• BIST 83.037
  • Altın 147,024
  • Dolar 3,7684
  • Euro 4,0483
  • Kocaeli 6 °C

ESKİ BAŞBAKAN AHMET DAVUTOĞLU'NU DİKKATLE DİNLEDİM (4)

Alaattin KÖKSAL

İlim Yüce Allah’ın sıfatıdır. İnsana verilen ilim bu sonsuz ilmin yanında zerre değildir. İmanlı ve ihlâslı kul olmak için bizler yeryüzüne imtihan olmak için gönderilmiş Yüce Allah’ın kulları ve Hz. Peygamberimizin talebeleri olarak hem dünyamızı ve hem de ebedi hayatımızı kurtarmanın eğitimini ve öğretimini yapmalıyız. 
         Mü’min davasını hedefe ulaştırabilmesi için, Yüce Allah’ın verdiği helal nimetlerin tümünü elinde tutmalı zerresini kalbine koymamalıdır. Günümüzün müslümanları ve yeni nesil gençlerimiz bu anlayışla eğitimden ve öğretimden geçmelidir.  Günümüzün müslümanları ve geleceğimizin teminatı olana gençlerimiz Hz. Peygamberimizin eğitim ve öğretim metoduna göre, eğitim ve öğretiminden geçmelidirler.  
         Cahiliye döneminde ki Mekkeli müşrikler, kendileri için çok önemli ve güvenilir olan insanları tanrılaştırarak, Yüce Allah’a ortak ederek şirke düştüklerini anlamayacak kadar cehalet bataklığında kirlenerek zalimleşen bir topluluğa gönderilen Hz. Peygamberimiz eğitim işine kelime-i Tevhit ile başlamıştır. O günün cahiliye insanlarına şöyle seslenmiştir “ Ey insanlar Allah’tan başka ilah yoktur. Ancak Allah vardır” deyiniz ve kurtulunuz”  
         Hz. Peygamberimiz öncelikle o günün insanlarını eğitmek ve hakikati öğretmek hususunda beyinlere ve kalplere yerleşen çok tanrılı anlayışları, yanlış olan manevi inançlarını ve ibadetlerini reddettirmek suretiyle tek olan Yüce Allah’a inanmalarını tebliğ ederek işe başlamıştır. 
         Yanlış fikirlerle yorgun düşen kalplerini ve beyinleri temizleme ameliyesinde çok ağır bedeller ödeyerek, kendisine tabi olan insanların kalplerini ve beyinlerini, yanlış fikirlerden arındırarak yeni ve kıyamete kadar değişmeyecek olan fikirleri yerleştirmek için ümmileştirmiştir. 
         Manevi yönden bomboş hale gelen zindeleşmiş kalplere ve beyinlere, kâinatı yoktan var eden, rızıklandıran, koruyan, hayat veren, öldürüp, dirilten, fani olmayan, sadece yüce Allah vardır inancını yerleştirmiştir. Bu eğitimi alan sahabeye, 23 senede İslam’ın hayat nizamı olduğunu fiili ve sözlü olarak öğretimini yaptırmıştır. 
         21. asrın cehaletiyle, cahiliye döneminde yaşanılan cehaletler arasında hiçbir fark yoktur, sadece semboller değişmiştir, cahiliye adetleri alabildiğine devam etmektedir. İyilerini tenzih ederek söylemek gerekirse bilmeden de olsa cahiliye adetlerin pek çoğu müslümanların üzerinde görülmektedir. Dünyeviliklere olan sevgimizle ( para, makam, şan, şöhret) Yüce Allah’a onun Resulüne, kurtuluş için indirdiği Kur’an’a olan sevgimizi objektif bir şekilde kıyaslarsak hangi tarafın ağır bastığına bakarak, kendimizi hesaba çekersek, nerde durduğumuzu kolayca anlamış oluruz. 
          “ Biraz gerçekçi olmak lazım, param olsa neler yaparım, gücümüz ne ki,  şer güçlere karşı koyuyoruz.  Günümüzün şartları değişmiştir. Kur’anın hükümleriyle yönetilmenin zamanı değildir. O günün şartlarıyla bugünün şartları aynı değildir” gibi ve benzeri binlerce cümleleri kullanarak nasıl bir bataklığa doğru sürüklendiğimizi geç kalmadan anlamalıyız.  
         Düştüğümüz veya düşmekte olduğumuz korkunç bataklıktan kurtulmak için, Hz. Peygamberin insanları kurtarmaya çalıştığı eğitim metoduna sarılmaktan başka çaremizin olmadığını anlayarak, büyük bir seferberlik halinde, milletçe özümüze doğru bir eğitim ve öğretimden geçmenin çalışmasını yapmalıyız. 
         Bütün bunları çok iyi bilen ve kavrayan Sayın Başbakan konuşmasının bir başka yerinde gençlere şöyle hitap ediyordu; “Gençler! Gecenin bir vaktinde ülkenin geleceği ile alakalı bir meselenin sancısını duyarak yatağınızdan kalkar, faydalı bir kitap okuyabiliyorsanız, işte o zaman, sizden geleceğe dönük olarak ümitvar olabiliriz. Kelamı kadimi de hiçbir zaman gönlünüzden çıkarmayınız.” 
