1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Eksiklerimiz, fazlalıklarımız
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Eksiklerimiz, fazlalıklarımız

A+A-
Dünyanın en büyük demokrasilerinden biriyiz. Kim ne derse desin; bu ülkede seçimler gayet düzgün yapılır. Sistem çok açık, net ve şeffaftır. Seçime giren siyasi partiler, sandıklara sahip çıkıyorsa, her siyasi partinin sandık temsilcisi sandıkta sayım bittikten sonra resmi tutanak belgelerinden birini alana kadar bekliyorsa bizim ülkemizdeki seçimlerde mümkün değil, hile hurda yapılamaz. 
Kendimize haksızlık yapmayalım.. Bizim demokrasimizde, bizden yüz yıllar önce demokrasiye geçmiş, bu sistemin bütün kurumlarını yerleştirmiş, özümsemiş ülkelerdeki demokrasilere oranla çok önemli artılar vardır. Bizim ülkemizdeki genel ve yerel seçimlere katılım, birkaç mevsimsiz istisna seçim hariç, yüzde 80’in altına düşmez. Genel ortalama yüzde 90 çizgisi civarındadır. Batılı demokrasilerde seçime katılma oranı yüzde 60’ları bulduğunda  “Halk demokrasiye sahip çıktı” diye göbek atarlar. 
Bu ülkenin kendisini aydın zanneden kimi lümpenleri,  halkın büyük bölümünü cahil, eğitimsiz görürler. Eğitim seviyesi konusunda sıkıntımız vardır ama, bu halk cahil değildir. Hele demokrasi konusunda, oyunu sahiplenmek konusunda hiç cahil değildir. 
Bu ülkede 1999 seçimleri yapıldı. Sandık başına gelen vatandaş, belediye başkanı, belediye meclisi, il genel meclisi üyesi, milletvekili, muhtar,  Büyükşehir Belediye başkanı için, 5-6 tane farklı oy pusulasını tek tek aldı, mühür bastı, farklı renklerdeki zarfların içine koyup, sandığa attı. 
Gidin, kültürlü, eğitimli dediğiniz ABD’de böyle bir seçim yapın da göreyim. Mümkün değil. Oyların yarısı iptal olur. İnsanlar oy pusulalarını şaşırır, abuk sabuk sonuçlar ortaya çıkar.. Bu ülkede kuş uçmaz, kervan geçmez yere konulan seçim sandığı bile devletin güvencesi altındadır.  Vatandaş oyunu, sandık görevlisi seçim günü “namusu” olarak görür. 
………..
Türkiye’deki seçimler gibi meydan mitinglerini dünyanın hiçbir ülkesinde göremezsiniz. Bizdeki kadar parti bayrağı ile süsleme, bizdeki kadar seçim sloganı, seçim şarkısı yaratma konusunda hiçbir ülke yaratıcı olamaz. 
Hiçbir demokraside, birbirine rakip liderler ve adaylar birbirlerini bizdeki kadar suçlayamaz, bizdeki kadar sert üslup kullanamaz. Bu ülkenin halkı bilir ki, “Seçim zamanı söylenen, seçimden sonra unutulur”. Ama benim milletim yine de seçim zamanı kendisine verilen sözlere inanır. Kendimize haksızlık yapmayalım. Bizdeki seçim dönemleri renklidir. Kendine özgüdür. Bizim demokrasimiz, pek çok ülkedeki demokrasiden daha canlı, daha heyecanlı, daha bol sloganlı ve her şeye rağmen daha hoşgörülüdür. 
Ama gerçek demokrasi adına çok önemli, çok büyük eksiklerimizin, zaaflarımızın bulunduğunu da kabul etmek zorundayız.
………..
