• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli 13 °C

EMANETE RİAYET

Mehmet SÖNMEZOĞLU
Yüce Dinimiz İslam, insanları dünyada huzur ve mutluluğa, ahirette de ebedî kurtuluşa kavuşturmak için bir takım hükümler ve prensipler getirmiştir. Dinimizin önemle üzerinde durduğu esaslardan birisi de “emanete riayet”tir. Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde emanet konusu üzerinde önemle durulmuş, emanete riayetin gerçek mü’minlerin özelliklerinden olduğu haber verilmiştir. (Bkz. Mü’minûn, 23/8; Me’âric, 70/32)
Sözlükte “korku ve endişeden emin olmak, güvenilir olmak” manalarına gelen emanet kelimesine birçok anlam yüklenmiştir. Mesela Yüce Rabbimizin bizlere ihsan ettiği hayatımız,  bedenimiz, sağlığımız, mallarımız, eş ve çocuklarımız vb. bütün nimetler birer emanettir. 
Yine Rabbimizin en büyük nimeti olan imanımız, dinimiz, namaz, oruç, hac ve zekât gibi bütün ibadetler de birer emanettir. Aynı zamanda her türlü görev, devletin hizmet makam ve mevkileri, kişilere ait borçlar, sırlar hep emanet kapsamına girmektedir. Emanet, güvenilen bir kimseye koruması için geçici olarak bırakılan şey manasına da gelmekte olup, bu anlamda kullanılışı daha yaygındır. 
Kısaca ifade edecek olursak emanet, hem insanlar tarafından korunması için bırakılan mal, eşya ve benzeri şeyleri, antlaşma ve sözleşmeleri (Bakara, 2/283; Mü’minûn; 23/8; Me’âric, 70/32), hem de Allah’ın kullarını uymakla mükellef tuttuğu ilâhî hükümleri, iman ve ibadet gibi kulluk görevlerini kapsamaktadır. (Ahzâb, 33/72) Emanet kavramı Kur’an’da, idarecilik, iş ve sorumluluklar (Nisâ, 4/58) anlamında da kullanılmaktadır. 
Mü’minlerin riayet etmekle mükellef oldukları iki türlü emanet vardır, biri Allah’a ait emanet, diğeri de kullara ait emanetler. İş ve vazifelerin ehline verilmesi anlamındaki toplumsal emanetler ise hem Allah’a hem de insanlara karşı sorumluluğun bir gereğidir. (Bkz. Nisâ, 4/58) “Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir” (Ahzâb, 33/72) ayetinde Yüce Allah’ın kullarına yüklediği kulluk görevlerinin tamamına işaret edilmektedir. 
Emanet aynı zamanda Peygamberlerin sıfatlarından biridir. En güvenilir insanlar olan peygamberlerde hiçbir şekilde hıyanet bulunmaz. Peygamberler, emanet sıfatlarının gereği olarak Allah’tan aldıkları ilâhî emirleri değiştirmeden ve bir şey ilave etmeden aynen insanlara tebliğ etmişlerdir. (Bkz. Ahzâb, 33/39; A’râf, 7/68)
Emanete riayet eden kimseler insanların güvenini kazanmış olmanın verdiği kıvançla dünyada itibarlı ve huzurlu bir hayat sürerler, ahirette de ebedî kurtuluşa erişir ve Yüce Allah tarafından Firdevs cennetlerinde ağırlanırlar. Nitekim gerçekten kurtuluşa eren mü’minlerin zikredildiği Mü’minûn suresinin ilk ayetlerinde bu bahtiyar insanlar arasında emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet edenler de sayılmış ve onların Firdevs cennetlerine girip orada ebedî kalacakları bildirilmiştir. (Mü’minûn, 23/1-11) 
Hz. Peygamber (s.a.s.) de şöyle buyurmuştur: “Siz bana şu altı şey hakkında teminat verin, ben de size cennete girmeniz konusunda teminat vereyim: Konuştuğunuzda doğru söyleyin. Söz verdiğinizde sözünüzü tutun. Size bir emanet bırakıldığında emanete riayet edin. İffetinizi koruyun. Harama bakmaktan sakının. Ve elinizi harama uzatmayın.” (Ahmet b. Hanbel, V, 323) Görüldüğü gibi emanete riayet, ahlâkî olgunluğa ermemize ve sonunda cennete girmemize vesile olan üstün meziyetlerdendir.
Emanet dinimizin en önemli esaslarındandır. Zira iman ile emanet arasında sıkı bir bağ vardır.  Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Emaneti olmayanın (emanete riayet etmeyenin) (kâmil bir) imanı yoktur” (Ahmed b. Hanbel, III, 135) Hz. Peygamber (s.a.s.) başka bir hadis-i şerifte emanete hıyanet etmeyi nifak alametlerinden biri olarak zikrederek şöyle buyurmuştur: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler. Söz verince sözünde durmaz. Kendisine bir şey emanet edilince hıyanet eder.” (Buharî, İman, 24) 
Dinimiz bütün emanetlerin o emanetlere ehil yani lâyık olan kimselere verilmesi kuralını getirmiştir. Nitekim Kur’an’da, emanetlerin mutlaka ehline verilmesi emredilmektedir. (Nisâ, 4/58) Buna göre kendisine emanet bırakılan kimse de emaneti korumalı, zamanı gelince veya sahibi isteyince de geri iade etmelidir. Bu Yüce Allah’ın mü’min kullarına bir emridir. (Bakara, 2/283)
Hz. Peygamber (s.a.s.) emanetin kalkmasını, yani emanete riayet bilincinin zayıflamasını kıyamet alametlerinden saymıştır. Resûl-i Ekrem (s.a.s.), “Kıyamet ne zaman kopacak?” şeklindeki bir soruya “Emanet zayi edildiği zaman kıyameti bekle!” diye cevap verdi. “Emanet nasıl zayi olacak?” diye tekrar sorulunca ise, “Emanet ehil olmayan kimseye verildiği zaman kıyameti bekle!” buyurdu. (Buharî, İlim, 2) 
Peygamber Efendimiz (s.a.s.), emanetleri koruyup gözetme konusundaki sözleri ve davranışları ile bizler için en güzel örnek olmuştur. Gelmiş ve gelecek tüm insanların en emini olan Hz. Peygamber (s.a.s.),  henüz peygamberlik vazifesi verilmeden önce bile “Muhammedü’l-Emin” diye anılmakta idi. Peygamber olduktan sonra getirdiği dine inanmayan müşrikler bile O’na güvenip emanetlerini teslim ederlerdi. 
Bizler de Sevgili Peygamberimizi örnek alarak emin kimseler olmalı, olgun bir mü’mine asla yakışmayan ve pek kötü bir huy olan emanete hıyanetten sakınmalıyız.
Bu yazı toplam 392 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37