         “Örgün eğitim elbette şarttır. Ama gönüllü olarak yapılan alternatif eğitimler sizlere çok şeyler kazandıracaktır.”  Konuşmanın bütünlüğüne baktığımız da, milletçe unuttuğumuz ve bizleri millet yapan değişmeyen ve değişmeyecek olan tarih boyunca eskimeyen yeniyle, (Kur’an ve sünnetle) danışarak, yaşayarak ve anlatarak, maddi güçlenmenin yanında manevi olarak güçlenen bir gençliğe hitap etme mutluluğunu gördüğünü, görmek istediğinin tebliğini yapıyordu.
         Bu yeniliği teşkilatlar bünyesinde hayata geçirmek için, Sayın Başbakan gençlere “ Ey gençler özününüze bağlı olarak ülkenin ve milletin geleceği için hayal kurun, hayalleri ve hedefleri olmayanların ne kendilerine nede ülkelerine faydalı olamazlar. Öze dönmek için bizler birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye etmeye mecburuz.” 
          Sayın Başbakan, bu cümlelerle gençlere hitap ederken, Merhum Ecevit, Rahmetli Erbakan Hocamızı hayalcilikle eleştirince, Erbakan hoca meclis kürsüsünden hayâlın ne kadar önemli bir meziyet olduğunu merhum Ecevit’in şahsında meclis kürsüsünden tüm milletvekillerine bir ilim adamı olarak şefkatle şöyle izah ediyordu. 
         “. Sayın Ecevit şair olduğuna göre, hayalin ne kadar önemli bir şey olduğunu bilmesi gerekir. Hayal çok kıymetli bir şeydir.   Bir şeyi hayal etmeden hiçbir şey yapılmaz. Hayal etmeyi çok kıymetli bir meziyet olarak biliyorum. Bizim hayal ederek gerçekleştirdiklerimize sizin hayalleriniz ulaşamaz. Çünkü sizin hayalinize 100 bin motor yapmak sığmıyor. Hâlbuki biz 100 bin motor yapmayı önümüze hedef koyduk ve hedefimizi ve diğer birçok hedeflerimizi gerçekleştirdik. Edirne’den Kars’a kadar yaptıklarımızı gidin gezin ve görün.” 
         Yeni nesil gençlerimize korkmadan merhum Erbakan hoca çok iyi tanıtılmalıdır ki Sayın Cumhurbaşkanımızın Sayın Başbakanımızın hayal ettiklerini anlayabilsinler. Yeni nesil gençlerimizin neyi veya neleri hayal edeceklerini, hedeflerine neleri koyacakların ve hedefe hangi inançla kilitleneceklerinin eğitimini almalıdırlar. 
         Merhum Erbakan Hocamızın hayal ettiği birçok hedeflerin alt yapısını hayatta iken gerçekleştirdi. Hayaline koyduğu diğer hedeflerini Yüce Allah’ın izniyle talebeleri ve talebelerinin talebeleri gerçekleştiriyor ve gerçekleştireceklerdir.  Bu hedeflerden bir tanesini merhum hocamız şöyle açıklıyordu. “ Batılılar bizimle rekabet edemezler. Bu gerçeği dünya Siyonizm’i biliyor. Biliyorlar ki, Türkiye azıcık fırsat bulsa birden bire güçlenecektir. Irkçı Siyonist emperyalist güçler bunu istemiyorlar. İstemedikleri için de hep Türkiye ile uğraşıyorlar.
         Elhamdülillah, bizler kar kış demeden, yıllarca Anadolu yollarına düştük 75 milyon insanımıza bu gerçekleri anlattık. İnançla bir kez daha söylüyorum; İslam birliği ve dünya kamuoyuna duyurduğumuz diğer birlikler muhakkak kurulacak. Hiç başka yolu yok. Biz bunu bugünden söylüyor ve ilan ediyoruz. İçimizde bu gerçeğe ters düşenler, yarın teklif ettiğimiz bu birlikler, (İslam birliği, İslam para birimi, İslam savunma paktı, İslam ortak pazarı, İslam kültür işbirliği antlaşması) kurulduğunda mahcup olacaklardır.” 
         Yeni nesil gençlerimize bu projelerin ehemmiyeti anlatılmalıdır. Mazisinden koparılmış şuursuz gençlik hayal kuramaz, geleceğe yönelik önüne hedef koyamaz, dini, vatanı, milleti, mukaddes değerleri için korkusuzca öne atlayamaz. Hep arkada durmayı, güçlülerin gözüne bakmayı ve boyun eğmeyi, elde ki ile yetinmeyi köleliğe razı olmaya yönelir. Yüce Allah nasip ederse konumuza haftaya devam etmeye çalışacağız.

                                                                  
         
 
 
 

Bu yazı toplam 1026 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37