1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. En iyisi Topel’i kapatalım
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

En iyisi Topel’i kapatalım

A+A-
Cengiz Topel Havaalanı, aslında yıllardır aynı yerinde duruyor. Orası, sadece askeri havaalanı olarak kullanılıyordu. Donanma’nın hava unsurlarının konuşlandığı, askeri uçakların inip kalktığı bir havaalanı olarak yıllarca kullanıldı. Bu süreçte, ilimizi ziyaret edecek devlet büyüklerinin uçakları bu alana inip kalktı. 17 Ağustos 1999 büyük deprem felaketinin ardından, dönemin ABD Başkanı Bill Clinton bölgemizi ziyarete gelirken de uçağı Air Force-One bu havaalanına inmişti.
Sonra, Türkiye sivil havacılık alanında genişleme politikalarına başladı. İzmit gibi önemli bir kentte de sivil havaalanı olmalıydı. Bizim ilimizin arazisi dar. Öyle yeni havaalanı yapacak yer bulmak kolay değildi. Hazır Cengiz Topel varken, bu alanda gerekli düzenlemeler yapılabilir, sivil ulaşım için de kullanılabilirdi.
Cengiz Topel Askeri Havaalanına giriş çıkışlar, Sapanca Yolu üzerinden, Acısu mevkiindendir. Aynı havaalanını sivil uçuşlara açmak için, D-100 kenarında Uzuntarla bölgesinde bir terminal binası yapıldı. Sivil uçaklar için apron yapıldı. 2011 yılı kasım ayında,  görkemli bir törenle, Cengiz Topel’den ilk sivil ve tarifeli yolcu uçağı Trabzon’a gitmek üzere havalandı. 
O törende de bu kente söz verilmişti: ”Cengiz Topel’e THY tarifeli seferler yapacak, bölge halkı bu havaalanından her yere ulaşabilecek” ti. Ama aradan 4 yılı aşkın süre geçti. Hala, haftada 4 gün Trabzon-İzmit arasında gidip geliyoruz. 
Umre döneminde bölgenin insanlarının Cengiz Topel’den kutsal topraklara gidip geleceği açıklanmıştı. 10 Mart’ta bir uçak kalktı. Sonra, geçen gün bu uçakla gidenler Umre’yi tamamlayıp döndü. Cengiz Topel’den Umre’ye en az 7-8 karşılıklı sefer planlanıyordu. Şimdi programda böyle bir şey yok. THY, yine Sabiha Gökçen’de ısrar ediyor.
İstanbul’daki iki havaalanı yükü taşıyamıyor. Gidin Sabiha Gökçen’den herhangi bir tarifeli uçağa binin. Kapılar kapanıyor, uçuk pist başına kadar geliyor. Ama kalkamıyor. Çünkü önünde kalkış için sıra bekleyen bir sürü uçak oluyor.
Herhangi bir yerden Sabiha Gökçen’e dönen uçaktaysanız, İstanbul üzerinde havada tur atıp duruyorsunuz. Çünkü, alana inmen için çok sayıda uçak havada bekliyor. Bizim Cengiz Topel’de böyle bir şey yok. Uçağa yolcular alınsın, kapılar kapatılsın, pist başına gelsin uçak ve havalansın. İnişe gelen uçağın da İzmit üzerinde, Sapanca Gölü üzerinde dolaşmasına gerek yok. Üstelik, bizim şehrimizin havaalanı terminalinde güvenlik riski yok. 
Ama bu avantajlara rağmen THY gelmiyor bizim havaalanına. Israrla direniyorlar. O THY ki, bugün Türkiye’nin en saygın, en karlı kamu kuruluşu. Bizim dışımızda Türkiye’nin her yerine, dünyanın her yerine tarifeli seferler yapıyorlar. 
Belli ki, bizim şehrimizin siyasi gücü, THY’yi etkileyemeyecek. THY’ye, “Cengiz Topel’den birkaç ile uçak kaldır” diyemeyecek. Ya da deseler bile, THY bizimkileri hiç iplemeyecek. 
