1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. En doğru yöntem: Engellemek
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

En doğru yöntem: Engellemek

A+A-
Pazar günü gazetede çalışıyoruz.. Hava yapış yapış.. Hani insanın aklından, “Bu  havada  gazete yapmak yerine, şöyle bir deniz ,ya da  havuz kenarında uzanıp yatmak vardı ya” diye de geçmiyor değil..
İlk haber, öğlen saatlerinden önce geldi. İstanbul’da bir Kuran Kursu’nun hocası olan Cemal Sevim, kuran dersi verdiği  10-12 yaş grubundaki çocukları toplamış, pazar günü serinlesinler, biraz eğlensinler diye Kandıra Babalı sahiline getirmiş..Kuma yayılmış çocuklar.. Belki bir kısmı, ilk kez deniz görüyor.. Karadeniz nasıldır?.. İnsanı nasıl alır da içine çeker bilmiyorlar. 
Birkaç tanesi, kendisini denize atıyor.. Derken, iki çocuk sahilden biraz açıkta çırpınırken görülüyorlar.  Çocukların sorumluluğunu üstlenen Kuran Kursu hocası, hiç tereddüt etmeden, iki çocuğu kurtarmak için denize giriyor..  Büyük ihtimalle, çocukları kurtarmak için denize giren Hoca Cemal Sevim de yüzme bilmiyor. Ya da çok iyi bilmiyor.. Karadeniz’de su içinde çırpınan insan nasıl kurtarılır, kesinlikle bilmiyordur. Çünkü bu eğitim işi. 
Hoca Cemal Sevim, çırpınan iki çocuğa ulaşıyor. Onları kavrayıp, dışarı çıkartmak istiyor. Bu sırada sahilden kurtarma ekipleri de denize giriyorlar. İki öğrenci ile,  hocaları sudan çıkartılıyor. Ama 12 yaşındaki Kuran Kursu öğrencisi Muhammed  ile,  36 yaşındaki Kuran Kursu hocası Cemal Sevim kurtarılamıyor.. Denizden çıkartılan ikinci çocuğun da durumu ağırdı.
İnanın, bu haber önüme geldiğinde içimin sızladığını hissettim. Öğleden sonra Cebeci’den iki boğulma haberi daha geldi.  İzmit Gündoğdu Mahallesi’nde oturan, yakın zaman önce MHP İzmit İlçe yönetiminde de görev yapan, 34 yaşındaki evli, bir çocuk babası Servet Türk de Karadeniz’e kendini atmış, canlı çıkamamıştı. Bir, iki saat sonra yine Cebeci’den 32 yaşındaki bir gencin daha boğularak öldüğü haberi ulaştı. Hüseyin Helvacı Hendek’ten Cebeci’ye günü birlik gelmiş.. Memleketine tabut içinde döndü.
………….
Hafta sonunda Karadeniz azgındı. Sinsi, ama güçlü bir rüzgar vardı. Karadeniz ilginçtir.. Az tuzludur.. Neredeyse göl suyu gibi.. Yüzmek için gireni fazla kaldırmaz.. Yüzme bilmeyen,  suyun içinde yüzeyde kalmakta zorlanır.. Çok iyi yüzme bilenler bile, Karadeniz biraz dalgalıysa, kendisinin istem dışında açığa doğru sürüklendiğini anlayamaz.  Hatta, Karadeniz sahillerindeki kumsallarda, denize diz seviyesinde girdiğinizde bile risk vardır. İnsanın ayağının altından kum çekilir.. Dalga sahile doğru gelirken tehlikesizdir de;  sahile vurup geri çekilirken, denizde ayakta duranın bile ayaklarının altından kumu çeker, insanı açığa doğru alıp götürür.
İyi yüzme bilmiyorsanız, hele hele biraz da panik yapmışsanız, Karadeniz’in bu ölüm tuzağından kurtulamazsınız. Dün sabah işe gelirken radyoda haberleri dinliyorum. Bültende önce terör örgütünün ülkenin çeşitli bölgelerindeki saldırıları anlatıldı. Şükürler olsun, pazar gecesi şehidimiz yoktu. Sonra hafta sonunda Karadeniz’deki boğulma vakaları verilmeye başlandı. İstanbul Şile’den, Ağva’dan.. Karadeniz sahilinde Zonguldak, Karabük, Bartın; Samsun’a kadar olan bölgede o kadar çok insan denizde boğularak ölmüş ki.. 6 tanesi bizim Karadeniz sahilinde.. Hafta sonunda serinlemek, biraz eğlenmek için denize giden 15-20 kişi hayatını kaybetmiş. Büyük bölümü çocuk veya genç..
……….
Büyükşehir Belediyesi’nin yaz sezonunda ilimiz plajlarında çok sayıda gönüllü ve yeni alınmış deniz vasıtaları ile önlem aldığını biliyorum. Zaten, “Mavi Bayraklı” denilen plajlarda sadece suyun kalitesinin sağlığa zararlı olmaması yetmiyor. Uluslararası standartlar bu tür halk plajlarında gerekli cankurtaran önlemlerinin alınmasını da zorunlu kılıyor. Bizim plajlarımızdaki cankurtaran hizmetlerinin zaman zaman onlarca insanın hayatını kurtardığını da biliyoruz.
Ama yetmez. Bu Karadeniz’le oyun olmaz..  Denize giren acemi, bir kere o dalganın salınımına yakalanmış, açığa sürüklenmişse yüz tane cankurtaran denize atlasın, on tane zodyak bot  O’nu kurtarmaya koşsun, fayda etmez.. Karadeniz yutar insanı.. 
Pazar günü öğleden sonra -o zamana kadar 6 kişinin boğulduğu haberi gelmişti-  yeni haber gazeteye ulaştı. Kandıra Cebeci sahilinde akşama kadar denize girmek yasaklanmıştı. 
Doğru çözüm budur..  Hayati risk varsa, Karadeniz’de dalgalar kabarmışsa, hiç vakit yitirilmeden denize giriş yasaklanmalı, o plaj kapatılmalı ve insanların denizden uzaklaşması sağlanmalıdır. 
……….
Benim sürekli okurlarım yazılarımdan bilir.. Tatil denince ben KKTC’ye giderim. Birkaç yıl önce, sıcak yaz günlerinde Girne’nin 3-5 kilometre dışındaki bir tesisteydi. Mayoyu giydim,  büyük bir hevesle kaldığım tesisin sahiline indim. Önüme kocaman bir tabela çıktı: “Girne bölgesinde denize arıtılmamış lağım suyunun karıştığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, denize girmenizi tavsiye etmeyiz” yazıyordu. Bu yazıyı okuyun da girin bakalım denize.. Mecburen havuza geçmiştim. 
Birkaç ay önce yaptığım son KKTC ziyaretinde, bölgedeki en lüks tesislerden birindeydim. Buraları sellerin götürdüğü haziran ayında..Akdeniz’de de rüzgar vardı. Kaldığım tesisin çok büyük bir iskelesi var. Hem güneşlenmek, hem denize girmek isteyenler için.. Her gün, iskelenin üzerine farklı renkte bayrak çekiliyor. Bu bayraklar üzerindeki renkler, yüzmek isteyenler açısından denizdeki riski derecelendiriyor. Kaldığım günün üçüncü sabahı, “Denize girilmesi yasaktır” ifade eden bayrak çekilmişti. Bununla da yetinmemişler.. Sabah erkenden, iskeleden denize girilebilen bütün merdiven çıkışlarının önünü kalın halatlar çekerek kapatmışlardı. Akdeniz dalgalıydı ve otel her yanı işinin ustası cankurtaranlarla dolu olan iskeleden denize girişi risk olduğu için yasaklamıştı. 
Kaldı ki, Akdeniz tuzludur. Tuzlu deniz insanı çok kaldırır. Akdeniz’de kolay kolay suya batmaz, boğulmazsınız. Ama risk varsa, denize girmek yasaklanıyor. Avrupa’nın dünyanın plajlarında da böyledir. 
Karadeniz’in havası önceden tahmin edilebilir.. Plajlarda can kurtaranlar, ambulanslar, zodyak botlar bulundurmak iyidir de, çözüm değildir. İnisiyatif kullanmak gerekir. Denizde yüzmeye gelenler için risk oluşmuşsa, hemen karar alınması, denize girişin yasaklanıp, plajın  o gün için kapatılması gerekir.
Aksi halde, sıcaktan bunalıp, günü birlik plajlara koşan, çılgın gibi kumlar üzerinde koşup, kendilerini Karadeniz’in serin sularına bırakan insanlardan her hafta önemli bir kısmının ölüm haberini yazmak zorunda kalırız. Eğer hayati risk varsa, plajda yüzmeyi yasaklamak tek ve en mantıklı seçenektir. Her risk anında bu uygulama mutlaka yapılmalıdır.
Bu yazı toplam 331 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum