1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. “Emaneti ehline tevdi etmek”
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

“Emaneti ehline tevdi etmek”

A+A-
Emaneti ehline tevdi etmek ilahi bir emirdir. Bu emir, yüce kitabımız Kur’an-i Kerim’de biz Müslümanların şahsında tüm insanlığa bildirilmiştir. Kitabımızda konuya ilişkin ayet-i Kerime: “İnnellahe ye’müruküm en tüeddül emanati ila ehliha” Türkçesi, “Şüphesiz Cenab-ı Allah, emaneti ehline tevdi etmenizi (vermenizı) emreder” buyurmaktadır.
Aracımıza şoför mü alacağız? İşi bilmeyen amcamızın oğlunun yerine; arabayı şarampole yuvarlamayacak, trafik canavarına dönüşmeyecek, şerit ve ışık ihlalinde bulunmayacak ve başkasının hakkına ve hukukuna tecavüz edecek derecede olur-olmaz yere aracı park etmeyecek yabancı bir kişiyi tercih etmemiz hem ilahi emir gereğidir ve hem de can ve mal güvenliğimiz için bir zorunluluktur.
İlim mi öğreneceğiz? Dayımızın oğlu yerine; Ehil bir öğretmen/hoca arayacağız. Mobilya mı yaptıracağız? Hemşerimiz yerine; Mahareti tartışılmaz birin arayacağız. Ekmek mi pişirteceğiz? Köylümüz yerine; iyi bir fırın ustasını arayacağız. Arabamızı mı tamir ettireceğiz? Ustalığı zayıf olan öz kardeşimizin yerine; İşin künhüne vakıf İyi bir ustaya şiddetle ihtiyaç vardır. Hayvan mı kestireceğiz? İyi bir kasaba ihtiyacımız var. İnşaat mı yaptıracağız? Amelelik yapan yeğenimiz yerine;  Emin ve işin erbabı bir müteahhit/mühendise ihtiyacımız var. Hastalığımız mı var? Mahallede kocakarı ilaçları yapan bilmem ne efendi yerine; Hastalığın nev’ine göre işin uzmanına başvurmamız lazım. Davamız mı var? Ahlaken zafiyette bulunan bir avukat yerine;  Karşı tarafa davasını satmayacak konusunda uzman bir avukata ihtiyacımız var. En basitinden domates mi satın alacağız, pazarda bu işi yapıp da çürük domates satan akrabamızın yerine; hiç tanımadığımız fakat sağlam domates satan yabancıyı tercih edeceğiz. Velhasılı kelam, hemen her konuda bu hassasiyeti gözetmemiz öncelikle menfaatimiz icabıdır. 
Değerli okurlarım, midemizi ve bireysel menfaatimizi ilgilendiren konularda üç aşağı- beş yukarı bu hassasiyetlere dikkat ediyoruz. Bu, işin bir yönü…
İşin diğer yönü de: İş memleketi idare etme sanatı olan siyasete geldiğinde anında nepotizm ve kronizm hastalığına yakalanıp eş-dost, ahbap-çavuş ilişkisine başvuruyor ve ilahi emri bir çırpıda politik hırsımıza kurban edebiliyoruz. Böyle olunca da felaketin ardı arkası kesilmiyor. Suiistimaller, yolsuzluklar ve yoksulluklar diz boyu oluveriyor. Hele hele -benim hırsızım iyidir- mantığından yola çıkarak himaye edici bir tavır takınınca, işte esas felaket orada başlıyor demektir. Yahu, adam yurtdışından mafya tutup ait olduğu siyasal hareketin içindeki kendi dava arkadaşını koltuk devşirme uğruna ölümle tehdit edebiliyorsa, işin çivisi çıkmış demektir. Ya da adam para benim, fiyatı fahiş de olsa ben istediğim her şeyi alabilirim diyorsa ahlaksızlık ve emanete ihanet alenileşmiş demektir. Sırf bir sandalye uğruna bu adama sahip çıkılır mı?
Silkinmemiz, gereği gibi iman etmemiz ve emanete ihanet etmemek adına bu yüce değerin tüm parametrelerini ayırımsız hayatımızın her alanına tatbik etmemiz gerekir. Aksi takdirde, tedrici bir erimenin ve yok oluşun eşiğine geliriz ki, bunun faturası da ağır olur.  O vakit, halkın affetmeyeceği gibi; HAK hiç affetmez.
Bu yazı toplam 276 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum