1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. ESKİ BAŞBAKAN A. DAVUTOĞLU’NU DİKKATLE DİNLEDİM. (7)
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

ESKİ BAŞBAKAN A. DAVUTOĞLU’NU DİKKATLE DİNLEDİM. (7)

A+A-

Yeni nesil gençlerimiz ve siyasetçilerimiz, değişen ve gelişen dünyayı bir talebe gibi çok iyi bir şekilde okuyarak, her an yeni şeylerle karşı karşıya kalacağını düşünerek kendini yetiştirmeye çalışmalıdır. Kendinden emin olanlar, İnsanları hakir ve hor görmez  “Beğenmediğin taş, baş yarar” misali halkın içinden okuma yazma bilmeyen insanlar, ülkenin ve milletin yararına öyle şeyler söylerler ki,  dinleyenleri şoke ederler. Şuurlu gençlerimiz ve siyasetçilerimiz halkın olumlu ve olumsuz tepkilerine hazırlıklı olmalıdır. 
         Siyasetçiler, aydınlar, akademisyenler, Zakir gibi, Şakir’e şaşmamak için, Erzurumlu İbrahim hakkı hazretlerinin şu mısralarını akıllarından çıkarmamalıdırlar.  “Harabat ehlini hor görme Zakir/ Defineye malik viraneler var”  farklı fikir ve düşüncelere sahip, yeni nesil genç siyasetçiler, birbirlerini dışlamadan ve temel esaslara sırtlarını dönmeden yerli ve milli olan fikir ve düşüncelerle birbirlerini tanımaya ve dostluklar kurmaya çalışmalıdırlar.
         Siyaset; makam mevki ve unvan için yapılmamalıdır siyasi iktidarın verdiği imkânları, partinin kadroları, yöneticileri haksız bir şekilde, şahsi ikbal ve menfaatleri için kullanmaktan şiddetle kaçınmalıdırlar. Siyasetin temel ilkelerinde, dürüstlük, adalet, ahlak, fazilet, vatan ve millet sevgisi varsa böyle bir siyasetten ve siyasetçiden halk memnun olduğu gibi Yüce Allah’ta memnun olur. Yüce Allah memnun olduğu kuluna zorluk çektirmez işlerini kolaylaştırır ve yardım eder. Bazı insanlar meseleye hakikat gözüyle bakamadıklarından, bazı insanların mağlup olduklarını sanırlar hâlbuki onlar galip olarak Yüce rablerine kavuştular ve kavuşacaklardır. Yeni nesil gençlerimiz bu bilinçle hareket etmelidirler.
         Siyaset,  parti organlarıyla sınırlandırılmamalıdır. Tüm ülkeyi mazlum ve mağdurları ve İslam dünyasını kucaklayacak bir idealizme sahip olmalıdır. Siyasetçi; ahlakıyla dürüstlüğü maddi ve manevi bilgileriyle Yüce Yaratana karşı samimi kulluğuyla, insanlarla olan mütevazı kişiliğiyle halkı siyasette ısındırmalıdır.
          Siyasetçi, yabancı kültürlerin tesirine kalarak halkın bilmediği kelimelerle halkla hitap etmekten uzak durmalıdır. Bilmişlik hevasıyla halka tepeden bakarak aşağılama gibi bir tavrın içine düşerek siyaset alanını kirletmemelidir. Halkın değerleriyle barışık olmayanlar, halkı sevk ve idare edemezler, devleti de yönetemezler. Siyasette başarılı olabilmek için meşru ve helal olan tüm ilimlere sahip çıkarak,  özümüze doğru bir bilinç yolculuğu yapmalıyız.  Köhnemiş batı kültürünün tesirine kalarak yapılacak her yolculuk işin başında akamette uğrayacaktır. 
         Söz buraya gelmişken rahmetli Erbakan hocamız bizleri hiçbir zaman boş bırakmamıştır. Her gün her saat bizleri eğitime ve öğretime tabi tutarak, ülkenin ve milletin geleceğine güzel ve kalıcı hizmetler vermek için yorulmadan ve bıkmadan eğiterek öğretmeye çalışırdı. Temel esaslar üzerinde ısrarla durarak bizleri ahlak ve maneviyat teknesinde yoğurarak hamlığımızı alırdı. Bu konuda bizlere verdiği dersin başında tevhit inancının üzerinde çok dururdu.
         Sohbetlerinin başında şu cümleyi ısrarla söylerlerdi. Bizim davamız bir parti mücadelesi değildir. Bir medeniyet meselesidir. Şuurlu müslüman pazarlıksız bir imana sahip olduğundan, her şart altında batılı değil, hakkı üstün tutar. Materyalizme değil, maneviyata önem verir. Nefsine esir olmaz, nefsini terbiye eder. Bu özeliklere sahip olan bir müslüman ayrıca hidayet, dirayet ve feraset sahibi olur.
         Mahlûkatın en şereflisi olarak yaratılan insanı hayvanlardan farklı kılan ve fazilet sahibi yapan bazı özelikleri vardır. Bunlardan birincisi doğru ile yanlışı ayırma kabiliyetidir. Bu meziyetten ilim öğrenme ve ilmi keşifler yapma sistemi meydana gelmiştir. İkincisi Faydalı ile zararlıyı ayırma meziyetinden iktisat düzeni kurulmuştur. Üçüncüsü adaletle zulmü ayırma meziyetinden siyaset ve hukuk düzeni, dördüncü meziyeti olan, güzel ile çirkini ayırma özelliğinden ahlak ve sanat ilimleri meydana gelmiştir. 
          
