1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. ESKİ BAŞBAKAN A. DAVUTOĞLUNU DİKKATLE DİNLEDİM (5)
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

ESKİ BAŞBAKAN A. DAVUTOĞLUNU DİKKATLE DİNLEDİM (5)

A+A-

Merhum Erbakan hocamızı en iyi tanıyan ve anlayan ırkçı Siyonistlerdir. Batıl düşüncelerini hayata geçirmelerine engel gördükleri Merhum Erbakan hocanın her hareketini ciddi bir şekilde takip ederek engellemeye çalıştılar, lakin başaramadılar.

Merhum Hoca, Yüce Allah’ın yardımıyla çok akılıca ve ustaca, planlı bir şekilde ırkçı Siyonistlerin hilelerin bozan hamlelerle talebelerinin önünü açmıştır. Irkçı Siyonistlerin haricinde merhum Erbakan Hocayı, İslam dünyasındaki birçok liderlerden ve ilim adamlarından çok daha iyi tanıyanların başında Sayın Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan ve diğer talebeleri gelmektedir.

Sayın Erdoğan’ın ve diğer önemli şahsiyetlerin Erbakan hocamız hakkında söylediklerini kısaca nakletmek istiyorum. “ Merhum Erbakan Hocamız, Türkiye’ye çok önemli hizmetler kazandırmıştır. Türkiye siyasetinde kendine mümtaz bir yer edinmiş, ayrıca ömrünü öğretmeye ve öğrenmeye adamış bir ilim adamı ve ilkeli bir siyasetçi. Sabrıyla, davranışıyla, mücadelesiyle, ilkeleriyle dik duran bir lider, bir hoca olarak bizlere ve genç nesillere güzel bir örnek teşkil etti.

Öğrettikleri ve aktardıklarıyla mücadeleci kişiliğiyle her daim kendisini şükranla minnetle anacağımızı ifade etmek istiyorum. Mekanı cennet olsun. Yüce Allah’ın rahmeti üzerine olsun. Allah ondan razı olsun” ( R.Tayyip Erdoğan)

Merhum Erbakan hocamızın siyasi mücadelesini araştırmadan ve anlamadan,  ülkemiz, İslam dünyasının ve şer cephesinin aydınları siyasi liderleri,   onun hakkında neler yazdıklarını incelemeden Erbakan hocayı anlayamayanlar davanın ne olduğunu anlayamazlar. Yeni nesil AK partili gençler davayı ve Erbakan hocayı çok iyi tanımalıdırlar.

Benim söylediklerimi dikkate almayan gençler, 27-Ağustos-2014 tarihinde yapılan AK partisinin 1. olağanüstü kurultayında o günün Başbakanı sayın cumhurbaşkanımızın ve görevi devr alan Sayın Ahmet Davutoğlu’nun dünya kamuoyu önünde yaptıkları konuşmalarını satır- satır okuyarak ve tefekkür ederek davanın, hayalin ve hedefin ne olduğunu anlayabilirler.

Yapılan konuşmalar her satırı mesaj yüklü bir manifesto niteliğindeydi. Olağanüstü kurultayda her iki liderin yaptığı konuşmaların içinden birkaç cümleyi sizlere hatırlatmak istiyorum.  “Gençler, sizler milletimizin ve yeryüzündeki tüm mazlumların umudusunuz.

Sizler sultan Alparslan’dan Fatih sultan Mehmet’e, Abdülhamit Han’dan Profesör Doktor Necmettin Erbakan’a kadar uzanan bir kutlu davanın kahraman neferlerisiniz. Bu harekette, hiç şüpheniz olmasın,  eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın  alın teri vardır..”( R.Tayyip Erdoğan) 

Sayın Ahmet Davutoğlu konuşmalarının bir bölümünde şunları ifade ediyordu; “ Biz ideallerimiz için ayağa kalkarak, bu ideallerimizi dizlerimiz titremeden savunacağız ki,  bizden sonra gelen nesiller rahatlıkla yürüsünler ve ondan sonrakiler hedefe koşsunlar.

Bizim hedefimiz;  İnsanlık, eşitlik, adalet, özgürlük adına çıkarıldığı şehirden Medine’ye doğru yürüyen Ulu Peygamber’in Medine’sidir. Bizim hedefimiz 28-Şubat Anayasa Mahkemesi yargısı önünü de savunduğu idealleri hiç sesi titremeden savunan Profesör Necmettin Erbakan’ın Türkiye’sidir.” 

Şuurla inandığımız davanın hedefe ulaşması için, gece ve gündüzünü birbirine katarak, ihlâsla çalışarak insanlarımıza hak ve hakikatleri, hikmet ve irfanla anlatan bir gençlik sokaklara hâkim olursa, işte o gün sağa sola bakmadan bende buradayım diyen bir gençlik, bizim geleceğimizin teminatı olacaktır. Böyle bir gençliğin yetişmesi için, önce ahlak ve maneviyat eğitiminden geçmelidir. 

Şu hususu hiçbir zaman akılımızdan çıkarmamalıyız. Bu aziz milletin ruh kökeninde İslam vardır. AK partisinin mayasında Merhum Menderes, Turgut Özal’dan daha çok Erbakan hoca vardır. AK Partisi teşkilat eğitimlerinde Menderes, Özal ve başkaları konuşulduğu kadar Erbakan Hocanın konuşulmaması korkaklık değilse büyük bir eksikliktir.  Eğer bu eksiklik giderilmezse, Merhum Eba Müslim Horasani’nin, Bugünkü İspanya’da 700 yıl hüküm süren Endülüs Emevi devletinin yöneticileri için söyledikleri, AK partisinin de başına gelebilir.

“Onlar,(yöneticiler) zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için, dostlarını kendilerinden uzak tutarak unuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de dünkü düşmanlarına inanarak yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan eski düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan ve unutulan eski dostlar düşman oldu.  Eski dostlar ve güven vermeyen yeni dostlar şer cephesinde birleşince yıkılmaları mukadder oldu.”

AK Partinin kurucu Genel başkanı ve kurucuları hocayı konuştukları halde taşra teşkilatlarında, Erbakan hocanın fikirleri, düşünceleri, icraatlarının konuşulmaması,  ister istemez merhum Horasanin sözleri aklıma gelmektedir. Ulvi davaya hizmet eden tarihi şahsiyetleri, asrımızın bilge insanı Erbakan hocayı konuşmaktan sakınanlar ya bilgisizdirler ya korkaktırlar veya Erbakan’ hoca kendilerine bol gelmektedir. Bu durum başka hiçbir şeyle izah edilemez.  Mazisini ve üzerinde oturduğu mirası kimlerden devr aldığını bilmeyen omurgasız bir neslin geleceği aydınlık olmaz. Böyle bir nesil hem hastalıklıdır hem de hastalığının teşhisi zor olacağından tedavisi de zorlaşacaktır.

Partinin teşkilat kadrolarını maddi ve manevi yönden eğitmenin asıl amacı ülkeyi doğru bir şekilde yönetecek kadroların yetişmesine matuftur.  Her oluşumun temelinde insan olduğuna göre siyasetin temelinde de insan vardır. O halde hiçbir ayırım yapmadan gençlerimizi önce ahlak ve maneviyatla eğitmeliyiz. Sonra beceri ve kabiliyetlerine göre gerekli olan öğretimi yaptırmalıyız.

Ahlak ve maneviyatla donatılmış, beceri ve kabiliyetlerine göre eğitim ve öğretime tabi tutulmuş insanlar, siyasette doğru karar alarak, sağlıklı politikalar üreterek, günümüze ve geleceğe yönelik faydalı projeleri ortaya koyarak, ülkenin ve milletin yararına çok güzel hizmetlerde bulunurlar. Bunları yapmanın yolu eğitim ve öğretimdir.

Partiler kâğıt üstünde yaptıkları göstermelik eğitimlerle kendilerini kandırmamalıdırlar. Dünyada en zor şey eğitim ve öğretimdir. Ama sonucu ve meyvesi çok tatlıdır. Çünkü zulmü, adaletsizliği, haksızlığı ortadan kaldıracak olan insandır. O halde insanın eğitimine ve öğretimine çok önem vermeliyiz. Maneviyatsız bir eğitim bir ayağı topal bir gözü kör bir kulağı sağırdır, yarım bir insan yük taşıyamaz, hedefe doğru yol alamaz, anlayacağınız yarı yolda bile kalamaz. Zalimler gelir acımasızca ezer geçerler.

Bu sebepledir ki, ülkemizin siyasetçileri ve halkımız müslüman olduğuna göre topal bir eğitimden geçmemelidir. Ahlak ve maneviyatla yetişen bir siyasetçi, maddi yönden ülkenin güçlenmesi için azamı gayret gösterir. Şahsi ikbal ve menfaatini asla düşünmez, ülkenin ve milletin menfaati için emanetleri ehline vermekte kusur etmez. Haddini ve hududunu bilerek hareket eder. Yüce Allah’ın izniyle konumuza haftaya Çarşamba günü devam edeceğiz 

Bu yazı toplam 1295 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum