• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli 15 °C

Erdoğan’ı kim daha çok seviyor

İsmet ÇİĞİT

İşe kendimi kaptırmış, çalışıyorum. Telefonum çaldı. (444)’lü, bilinmeyen bir numara. Açtım. Tanıdık bir  ses.. Bir ilçe Belediye Başkanı’nın sesi. Zaten, kendini de tanıttı:
“-Ben falanca Belediye Başkanı” dedi.
“Merhaba Sayın Başkan” dedim, “Nasılsınız?”
Karşımdaki ses hiç durmadan anlatmaya devam ediyor:
“-Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 16 Mayıs Cuma günü saat 17.30 ‘da Perşembe Pazarı alanında olacaktır. Sizi de açılış bayramına bekliyor, davet ediyorum.”
Ben, saf Başkan’la konuşmaya çalışıyorum ya.. Meğer, ses banda kaydedilmiş. Bir makine, herkesin cep telefonunu arıyor, İlçe Belediye başkanı kendi sesinden, vatandaşları mitinge çağırıyorlar. 
Sadece bu değil.. AK Partili Milletvekilleri, diğer Belediye Başkanları da halkı dünkü Erdoğan mitingine davet etmek için tam anlamıyla seferber oldular. Telefonum bu konuda atılmış mesajlarla dolu. Kime karanfil dağıttı. Kimi  miting alanına insanları taşımak için minibüsler, kimi tren kiraladı..
Büyük bir yarış vardı AK Parti’nin içinde. “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kim daha çok seviyor. Miting için kim daha çok çalışıyor” yarışı. Bu konuda çalıştıkları kadar,  belediye işleri için çalışsalar, bu kent abad olurdu. 
AK Partililer aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitingi temelinde birbirleri ile yarıştılar. Hepsinin tek bir derdi var: Cumhurbaşkanına kendilerini beğendirebilmek. Halkın beğeniyor, takdir ediyor olması o kadar önemli değil. Cumhurbaşkanı beğensin ki, bir sonraki dönem yeniden aday olabilsinler..
İlimizde AK Parti içinde çok güçlü bir dayanışma, çok  sarsılmaz bir birlik var gibi görünüyor, gösterilmek isteniyor ya.. Aslında hepsi birbiri ile yarışıyorlar. Ben çok kez tanık oldum. Aslında hiç biri birbirini eskisi gibi çok fazla da sevmiyor.
Hepsi, Cumhurbaşkanı’nı çok seviyorlar. Çünkü varlıklarını O’na borçlu olduklarını biliyorlar. Kendilerini de sadece Cumhurbaşkanı sevsin istiyorlar. Bunu yeterli görüyorlar.
Merak etmesinler, dünkü miting yine görkemli geçti. Cumhurbaşkanı İzmit’te bir kez daha çok mutlu oldu, kendisini Perşembe Pazarı alanında çok güçlü hissetti. Eminim, bugün teşkilata, emeği geçen Belediye Başkanlarına, milletvekillerine de teşekkür edecektir. Böyle bir mitinge emeği geçenler,  bir sonraki seçimlerde de  en azından bulundukları yer için yeniden aday  gösterilmeyi hak etmişlerdir.

