1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Ev Halkı Gittikçe Borçlanıyor
Ev Halkı Gittikçe Borçlanıyor

Ev Halkı Gittikçe Borçlanıyor

Bunca yanlış, bunca eksik bir başka iktidar zamanında yapılmış olsa, sadece medyanın etkisiyle giderdi o iktidar. Şimdi öyle mi? Yandaş medya o kadar yandaş çalışıyor ki insanımız doğru

A+A-

Bunca yanlış, bunca eksik bir başka iktidar zamanında yapılmış olsa, sadece medyanın etkisiyle giderdi o iktidar. Şimdi öyle mi? Yandaş medya o kadar yandaş çalışıyor ki insanımız doğru bilgileri almakta zorlanıyor. Böyle olunca da halkımız aydınlanamıyor.

Birçok konu var bu anlamda yazılacak. Bugün, ev halkının gittikçe borçlanmasına değinmek istiyorum.

İstatistiklere göre, ülkemizde ev halkı gittikçe borçlanıyor. “Borç yiğidin kamçısıdır” diyenlerden değilim. Borç alınabilir tabii ki; ama gittikçe borçlanıyorsan, batacaksın demektir. Yani, borç yiğidin kamçısı falan olmaz o zaman. Bunun farkında olamayan ailelerin geleceği karanlıktır. Sonunda sadece o aileler için değil, ülkemiz için de tehlike çanları çalar.

Kalkınıyoruz deniyor. Ulusal gelirimiz artmış. Büyük sermayenin geliridir artan. Dar gelirlininse borcu artmış.

Şu rakamlara bakalım:

Şubat ayı itibariyle hane halkı borç stoku, yıllık olarak, yüzde 35,2 oranında artışla 181,7 milyar lira düzeyine ulaşmış. Başka bir ifadeyle hane halkının toplam borcu bir yılda 47,3 milyar lira birden artmış. Mevduat bankalarının tüketici kredisi hacmiyse, son 1 yılda yüzde 39,7 artışla 140 milyar 547 milyon liraya ulaşmış.

Şimdi sevinelim mi buna? Bankalar sevinsin. Halk yoksullaşıyor. Durum açık seçik belli. Buna mı sevinelim?

Ben değil, rakamlar böyle söylüyor. Benim yaptığım, bu rakamları kısa bir yorumla size iletmekten başka bir şey değil.

Faturası AKP’ye çıkar mı bu anlattıklarımın? Seçmen bilinçliyse ya da bilinçlendirilirse çıkar. Yoksa AKP yine iktidardır.

Yarın KOÜ’de Şiir Etkinliği

PROGRAM:

14. 00: Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı

Açılış Konuşması:

Öğr. Gör. Cengiz SOYKAN

(Müdür Yardımcısı)

Protokol Konuşmaları

Birinci Oturum:

14. 15 -15. 00:

“Duyguların Damak Tadı”

Ruhan ODABAŞ

“Düşten Şiire”

Hayrettin GEÇKİN

İkinci Oturum:

15. 15 -16. 00:

“Gökyüzünü Yitiren Kuş”

İhsan TOPÇU

“Mavi Vurgun”

Metin TANDOĞAN

Kokteyl ve İkram

Tarih : 8 Nisan 2011 Cuma

Saat : 14. 00

Yer : Nuh Çimento Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Meslek Yüksekokulu

Beşparmak Dergisinin 162. Sayısı

Beşparmak’ın Mart-Nisan 2011 tarihli 162. sayısını okudum geçen hafta sonu. 32 sayfadan oluşan dergi Söke’de yayımlanıyor. Bir ilçenin, edebiyat anlamında, Türkiye’ye açılan penceresi oluyor Beşparmak. Ne mutlu o ilçede yaşayanlara. Yaşadıkları yerin adı, edebiyat dünyasında yankılanmakta.

Kültür, Sanat ve Kütüphaneciliği Geliştirme Derneği yayını olan Beşparmak dergisinin yayın yönetmenliğini Talat Avcı üstlenmiş. İlgili dernek yönetim kurulu üyeleri: Yaşar Akçay, Mustafa Pamukçu, Talat Avcı, Ebrushan Gül ve Barış Yıldız.

Derginin yayın kurulundaysa şu adlar var: Talat Avcı, Ünsal Dinçer, Necati Çakıcı, Mustafa Pamukçu ve Yaşar Akçay.

22. yılını yaşayan Beşparmak dergisini çıkaran ve katkı sağlayanlara derin saygı duyuyorum. Bir ilçemiz edebiyata bağrını açıyor böylece. Az şey mi bu?

Bu sayının dosya konusu “Beş N bir KADIN”. Kadını, kadınımızı önemseyen yazılar öne çıkıyor. Bu sayının yazar ve şairleri: Oğuz Tümbaş, Gönül Çatalcalı, Yunus Yaşar, Emel Kayın, Ahmet Uysal, Nevzat Süer Sezgin, İhsan Topçu, Nefise Tuşaye Karataş, Azime Akbaş Yazıcı, Nalan Yılmaz, Asım Öztürk, Gülden Madencioğlu Tezeren, Tahsin Şimşek, Hasan Hüseyin Yalvaç, Halit Payza, Bülent Güldal, Servet Yılmaz, Müslüm Kabadayı, Rahim Gür, Ahmet Türkay, Tan Doğan, Mehmet Ercan, Selçuk Oğuz, İsa İnan ve Talat Avcı.

Dergiye yazı göndermek ya da sürdürümcü olmak isteyenler, Beşparmak’ın elektronik adresine ([email protected]) yazabilirler.

Yazımı derginin nitelikli şiirlerinden biriyle noktalamak istiyorum:

Akşam rüzgârını bekliyorum

sözcüklerin tükendiği yerde

akşam rüzgârını bekliyorum

onun, yalnızca benim için ebruli

zamanlara değdiğine inanarak

taşlara yazılmış şiirlerin dilimde

bıraktığı kekre tortuyla bekliyorum

yosunlu kayaların altında upuzun

salınan gelinciklerin arasında:

rüzgârını, o büyük sonsuzluğun!

Ahmet UYSAL

Fıkra

Üç adam ölür ve cennete gider. Sorgu meleği birincisine sorar:    - Seni cennete yollamadan önce sana bir sorum var: Karına karşı sadık oldun mu?    Adam yanıtlar:    - Evet, asla bir başka kadına bakmadım.    Sorgu meleği:    - Şuradaki Rolls-Royce'u görüyor musun? O senindir. Cennetteyken kullanabilirsin.    Sorgu meleği ikinci adama da aynı soruyu sorar ve şu yanıtı alır:    - Bir kez karımı aldattım, ama bunu ona itiraf ettim. Beni bağışladı ve mutlu yuvamızı kurtardık.    Bunun üzerine sorgu meleği:

- Şuradaki Mercedes'i görüyor musun? Cennetteyken onu kullanacaksın.

Sorgu meleği üçüncü adama da aynı soruyu sorar:    - Karını hiç aldattın mı?    Adam yutkunur ve şöyle der:    - İtiraf edeyim ki bulduğum her kıza asıldım ve her fırsatta onlarla yattım, birçoğu ile beraber oldum. Üzgünüm.    Sorgu meleği:

- Ehh, ama temelde dürüst bir adamsın. Şuradaki eski vosvos'u görüyor musun? Cennette onu kullanacaksın.    Bunun üzerine üç adam vedalaşır, arabalarına atlar ve kendi yoluna giderler. Birkaç hafta sonra ikinci ve üçüncü adam birlikte gezerlerken barın önünde birinci adamın Rolls-Royce'unu görürler.    Bara girdiklerinde adamın perişan bir halde, salya sümük oturduğunu görür ve şaşırırlar:    - Heyy! Ne oldu sana? Cennettesin, altında bir Rolls-Royce var, her şey mükemmel, ama sen niye bu haldesin?    - Bugün karımı gördüm.    - Aaaa! Ne kadar güzel, peki derdin nedir?    Adam içini çekerek konuşur:    - Kaykay'la dolaşıyordu.

Sağlık

Duygusal ya da fiziksel stres sonucu şiddetli göğüs ağrısı ve nefes darlığı ile ortaya çıkan ''kırık kalp sendromu''nun genellikle kadınlar üzerinde büyük etki yarattığı bildirildi.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Oğuzhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, söz konusu hastalığın şiddetli göğüs ağrısı ve nefes darlığı ile kendini gösterdiğini kaydetti.

Kırık kalp sendromunun kalp krizi ile benzer belirtileri olduğunu ifade eden Oğuzhan, ''Sevilen birinin ölmesi, boşanma gibi duygusal stres ya da ağrılı diş çekimi, cerrahi girişim gibi fiziksel stres sonucu ortaya çıkan kırık kalp sendromu, çoğunlukla kadınlarda ve menopoz sonrasında görülüyor'' dedi.

Kalp krizinde olduğu gibi göğüslerinde şiddetli ağrı ve nefes darlığı şikâyeti ile doktora gelen birçok kişinin yapılan tetkiklerinde kalp krizi yorumuna neden olabilecek sonuçlar ortaya çıktığını anlatan Prof. Dr. Oğuzhan, ''Bu hastalık adeta kalp krizini taklit ediyor. Ancak burada enteresan olan kalp krizinde damar tıkanıyor ve kalp beslenemediği için kriz ortaya çıkıyor. Kırık kalp sendromunda ise damarın içi açık. Bunlara anjiyo yaptığınız zaman da damarları tertemiz çıkıyor. Kalp kasılmaları etkileniyor ama damarlarda görünen ne bir kolesterol birikintisi ne de bir pıhtı var'' diye konuştu. (…)

(Kaynak: www.gazeteport.com.tr, 2 Nisan 2011)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.