1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. ELEŞTİRİ OKLARIMIZ NEFRET DEĞİL, MERHAMET TAŞIMALIDIR
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

ELEŞTİRİ OKLARIMIZ NEFRET DEĞİL, MERHAMET TAŞIMALIDIR

A+A-

Müslümanın eleştirisi, sancı veren çıbanın cerahatini boşaltan müşfik bir doktorun elindeki neşter gibi olmalıdır. Eleştirinin içinde yalan dolan, kin, nefret, husumet, kötü zan ve kötü kıskançlık olmamalıdır.   Eli kalem tutan, ağzı laf eden eleştirmenler, ideolojik saplantılardan uzak, insanların ve yöneticilerin eksiklikleri gören yardımcı olan, inşa eden mimarlar olmalıdır. Doğru yapılanları yıkmak için, bir araya gelen şuursuz ırgat olmaktan sakınmalıdırlar.

Son günlerde KHK üzerinden hükümeti eleştirenler, ısrarla FETÖ ile cemaati birbirinden ayırmalıyız diyorlar. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin hemen arkasından Sayın Erdoğan başı ihanet, ortası ticaret, alt kısmı ibadet diyerek bu ayırımı yapmıştır. Aradan üç sene geçmesine rağmen ibadet kısmında olanlardan hiç biri, F.Gülen’le irtibatını kestiğini bundan böyle bu cemaatle birlikte hareket etmeyeceğini söyleyememiştir.  Söylendiğine göre ilaçlarla ayakta duran, F.Gülen yaşlanmış, yıpranmış, kullanma suresi bittiğinden, böyle bir önderle yola devam edilemeyeceğinden, cemaati bozmadan yeni bir önderle yola çıkılacağını düşünenler, FETÖ ile cemaati ayırmalıyız demeye başladılar.

 İktidar partisini eleştirmekten vakit bulup da toplumu yanlış yönlendiren, akademisyenleri, din bilginlerini, siyaset bilimcilerini,  devletin resmi ve sivil bürokratlarını,  iş adamlarını, medya patronlarını, sivil örgüt temsilcilerini sair kesimleri eleştirmeyi unuttuk, hedefimize Sayın Erdoğan’ı koyduk. 

 Halkı siyasetten uzak tutmak, seçmeni sadece oy deposu görenler, kendi saltanatlarını sürdürmek ve toplumu kendi fikir ve düşünceleriyle terbiye etmek için “Siyaseti camiye, kışlaya ve okula sokmamalıyız”  diyerek, müslümanların yönetimden uzak tutmaya çalıştılar. Böylece siyaset kurumu adil olmayan, kendi ikballeri dışında, toplumun milli ve manevi menfaatlerini düşünmeyen bir zümrenin eline mahkûm edilmiştir.

Bu düşünceyle hareket edenler utanmadan,  askerleri,  din adamlarını, cemaatleri ve okulları devreye sokarak darbeler yaptılar. Ne acıdır ki, tefekkür etmeyi unutan milletimiz yapılanları sorgulayamaz oldu.   Dış destekli darbeleri alkışlayanlar, güçlüleri ve imtiyazlıları eleştiremeyenler, kendi zihniyetlerine yakın olmayan sivil iktidarları eleştirme hususunda, mangalda kül bırakmıyorlar. Üzücü olan bir başka hususta, her darbenin arkasında en büyük darbeyi alan alnı secdeli insanların, yıkıcı eleştiri yapanlarla birlikte hareket etmeleridir. 

İnsanların ve yöneticilerin kusurlarını, hata ve yanlışlarını eleştirmek farklı bir şeydir. Eleştiri kılıfı altında İslam dinini, Kur’an ve sünneti eleştirmek çok farklı bir şeydir. Beşeri düzenlerin ürettiği ahlaksızlıkları İslam dinine mal etmeye çalışmak, inkâra dayalı alçakça bir eleştiri olduğunu anlayamayan alnı secdeli müslümanlar, yoldan çıkmışların değirmenine su taşıdıklarını fark edemezler. 

Akıl ve vicdan ehli insan, adaletle zulmü, faydalıyla zararlıyı, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini, hak ile batılı, haram ile helali ayırma gibi bir kabiliyeti olduğu halde, ülkenin ve milletin menfaatine çalışan siyasileri ve siyasi partileri ayırma ve tercih etme hususunda bağımsız hareket edemiyorlar.  Hal böyle olunca seçmenlerin ekseriyeti, parti liderlerinin cemaat önderlerinin, tarikat şeyhlerinin emriyle hareket ettiklerinden, yapılan eleştirilerin doğruluğunu ve yanlışlığını araştırmıyorlar. Bilinçsiz bir teslimiyet anlayışıyla hareket edenler, dıştan gelen fitnelere karşı şuurlu bir şekilde direnç gösteremediklerinden, istemeden şer cephesinin eleştirilerine ve dayatmalarına alet oluyorlar.

Dini değerlere hassasiyet gösteren, cemaat liderleri, tarikat şeyhleri, molalar, ilahiyatçılar,   İslam da siyasetin, ümmet bilincinin, cihadın, ekonominin,  sanayileşmenin nasıl olması gerektiği hususunda toplumu aydınlatamıyorsa, din bilginleri sıfatıyla ortalıkta dolaşmamalıdırlar. Arakanda, Filistin de, Yemende, sudanda, Afganistan da, Keşmir de, dünyanın diğer yerlerinde müslümanlara neden zulüm yapıldığını, bu zulümlere karşı müslümanların nasıl hareket etmesini konuşamayanlar, indi ilahide kolay hesap veremezler.  Dünyanın en cimri insanı doğru bildiğini başkalarına anlatmayan insandır. Dünyanın en korkak insanı geçici olan dünyevilikler endişesiyle zalimlere, hainlere, fasıklara boyun eğen, hak ve hakikate sırtını dönen insandır.

Diyanet işleri başkanlığı yeni bir ilmihal kitabı hazırlayarak toplumun her ferdine ulaştırmalıdır. Hazırlanacak olan ilmihal kitabından herkesin kolayca anlayacağı bir şekilde ümmet, siyaset, cihad, ekonomi ve benzeri konulara yer ver verilmek suretiyle toplumu doğrudan ve doğru olarak bilgilendirilmelidir.  Şer güçlerin İslam ümmeti üzerindeki hain planlarını boşa çıkaracak olan en önemli güç İslam dinini doğru anlamaktır.  Doğru anlayanlar doğru yaşar, doğru yaşayanlar doğru tefekkür ederek, sadece Yüce Allah’(CC) kul olur ve zafere kavuşur.

Alaettin KÖKSAL

Bu yazı toplam 966 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.