*Cumhurbaşkanı en çok kimi seviyor? 
Evet,  ilimizde AK Partililer arasında, “Cumhurbaşkanı en çok beni sevsin. En çok beni görsün” yarışı yaşandı. Olaya bir de Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından bakalım. Acaba Sayın Cumhurbaşkanı ilimizde en çok kimi seviyor.
Cumhurbaşkanı’nın ilimizde akrabaları var. Partinin kuruluşu aşamasında sık sık gelip gittiği, fikrini aldığı akil adamlar, yakın dostları var. Elbette parti içinde birlikte yol yürüdüğü, çok güvendiği eski, yeni Bakanlar, teşkilat yöneticileri, Belediye Başkanları var. 
Mesela İbrahim Karaosmanoğlu var. 
Sizce, Cumhurbaşkanı Erdoğan ilimizdeki bu isimler arasında en çok kimi seviyor, kime güveniyor?.. 
Bence, KOÜ Rektörü  Prof.Dr.Sadettin Hülagü’yü.. 
Cumhurbaşkanı ile, Rektör Prof.Dr.Hülagü arasında çok özel bir yakınlık, çok özel bir hukuk var. Dün Cumhurbaşkanı’nın Kocaeli temasları sırasında da bu tablo açıkça görüldü. Bence, ilimizde herhangi bir konuda Cumhurbaşkanı’na en çabuk, en kolay ulaşabilecek ve meramını hiç eğip bükmeden anlatabilecek birinci adam Rektör Hülagü’dür. Cumhurbaşkanı, Rektör’ün yanında kendisini rahat hissediyor. Çünkü, aynı zamanda doktoru. 
Rektör Hülagü,  KOÜ’deki rektörlük seçimleri öncesinde yaptığımız bir görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile-o dönemlerde Başbakan’dı- yakınlığını anlatmıştı. Erdoğan’ın birkaç yıl önce geçirdiği rahatsızlık ve bu rahatsızlığa bağlı ameliyatlarda, Prof.Dr.Hülagü hep en yakınındaki kişiydi. 
Dünkü açılış şöleni, miting falan da aslında ikinci plandaki organizasyonlardı. Cumhurbaşkanı, KOÜ Rektörünün davetine icabet etmek için ilimize gelmişti. Birlikte yemek yediler. Birlikte Cuma namazını kıldılar. Cumhurbaşkanı’nın Rektör Hülagü’ye olan yakınlığı, sevgisi ve güveni, yan yana oldukları her an, yüzünden anlaşılabiliyordu. 
Eğer bu ülkede güçlü olmak, “Erdoğan’a yakın olmak”la eşdeğerse,  bu kentteki en güçlü adam bence Rektör Prof.Dr.Sadettin Hülagü’dür. Üstelik bu gücü kendi kişisel beklentileri, ya da siyasi konalar için kullanmayacak tek adam da Prof.Dr.Hülagü’dür. Siyasetten beklentisi yok. KOÜ’yü kalkındırmak, geliştirmek, KOÜ’de yeni yatırımların önünü açmak adına da Cumhurbaşkanı ile olan bu yakınlığını istismar etmeden en iyi kullanmayı başaran kişi de yine Rektör Hülagü’dür.
Öyle sanıyorum ki, KOÜ Rektörü,  ilimizdeki pek çok AK Partili siyasetçinin en çok kıskandığı kişidir. Bu özelliği ve bu statüsü nedeniyle, Sayın Rektör’ün ilimizdeki hiçbir yerel aktörden korkmak, her talebi koşulsuz yerine getirmek gibi bir handikapı da bulunmuyor.
 

*Vapur da düşünülebilirdi 
Ak Parti Kocaeli Teşkilatı, dünkü miting için Gebze bölgesindeki vatandaşları trenle getirip götürdü. Böylece, D-100’e ek trafik yükü katılmadı.
Karamürsel bölgesi için de deniz yolu düşünülebilirdi. Büyükşehir Belediyesi’nin doğru dürüst tarifeli sefer yapmasa da,  vapurları, deniz otobüsleri var. Karamürsel iskelesinden hareket ettirilir; karşıya Hereke’ye, oradan Ereğli-Ulaşlı-Halıdere’ye uğraşarak, Değirmendere-Gölcük-Derince üzerinden insanları toplayarak İzmit iskelesine getirmek mümkün olabilirdi.
Böyle bir uygulama, dün D-130 karayolunu da rahatlatırdı. Bu şehirde, üstelik trafik ve toplu taşıma konusunda bu kadar büyük sıkıntılar yaşanırken,  deniz yolunun ne kadar önemli ve rahatlatıcı olduğu da kanıtlanabilirdi.
Yeni bir yaz sezonuna geliyoruz. Şehrimizde trafiğin hali malum. Ne yazık ki, bu coğrafyanın imkanlarını, bu İzmit Körfezi’nin bizim şehrimize sunduğu imkanları kullanamıyoruz. İzmit-Karamürsel hakkında doğru dürüst vapur seferleri yapılabiliyor olsaydı,  emin olun bu şehir çok güzel nefes almış olabilirdi.
Birlikspor ne olacak?
Bir karar alınması lazım. Kamuoyuna bir açıklama yapılması lazım. Bu kent sporda tam anlamıyla çökmüşken, bir de siyaset eliyle Kocaeli Birlikspor vakası yaşandı. 
Birlikspor için son 2 sezonda harcanan para ile, Kocaelispor 4 yılda Süper Lige çıkardı. 
Birlikspor’a son iki yılda harcanan para ile, bu kentte 1 nci Lig’de oynayan, Avrupa kupalarında mücadele eden erkek-kadın basketbol, voleybol takımları kurulabilirdi. 


Birlikspor için son iki yılda harcanan para ile, bu kentte Wimbledon ayarında Tenis Turnuvası; Cannes ayarında film festivali düzenlenebilirdi. 


Birlikspor için, son iki sezonda harcanan para ile, Gebze-İzmit arasında yapılması planlanan metro hattını, Gebze-Hereke arasındaki bölümü tamamlanabilirdi. 


Para çöpe gitti. Birlikspor rezil oldu. Birlikspor’un bu sezon bulunduğu ligden şampiyon olup PTT 1 nci Ligine çıkması lazımdı. Olmadı, play-off’tan çıkması lazımdı. Yapamadılar. Üstelik rezil olarak elendiler.
İlimizde futbolun çok içindeki bir kişiden dinledim. Aslında kamuoyuna açıklanmayan çok daha büyük bir skandal yaşanmış. Malum, Birlikspor grubunda 2 nci oldu. Gümüşhane ile play-off’da eşleşti. Bu play-off eşleşmesinin Gümüşhane’de oynanan ve 1-1 biten ilk ayağında, Birlikspor’un lisansı vizesiz bir oyuncuyu kadrosunda bulundurduğu, bu nedenle bu maçı hükmen kaybetme riski bulunduğu öne sürülüyor. İlk maçta bu skandal yanında, Yarımca’da oynanan ve Gümüşhane’nin 3-1 kazanıp tur atladığı ikinci maçın aslında bir önemi kalmamış. 
Bu iddia doğru mu?..Birlikspor bu kadar kötü mü yönetiliyor. 


Bakın, Büyükşehir Belediye Başkanı Karaosmanoğlu, Kocaelispor’a karışmıyor. Ama Birlikspor’dan da elini eteğini çekti. İlimizdeki diğer siyasi partililerin ortada böylesine büyük bir enkaz dururken Birlikspor için ne düşündüklerini merak ediyorum.


Bu inat, bu macera, bu müsriflik, ilimizdeki işadamları ve sanayiciler üzerindeki bu Birlikspor baskısı devam edecek mi?. Yoksa, “Tamam bu iş olmuyor” deyip, pes mi edecekler. 
Merak ediyorum. Açıklama bekliyorum. 


En önemli toplu taşıma aracı: Tren 
Ak Parti Kocaeli Teşkilatı, dünkü  “Açılış şöleni” mitingi öncesinde çok önemli ve bundan sonraki uygulamalar için de örnek olabilecek bir karar aldı, uyguladı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitingine, ilimizin her yerinden partililer, vatandaşlar taşınacaktı. Ama ilimizdeki karayollarının trafik yükü malum. Üstelik, Cuma günleri bu trafiğin daha da yoğunlaştığı biliniyor. AK Parti İl Teşkilatı, Gebze, Çayırova, Dilovası, Darıca bölgesinden miting için İzmit’e gidip gelecek binlerce kişi için, DDY’den tren vagonu kiraladı.


Düşünün Gebze-İzmit arasında binlerce kişi gelecek, gidecek.50’şer kişilik otobüslerle taşısanız bile,  D-100 trafiğine, en yoğun günde çok fazla sayıda araç çıkartmanız gerekecek. Yolculuk hem sıkıntılı, hem riskli.


24 tane vagon kiralandı. İnsanlar Gebze’den trene bindiler, İzmit’e gelip, mitinge katıldılar. Mitingden sonra yine trene bindiler, Gebze’ye döndüler. Bu kadar insan karayolundan gelmiş olsa, bir de onların araçları için park yeri sorunu yaşanacaktı.


Hiç biri olmadı. Aslında trenin bir avantajı daha var. AK Parti’nin miting için taşıdığı insanları tren istense 42 Evler durağında da bırakabilirdi. Böylece, gar ile Perşembe Pazarı arasında da bir ulaşım sorunu çıkmazdı. 
Öyle sanıyorum ki, bundan sonra büyük mitingler için, İzmit-Gebze arasındaki taşımada tren kullanılacaktır. Tren, özellikle bizim ilimiz gibi illerde en iyi toplu taşıma aracıdır. En güvenli, en hızlı ve en ekonomik. 
Bizim şehrimizin günde, yarım saat arayla sefer yapan Adapazarı-İstanbul hattında çalışan banliyö trenlerine şiddetle ihtiyacı var. Ak Partililerin bu konuda daha fazla ve daha inanç, istekle çalışması lazım. 


Önce akan kanı durdurmak lazım

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu bir “Kan” lafı etti, ortalık yine karıştı. CHP liderinin böylesi gergin bir süreçte böyle bir laf etmesinin tartışılması elbette doğal. 
Ancak biz önce oluk gibi akan kanı konuşmak zorundayız. Dün sabah yine Hakkari’den acı haber geldi,. 8 askerimiz daha terör örgütü ile girilen çatışmada şehit olmuştu. Herkesin içi yandı. Bu ülkenin bütün vatandaşları, dün sabah bir güne daha acıyla başladı. 
Türkiye siyaseti, CHP liderinin belki haddini aşan uyarısını bağıra bağıra tartışmak yerine, önce ülkemizde oluk gibi akan kanı durduracak çareler aramalıdır. Hani terörün kökü kazınmıştı. Hani bu iş bu bahar tamamen bitmiş olacaktı?.. 8 şehir daha verdik. Fidan gibi gençlerimiz ölüyor. Analar ağlıyor. Türkiye’nin önce bu konuyu çözmesi, akan kanı durdurması gerekiyor.

Bu yazı toplam 1249 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37