Son olarak THY,  dünyanın en pahalı bütçeli filmi Batman’ın son serisini uçaklarda yolcularına göstermek için satın almış. Batman’ın New York’taki galasında THY hava atmış. Büyük reklamlar yapıyor THY: Büyük paralar harcıyor. Avrupa’da, ABD’de adeta iç hat seferlerinde çalışıyor. İstanbul üzerinden dünyanın her yerine insanları uçuruyor. Bir tek İzmit Cengiz Topel Havaalanına gelmiyor. Gelmeyi reddediyor. 
En üzücü olan ne biliyor musunuz; “Bizim havaalanımız var, ama bizim havaalanımızdan hiçbir yere uçamıyoruz” demek. Eskiden havaalanımız yoktu. Bir yere uçmak için saatler öncesinden Sabiha Gökçen’e veya Atatürk Havaalanına gitmeye mecburduk. Bunu içimize sindirmek zorundaydık. Şimdi havaalanımız var. Ama bizim kentimiz,. Bu kentin insanları umursanmıyor. Uçak gelmiyor. THY gelmiyor. Dünyanın her yerine uçan THY, İzmit’i gereksiz buluyor. Bizim için, milyon dolarlık karlarından, üç beş kuruşluk zararı göze almıyor. 
Kapatsınlar Cengiz Topel’i sivil uçuşlara. Sadece askeri havaalanı olarak kalsın. Bilelim ki, bizim şehrimizin havaalanı yok. Biz Sabaha Gökçen’e, Atatürk Havaalanına gitmeye mecburuz. İnanın, o zaman bu kadar koymaz insana. Bu kadar kahretmeyiz kendimizi. 
Bu kentte, “İktidarın temsilcisi” “Yetkilisi”,  “Lafı geçeni” olarak dolaşan herkes, Cengiz Topel garabetinden en azından utanç duymalıdır. Bu kentin, bu kent insanının bu kadar hafife alınması, bu kadar adam yerine konulmuyor olması, benim ağırıma gidiyor. Bu durumu umursamayanlara, helal-i hoş olsun.

*Tatlı sularda da KOSKEM olmalı
Son yıllarda her kurumu, kavramı, projeyi kısaltılmış isimler koyarak tanımlamak moda oldu. İlimizde Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı, İtfaiyenin yönetiminde olan (KOSKEM) isimli bir organizasyon var. Açılımı: Kocaeli Su Kazalarını Engelleme Merkezi.
Kim ne derse desin; kurulduğundan buyana KOSKEM, ilimizde özellikle Karadeniz kıyılarında yaz aylarında çok can kurtardı. Yaz sıcaklarında Karadeniz kıyılarındaki  boğulma vakalarını yüzde 100 önlemek mümkün değildir. Bu yıl da olacak. Ancak,  iyi yetiştirilmiş cankurtaran elemanlar, sağlık personeli ve teçhizata sahip KOSKEM ekipleri, bugüne kadar yüzlerce kişinin boğulmasını önlediler.
Yeni bir yaz sezonuna yaklaşıyoruz. KOSKEM için önümüzdeki yaz sezonunun planlamaları da başladı. Bu yıl ilimizde 8 plaj bölgesinde ekiplerin görev yapması kararlaştırılmış. Bu ekipler Karadeniz ve Marmara Denizi kıyalarındaki plajlarda konuşlandırılacak. Boğulma olayları açısından tatlı sular, tuzlu sulardan çok daha risklidir. Geçtiğimiz yaz aylarında ilimizde başta Sapanca Gölü olmak üzere, tatlı su ile dolu göletler, gölcüklerde su seviyesi azdı. Bu tatlı su gölleri yüzmek isteyenler için keyifsizdi. Bu yıl öyle değil. Sapanca Gölü çok dolu. İlimizde belediyelerin özel kayak tesisleri yaptığı önemli göletler var. Üstelik, meteoroloji uzmanlarının beklentilerine göre, bu yıl yaz hayli uzun ve sıcak olacak. 
