1. HABERLER

  2. MEDYA

  3. En iyisini Acun yapıyor
En iyisini Acun yapıyor

En iyisini Acun yapıyor

Bundan önceki bütün seçim dönemleri gibi 7 Haziran seçimlerine uzanacak sürecin de bizim için çok rahat, çok huzurlu, üstelik çok karlı geçmesini kesinlikle beklemiyordum. ÖZGÜR KOCAELİ, bu kentin en etkili, en güvenilen, insanların inandığı, itibar etti

A+A-

Ama bu seçim döneminde bir kez daha açıkça gördüm ve hissettim ki, bizim şehrimizde hemen her şey gibi, “Siyasetçi ahlakı” da artık dibe vurmuştur. Benim ve bu gazetenin bugüne kadar hiçbir siyasetçiye yaranmak, herhangi bir siyasi görüşe seçim kazandırıp, herhangi bir başka siyasi görüşe seçim kaybettirmek gibi bir çabası olmamıştır, olamaz.. Seçim dönemlerinde bu kentin siyasi nabzını tutmaya çalışırız. Kimin kazanacağı, kimin kaybedeceği gazetelerin ve gazetecilerin ilgi alanı içinde bulunmamalıdır. İşimizi hep bu anlayışla yaptık ve yine öyle yapıyoruz. 

