• BIST 84.208
  • Altın 147,160
  • Dolar 3,7746
  • Euro 4,0581
  • Kocaeli 5 °C

ESKİ BAŞBAKAN A. DAVUTOĞLU’NU DİKKATLE DİNLEDİM (6)

Alaattin KÖKSAL

 Temel klasiklerimizi, geçmişten geleceği uzanan ilim, kültür ve sanat eserlerimizi günümüzün ilimleriyle birleştirerek, fiili olarak gençliğimizin emrine sunmalıyız. Temel klasikleri anlayabilmek için günümüze göre şerh (açıklamak) etmek yetmez. Şerh edilen klasikleri (açıklananları) günümüz gençliği anlayabilmesi için yeniden haşiye yani açıklananı yeniden açıklamalıyız. Bilmeliyiz ve inanmalıyız ki,   temel klasikleri anlayarak, kadim medeniyetimizi yeniden ihya edecek bir gençlik, geleceğimizin teminatı olacaktır. 
         Kendi kadim medeniyetimizi inkâr, batı medeniyetini taklit edersek, yaşanılır bir Türkiye’yi inşa edemeyiz. Her alanda kalkınmış bir ülke olmak için öncelik şu tespiti yapmalıyız. Ülkemizde,  üç farklı aydın portresini görmeliyiz. Birinci grup aydınlar, İslam medeniyetine sırtlarını dönerek, yüzlerini batı medeniyetinde yana çevirerek taklitçilik hastalığına tutulanlar. İkinci grup aydınlar, kendi kadim medeniyetinin klasiklerini savunurken, batı medeniyetinin doğrularını almayarak, âdeta kendi kendini hapsedenler. Üçüncü grup aydınlar, kendi medeniyetinin yanında batı medeniyetinin de doğrularını alarak kendini yetiştirenler. 
         Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) “ İki günü müsavi (eşit) olan bizden değildir.” İlim mü’minin yitik malıdır onu nerde bulursa alsın” buyurmuşlardır. Bu prensibe riayet eden üçüncü nesil aydınlarımız, tevhidi imanla ve vahdet (birlik)  şuuruyla önce kendi milletine sonra İslam âlemini ve daha sonra bütün dünyayı kucaklayacak yeni nesil gençlerimizin Yeniden Büyük Türkiye’yi kurmuş olacaklardır 
         Bu inanç ve anlayışla kendilerini yetiştiren yeni nesil gençlerimiz,  aydınlarımız ve siyasilerimiz için, yeniden kadim medeniyetimizin dünyaya etkili bir şekilde söz sahibi olması hususunda verecekleri mücadele sanıldığı kadar zor olmayacaktır. Zira pazarlıksız bir imanla Yüce Allah’a teslim olan müslümanlara Yüce Allah’ın vaadi vardır.” “Mü’minlere yardım etmek üzerimize düşen bir görev oldu” (Rum suresi 47)  
         Yeni nesil gençlerimiz ve aydınlarımız kadim medeniyetimizin geçmişini, sahip olduğu coğrafi sınırlarını, hâkim olduğu topraklarda inşa ettiği tarihi eserlerini, yetiştirdiği ilim ve siyasi adamlarını, yazılı eserlerini, cihat anlayışlarını, ilmi ve coğrafi keşiflerini, hukuk sistemlerini, sosyal münasebetlerini, ümmet anlayışların çok iyi bir şekilde analiz ederek, yeni nesil gençlerimizi yetiştirmeliyiz.
         Ülkemizde ve İslam dünyasında meydana gelen siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel ve terör olayların sebep ve sonuçlarını anlamak için özelikle şu hususları göz artı etmeden üzerlerinde ciddi bir şekilde kafa yormalıyız. Sayın Cumhurbaşkanı ve hükümet kabinesi ve yetkililer il-il, ülke- ülke nasıl çalıştıklarını ne kadar az uyuduklarını söylememize gerek yoktur. 
         Ak partisi gençliği ve diğer gençlerimiz, bu insanların çalıştıkları kadar çalışmamız mümkün olmasa da bizlerinde yapacağı çok işler vardır. Hiç olmazsa bu insanların ne yaptığını, hangi hizmetler için nasıl bedeller ödediklerini düşünerek, biz ne yaptık ne yapıyor kime neyi anlattık hesabını yapan, milli ve yerli düşünen bir gençlik olmanın gayreti içinde olmalısınız, olmalıyız.
          Kahve köşelerinde, bilardo salonlarında, okey masalarında, sinemalarda, Televizyon dizilerinde, nargile sohbetlerinde vakit geçirmekten utanmayan bir gençlikle hedefe ulaşılmaz. Hedefe kitlenen bir gençlik; Tevhidi imanla, vahdet şuuruyla, ibadet aşkıyla tebliğ için sokağa inmeli, köyleri, mahalleleri, beldeleri dolaşarak vatandaşlarla samimiyetle kucaklaşarak selamlaşmalıdır. 
         Taraftarlarınızı ve siyasi muarızlarınızı tatmin edici bilgilerle ikna etmek hususunda, kendinizden emin olmalısınız. Türkiye’nin tarihi misyonunu, jeo politik ve jeo stratejik gücünü adınız gibi bilmelisiniz. Bölge ülkelerinden olan İran’ın; siyasi olarak ne yapmak istediğini,  kimlerle işbirliğini yaptığını,   göstermelik İsrail düşmanlığı ile kimlere mesaj vermeye çalıştığını, batıl mezhep mensuplarına yardım ederek Sünni dünyasıyla neden kavgalı olduğunu çok iyi bir şekilde analiz etmelisiniz. 
         
         Türkiye’nin kalkınmasını istemeyen, İs lam dünyası ile bağlarının kesilmesi için her alçaklığı yapan, Türkiye ile Almayanın, Türkiye ile Rusya’nın bir araya gelmesine engel olan fitne fesat üreten şer güçlerin kimler olduğunu bu hainlerin planlarına bilerek veya bilmeyerek kimlerin alet olduğunu çok iyi anlamalısınız. 
         Rusya’nın tarih boyunca sıcak denizlere inme hayallerini gerçekleştirmek için İran, Suriye gibi devletlerle işbirliği yaparak Amerika ile birlikte iyi polis kötü polis rolünü oynayarak İslam dünyasını nasıl kan gölüne çevirdiklerinin arka planını araştırarak milli ve yerli bir duruşun öncüleri olmalısınız. Irkçı Siyonizm’in planlarını bilmeden,  sınırları belli olmayan İsrail devletinin neden kurulduğunu anlamadan, Arz-ı mevut’un (Nil’den Fırat’a kadar uzanan topraklara sahip olma) ne manaya geldiğini araştırmadan, Türkiye ve İslam dünyası üzerinde yapılan baskıları ve saldırıları anlayamazsınız.
          Dünyada var olan beşeri sitemlerin( komünizm, sosyalizm, faşizm, kapitalizm) fikir babalarının ırkçı Siyonistlerin olduğunu araştırmadan, etnik kökene dayalı milliyetçiliğin, mezhep kavgalarının, ümmet inancını, ulusalcılık düşüncesiyle parçalamaya çalışanların kimlerin olduğunu bilmeden, ülkemizin ve İslam dünyasının siyaset iklimini bahara çeviremezsiniz.
         Mevcut beşeri sistemlerin tamamı kolektivizme,  kolektivizmin de ırkçı Siyonizm’e hizmet etiğini bilerek hareket etmeyenler, kendi ayakları üzerine duramazlar, ekonomileri dışa bağımlı olur. Medyaları Siyonizm’in menfaatlerine yardımcı olur. Kolektivizm Siyonizm’in en üst organıdır, bu organ kan, sömürü işgal, fitne, fesat, faiz, gibi ve benzeri ahlaksızlıklarla beslenmektedir.  
         Dünyanın özelikle İslam dünyasının yer altı ve yer üstü zenginliklerini tamamıyla sömürerek kolektivizm havuzunu akıttıkları gün, Irkçı Siyonizm, yeniden Hz. Süleyman (as)  gücüne kavuşarak, dünya’ya hâkim olduklarının ilanını yapacaklardır. 
         
 
         Siyonistler Hz. Süleyman’ın (as) şu duasını bilmedikleri için boşa kürek çektiklerini anlamıyorlar. “ Rabbim beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasip olmayan bir mülkü (Maddi imkân ve iktidarı) bana armağan et. Şüphesiz sen, karşılıksız armağan edensin” (Sad suresi 35)  
          Maddi imkânlara ve dünyaya hâkim olma düşüncesiyle dünya insanlığını ve özelikle İslam dünyasını fitnelerle ifsat etmeye çalışan ırkçı Siyonistleri,  Yüce Allah (CC) İsra 4-5-6-7ve 8. Ayetleriyle şöyle uyarmaktadır. [“Biz kitapta (Levhi Mahfuzda kader programında olacakları önceden bildiğimizden) İsrail oğullarına şu hükmü verdik. Muhakkak siz yeryüzünde iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız… Nitekim  (bunlardan) ilk fesadınız (Birinci azgınlığınızın vakti) geldi mi güç sahibi kullarımızı üzerinize gönderdik.(zalimliğinizi) yıktılar.”          
         “Sonra onlara karşı tekrar size güç verdik…. İşte (Böyle güçlü olduğunuz durumda) şayet iyilik ve adalet yaparsanız kendi menfaatinize olacaktır. Yok, kötülük ve zulüm yaparsanız o da kendi aleyhinize olacaktır… (Ey Siyonist Yahudiler) umulur ki (hak ve adalete yönelir zulmü terk edersiniz diye) Rabbiniz size merhamet ederek uyarıyor. Fakat siz (bozgunculuğa)   dönerseniz biz de (cezalandırmaya döneriz.”]
          Bu ayetleri anlamadan okuyan ve rehavette düşen günümüz müslümanları, Rabbimizin emrettiği şekilde tedbirler almayarak çalışmayanlar, bugünün ve geleceğin taklitçileri olarak Siyonizm’in gönüllü köleleri olabilirler.   Kendi ırkları dışındaki insanları insan kabul etmeyen, onları sadece kendilerine hizmet etmek için yaratılan insan kılıklı köleler olduğunu inanan Siyonistlerle birlikte hareket eden İslam düşmanlarına Yüce Allah müsaade etmeyecektir. Yüce Allah(CC) saf suresinin 8. Ayetinde şöyle buyuruyor “ Kâfirler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlayacaktır.”  
         
         Yüce Allah (C.C) Müslümanları da, İbrahim suresinin 19. Fatır suresinin 16-17 ayetlerinde şöyle uyarmaktadır. “ Dilerse sizi yok eder yepyeni bir halk getirir. Bu Allah’a göre zor bir şey değildir.” Bu ayetleri anlamadan tedbir almayanların yarın eyvah demelerinin hiçbir faydası olmayacaktır. Yüce Allah izin ederse haftaya çarşambaya devam edeceğiz.

                                                                                 

Bu yazı toplam 1395 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 4
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37