1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. “En iyi okul, en yakın okuldur”
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

“En iyi okul, en yakın okuldur”

A+A-

Milli Eğitim Bakanlığı’nın çok açık bir kuralı var.. İlkokullarda her öğrencinin, evine en yakın okula kayıt yaptırıp, eğitime o okulda başlaması gerekiyor. 

Tabii, ülkemizde pek çok kural konulur, bir de bu kuralların nasıl ihlal edileceğine, nasıl delineceğine dair açık kapılar bırakılır.. Elimde bir veri yok. Ama iddia ediyorum.. Türkiye’nin bütün vilayetleri içinde, “Çocuk evine en yakın ilkokula kaydettirilir” kuralının en çok delindiği il bizim ilimizdir..

Devlet, eski devlet değil. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi var.. Kim nerede oturuyor belli.. Zaten  devlet  ilkokul çağına gelmiş çocukların  hangi okula yazdırılacağını ilan ediyor.. Çocuğun kaydı, ailesinin yaşadığı eve en yakın okula otomatik yapılıyor. 

Burada amaç, ilkokul çağındaki çocukların (6-9 yaş) evi ile okulu arasında yürüyerek gidip gelmesidir. Ama biz, ısrarla bu kuralı deliyoruz.. Her eğitim yılı başında bana bile 8-10 tane “torpilli kayıt” ricası gelir. “Abi sen falanca okulun müdürünü arasan, kıramazlar. Benim kızı bizim mahalledeki en köhne okula yazdırmak istemiyorum. Bir Ulugazi veya Hızırreis yapsak. Ne olur, bir telefon etsen” derler.. Zaten kimsenin torpil talebi ile ilgilenmem, bu konuda hiçbir şey yapmam. Hatta bana böyle taleple gelen velilere, “Yapma böyle. Okullar arasında fark yok. Çocuğunu eve en yakın okula yazdır” derim. 
……………
Çarşamba günü öğlen saatlerinde Gölcük İpekyolu Mahallesi’nde bir kaza meydana geldi. Bu bölgedeki Rotterdam İlkokulu’ndaki sabahçı öğrenciler derslerini tamamlayıp, evlerine gideceklerdi. Bu okul da Gölcük’teki popüler okullardan biri.. Başka mahallelerde oturan aileler bir yolunu bulup, çocuklarını bu okula yazdırmışlar. Uzaktan gelip giden çocuklar, servis araçlarına biniyorlar. İçinde 17 minik öğrencinin bulunduğu servis aracı, harekete geçtiğinde frenleri boşalınca, yol kenarındaki inşaat çukuruna düşüyor. 17 minik çocuğu Allah korudu. Bu kaza ucuz atlatıldı. Ama bizim ilimizde böyle başka kazalar olabilir. 

Özellikle okulların açılış ve kapanış saatlerinde bakın çevrenize.. Bu kentte binlerce ilkokul öğrencisi evleri ile okul arasında servis araçları ile gidip geliyorlar. Servis araçları kent trafiği için büyük yük, çocuklar için büyük risk. Gidin Ulugazi’nin önüne, gidin Hızırreis’in önüne.. Diğer ilçelerdeki popüler devlet okullarının önünde de aynı manzara var. Kural açık.. Her çocuğun, evine en yakın okula gitmesi lazım. Ama bütün popüler okullara her gün servis araçları ile kentin başka bölgelerinden çocuklar geliyor. O çocukların araç içinde trafikte olmaması lazım. O servis araçlarının şehir içi trafiğinde olmaması lazım. Okul müdürüne hatırlı birisi telefon etsin, sahte bir su-elektrik faturası alınsın, ya da okulun aile birliğine kuvvetli bir bağış yapılsın, kural deliniyor. Topçular’daki ailenin çocuğu, Ulugazi’ye kaydediliyor. 

Bu şehrin artık bu sorunu aşması lazım. İlkokula başlayan her çocuğun, mutlaka evine en yakın, yürüyerek gidip gelebileceği okullara kaydedilmesi lazım. Bu çocukları her gün uyku halinde minibüslere doldurmak hiç doğru değil. Önümüz kar-kış.. Allah bütün öğrencilerimizi, servis araçlarında kazalardan, belalardan korusun. 

