1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. Duygulanmamak insanın elinde değil..               
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

Duygulanmamak insanın elinde değil..               

A+A-

Bu  yazıyı  yazmak  için  oturduğumda  toplumumuzun  değer  yargılarını şöyle  bir  gözden  geçirdim  ve  ulusuma  ait  önemli  Milli  ve  Manevi   değerlerimizin   coştuğu  bir  zenginlikle  harç  olduğumuzu  bir  kez  daha  duygulanarak   hissettim.  Yüreğimin,  korona virüsün bizi  bedbinleştirdiği  ve  geleceğe  pek  güvenle  bakamadığımız  şu  günlerde  heyecanla  çarpmaya  ve  “Bu  millet  neler  atlatmış. Yine topyekûn  bunun da  üstesinden  geleceğiz,  mutlaka  geleceğiz”  sözleriyle  çarpmaya  başladığına  sevinçle  şahit  oldum.              İçim  ürperdi  bir  anda. En güzeli de, beynimde  onlarca  anı  tazelenip,  bu  günkü  olumsuzlukları   belli  bir  müddette  olsa,  unutmama  neden  oldu.  Tabi ki  duygulandım.  Zaten  vatanını,  milletini,  dinini,  kutsi  olgularını  ciddiye  alarak  sakınan  bir  insanın duygulanmaması  mümkün  değil.  Yaşadığımız salgın hastalık nedeniyle bu  sene   o kadar  çok  kutlanması  ve  anılması  gerekli  günü, haftayı  veya olayı  evde  geçirdik ki. En özellerini  sayacak  olursam 23  Nisan,  Ramazan,  19  Mayıs, Ramazan  ayının  kilit  noktası  sayılan  ve  rahmete  erişeceğimizi  umarak  beklediğimiz  camilerin  dolup  taştığı  Kadir  Gecesi  evimizde  kendi  duygu  ve  coşkumuzu  katarak  geçirdiğimiz  toplumsal  birlikteliğin  şaha  kalktığı  günler  ve  geceler  diyebilirim. Ancakk,  sıkıntılı  aylar  sizler  gibi  benimde  ruhumda, yüreğimde  ve  beynimde  böylece  geçti. Sonuçta  geriye  eski   günlerdeki   coşkuyu  hasretle  hatırlamak,  anmak  ve  o  günleri  özlemek  kaldı.  Ama  her  şey  bir  yana,  inanınız  ki  o  günleri,  bu  günlerle  kıyaslamaya  değer. Çünkü  anılarımda  özel  yeri  olan  19 Mayıs  Gençlik  ve  Spor  Bayramı  bunlardan  en  özeli,  en  heyecanlısıydı.                                                            Hadi sizlere de  hatırlatmak  adına  o  günlere  birazcık  gidelim mi.?        

Nasıl silinir  beynimden  19  Mayıs’la  özdeşleşmiş  “Dağ  başını  duman  almış,  yürüyelim  arkadaşlar”  marşını  haykırarak  söylememiz. Peki  lise  yıllarında  kapalı  spor  salonunun  bahçesinde  kutladığımız  19  Mayıslardaki  o  renk  renk  kıyafetler  içinde  kelebek  gibi  uçuşan  gençleri  hatırlıyor musunuz.?   Beden  öğretmenlerimizin  hazırladığı  gösterilerdeki  gururu  ve  neşeyi  nasıl  unuturuz.? Ulu  önder  Mustafa  Kemal  Atatürk  ve  kahraman  silah  arkadaşlarının  o  korkunç  günlerde  yaşadıklarını  bir  nebzecikte  olsa,  coşan  duygular  arasında  hissederek  yaşarmış  gibi  olmak,  az  ayrıcalık mıydı.?  Aslında  çok  ama  çok  şanslı  buluyorum  bizim   dönemlerimizi. Ve  yaşadığımız  heyecanı  düşledikçe,  şimdiki  çocuklara  ve  gençlere   acıyorum. Teknolojinin  ve  gelişimin  en  üst  olanaklarından  yararlanmalarına  rağmen,  bizlere  nasip  olan  duygu  zenginliklerinde  neler  kaçırdıklarını  bilemezler.                   O  ruhu   yaşamış  olsalar,  benim   ne  demek  istediğimi  daha  sağlıklı  anlarlardı.

Benim  jenerasyonum  Milli,  Dini  ve   Tarihi  bir  çok   olgunun  zevkine  vardı. Ancak,  bu  toplum  en  kıymetli  değerlerini  zamanla  dejenere  etti. Kimisi  dini,  kimisi  Atatürk’ü  çıkarları  adına   kullandı.  Ardına  saklanarak  yürüttü   dümenini.  İki  tarafta  kandırdı  vatandaşı,  avuttu  yalanlarla.  Sahte  bayramlar,  sahte  sözlerle  yaklaştılar  manevi  değerlere.  Eğer  bu  gün  yaşamış  olsalardı,  karşımızda  milli  ve  dini  değerlerimizi  menfaatleri  adına  kullanan  bu  bozguncu  insanları,  ne  dinimizin  rehberi  Sevgili  Peygamberimiz  Hz. Muhammet,  ne  de  milli  önderimiz  Mustafa Kemal  Atatürk  af  ederdi. Bu  insan  bozuntularını  toplumdan  en  kısa  sürede  uzaklaştırırlar  ve  gerçek  dini  ve  milli  değerlerimize  kavuşurduk. Bakınız  ardımızda  bıraktığımız  Salı  günü  19  Mayıs  Atatürk’ü  Anma  Gençlik  ve  Spor  Bayramıydı. Veee,  yukarda da  belirttiğim  gibi  dini  özelliği  gayet  büyük  olan  Ramazanı şerif  ayının  muhasebesinin  yapılacağı  Mübarek  Kadir  Gecesi  yaşandı.  Ne  kadar  keyifli  ve  hissi  duygularla  dolu  olduğumuzu  bir  kez  daha  belirtmek  isterim. Biz  millet  olarak  buyuz  işte. Aslımız  bu. Bizlere  çocukluğumuzda  büyüklerimiz böyle  öğretti. Bizim  jenerasyonun  dini  ve  milli  heyecanı  en  derin  hücrelerine  dek nüksetmiş   anlayacağınız. Dilerim  bu  günün  gençleri,  hatta  yeni  yetişen  çocukları  bu  hissiyata  erişebilirler. Belki de  yine  iş  bizlere  düşüyor. Eğer  ellerindeki  teknoloji  harikalarından  fırsat  bulur da  bizi  dinlerlerse,  zevkle  anlatmaya  hazırız. Hep  derim  ya. Ne  yazık ki,  geçmişini  anlatacak  bir  çınarı  olmayan  ailelerin  geleceğe  verecek  pek  bir  nostaljik  argümanları  olamaz. Maalesef  bu  realite  itiraz  kabul  etmez. Ama  bizim  genç  anne  ve  babalardan  ümidimiz  sonsuz. Onlar  bu  milleti  her  yönüyle  yüceltecek  eğitimli  ve  bilinçli  Türk  kültür  elçileri   olacaklardır.  Şimdi  sıra  Ramazan  Bayramında. O  dini  değerimizi de  evimizde,  canlarımızdan  uzak  ve  yalnız  geçireceğiz. Olsun,  o  günde  eski  bayramları  hayal  eder,  istediğimiz  her  sıcaklığa  sımsıkı  sarılmışçasına  ruhumuzda  hissetmeyi  başarırız. Ne yapalım  yeter ki  sevdiklerimiz ve tüm  insanlık  adına  önce  sağlık  olsun. Veee,  bu  günden  Ramazan Bayramınız kutlu olsun..

Bu yazı toplam 1009 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
5 Yorum