederken uzun süre skorun 1-0 kalmasına şaşırmakla birlikte bizim gençler adına çok sevindim. Helal olsun çocuklar, direnin dedim. Sonlara doğru ikinci gol geldi. Çok önemli değil. Apar topar maça çıkacaksın ve deplasmanda 2-0 kaybedeceksin. Üstelik de izleyenlerden öğrendiğim kadarıyla bizim gençler aslanlar gibi mücadele etmişler, Kozanlıların alkışını almışlar. Körfez SK için bu maç bir özgüven oldu diyebiliriz. Çocukları kutluyorum. 
Gebzespor, flaş bir kadro kuran Hekimoğlu Trabzon’u ağırladı. Maç günü en kötü beraberlik olur tahmini yapmıştım. Öyle oldu. Temsilcimiz iyi mücadele etmiş, tam tabirle dişli rakibini sallamış ama yıkamamış. İlk maçtaki farklı yenilgiden ardından bu puan iyi bir moral oldu. Darıca GB için ilk haftaların sançalı geçeceği belliydi. Zira yeni bir takım kurulmuştu. Temsilcimiz iç sahadaki beraberlikle başladığı ligin ikinci haftasında grubun şampiyonluk adaylarından Mememen’den beklenmedik bir fark yedi. Aslında ilk yarı başa baş geçmiş. İkinci yarının başında skor 3-1 olunca maç kopmuş. Tabi ki, 5-1’lik yenilgi camiada üzüntünün yanı sıra tepkiye neden oldu. Sosyal medyada karamsar tabloların çizildiği mesajlar gördüm. Takımın zamana ihtiyacı var ve taraftar sabırla desteğini devam ettirmeli. 

GÖLCÜK’UN ŞANSSIZLIĞI FİKSTÜR 
Kadrosunu büyük ölçüde yenilemiş takımlar için geçiş dönemi, yani ilk haftalar çok zordur. Hele ilk haftalarda zorlu fikstürünüz varsa, ciddi bir sıkıntı söz konusudur. Gölcükspor’un durumu ne yazık ki böyle. Yüzde 80 değişmiş, gençleşmiş takım ilk iki haftayı zorlu rakipler karşısında sıfır puanla geçti.  Bu hafta Bayburt, sonra Çorum gibi grubun dişli takımlarıyla oynayacaklar. Tamam takım umut veriyor, iyi gençler var ama sonuçlar çok önemli. Kötü gidişat sürerse toparlamak çok güç olur. Onun için Gölcükspor’un acil olarak puana, hatta galibiyete ihtiyacı var. Bayburt, olmadı Çorum’dan birinin kazanılması, psikolojik güç takviyesini beraberinde getirecek, takım olma yolunu kısaltacaktır. Gölcükspor’u çok kritik iki-üç maç beklemektedir.          -320

Bu yazı toplam 1829 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
3 Yorum