Çalışmayan merdiven, konulmayan asansör 
Zaman zaman bu sütunlardan size de yazmışımdır. Bizim, çocukluk arkadaşlarından oluşan bir “Kızılderililer(Yerliler) Çetesi” dediğimiz grubumuz var. Her ay bir gece buluşur, dışarıda yemek yer, dertleşiriz. 
Ben, Ahmet Küçükörs, Ahmet Kobak ve Metin Karan, geçen pazartesi akşamı, yine buluşalım istedik. Şehir merkezinde buluşacak, akşam yemeği için İzmit Sahili’ndeki lokantalardan birine gideceğiz. Gazetede iş bitti. Şehir merkezine indim. Trafik felç. Güç bela arabama bir park yeri buldum. Buluştuk,  sahile ineceğiz. “Arabayı alalım, öyle gidelim” dedim. Arkadaşlar itiraz etti, “Bu trafikte araba ile  sahile inilir mi?.. Trafikte sıkışıp kalırız. Şurada Mimar Sinan Köprüsü’nden çıkar, yürüyerek ineriz” dediler.  Sanki başıma gelecekler içime doğmuş gibi, “Yahu çocuklar. Bu şehirde yaya geçidinin yürüyen merdivenine güvenilir mi?” dedim, itirazım kabul edilmedi.
Yürüyerek geldik Yenicuma önündeki Mimar Sinan Köprüsü’ne. Tam korktuğum gibi. Yürüyen merdiven çalışmıyor. İnsanlar işlerinden çıkmış okullarından çıkmış. Herkes bizim gibi keyif için sahile gitmiyor. Karşıdan minibüse binecek olanlar var. Sahildeki otoparka arabasını bırakanlar var. Ama yürüyen merdiven devre dışı. Metal, hareket etmeyen merdiven üzerinde yaklaşık 50 basamak tırmanıyoruz. 
Benim nefesim daraldı. Köprünün üzerinde 10 dakika yere oturup, soluklandım. Yazık bu şehre. Trafik zaten felç. İnsanlar araba ile bir yerden bir yere gidemiyorlar. Yürüyen merdivenli üstgeçitlerimiz var diye övünüyoruz. Ama o yürüyen merdivenler de sık sık arızalı. Lütfen biraz dikkat. Lütfen biraz bu şehir halkına saygı.
…………
D-100 Karayolu Yahya Kaptan Kavşağı’nda 3 yıl önce yapılması gereken yaya üst geçidi yapıldı. Artık D-100 Karayolu Yahya Kaptan Kavşağı’nda bir yaya karşıya geçecek diye kırmızı ışıkla durdurulmuyor. Gidin bakın.. Her an bu yaya köprüsünün üzerinden onlarca insan geçiyor. 
Aslında bu yaya köprüsünün de yürüyen merdivenli olması lazımdı. Pahalı diye yapmadılar. Dik basamaklı bir köprü. Yaşlı insanlar var. Bebek arabalı, engelli arabasına mahkum insanlar var.. Tırmanıyorlar merdivenleri. Oysa, köprünün iki yakasında asansör yerleri hazır. Ama asansörler konulmadı. 
Yahya Kaptanlılar adına rica ediyorum. Şu köprünün iki tarafına şu asansörleri koyun artık. Yazık insanlara. Yahya Kaptan’ı bu kadar cezalandırmaya hakkınız olmasa gerektir. 

Başkanlık tartışmalarını aşmalıyız 
Bir süredir gündemden düşmüştü. Önceki gün MHP Genel Başkanı Bahçeli konuyu yeniden açtı. Görülen o ki yeniden Başkanlık Sistemi ile ilgili tartışmaların içinde kalacağız.
Aslında Bahçeli iyi yaptı. Türkiye’nin bu konuyu öyle veya böyle geride bırakması lazım. Fiili durumda, açıkça Anayasa çiğneniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan zaten Devlet Başkanı gibi davranıyor. Ya anayasada gerekli değişiklik yapılacak,  bu sistem Anayasa’ya uygun hale getirilecek ya da olmuyorsa, sistem normale dönecek. 
Başkanlık Sistemi kritik bir konu. AK Parti, Anayasa değişikliği teklifini Meclis’e getirecek. Bahçeli bu konuyu açtı ama MHP’nin AK Parti’ye açık destek vereceğini sanmıyorum. AK Parti içinde de Başkanlık Sistemi’ne karşı olanlar var. Zaten CHP ve HDP bu işe külliyen karşı. Meclis’te Anayasa değişikliği 330 oy alırsa, konu referanduma götürülecek. AK Parti’nin tek başına oyu yetmiyor. AK Partililerin tamamı evet dedikten sonra MHP’den 16-17 takviye alması lazım. Bence zor. Başbakan Yıldırım, “367 oyla geçse bile konuyu referanduma götüreceğiz” diyor. Başkanlık konusu referanduma götürülürse, bu halk Cumhurbaşkanı Erdoğan’a istediğini verecektir. 
Yani konunun Meclis’ten geçmesi zor da, halka gidilirse, Devlet Başkanlığı’na geçiş kabul edilecektir. 
Türkiye bu tartışmayı artık geride bırakmalı. Gelsin konu Meclis’e. Tartışılsın, oylansın, sonucu görelim. Gerekiyorsa referandum yapılsın, bunun sonucunu da görelim. Bu tartışma devam ettikçe Türkiye zarar görüyor. Siyaset geriliyor, toplum geriliyor. Ekonomi daha da kötüye gidiyor. Şimdi zamanı. Bu yıl bitmeden artık bu konuyu bitirelim. Ne olacaksa olsun,  hep birlikte görelim. 

Bu yazı toplam 1372 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.