• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Kocaeli 5 °C

Ekşi ile; anılar, anılar

İsmet ÇİĞİT
Bir dönem, Kocaeli’nin, Kocaeli siyasetinin en güçlü ismi, hiç kuşkusuz Sefer Ekşi’ydi. Bugünkü il başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları Ekşi’nin kullandığı siyasi gücün zerresine sahip değiller. 
Sefer Ekşi,  1999-2002 yılları arasında milletvekilliği yaptı. Milletvekili olmaya ihtiyacı yoktu. Ama heves etmişti. Milletvekiliyken çok güçlüydü. Ama 1999 öncesi, Mesut Yılmaz’ın ANAP Genel Başkanı ve Başbakan olduğu dönemlerde Sefer Ekşi daha da güçlüydü. 
Bir polis, bir öğretmen atamasından tutun da, bu kentte kimin Vali, kimin Başhekim, kimin Bayındırlık Müdürü olacağına kadar her konuda racon kesen tek kişi Ekşi’ydi. Mesut Yılmaz’a çok yakındı. İstediği an ulaşabilir, her şeyi söyleyebilirdi.  Milletvekili olduğu dönemde, koalisyon hükümeti vardı. Ekşi, koalisyon ortağı ANAP’ın milletvekili olarak Kocaeli’nin en güçlü  siyasi aktörüydü.
İhaleleri kimlerin alacağı, bir kamu işini üstlenmiş müteahhidin inşaat malzemelerini kimden alacağı bile Ekşi’ye sorulurdu.
Benim, Sefer Ekşi ile ilişkilerim çok inişli çıkışlı olmuştur. Ekşi milletvekili olmadan önce çok samimiydik. Neredeyse haftada en az 2-3 kez görüşürdük. Bir tek talebim olmamıştır. 1999’da Ekşi il başkanlığından milletvekilliğine geçmek istediğinde, kendi partisi içinde karşı çıkan çok insan vardı. Ben, bütün gücümle destekledim. Sefer Ekşi’nin milletvekili olmasında küçük de olsa payım vardı. Ekşi, milletvekili oldu. Üstelik koalisyon ortağı partinin en güçlü milletvekili.  O 1999 yılı mart ayındaki seçimlerden bir süre sonra büyük deprem felaketi yaşandı. 
O dönemde, Sefer Ekşi ile benim aram açıldı. Ben Ekşi’ye çok kızmıştım. Aslında doğrudan Sefer Bey’e kızmamıştım. O’nun soyadını taşıyan, yakın akrabası olan-genellikle sarı ceket, mor pantolonla dolaşıp, saçlarını uzatan-  kişinin küstahlıklarını ben Sefer Bey’e fatura ettim. Selamı, sabahı kestim. Hatta, “Sefer Ekşi bey arıyor” dediklerinde telefonuna çıkmadım. 
Böyle yıllar geçti. Karşılaştık, selam vermedim. Ama Allah’ı var. Ne il başkanı, ne milletvekili olduğu dönemlerde,  çok büyük siyasi güce sahip olmasına rağmen, bir tek gün yazdıklarıma en küçük sitem bile etmemiştir. ANAP’ı yerden yere vuran, Mesut Yılmaz’ı yerden yere vuran yazılar yazardım. Bir tek gün Ekşi, “Bu kadar da olur mu?” dememiştir.
Yıllar sonra, Sefer Ekşi’nin bütün siyasi sıfatları bittikten sonra, bir acı günde Ekşiler’in cenazesine gittim. Sefer Ağabey’e sarıldım, taziye ilettim. Eskisi kadar hiç yakınlaşmadık ama, aramızdaki o kalın buzlar da erimişti.
Önceki gün Sefer Ekşi, yanında Türkiye Muhtarlar Derneği Kocaeli Şubesi eski Başkanı İsmail Şişman ile ziyarete geldi. Metin Karan da bize katıldı. Sefer Ağabey-benden 3-4 yaş büyüktür- eski anılara daldı. İl Başkanlığı, Milletvekilliği dönemlerinden. Farklı partilerden olmalarına rağmen, Sefa Sirmen ile birlikte bu kent için yaptıklarından. Vali atamalarından, dönemin bakanları ile ilişkilerden söz etti. 
Kuşkusuz, bu kentte en çarpıcı siyasi anılara sahip kişilerden biridir Sefe Ekşi. Zaman zaman bahsettiği olaylardaki kişilerin isimlerini unuttuğu oldu. Yaşımız artık ilerledi. Ben de pekçok ismi unutmuşum. Mesut Yılmaz’dan söz etti. O dönemdeki asker-siyasetçi ilişkilerini anlattı. Çok keyifli bir sohbetti. Keşke Sefer Ekşi gibi kişiler anılarını yazsalar. 
Şimdilerde Sefer Ekşi başarılı bir iş adamı. Sağlığına da önem veriyor. Yürüyüş yapıyor, kilo vermeye çalışıyormuş. Anıları içinde kendisini en çok sarsan olaylardan biri, 5-6 yıl önce apar topar evinden polisler tarafından alınıp, sorgu için Ankara’ya götürülmüş olmasıymış. Bu olayı anlattı. Ankara’da bir ihale yolsuzluğu davasında sanık olarak Ekşi’yi de alıp götürmüşlerdi. Savcı, mahkemeye bile sevk etmeden serbest bırakmıştı. Ekşi, “Yıllar sonra bu olayın, bugün paralel yapı olarak adlandırılan örgütün kumpası olduğunu ortaya çıkarttım” dedi. 

*Erenkaya: “O toplantı toplantı değildir”
CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay’ın geçen pazar günü Tanyıldız Düğün Salonunda düzenlediği kahvaltılı “Hafıza” toplantısı ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Bu toplantı ile ilgili yazılarımda,  Kocaeli eski milletvekili Hikmet Erenkaya için de “Neden katılmadı, neden konuşmadı” diye soru yöneltmiştim.
Erenkaya artık gazeteleri daha yakından takip ediyor. Önceki gün aradı. Önemli değerlendirmeler yaptı. Hurşit Güneş gibi, Hikmet Erenkaya da,  CHP il örgütünün düzenlediği pazar günkü toplantıyı “Resmi parti toplantısı” olarak kabul etmiyor. “İl Örgütü İl Danışma Toplantısı düzenlesin, gelip konuşurum” dedi. Erenkaya’nın diğer değerlendirmeleri şöyle:
“-Ben bel fıtığı tedavisi görüyorum. Pazar günü bacağımda müthiş ağrı vardı. Bu nedenle de toplantıya gitmedim. Ama bacağımdaki ağı olmasa da gitmezdim. Parti toplantısı yemekli olmaz. Zaten kahvaltılı toplantıya katılanların üçte ikisi, kahvaltıyı yedikten sonra salondan çıkmış. İl Başkanı önceden (Genel Başkanı, genel merkezi eleştirmek yok) diye ön şart koydu. 5 dakika konuşma süren olacak. Genel Başkanı, genel merkezi eleştirmeyeceksin. O zaman oraya gitmenin ne anlamı var?”
Hikmet Erenkaya, pazar günkü toplantıya kendisinin değil, CHP milletvekillerinin katılmamasının değerlendirilmesi gerektiğini de söyleyerek şöyle devam etti:
“-Haydar Akar kendini Kocaeli’nin patronu görüyor. Ama toplantıya gelmiyor. Önce milletvekilleri gelmeli. Haydar Akar, Derbent’te partinin oyunu nasıl arttıracak, Fatma Hanım, M.Alipaşa’da azalan oyumuzu nasıl arttıracak?. Gebze ‘de AK parti bizi üçe katladı. Tahsin Tarhan Gebze’de oyumuzu nasıl arttıracak. Onlar gelsinler, partililere bunları anlatsınlar. “
Erenkaya, pazar günü örgütün düzenlediği “hafıza” toplantısını “Gaz alma” toplantısı olarak görüyor, hiçbir anlam taşımadığını söylüyor. İl örgütünden gerçek manada bir İl Danışma toplantısı bekliyor.
Birlikspor’da kriz var..
Sanayici elini cebine atsın 
Kocaeli Birlikspor hikayesini en baştan alıp anlatmak istemiyorum. Kocaelispor’u bitirmek adına kurdular. Hedef, 2 yılda  Süper Lige çıkmak, yeni stat bitene kadar bu şehre  Süper Lig takımı getirip, Kocaelispor’u tarihten silmekti.. 
Dereyi kirleten sanayicinin,  havayı kirleten Holding’in gırtlağına bastılar.,  Kocaelispor’a destek olanı  perişan ederken, Birlikspor’a  açık açık, üstelik kamu görevlileri aracılığı ile para istediler. İki yıldır Birlikspor’un kullandığı paranın gerçek rakamlarını biri açıklayabilir mi?. Açıklayamaz.. Üstelik ortada şampiyonluk falan da yok.
Şimdi, Birlikspor’da yine para bitmiş. Hala geçen yıldan kalan borçlar var.  Üstelik mevcut futbolcular alacakları ödenmediği için  antrenmana çıkmıyormuş. Eyvah ki eyvah.. Birlikspor için yeni bir salma çıkartılacaktır.. İlimiz sanayicileri şimdiden pamuk ellerini ceplerine atsınlar. Yakındır,  “Şu Birlikspor’a bir sakal at” diyenler olacaktır. 
Bu kentin bütün sanayicilerine sesleniyorum. Cesaretiniz varsa,  sizden Birlikspor için para istendiğinde bana haber verin. Bu gazetede büyük bir keyifle duyurmaya hazırım. 

*Abuk siyasetçiler bulaşmayınca
İnsanları, doğayı, çevreyi ilgilendiren büyük projeler başlamadan önce Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci uygulanması yasal sorumluluk. ÇED sürecinin bir ayağı da, bu projenin uygulanacağı bölgedeki insanlara, ayrıntılı bilgi vermek.
ÇED süreci içinde, projenin uygulanacağı bölgedeki bilgilendirme toplantılarının bir yaptırımı yok. Projeyi hazırlayanlar, uygulayacak olanlar bölge halkını bilgilendiriyor. Bu toplantının yapılmasını toplantı bölgesinde bağırıp çağırarak engellerseniz, bu projenin yapımını engellemek anlamına gelmiyor. Sadece, halkın bilgilenmesini  engelliyorsunuz. 
Bizim şehrimizde kendilerini önemli siyasetçi zanneden, ama aslında cahil ve kişisel hesap içinde olan insanlar var. Projelerle ilgili ÇED toplantılarını, devletle kavga bahanesi gibi görüyorlar. 
Keşke ülkemizde vahşi kapitalizm uygulanmasa. Keşke,  özellikle çevreyi ilgilendiren projeler yapılmadan önce, bölge insanlarının görüşleri dikkate alınsa. Ama uygulama böyle değil. ÇED toplantılarında bağırıp çağırmak, halka bilgi vermeye gelenlere saldırmak, tamamen bir gösteriş, bir cahil siyasetçi mantığıdır.
Geçen gün, Akmeşe bölgesinde yapılması planlanan Akmeşe Barajı ile ilgili ÇED toplantısı vardı. Akmeşe’de sadece baraj yapılmayacak. Barajın inşaatı için bölgedeki yakın köylerde üç tane taş ocağı da kurulacak. Köylü, bu taş ocakları kaygılandırıyor. Ayrıca baraj gölünün nereleri kaplayacağı merak ediliyor. ÇED toplantısı Mecidiyeköy Muhtarlığında yapıldı. Bölge köylüleri, muhtarlar ilgi gösterdiler. O abuk siyasetçilerden kimse yoktu. Güzel güzel toplantı yapıldı. DSİ yetkilileri projenin ayrıntılarını anlattı. Köylüler, kendi sıkıntılarını, bu projeden duydukları kaygıları anlattılar. Kavga dövüş olmadı. DSİ çalışanı Çevre Mühendisi bir yetkili, “Hiçbir projenin çevreye en küçük zarar vermeyeceğini söyleyemeyiz. Biz bu projeyi bölge için gerekli görüyoruz. Çevreye olumsuz etkisinin en düşük seviyede kalması için de elimizden geleni yapacağız” demesi önemliydi. Bölgede 8 dönümlük meyve bahçesi bulunan bir köylü kadının da, “Ben çalışıp, meyve üretmek istiyorum. Siz benim bahçeme sulama suyu temin edin” çıkışı önemliydi. 
Nihayet, yıllar sonra bir ÇED toplantısı kuralına uygun biçimde tamamlandı. Bir formalite aşılmış oldu. Cahil siyasetçinin bulaşmadığı işler iyi olabiliyor.
*Bir an önce ve oybirliği ile
Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkiler, Avrupa’yı çok korkutan Suriyeli mültecileri biz ülkemizde tutmayı taahhüt ettiğimiz için yeni bir boyut kazandı. Avrupalılar, Türkiye’nin AB’ye girmesine sıcak bakmıyorlar, sürekli işi yokuşa sürüyorlardı. Şimdi Türkiye, “Ben Suriyelileri tutar, size yolmamam. Ama siz de beni AB’ye alın” resti çekti.
Hedef, önümüzdeki haziran sonu, ya da en geç Ekim başına kadar, Türk vatandaşlarına uygulanan vizeleri kaldırmak. Avrupa’ya, Bulgaristan’a gitmek için bile vize almak zorunda kalmak, Türk vatandaşları için çok büyük bir hakarettir. 
AB, Türkiye’nin önüne konan koşulları yerine getirmesi halinde, en kısa zamanda vizeyi kaldırmayı da kabul etti. Bu şatların yerine gelebilmesi için, öncelikle TBMM’den 9 yasanın geçmesi lazım. Şimdi, Türk siyasetine, iktidar ve muhalefete sorumluluk düşüyor. AB’ye tam üyelik ve vize muafiyeti için  çıkartılması gereken 9 yasa tasarısının Meclis’te hiç muhalefet engeline takılmadan, hatta mümkünse  oy birliği ile biran önce geçmesi lazım. Muhalefet bakalım bu sınavdan geçebilecek mi?
Bu yazı toplam 730 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37