• BIST 82.130
  • Altın 147,965
  • Dolar 3,7924
  • Euro 4,0583
  • Kocaeli 9 °C

Engel Yok

İlksen ÇAĞLAYAN
Hayat upuzun, türlü türlü farklı  bir yol hepimiz için.. Bazen dikenli, bazen engebeli, bazen sessiz, bazen huzurlu, bazen karmaşık, bazen de darmadağınık.. Kim bilebilir ki zaman içinde  bu hayat bize ne getirecek, bizden ne götürecek?  Kendi kendimize, kendi zihnimizden , kendi düşüncelerimizden, kendi önyargı, davranış ve kanılarımızdan başka ne engel olabilir ki bize aslında? Olsa olsa kendim limitlerimiz engel olur aslında yapabileceğimiz ya da yapamayacağımız her şey için.. Kendi sınırlarımız durur iki kişi, iki düşünce, iki hal- tavır arasına ve sadece kendi çizgilerimiz olur diğer her şeyle aramızda. Nedir ki aslında bizi ötekinden ayıran? Değil midir sadece fikir, görüş ya da siz buna ne derseniz deyin diğer her şeye karşı bizi farklı kılan? Bir eksikliğin ya da bir farklılığın benzer olan her şeyle arasına koymaz mı aslında sadece tek bir görüş?  Doğadaki her şeyin zıttını, farklılığını, türlü türlü, değişik değişik oluşunu sevmek bir yana kendimiz için bile bir huzur yarattığını bilmez miyiz, anlamaz mıyız hiç? Sonra da bir bakıp bizim gibi olmayanı , belki doğuştan belki sonradan gelen bir farklılığın bizim için çok yabancı olduğunu , bu durumu garip bulduğumuzu düşünürken buluruz kendimizi..
Geçtiğimiz Perşembe günü yani 3 Aralık ,  Dünya Engelliler Günü idi. Bir çok kurum , kuruluş veya kişi bu gün için bir farkındalık yaratmak amacıyla  değişik şekillerde bu konuyu gündeme getirdi.  Sahi nedir ki engel aslında ? Genel olarak şu aralar  herkesin dediği gibi gönlün, kalbin, beynin ve ruhun zincirli olmaması aslında. Az önce de bahsetmiş olduğum gibi hayatın türlü türlü evresidir , parçasıdır.  Aslında farklılıksa neye göre farklılıktır? Aslında eksiklikse kime göre , neye göre eksikliktir? Bir bakış açısına göre evet eksikliktir, bir hayat görüşüne göre evet farklılıktır ama bu bakış açısı bu görüş engellidir aslında, limitlidir, sınırı vardır. Ayrıca  biz değil miyiz bu evrende hep birlikte yaşayan? Rengarenk, çeşit çeşit, boy  boy hani şu bahardaki çiçekler gibi, türlü türlü kokan?
Bu fotoğrafı geçtiğimiz günlerde gördüm internette. İspanyol bir annenin oğlu için yaptığı çok çok özel bir şey. Tekerlekli sandalyedeki oğlu bakışlardan rahatsız olmasın diye kendi limitlerini, sınırlarını aşan , o üzülmesin diye kendi hayal gücünü kullanarak ortaya çok güzel bir şey çıkaran  alkışlanası bir anne.. Dilerim kendi içimizdeki engelleri susturabildiğimiz, kalp yerine bir maddeye  bağlı olmadığımız günler yakındır..
Dondurmacı
Arkadaşım Gaile dört yıldan bu yana kansere karşı yaşam mücadelesi veriyordu.
Diğer arkadaşlarımla birlikte onu ziyarete gittiğim bir gün çocukluk düşlerimizden söz ediyorduk. Gaile başını pencereye doğru çevirdi. Gözleri çok uzaklarda, sesi sitem dolu “Ben, kumandalı, kırmızı bir oyuncak arabamın olmasını isterdim hep, ama doğum günümde ne istediğimi söylersem; dileğimin gerçekleşmeyeceği korkusuyla hiç kimseye söyleyememiştim bunu. Bu nedenle de asla radyolu, kırmızı bir oyuncak arabam olmadı.” dedi.
Gaile’i ziyaretimden bir kaç gün sonraydı. Çok sevdiğim dondurmayı almak için sırada beklerken birden dondurmacının vitrinindeki kırmızı oyuncak arabayı gördüm.
Yanına da bir not iliştirilmişti:
"Dondurmanızı alırken vereceğimiz kuponu doldurmayı unutmayın, belki de çekiliş sonunda bu kumandalı araba sizin olabilir."
Hemen Gaile’in sözleri geldi aklıma. Bir kaç hafta boyunca sürekli dondurma alıp, verdikleri kuponları doldurdum. Hiç bir çekilişte de kazanamadım. Bu kırmızı arabayı mutlaka Gaile’e almalıydım.
 Dördüncü haftanın sonunda artık çekilişte kazanmaktan ümidimi yitirmiştim. Dükkan sahibi ile konuşarak bana bu arabalardan bir tanesini satmalarını rica ettim.
Dükkan sahibi dört haftadır her gün dondurma alıp, kuponları doldurduktan sonra büyük bir heyecanla çekiliş sonuçlarına baktığımın gözünden kaçmadığını söyledi.
Ardından da gözlerimin içine bakarak:
"Söyler misiniz, neden bu kadar çok istiyorsunuz bu arabayı ?" diye sordu.
Gözlerimden süzülen yaşlara aldırmadan ona arkadaşımdan söz ettim. Çok etkilenmişti.
"İstediğiniz oyuncak arabayı verdiğiniz adrese göndereceğim" dedi. Yazdığım çeki masanın üstüne bırakarak , büyük bir mutlulukla evime geldim.
Ertesi günü Gaile’i ziyarete gittiğimde gözleri ışı ışıldı. Elindeki kırmızı oyuncak arabayı göstererek küçük bir çocuk heyecanıyla:
"Bak" dedi. "Bunca yıl bekledim ama nihayet dileğim gerçekleşti, hem de tam istediğim gibi !"
Ertesi günü postacı bir zarf uzattı elime. Açıp okumaya başladım:
"Sevgili Bonnie, annem ve babam da kanserdi ve ikisinide, altı ay gibi kısa bir sürede kaybettim. İkisi içinde çok çabaladım ama doğrusu dostlarımın sevgisi ve cömertliği olmasaydı hiç bir şey yapamazdım. Gerçek dostlarım olduğu için kendimi hep şanslı hissettim. Gaile’de senin gibi bir dostu olduğu için çok şanslı. En iyi dileklerimle. Norma"
 
Dondurma dükkanının sahibiydi mektubu yazan. Benim masasına bıraktığım çek de zarfın içindeydi.
Bonita L. ANTICOLA
“Niçin hep birlikte barış ve uyum içinde yaşamayalım? Hepimiz aynı yıldızlara bakıyoruz, aynı gezegenin üzerindeki yol arkadaşlarıyız ve aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz.”
Aunius Aurelius Simachus
Bu yazı toplam 250 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37