……….. 
Geçenlerde bu kentte yayınlanan yerel gazetelerden birinin genel yayın müdürü arkadaşım, kendi köşesinde çok önemli bir yazı yazmıştı.  CHP’nin ilimizdeki adaylarından biri-üstelik en centilmen, en beyefendi olarak tanıdığımız kişi- o gazetede hakkında çıkan haberi beğenmemiş. Sarılmış telefona, haberi yapan muhabir gence ağzına geleni söylemiş, küfürler etmiş,  hakaretler, tehditler yağdırmış.
Şükürler olsun, biz bunca yıldır böyle bir şeyle karşılaşmadık. Zaten böylesi bir olaya vereceğimiz tepkiyi de kimse kolay kolay kestiremez. Ama ne yazık ki, ilimizde siyaset, hele hele seçim dönemlerinde böylesine küstahlaşabiliyor.
………
Herkes yerel gazetelerin kendilerini tutmasını istiyor. Her gün o siyasetçilerin, o partinin haberini yapacak, her gün onları manşete çıkartacak, köşe yazılarında hep onları öveceksiniz. Gazetelerden ve gazetecilerden böyle bir beklenti içine girmeye kimsenin hakkı yok, olamaz. 
Muhabir arkadaşlar, siyasi partilerin, adayların abuk sabuk programlarına koşturuyorlar. Bana kalsa, hiçbirin haber değeri yok. O genç muhabir arkadaşlar, gece yarılarına kadar  siyasetçilerin peşinde. Karınları aç, yorgun. Üstelik büyük bölümü, siyasetçilerin peşinde kendilerini helak edip, özel hayatlarından fedakarlık yaparken doğru dürüst fazla mesai ücreti bile almıyorlar.  Gazetelerin mutfağında editör olarak çalışanlar, siyasetçilerin malzemesi olduğu bu abuk sabuk haberleri redakte ediyor, gazetelere yerleştiriyorlar. Ben ÖZGÜR KOCAELİ adına söz söyleyebilirim. Olağanüstü adil olmaya özen gösteriyoruz. A partisi, B partisi, C partisi; ya da  falanca aday filanca aday, fişmanca aday.. Hangisinin özne olduğu haberin haber değeri varsa, onu öne çıkartmaya çalışıyoruz. Her gün, bütün siyasi partilerden eşit sayıda haber kullanmaya gayret gösteriyoruz.
Ama takdir eden yok. Tam tersine, üzerinize baskı yapıyor, yaptırmaya çalışıyorlar. Öylesine kirli, öylesine seviyesiz bir siyaset ortamı var ki, bırakın farklı partiler arasındaki çekememezliği, aynı partide 1 nci sıra adayı ile 2 nci sıra adayı, ya da 3 ncü sıra adayı ile 
4 ncü sıra adayı arasında bile kaldığınız oluyor. Herkes, kendine yontmak istiyor. Herkes, gazetecileri ve gazeteleri sürekli kendilerinden bahsetmeye, kendilerini övmeye, rakiplerini de yerden yere vurmaya mecbur gibi görüyor.. 
Özellikle üç büyük partinin, AKP, CHP ve MHP’nin yozlaşan yapısından, medya üzerindeki doğrudan ve dolaylı baskı girişiminden son derece rahatsızım.  Geçen gün, HDP mitinginde partinin 1 nci sıra adayı Konca, kürsüden meydanı selamlarken, “Yerel basına teşekkür borçluyuz. Adil davranıyorlar. Bizim de sesimizi duyuruyorlar, teşekkür ederiz” dedi. Yerel medyanın bir parçası olarak benim için en önemli ödül bu oldu. Milli İttifak olarak seçime giren Saadet Partisi ile BBP de bu konuda son derece nazik. Kamalak ve Destici’nin katıldığı mitingle ilgili haberler nedeniyle, Saadet Partisi İl Başkanı Ejderoğlu, bizzat gazeteye gelip, teşekkür etti. 
Ötekiler, hep kendilerine yontmaya çalışıyorlar. Hep öküz altında buzağı arıyorlar. Üstelik, yerel basına maddi ya da manevi en küçük bir katkıları da yok. Küstahlık yapıyorlar. Anlamıyorlar ki, yerel medya, hele hele halkın en çok güvendiği yerel gazete olan ÖZGÜR KOCAELİ tarafsızlığını, objektifliğini kaybederse, kimseye faydası olmaz. 
……….
Direniyorum sevgili dostlar. Elimden geldiğince, gücüm yettiğince direniyorum. Bu gazetenin çizgisini bozmamak, bu gazetenin ahlakını erozyona uğratmamak, bu gazetenin güvenilirliğini, objektifliğini zedeletmemek için direniyorum. Ama bazen, başımı gece yastığa koyduğumda, “Bu ülkede gazetecilik adına en doğru işi Acun Ilıcalı yapıyor” diye de düşünmeden yapamıyorum. 
Ne yaptı başarılı televizyoncu Acun Ilıcalı?.. Bir televizyon kanalını, TV 8’i satın aldı. İlk iş olarak, bu kanalın bütün haber birimini dağıttı, muhabirleri, gazetecileri, yorumcuları işten çıkarttı. Bu dönemde, bütün diğer televizyonlarda haberler siyasetle dolu. Yayın saatlerinin büyük bölümü yandaşı oldukları siyasi partilerin mitinglerinden canlı yayınlarla dolduruluyor. Geceleri sabahlara kadar siyasi tartışmalar yapıyor.
Acun’un TV8’inde hiç biri yok. Survivor diye bir program yapıyor. Benzeri Ütopya diye bir program var. “O Ses Türkiye” diyor. Yeni yerli diziler yaptırıyor. Modacı Nurella ile İvana Sert’in jürisi, Öykü Serter’in sunucusu olduğu bir moda yarışma programı başka kanalda tutmuşsa, parayı bastırıp, bu programı bütün ekibiyle birlikte kendi televizyonuna aldırıyor. 
TV8’de hiç siyaset yok. Hiç haber yok. Liderlerin meydan mitingleri, birbirleri ile atışmaları yok.  Ama TV8 bu dönemde bile en çok izlenen televizyon kanalı. Üstelik, en çok reklamı TV8 alıyor. Hiç siyaset konuşulmuyor ama, bütün siyasi partiler TV8’in reklam kuşaklarında yer kapmaya çalışıyor. 
Emin olun, magazin gazeteciliğini de, spor gazeteciliğini de en iyi şekilde yaparım. Hele artık gazetenin baskısı da şıkır şıkır renkli ya. Hiç siyasi haberlere bulaşmadan, hiç siyasetçilerle muhatap olmadan bir magazin gazetesi yaparım ki, aklınız şaşar. Siyasi haberleri değil de, trafik kazalarını,  uyduruk kavgaları, iki baş bonzai haberini manşete dehşet başlıklarla çeker, siyasetten arınmış ÖZGÜR KOCAELİ de yapabilirim. 
Ama bir misyonumuz var. Bu kente karşı sorumluluğumuz, görevimiz var. Objektif, herkese eşit mesafede, kimsenin kazanmasını ya da kaybetmesini hedefleyerek değil, kent halkının en doğru şekilde bilgilenmesi amacıyla gazetecilik yapmaya çalışıyoruz. Kimse, bu gazeteyi sadece kendi yanına çekmek için çaba harcamasın. Kimse, bu gazeteyi rahatsız etmeye kalkmasın.. Böyle geldik, böyle gideriz. Kimseye, hiçbir siyasi görüşe karşı ön yargımız, düşmanlığımız ya da göbekten bağlılığımız yok. Bu kentteki siyasetçinin de başı sıkıştığında ihtiyaç duyacağı yegane şehir gazetesi olabilmek, böyle ayakta kalabilmek için çaba harcıyoruz. Hele şu 7 Haziran seçimlerini de bir atlatalım. Kara kaplı deftere yazdığım isimler var. Bakarsınız, bu yaştan sonra siyasete girer, hem onlardan hesap sorar, hem adam gibi siyasetçi nasıl olunur, bunu gösteririm. 
Sevgiler, saygılar.
Bu haber toplam 818 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.