KOSKEM ekiplerinin elbette öncelikle ilimiz Karadeniz kıyılarındaki plajlarla bulunması lazım. Ama bu yıl ekip sayısını arttırıp, özellikle Sapanca Gölü kıyılarında, örneğin eski Seka Kampı bölgesinde de görevlendirilmeleri bence gereklidir. Acı boğulma haberleri,  tatlı su kaynaklarından, özellikle Sapanca Gölü’nden çok sık gelebilir. 
KOSKEM ekipleri, 11 Haziran’da göreve başlayacak, 18 Eylül’e kadar görevde kalacaklarmış. Belirlenen hizmet tarihleri mantıklı. Ama boğulma tehlikesi yaşayan insanları kurtarmak için kurulan KOSKEM’in mutlaka başta Sapanca Gölü olmak üzere tatlı su kaynaklarında da bulunmalarında zorunluluk bulunuyor.  
*Lütfen, gereksiz siren çalmayın
Özellikle New York’ta geçen Amerikan filmlerinde, fonda sürekli bir siren sesi duyarsınız. Bizim şehrimiz de son zamanlarda bu açıdan New York’a benzedi. Gerek işyerinde çalışırken, gerek evde otururken, ya da şehirde dolaşırken sürekli bir alarm sesi ile yaşıyoruz. 
Ambulans, polis arabası, Bakan eskortu, vali eskortu,  itfaiye; kimbilir başka kimlerin arabasında siren varsa, sonuna kadar açıp; cayır cayır bağırtıyorlar. Zaten millet terör yüzünden tedirgin. İzmit’in trafikteki durumu belli. 
Hiç kuşkusuz bütün vatandaşlar sireni çalan araçlara, polise, ambulans, itfaiyeye yer açmak, yol vermek istiyor. Ama yok. Görüyorsunuz işte, trafik gitmiyor. Kilitlenmiş. Bu ortamda cayır cayır arabanın sirenini çalmanın ne anlamı olabilir?
İzmit’te bu işi biraz sınırlamak lazım. Kurallara bağlamak lazım. Sireni olan aracın önü açıksa, çalsın. Hızla hedefine ulaşsın. Yol tıkandığında önünü görüyorsa, biraz açılma ihtimali varsa, yine sireni bağırsın. Bağırsın ki, önündekiler biraz kaçılsın. Ama  trafik düğüm olmuşsa, kimse kıpardayamıyorsa,  yolu açmak bağırmakla mümkün değilse, lütfen şu  siren sesini kapatsınlar. Tuhaf oluyor insan. Kafamın içinde bütün gün,  sirenlerin çınladığını hissediyorum.
Bize de yazık günah değil mi?

*Yan yolda ne yapılıyor?
Ben yazmaktan bıktım. Ama her gün görüyorum, oradan geçiyorum. İnsanların çektiği sıkıntıyı yaşıyorum. Belediye müteahhidinin çalışmadığını, ipe un serdiğini görüyorum. Üzülüyorum. Şehrim adına, kendi adıma üzülüyorum.
Şu yaklaşık 80 milyon TL harcanarak yapılan Symbol Köprülü Kavşağı yapılmadan önce, emin olun İzmit ile Alikahya arasında D-100’den daha rahat gidip geliyordum. Giderken bir tek ışıklı kavşakta duruyor, bekliyor, yola devam ediyordum. Alikahya’dan İzmit’e gelirken de bir tek ışıklı kavşaktan geçiyordum. Şimdi 80 milyonluk yatırım yapıldı, 5-6 tane ışıklı kavşaktan geçiyorum. Köprünün altından Alikahya’ya, Kentsa fabrikalarına geçiş için bir kavşak yapıldı. Tam bir kamaşa var. Bu kavşaktan geçip, yan yola, Kentsa Fabrikaları önündeki yola giriyorsunuz. Doğuya doğru devam edin, Alikahya kavşağına girmeniz lazım. Bu yoldaki trafiğin hiçbir kuralı yok. Aylardır bu yan yolun kenarında bir alt yapı çalışması yapılıyor. Zaman zaman kavşak kapatılıyor, yol kapatılıyor. 
Ne yapıyorsunuz, Allah aşkına ne yapmaya çalışıyorsunuz?.. Bu yaptığınız iş ne zaman bitecek?..  
Bir de bu bölgede Yahya Kaptan’a kolay giriş çıkışı sağlayacak, D-100’deki köprü altındaki trafiği rahatlatacak yeni yol çalışması var. Taş patlasın 2-3 kilometre. Bomboş arazide. Öyle yavaş gidiyor ki, size anlatamam. Gidin şu müteahhidin başında dikilin. Şu yan yol sorununu bitirin. Tıkandı bu şehir, tıkandı bu D-100 . Hiç mi kendinizde sorumluluk hissetmiyorsunuz?
-Şehrin göbeğinde haraç kesenler 
Eskiden bu şehirde mafyamatik tipler çok fazlaydı. Giderek temizlendiler. Ama şimdi de şehrin muhtelif yerlerinde perişan tipli insanların vatandaşın önüne keserek para istediklerini görüyoruz.
Atatürk Bulvarı’nda, Anıtpark çevresinde bunlardan çok var. Akşam hava kararmış. İnsanlar evlerine gidiyor. Özellikle kadınların önüne kesiyor, avuç açıyorlar. Sözde zor durumdalar ve yardım istiyorlar. Ama gözlerinin içine baktığınızda size hitap ederken ses tonunu analiz ettiğinizde aslında tehdit ettiklerini hissediyorsunuz. Çok var bunlardan.
Suriyeli çocuklar yalın ayak başı kabak ortalıkta dolaşıyor. Sarhoşlar, berduşlar, haplanmışlar ortalıkta herkesin önüne çıkıp, avuç açıyorlar. Polis görüyor. Polis de muhatap olmayıp, görmezlikten geliyor. Ama insanları vatandaşı rahatsız ediyorlar. Vitrininde yemeklerini sergileyen lokantacılar perişan. Geçiyorlar dışarıdan yemeklerin karşısına vicdan sömürüsü yapıyorlar. Lokantalara girip, müşterileri rahatsız ediyorlar. 
Geçekten gariban olanı, gerçekten karnı aç olanı, Belediye alsın, Kaymakamlıklar alsın, baksın, doyursun, yaktırsın. Ama belli ki içki almak için, uyuşturucu almak için tehdit eder gibi insanlardan para isteyen tipler var. Çok büyük rahatsızlık yaratıyorlar. Bunlar görmezlikten gelindikçe, insanlar istemeden bunlara para vermek zorunda kaldıkça, sayıları da hızla artıyor. İzmit, bu tür manzaraları hak etmiyor. Mutlaka biraz bu şehrin insanlarını da korumak gerekiyor. 
-Karamürsel için önemli proje
İlimizde, İzmit Körfezi’nin güney sahilleri bir başka güzeldir. Başlayın Değirmendere’den, Karamürsel’e kadar sahildeki bütün yerleşim alanları, eğer istense, biraz yatırım yapılsa,  yaz sezonunda en az 3 ay, Bodrum’dan, Çeşme’den, Ayvalık’tan, Marmaris’ten çok daha yüksek potansiyelli birer turizm beldesi haline gelebilir.
Ama bizde yasakçı tutum var. Sahil düzenlemesi yapıyoruz,  deniz kenarlarına kum serip plaj yapıyoruz, o kadar. Sahillerde alkollü içki yasak. Dahası, bu şeritteki artık çok eskimiş tarihi binalarla hiç ilgilenmiyoruz. Halıdere, Ulaşlı, Ereğli, makus talihine boyun eğmiş, kendi halinde bekliyor.
Şimdi Karamürsel Belediyesi, ilçe Merkezindeki Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan 55 eski bina için cephe iyileştirmesi ihalesi açtı. 
İhale  7 Nisan’da Karamürsel Belediyesi’nde yapılacak. İlimizin diğer ilçe belediyeleri bol bol sahibi olduğu gayrimenkulleri satışa çıkartırken, Karamürsel Belediyesi’nin böyle bir yatırıma girmesini takdire değer buluyorum. Karamürsel’de sahildeki 55 tarihi binanın dış cephe iyileştirmeleri yapılır, bu binalar güzelleştirilirse, ilçenin turizm potansiyelinin de çok artacağına inanıyorum. 
Bu yazı toplam 918 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum