1. YAZARLAR

  2. M.Zeki CANŞİ

  3. Emtia borsası, üretim ve inkişaf!
M.Zeki CANŞİ

M.Zeki CANŞİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Emtia borsası, üretim ve inkişaf!

A+A-

Üretime dayalı reel sektörün fonksiyonel hale gelmesi için her kim hangi konumda ise, üstlendiği vazifeyi en üst seviyede yerine getirmelidir. Özellikle ve özellikle de zekâvet durumu üst seviyede olan yeni yetişen nesle sahip çıkmak ve beyin göçünün dışarıya çıkmasına mani olmak olmazsa olmazlarımızdandır. Özellikle devletimiz, her ne pahasına olursa olsun bahse konu süper zekâlı insanlarımıza sahip çıkmalı, onları sahiplenmeli ve başarılı oldukları alanlarda istihdam ederek üretim yapmalarını sağlamalıdır. Elbette ki, dindar nesil yetiştireceğiz. Lakin yetiştirdiğimiz dindar nesil sünepe bir nesil olmamalı ve fennin her türlü imkanlarını kullanabilen icatçı insanlar olarak başarılı oldukları alanlarda istihdam edilmeli ve hatta gerekirse, başka ülkelerdeki benzeri kapasitede bulunan yeni nesli de Türkiye’de barındırmalı ve onları da üretime dahil etmelidir.

Dikkat ettiyseniz Feto örgütünün kısa sürede palazlanıp devasa bir örgüt haline gelmesinin en önemli lokomotifi iki –Z-‘dir.

 

Biri “zengin”

Diğeri de “zeki”

Bu iki önemli dinamiği eline geçirdiği için bu kadar palazlandı ve başarıyı elde etti. Yoksa sümüklü birinin cemaat yapılanması adı altında dünyayı sarsacak derecede büyümesi mümkün olur muydu? Demek ki ana kilit, fonksiyonel akıl, çok çalışma ve buna bağlı olarak yerli üretime dayalı zenginlik, lüks, şatafat ve israftan kaçınma!

Yıllardan beri “bir lokma, bir hırka” safsatasıyla bizleri kandırdılar, sünepe bir nesil olarak boynu bükük bir şekilde yaşam sürmemizi İslam’ın bir gereği olduğu yalanını dindarlık olarak yutturdular. “Cambaza bak, cambaza…” misali, bizleri sömürdüler ve bizler de onların bu oyununa bilerek ya da bilmeyerek alet olduk/teşne olduk.

Peygamberimizin: “Kuvvet atmaktır, kuvvet atmaktır…” sözünü anlayamadık bile. Gücünü kullanamayanın gücünün bir anlam ifade etmediğini, üretmeyen; tüketen bir toplumun lokomotif olma imkân, ihtimal ve iddiasının olmadığı, olsa olsa vagon olabileceği gerçeğini hep göz ardı ettik. Boncuk taneleriyle salavat getirerek tespih çekmeyi, peygamberin yolunda gitmek ve ibadet sandık. Peygamberimizin: “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydası olandır” sözünü gereği gibi algılamadık. Üretici değil; tüketici toplumu olduk. Lüks içinde yarış atı gibi adeta bir birimizle yarıştık ve bunu da meziyet sandık. İlmin ırzına geçtik, ilmi birbirinden ayırdık. “Dini-ladini ilim” diye ikiye ayırdık ve böylelikle kendimizi kandırdık. Fenni ilimleri “gâvur icadı” olarak belledik ve bu safsatayla kendimizi ve yeni yetişen neslimizi kandırdık/heba ettik/oyaladık.

 

Peki, çıkış yolu ne?

Çıkış yolu, tüm bu yakarıda saydıklarımla beraber, ivedilikle “EMTİA BORSASI” kurulmalı. Üretilen her türlü yerli malın bir borsası kurulmalıdır. Biraz daha açmak gerekirse, Yerli buğday borsası, arpa borsası, teknolojik ürünler borsası, altın ve gümüş borsası, canlı hayvan borsası, zirai ürünler borsası vesair, vesair…

Demek ki, Allah’a yaklaşmanın yolu sadece boncuk taneleriyle salavat getirmek ve kurban kesmek değilmiş. Hem kurbanımızı keseceğiz ve fakir-fukaraya dağıtacağız ve hem de üretken toplum olacağız, ürettiğimizi değerinde tüketiciye ulaştıracağız. Böylelikle hem üretici ve hem de tüketiciyi aldatmayacağız ve aldanmayacağız, dolayısıyla insanlığa faydalı olacağız.

 

KURBAN VE SOSYAL DAYANIŞMA

Bu gün mübarek Kurban Bayramı… Mü’minler için iki önemli dini bayramlardan biri olan Kurban, aslında kelime manası itibariyle yakınlık manasına gelir. Yani Allah’a yaklaşma manası taşır. Peki, kurban kesmekle ne için Allah’a yaklaşılsın ki? gibi bir takım sorular sorulabilir. Kesilen kurbanın etlerinin fakir-fukaraya dağıtılması, yetim ve yoksul kimselere yedirilmesi, yolda kalmış ve misafirlere ikram edilmesi, kısaca tasaddukta bulunulması Allah’a yakınlaşmayı gerekli kılıyor.

Hac suresinin 37. Ayetinde Mevla’mız mealen: “Sizin o kestiğiniz kurbanların ne etleri ve ne de kanları Allah’a ulaşır. Lakin sizin takvanız Allah’a ulaşır…” Peki, kurban kesmekle nasıl takva olunur? Sorusu sorulabilir. Buradaki temel espri, fakir-fukara, yetim ve öksüzleri sevindirmek, et ile buluşturmak ve onları doyurmaktır. Kurbana dair ancak öylelikle muttaki olunabilir hükmü ortaya çıkıyor.

Şu an içinde bulunduğumuz durum oldukça nazik bir durum ve netameli bir süreç. Başını ABD’nin çektiği küresel haydutlar ekonomik parametrelere dayanmayan manüplatif vibrasyonlarla Türkiye’mizi zafiyete sevk etmek ve böylelikle insanlarımızı daha da fakirleştirerek devletiyle çatışır hale getirmek istiyor. İşte böylesi bir ortamda muavenetin (yardımlaşmanın) birbirimizi gözetmemizin, koruyup kollamamızın önemi büyüktür. Kurban bunun için bir vesile olabilir.

İşte bu çerçevede, İslam ümmetinin yüz akı. Diğer Müslüman kardeşlerine "tevhid akidesi"nin ne mühim mesele olduğunu ve onları hayra davet eden lokomotif olmanın nasıl bir şey olduğunu Katar emiri bir kez daha gösterdi.

Bu koca yürekli dev adam! Her daim ümmetin kalbinde hak ettiğin değeri taşıyacaksın. Ümmete bayraktarlık yapmaya namzet bir toplumu zalimin sopasıyla dövülmesine müsaade etmediğin için.

Evet,

İşte ümmetin para ile imtihanı ve Allah’a yakınlaşması böyle fedakârlıklarla kazanılır! Bu, işin sosyal yardımlaşma ve dayanışma boyutu. Esas olması gerekenlerden bazılarını yukarıda ilk bölümde dile getirdim.

Bu vesileyle, hepinizin mübarek Kurban Bayramını tebrik eder şuurlu ve üretken birer Müslüman olarak yetişmenizi Mevla’dan niyaz ediyorum.

Bu yazı toplam 1192 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.