Kendime de sık sık sorduğum bir soruyu, siz okurlarıma da sormak isterim. Ben, 7 Haziran seçimlerinde hangi partiye oy vereceğine karar vermiş bir seçmenim. 7 Haziran sabahı, Alikahya İlkokulu’ndaki sandığıma gidecek, desteklediğim siyasi partinin ambleminin altındaki yuvarlağa mührü basacağım. Ama kullanacağım oy, yüzde 100 içime sinmeyecek. 
Kimse üzerine alınmasın, misal diye yazıyorum. 7 Haziran’da oy vereceğim siyasi partinin 
1 nci sıra, 3 ncü, 4 ncü 5 nci sıra adayları içime siniyor. Ama oy vereceğim partinin 2 nci sıra adayının, kesinlikle seçilmesini istemiyorum. O 2 nci sıradaki aday seçileceğine, 7 nci, 11 nci sıradaki aday seçilsin tercih ederim. Ama bir seçmen olarak, milletvekili seçerken benim böyle bir tercih hakkım yok. 
Bu durumu çok önemli bir demokrasi ayıbı olarak görüyorum. Biz aslında bu seçimlerde de kendi istediğimiz milletvekillerini değil, parti genel başkanlarının bize dayattığı milletvekillerini seçmek zorunda bırakılıyoruz. 
Bu çelişkinin ortadan kalkması için, seçim sistemimizin mutlaka baştan sona değişmesi, ön seçim mekanizmasının zorunlu hale gelmesi, dar bölge sistemine geçilmesi gerekiyor. Tabii çok büyük sıkıntılardan biri de yüzde 10 barajıdır. Bu dünyada örneği görülmeyen baraj,  sıkıntı olmanın ötesinde demokrasimizin çok büyük ayıbıdır. Hala 2015 yılında Türkiye’nin “Yüzde 10 barajlı” genel seçim yapıyor olmasını  kimse izah edemez.
Dünyanın gelişmiş-gelişmemiş bütün demokrasilerinde seçime giren partilerin liderleri, ülkedeki iktidar ile muhalefetin sözcüleri, liderleri halkın önüne seçimden önce en az bir kez birlikte çıkarlar. Birlikte tartışır, birbirlerini sıkıştırmaya çalışılar. 
Bizde bu da yoktur. Liderler il il, ilçe ilçe dolaşırlar. Kendi partilerinin örgüt-ya da teşkilatları- tarafından meydana taşınmış kendi taraftarları önünde kendileri çalıp, kendileri söylerler. Liderlerin biri Kars meydanında, diğeri Edirne meydanındadır. Birbirlerine oradan yanıt verir, birbirlerine bu kadar uzak mesafeden laf yetiştirirler. Televizyonlardaki programlarda ise, iktidar yalakası gazeteciler ile, kendisini iktidar düşmanlığı, muhalefet destekçiliği ile geçindirmeyi iş edinmiş sözde muhalif gazeteciler karşılıklı tartışırlar. 
Gelişmiş demokrasilerde seçimi kıl payı bile olsa kaybeden liderler, seçim gecesinin sabahında, “Ben başarılı olamadım. Partililerimden özür diliyorum” diyerek görevi bırakırlar. Bizde, seçimin ertesi günü bütün liderler, aslında en büyük kazananın kendileri olduğunu izah edecek bahaneler üretir, koltuklarına daha sıkı yapışırlar. Oy kullanan herkes, oy verdiği partinin iktidar olmasını ister. Ama bizim ülkemizde seçim kaybeden liderler, “Halk bana muhalefet görevi verdi. Halkın verdiği görev başımın üstünedir” diyecek kadar kendilerini küçültürler.. 
Demokrasi konusundaki eksilerimizi, artılarımızı daha pek çok örnekle izah edebiliriz. Bizim, bu demokrasiyi küçümseme lüksümüz yok. Ama bu demokrasinin eksik ve ayıplı olduğunu da hep birlikte kabul etmek zorundayız.. Belki gelecek seçimlerde standartları daha yüksek bir demokrasiye erişmiş oluruz. 
Bu yazı toplam 274 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.