1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Eğitim hala bu kafalar ile mi yönetiliyor?
Eğitim hala bu kafalar ile mi yönetiliyor?

Eğitim hala bu kafalar ile mi yönetiliyor?

Sabahları, özellikle pazartesi sabahları, evden işe yürüyerek gelirken, İnönü Caddesi-Alemdar Caddesi güzergahını tercih ederim. İzmit Lisesi’nin ve Gazi Lisesi’nin önünden geçerek güne başlamak, okula

A+A-

Sabahları, özellikle pazartesi sabahları, evden işe yürüyerek gelirken, İnönü Caddesi-Alemdar Caddesi güzergahını tercih ederim.

İzmit Lisesi’nin ve Gazi Lisesi’nin önünden geçerek güne başlamak, okula giren gençlerin arasından geçmek, bana enerji yükler. O okullarda geçen kendi gençlik yıllarımı hatırlarım.

Dün sabah da öyle yaptım. İnönü Caddesi’nden geldim, Alemdar Caddesi’nden aşağıya doğru ineceğim.  Gazi Lisesi’nin öğrencilerin giriş yaptığı bahçe kapısı bölgesinde birikim dikkatimi çekti. Bir öğretmen-büyük olasılıkla müdür yardımcısı- kapıda öğrencilerin kılık kıyafetine bakıyor.

Kesinlikle eğitimde ölçülü disiplinden yanayım. Öğrencilerin sorumluluğu olmalı. Abuk sabuk, okul adabına uymayan kılık, kıyafetlerle okula gelmelerine engel olunmalı. Ama böyle bir durum yoksa, öğretmenler de öğrencilere karşı biraz tolerans göstermeli.

Bir erkek öğrenci ile, kapıda görevli öğretmen tartışıyorlar. Öğretmen, saçları uzun olduğu gerekçesiyle, öğrenciyi okula almıyor. Öğrenci yalvarır pozisyonda. “Bugün okul çıkışı saçımı kestirip, yarın öyle gelirim” diyor.

Yok, öğretmen anlamıyor. Kapıdan çocuğu çevirdi.

Olaya tanık oldum ve içim sıkıldı. Biraz takip ettim. Okula alınmayan, arkadaşları arasında öğretmenden laf işiten, hakarete uğrayan genç, kenarda ağlayacak durumda. Hem mahcup, hem alabildiğine öfkeli.

Dikkatli baktım. Saçı normalden biraz uzun. Ama öyle okula alınmayacak gibi değil. Temiz pak. Öğrenci, Gazi Lisesi’nde son sınıfta. Bu yıl üniversite sınavlarına girecek. Zaten bu durumdaki çocukların boş zamanı bile yok. Ya okulda oluyorlar, ya da okuldan çıkar çıkmaz, hafta sonu tatillerinde bile dershanelere gidiyorlar.

Kapıdan saçı uzun diye çevrilen genç, 17-18 yaşlarında artık kişiliğini bulmuş, kalabalık içinde laf işitmeyi hazmedemeyecek yaşta.

Pazartesi sabahı okula giremedi. O günün derslerini kaçırdı.

Oysa öğretmen, saçını uzun bulduğu öğrenciyi uyarabilir, adını not alır, “Bugün gir, dersini kaçırma. Ama yarın sabah tıraş olmuş halde bana gelip, kendini göstereceksin” diyebilirdi.

Yapmadı. Çocuk ısrar etmesine, ertesi gün için saçını kestirip geleceğine söz vermesine rağmen yapmadı.

Olaydan etkilendim. Öğrencinin durumuna üzüldüm ve kendi kendime gazeteye gelene kadar düşündüm; “Bizim eğitim sistemimizde hala bu kafa mı hakim?”

Tekrar ve üzerine basarak yazıyorum; kesinlikle kılık kıyafeti okul adabına uymayan, erkeklerin uzun saçlı, kızların aşırı makyajlı şekilde okullara gelmesini savunmam. Hatta bana kalsa, okulların girişinde çocukların saçlarına, tırnaklarına bakmak yerine, cep telefonlarını yasaklamak lazım.

Ama saçı normalden biraz uzun olan, üstelik lisenin son sınıfına gelmiş bir öğrencinin, haftanın ilk iş gününde okul kapısından böyle çevrilmesine de karşıyım. Denetim yapılır. Kusurlu bulunan öğrenciler uyarılır, hatta isimleri kaydedilir. Ertesi gün istenilenleri yerine getirmiş halde okula gelmesi istenir.

Çocuk dersten kalmaz..

Dün öğretmeni tarafından saçı uzun diye okula alınmayan genç ne yaptı merak ediyorum. Büyük olasılıkla, hemen bir berbere gidip, saçını kısaltıp, ikinci derse girmemiştir. Okul zamanı boyunca çarşıda hayta hayta gezinmiş, içinden kendisini okula almayan öğretmene sövmüş, bir yerlerde çay, kahve içmiş-tabii cebinde parası varsa- sonra eve gidince de ailesine “Beni bugün okula almadılar” diye söylememiştir.

O çocuğa da, onu okutmak için binbir zorluğa katlanan ailesine de yazık değil mi?..

En çok bizim eğitim sistemimiz için yazık ve ayıp değil mi?..

Türkiye, belli saplantılardan kurtulmaya çalışıyor. Artık en azından üniversitelerde, inançları nedeniyle başını kapatan kız öğrencilerin kapılardan çevrilmemesini hepimiz savunuyoruz.

Ama hala liselerde, saçı normalden 1-2 santim uzun erkek öğrenci, üstelik üniversiteye hazırlanan son sınıf öğrencisi, okul yöneticisi tarafından herkesin içinde bağırılarak okul kapısından geri çevriliyor.

Yeni okul binaları yapmak, eğitimde sistemleri değiştirmek elbette önemli.

Ama hepsinden önce kafaları değiştirmek lazım.. Devir, eski devir değil.. Çocukları okuldan soğutacak davranışlar yerine, okulu sevdirecek, okulda kendilerini mutlu ve özgür hissedecekleri ortamı yaratmak lazım.

Biz hala okullarımızdan dayağın kökünü kazıyamadık. Kalitesiz, inisiyatif alamayan, çocuklar üzerinde baskıyı, hot-zortu marifet sanan ve kendilerini belki de böyle tatmin eden eğitimcilerle yola devam ediyoruz.

Okulların, özellikle liselerin kapılarında öğrencilerin topluca saç, giysi, makyaj denetiminden geçirilmesini, sakıncalı bulunanların okul kapısından çevrilmesini çok ilkel ve yanlış bir davranış biçimi olarak görüyorum.

Haftanın belli günlerinde, çocukların üst baş, saç-tırnak muayeneleri, sınıflar dolaşılarak yapılabilir. Uyarılması gereken öğrenciler, bağırılıp çağrılmadan uyarılır. Ertesi gün hatasını düzelterek gelip, kendisini göstermesi istenebilir.

Çocuğu okul kapısından kovmak, “Git ne halin varsa gör” diye sokağa bırakmak, o çocuğa da, ailesine de yapılan en büyük kötülüktür.

Ne yazık ki, hala eğitimde böyle kafalar var..

Sistemdeki bozukluğun, başarısızlığın temel nedeninin de bu kafalar olduğunu düşünüyorum.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.