         Bu ve benzeri meziyetlere sahip olan insan kendi iradesiyle şerefli makamdan esfelisafilin seviyesine düşebilmektedir. Bu korkunç bataklığa düşmemek insan olarak ayrıca şu meziyetlere sahip olmalıdır. 1-  İman sahibi olmalıyız; Güçlü bir imana sahip olmayanlar şer güçlere, şeytanın ve nefsin vesveselerine karşı mücadelesini sürdüremez. 2- İlim sahibi olmalıyız;  Yüce Allah’ın yarattığı ve insanların hizmetine sunduğu bazı nimetleri,  elde edeceğimiz ilim sayesinde bulup insanların hizmetine sunmalıyız. İlmi keşiflerin temelinde tevhidi iman olmalıdır. İlim Yüce Allah’ındır. Tevhidi imanla yoğrulmayan ilimler, kullanıcıları tarafından insanlara zulüm etmek için kullanılırlar. İlim Yüce Allah’ın müslümanlara verdiği en büyük rahmettir. 
         İlim nimetini eline geçirip asrın ihtiyaçlarına göre keşif ve icatlar yapamayan müslümanlar, ilmi ellerine geçiren zalimlere boyun eğmeye mahkûm olurlar.  Sıradan kimseler, gökyüzüne ve yeryüzüne baktıklarında Yüce Allah’ın birkaç sıfatını görebilirler. Ama âlimler gökyüzüne ve yeryüzüne baktıklarında Cenabı Allah’ın 99 esmasını görebilmektedirler. Bu sebepledir ki, müslümanlar olarak ilme önem vermeliyiz, ilmiyle amil âlimler yetiştirmeliyiz, bunun yolu da eğitim ve öğretimden geçtiğini bilmeliyiz. 
         3-ihlâs sahibi olmalıyız, mevki, makam, şan şöhret peşinde koşmamalıyız. 4- İttika sahibi olmalıyız. Yüce Allah’ın gücünden başka, hiçbir beşeri güçten korkmamalıyız. 5- İttifak halinde olmalıyız. Birlikte yürütmekte olduğumuz davanın selameti için, birbirimizle ihtilafa düşmekten ve çekişmekten sakınmalıyız. 6- Güzel ahlak sahibi olmalıyız, gıybet, dedikodu, kin, nefret, intikam, haset, kibir iftira gibi şeytanın silahlarından uzak durmalıyız.
         7-İhsan sahibi olmalıyız, üstlendiğimiz görevi Yüce Allah’ı görüyormuşçasına riyasız bir şekilde yerine getirmeliyiz. 8- İstişareye önem vermeliyiz, nas olmayan konuları ehli olan insanlarla istişare etmeliyiz. Kendi fikrimizi dayatarak ifade etmemeliyiz. İrfan sahibi olarak hikmetle fikirlerimizi ifade etmeye çalışmalıyız. 
          9- İtaat ehli olmalıyız, teşkilat başkanını dava liderinin aldığı meşru kararlara itaat ederek aksaklık göstermemeliyiz. 10- İstikamet üzere olmalıyız, her şart altında doğruları söylemekten ve doğru olan emirleri yapmaktan çekinmemeliyiz. Yüce Allah’ın emirleri doğrultusunda hareket etmeliyiz. 11-Tefrikadan uzak durmalıyız, ümmet şuuruyla hareket etmeliyiz. Kur’an ve sünnette sımsıkı sarılmalıyız.
          12- İnfak ehli olmalıyız, malımızdan infak ederken, insanları selamette ulaştıracak fikirlerimizi kınayıcıların kınamasından korkmadan anlatırken cömert olmalıyız, cimrilikten şiddetle kaçınmalıyız. 13- nefis terbiyesine önem vermeliyiz, nefsin arzu isteklerine göre değil, Yüce Allah’ın emirlerine yerine getirmek suretiyle nefsimizi terbiye etmeliyiz.
