1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. En büyük hediye: Baba olmak
En büyük hediye: Baba olmak

En büyük hediye: Baba olmak

Bugün Babalar Günü... Hiçbir Baba’nın, kendilerine adanmış bu günde çocuklarından önemli bir beklentisi olacağını sanmıyorum. Şubat ayında Sevgililer Günü kutlanır. Henüz kendi işini tutmamı

A+A-

Bugün Babalar Günü... Hiçbir Baba’nın, kendilerine adanmış bu günde çocuklarından önemli bir beklentisi olacağını sanmıyorum.

Şubat ayında Sevgililer Günü kutlanır. Henüz kendi işini tutmamış çocuklarının sevgililerine alacakları hediye baba parasıyladır. Her baba, kendisine o çocukları hediye eden annelerine, Sevgililer Günü’nde bir hediye vermenin telaşı içine girer.

Mayıs ayında Anneler Günü kutlanır. Yine eli ekmek tutmamış-beşiktekinden üniversiteye gidenine kadar- bütün çocukların annelerine alacakları hediyeler aslında babaların hediyesidir.

Bugün ise, babalar hediye beklemez. Ne çocuklarından, ne o çocukları doğurmasını sağladıkları annelerinden...

Belki en fazla çocukları yanlarında olsun, gelip sarılsın isterler.

Hepsi budur. Yeter...

Bütün övgüler anneler içindir...

“- Cennet, annelerin ayakları altındadır” denir...

Ama biz babalar topyekün “Cehennemlik” miyiz?

Hep kadına uygulanan şiddet gündemdedir. Pek çok erkeğin, aile huzuru, çocuklarının huzurlu bir ailede yetişmesi adına büyük fedakarlık yapıyor olmasını kimse dikkate almaz, konuşmaz.

Özellikle bizim ülkemizde, hayatın neredeyse bütün yükünü erkekler, babalar çeker. Çocuklarıyla ilgili en az anneleri kadar büyük sıkıntı, kaygı taşırlar. Ama bunların hiç birini kadınlar kadar göstermedikleri, sızlanmadıkları için fark edilmezler.

Allah’tan hep kız çocuğum olsun istedim. Çok rahat, çok özgür yetiştirirdim. Eminim, kız çocuğumu da çok, hem de pek çok severdim. Allah bana iki erkek evlat verdi.

Geçenlerde bir ahbabımızın düğününe gittik. Kız tarafıydık. Gelinin ailesinin davetlisiydik.

İstanbul’da büyük bir otelde gerçekleşti düğün. Dev salonda tavanın belli yerlerine dev ekranlar konulmuş. Sürekli kamera ile çekim yapılıyor, bu ekranlara yansıtılıyor.

Işıklar karardı, müzik çaldı, gelinle damat salona girmeye başladılar.

Gelinin babası, çok sevdiğim bir ağabeyim, arkadaşım. Dev ekrana O’nun hali geldi. Kızı bembeyaz gelinlik içinde, çok tatlı, çok yakışıklı genç damadın koluna girmiş, nikah masasına yürüyor. Gelinin babası, yüzünü iki elinin arasına almış, sarsılarak ağlıyor.

İşte bu tabloyu görünce,  “Allah’ım sana şükrediyorum. İyi ki bana kız evlat vermedin. Ben O’nu nasıl gelin ederdim” diye kendi kendime şükran hislerini ifade ettim.

Düğün sırasında ahbabımız olan gelinin babası yanımıza geldi. “Abi sarsılarak ağladın. Bu iş bu kadar mı zor?” dedim. “Bu bir şey değil” dedi gelinin babası; “Sen beni, bu sabah kızım gelin almasında evden ayrılırken görseydin. Ağlamaktan kendimi toparlayamadım.”

Böyle bir şey baba olmak. Aslında hem kız çocuklar, hem erkek çocuklar genellikle annelerini daha çok sever, annelerine daha yakın olurlar.

Çünkü, genelde baba evdeki “kötü polis”tir. Anneler, nasıl olsa lafları çok geçmeyeceği, çocuklarıyla fazla yüzgöz oldukları için her talebi ya kabul ediyor görünür, ya da kabul etmek istemedikleri talep için, “Babana sor” derler. Önceden de babayı fişekler, “Bak çocuk senden şunu isteyecek. Sakın izin verme” diye gaza getirirler.

İki oğlum olduğundan söz etmiştim. Büyüğü üniversiteyi bitirmek üzere. Şimdiden askerliği düşünüyoruz. Annesi yüksek sesle düşünüyor, “Ay ben oğlumu nasıl yollarım” nidalarıyla söylenip duruyor. Benim yüreğim daha kabarık. Ama ben babayım. “Oğlumu askere nasıl göndereceğim” diye sızlanma hakkım olamaz ki.

Küçük oğlum, önümüzdeki yıl üniversiteye gidecek. Fanatik Kocaelispor taraftarı. Neredeyse “Hodri meydan” ekibinden. Hani Kocaelispor kapansın, yok olsun hiç istemiyorum ama, önümüzdeki yıl ortalıkta Kocaelispor olmazsa, belki benim küçük oğlan biraz üniversite sınavlarına asılır diye de düşünmüyor değilim.

Bugüne kadar oğullarımın maddi anlamdaki isteklerini tam olarak karşılayamadım. Hiç özel okula göndermedim. İyi çevrede büyüdüler. Ama ekonomik imkanlar açısından genellikle arkadaşlarının gerisinde yaşadılar.

Buna karşın, annelerinin de sürekli fişeklemesine rağmen, hiçbir isteklerine “Hayır” demedim. Gece sokağa çıkmak isteyen çıktı, kaçta eve dönerse döndü. Merak ettim. Bekledim. Ama anneleri sızlanırken, ben sesimi çıkartmadım. Eve döndüklerinde rahatladım.

İki oğlumu da, 17 Ağustos 1999 felaketinden hemen sonraki günlerde sünnet ettirdim. O ortamda düğün, cemiyet yapacak hal yoktu. İstanbul’da bir klinikte sünnet oldular. Anneleri sünnet olurlarken yanlarında durdu, bakabildi. Ben binanın dışında durmayı tercih ettim, bakamadım.

Biz babaların yükü, gerçekten çok ağır. Bu nedenle olsa gerek, genellikle babalar çocuklarından daha önce ayrılıyor, onları anneleri ile bırakıyorlar. Çocukların annelerini daha çok seviyor olmasını anlayışla karşılasam da, babaların çocukları üzerindeki hakkının, annelerden daha az olduğuna inanmıyorum.

Babaların çocuklarından beklentisi, annelerin çocuklarından beklentisine oranla çok daha düşük profillidir, bunu da biliyorum.

Ben çocuklarımın, okuyup polis ya da savcı-hakim olmasını çok istedim. Anneleri “Olmaz öyle şey. Devlet memuru olacak da ne olacak?” diye karşı çıktı. Şimdi büyüğü otelcilik bitiriyor. Küçüğü futbolcu olmayı çok istedi, mahalle takımlarından öteye geçemedi. Şimdi gazeteci ya da sosyolog veya tarihçi olmak istiyor.

Karışmıyorum. Benim baba olarak onlardan tek beklentim, biran önce, elden ayaktan düşmeden, ya da bu dünyadan göçüp gitmeden önce, kucağıma bir torun vermeleridir.

Hele bir de kız olursa, dünyanın en mutlu insanı olacağımdan eminim.

Zorunlu uzak doğu seyahati nedeniyle, çocuklarımı 5 gündür görmedim. Bugün inşallah onlara kavuşmak, benim için en büyük hediye olacak.

Sevgili babalar... Sizler bu günü, fazlasıyla hak ediyorsunuz.

Babalar Gününüz kutlu olsun.

Bu haber toplam 1293 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.