         Bütün bu özeliklere sahip olan müslümana, Yüce Allah (CC) Hidayet, Feraset, Dirayet meziyetlerini verir. Hidayette kavuşan bir insan, hak ile batılı ayırt etme özeliğine sahip olur. İnsan fıtratın da gizli cevherler gibi yerleştirilen, hakka meyal olan doğru ve isabetli melekeleri ortaya çıkar. 
         Feraset sahibi olan insanlar özelikle yöneticilik konumunda olan ve tevhidi imana sahip liderler, yaşadıklarının yanında, tecrübeleriyle ve kendilerine verilen ilhamla diğer insanlardan daha ileri görüşlü olurlar. Dost ve muarızlarının tavır ve davranışlarından ne yapmak istediklerini anlamakta çok fazla zorlanmazlar. Ferasetleri sayesinde alacağı tedbir ve kararlarında isabetli olurlar.
          Dirayet sahibi olan insan, yönetirken disiplin ve otorite de zayıflık göstermez, adaletten ayrılmaz, güçlü olmaya çalışırken, Yüce Allah’ın gücü, kudreti, otoritesi ve kuvveti karşısında mahviyet şuuruna sahip olmalıdır. 
         Rahmetli Erbakan hocamız; Dava eri şuurlu müslüman nasıl olması gerektiği hususunda Hz. Peygamberimizin şu hadisi şerifini naklederek tefsirini yaparlardı.  “ İnsanlar üç kısımdır; Taş gibi insanlar, çöl gibi insanlar, toprak gibi insanlar.”  
         Taş gibi insanlara ne anlatırsan anlat, bir kulağından girer öteki kulağında çıkar.  Kendilerine hiçbir şey tesir etmez. Yağan yağmuru içine çekmeyen taşlar gibidirler. İkinci kısım insanlar çöl gibidirler. Çöl yağmuru alır, ama bünyesinde tutamadığı için hiçbir zaman yeşillenmez. Bazı insanlar söylenenleri dinledikleri halde, dava şuurunda olmadıklarından söylenenleri bir müddet sonra unuttuklarından ne kendilerine nede başkalarına faydaları olmaz.         Üçüncü kısım insanlar toprak gibidirler. Yağan yağmuru tutan toprak, kendisini canlı tuttuğu gibi, çevresindeki her canlıya faydalı olur. Şuurlu müslüman toprak gibi olmalı, hem kendisine ve hem de çevresine faydalı olmalıdır.   Müslüman her an kendini kontrol etmeli, hata ve kusurlarına tövbe etmelidir.  Günahlara sebep olan birçok kötü hasletlerin başında kibir, hırs ve haset gelmektedir. Şeytan kibrinden dolayı lanetlendi.  
         Hz. Âdem (AS) ve Hz. Havva annemiz, şeytanın yeminine aldanarak ebediyen cennete kalma hırsıyla yasaklanan meyveden yiyerek cennetten çıkarıldılar, Hz. Âdem’in (as) çocuklarından Kabil kendine verilene razı olmadı hasetlik ve kıskançlığından dolayı kardeşi Habil’i öldürerek yeryüzünün ilk katili oldu. 
         Kibrin ilacı Yüce Allah’a iman ederek tevazulu bir şekilde teslim olmaktır. Hasetliğin ilacı kıskançlıktan uzak durmaktır. Hırsın ilacı kanaatkâr olmaktır. Hz. Âdem (as)ve Hz. Havva hatalarını kabul ederek tövbe ettiler ve bağışlandılar, şeytan kibrinde ısrar etti tövbe  etmeyerek kaybedenlerden oldu. Şeytan;  müslümana vesvese ve fesat yoluyla yaptırdığı tüm ammeleri boşa çıkmasından ve müflis durumuna düşmenin endişesini taşıdığından müslümanın Nasuh tövbesinden çok korkar.  Yüce Allah nasip ederse haftaya Çarşamba günü konumuza devam edeceğiz. 
                                                                                     

Bu yazı toplam 1514 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum