1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. “EVET” çıkarsa ne olur? “HAYIR” çıkarsa ne olur?
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

“EVET” çıkarsa ne olur? “HAYIR” çıkarsa ne olur?

A+A-

16 Nisan’a doğru hızla gidiyoruz.  16 Nisan’da yapılacak referandumun sonucuna göre, Türkiye’nin yönetim sisteminin mevcut haliyle mi devam edeceği, yoksa  “Cumhurbaşkanlığı Hükümeti Sistemi”ne mi geçileceği belli olacak.

Elbette sonucun en önemli göstergesi bu olacak. 16 Nisan’da sonuç ne çıkarsa çıksın, Cumhurbaşkanı değişmeyecek. AK Parti’nin tek başına ülkeyi yönetme gücü değişmeyecek. Ancak, 16 Nisan sonuçlarının, tahmin edilenden çok daha fazla siyasi sonuçları olacak.

16 Nisan’da ortaya çıkacak tabloya göre siyasi sonuçları da iki farklı boyutta değerlendirebiliriz. Birincisi ulusal siyasette yapacağı etkiler, ikincisi yerel siyasette yapacağı etkiler.

16 Nisan’da “HAYIR” çıkarsa -ki bugün itibariyle böyle bir olasılık vardır- AK Parti iktidardan düşmez ama gücü bir hayli zayıflar. Cumhurbaşkanı mevcut Anayasa’nın emrettiği sınırlar içinde hareket etmek zorunda kalır. Sonuç “HAYIR” çıkarsa, MHP’de Devlet Bahçeli dönemi biter. MHP tamamen değişir. CHP’de Kılıçdaroğlu, sallanan koltuğunu en azından bir sonraki seçime kadar korumayı garantiler. Saadet Partisi kıpırdanır. Tabela partisine dönüşen eski merkez sağ partiler (özellikle DP), eski sosyal demokrat partiler (özellikle DSP) kıpırdanır.

16 Nisan’da sandıktan “EVET” çıkarsa. Türkiye yeni bir modelle yönetilmeye başlar. AK Parti’nin ve Cumhurbaşkanı’nın ülkede yaşanabilecek yeni sıkıntı veya sorunlar karşısında gösterebileceği hiçbir mazeret kalmaz. Referandumda “EVET” çıkarsa, en azından kısa vadede ekonomide önemli iyileşmeler hissedilir. Ancak son zamanlarda yine çok konuşuluyor, idam cezası gündeme gelir, batı ile ilişkiler tamamen kopabilir. Sandıktan EVET çıkarsa, Bahçeli MHP’nin başında kalır, siyaseten güçlenir; Kılıçdaroğlu, bir sonraki seçimlerde partisinin başında kalamaz. Ya da kalmaması gerekir.

16 Nisan’da sandıktan çıkacak sonuç ne olursa olsun gerçekleşeceğine inandığım iki önemli siyasi konu daha var: Birincisi, Türkiye 2019 Kasım olarak öngörülen yeni genel seçim ile yenilenecek Cumhurbaşkanlığı seçimlerini öne alacaktır. Yapılacak ilk seçimlerde HDP artık tek başına barajın üstünü görme şansını yitirecektir.

……………………

16 Nisan sonuçlarının yerel siyaset üzerinde de çok önemli etkileri olacaktır. Bu sonuçlar mahalle mahalle irdelenecek, kimilerinin “siyasi gelecek” karnesine (+), kimilerinin karnesine (-) puan yazılmasına neden olacaktır.

Hatırlayın 7 Haziran 2015 ‘deki genel seçimleri. AK Parti çok önemli, hatta öngörülmeyen oranda oy kaybına uğramıştı. 7 Haziran seçimleri sonrası, AK Parti içinde ilimizdeki fatura yerel yönetimlere, yani belediye başkanlarına çıkartılmıştı. Parti içi değerlendirmede, milletvekili -ve eski yerel yönetimci- İlyas Şeker’in yaptığı konuşmayı hiç unutmam. Şeker, Mart 2014’deki yerel seçimlerle göreve gelen -ki ilimizde 13 Belediye’nin tamamını kazanmışlardı- AK Partili Belediye Başkanları’nın 14-15 aylık başarısız performansının genel seçimlerde partiye oy kaybettirdiğini söylemişlerdi.

Parti içinde pek çok kişi, 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarından partinin milletvekili aday listesini sorumlu tuttu. Kimileri teşkilatları ve o dönemdeki mevcut milletvekillerini sorumlu tutmak istedi. Ama sonuçta 7 Haziran’daki önemli oy kaybının faturası, belediye başkanlarına çıkartılmıştı.

16 Nisan’da Türkiye genelinde ve ilimizde nasıl bir sonuç çıkacağı konusunda ahkam kesmek, tahmin yürütmek gibi bir niyetim yok. Böyle bir şeyi kesinlikle yapmayacağım. Ama içimde bir his var. Bir öngörüm var. 16 Nisan’da Türkiye genelinde çıkacak “EVET” oyu oranının, Kocaeli’de çıkacak “EVET” oyu oranından daha fazla olacağını tahmin ediyorum.

Yani, diyelim ki, Anayasa referandumunda, Türkiye genelinde % 45 EVET çıktı. Kocaeli’deki oran 2-3 puan aşağıda olacaktır. Ya da diyelim ki, 16 Nisan’da Türkiye genelinde sandıktan % 65 EVET çıktı. Kocaeli’deki oran yine 2-3 puan aşağıda kalacaktır.

2002 Kasım’ındaki seçimlerden bugüne kadar bütün genel-yerel seçimler ve referandumlarda AK Parti’nin ilimizdeki oy oranı, hep Türkiye genelindeki oy oranının üzerinde çıktı. Bu defa durumun değişeceğine dair bir his var içimde. İlimizin yaşadığı sorunlar ve sıkıntılar dikkate alınırsa, eşyanın tabiatının bunu gerektirdiğini de düşünebilir. Ama bazı siyasi gerçekler de var.  Saadet Partisi’nin Türkiye’de en güçlü olduğu kent Kocaeli. Saadet tabanı gerçekten “HAYIR”a kilitlenirse, genel seçimlere göre 1-2 puan fark eder. MHP’den kopmalar olacağı biliniyor. MHP tabanında Genel Başkan Bahçeli’ye rağmen en fazla “HAYIR”a yönelecek kitlenin de Meral Akşener faktörü nedeniyle Kocaeli olacağını öngörebiliriz.

Gerekçeler ne olursa olsun; 16 Nisan’da AK Parti açısından önemsenen sonuçta, Kocaeli’de alınan oy oranı, Türkiye genelinin altında kalırsa, parti içinde fatura belediye başkanlarına çıkacaktır. İzmit biraz sendelerse Nevzat Doğan’a, Gebze biraz sendelerse Adnan Köşker’e ağır faturalar çıkabilir. Yine siyaseten en şanslı isim Hüseyin Ayaz’dır. Başiskele’de EVET oranı, her şekilde Türkiye ortalamasının üzerinde çıkar ve Başkan Ayaz, kendisine bundan aslan payını mutlaka ayıracaktır.

16 Nisan sonuçları üzerinde daha çok değerlendirmeler yapılabilir. 16 Nisan, sadece Türkiye’nin yönetim biçimi hakkında halkın karar vereceği bir referandum olmanın çok ötesine geçecektir. İlimizde ve ülkemizde pek çok siyaset aktörü veya aktristinin siyasi geleceği de belirlenecektir. Diyelim ki, benim öngörüm gerçekleşmedi, Kocaeli’de EVET oyu oranı, Türkiye genelinin üzerinde çıktı. Aydın Ünlü, ilk seçimlerde MHP listesinin 1’inci sırasında yer alır. Cengiz Sarıbay için ise, siyasetin son baharında milletvekili olma umudu bir kez daha tamamen sönüp gider. Eğer İzmit’te sonuç HAYIR lehine ezici biçimde önde çıkarsa, Selman Yıldırım’ın İzmit Belediyesi başkan adaylığı hayali biter. EVET’ler Türkiye ortalamasının üzerinde çıkarsa, Şemsettin Ceyhan, hemen 16 Nisan sonrası başlayacak kongreler sürecinde yeniden AK Parti İl Başkanlığını garantiler, hatta ilk seçimlerde “milletvekili olma” şansı çok yükselir.

Bir öngörüm daha var. 16 Nisan’da referandumdan EVET çıkar ve Türkiye Cumhurbaşkanlığı Hükümeti Sistemi’ne geçerse, üstelik 16 Nisan’da Kocaeli’de çıkacak EVET oyu oranı Türkiye ortalamasının üzerinde gerçekleşirse; Mart 2019’da üçüncü dönemini tamamlayacak olan Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun, kurulacak birinci Cumhurbaşkanlığı Hükümeti’nde Bakanlık görevine getirileceğini tahmin ediyorum. İşte o zaman Büyükşehir Meclisi içinden yeni bir Büyükşehir Belediye Başkanı seçme heyecanı başlar ki, 2002’de Sirmen’in görevden ayrılmasının ardından Erenkaya ile Toker arasında gerçekleşen yarışın çok daha keskin ve yıkıcısını yaşayabiliriz.

Sabaha kadar Oscar

Sinemaya olan tutkumdan zaman zaman yazılarımda da söz etmişimdir. Sinemanın çok önemli bir sanat olduğuna inanır, Türk ve bütün Dünya Sinemaları’nı yakından takip ederim. Boş günlerimde bir günde 4-5 film izlediğim olmuştur. Çok beğendiğim filmleri birkaç kez izlemekten de keyif alırım. Ama bu kadar sinema düşkünü olmama rağmen, hayatımda bir tane bile “Korsan CD”den film izlememişimdir. Her filmi, bir şekilde bedelini ödeyerek izlemek isterim.

Benim gibi bir sinema düşkünü için, pazar gecesi 89’uncu Oscar Ödül Töreni kuşkusuz büyük bir olaydı. Pazar günü evde dinlendim. Gündüz bir ara yatıp uyudum. Gece yarısı Oscar töreni başlayınca, “Hadi biraz izleyeyim” dedim, sabaha kadar bırakamadım.

Oscar törenleri çok büyük bir şovdur. Hele bu yılki gerçekten muhteşem oldu. Tören salonunu ABD ve Dünya’nın en elit tabakası, en ünlü sanatçılar, işadamları, doldurmuştu. Olağanüstü espriler yapıldı. ABD Başkanı Trump ile dalga geçildi. Suriye’de ölen insanlar için yüzlerce kişinin doldurduğu salon ayağa kalktı, savaşı protesto etti. Bir grup sıradan ABD’li Hollywood turu attıklarını zannederken, kendilerini tören salonunda buldular.  Muhteşem görüntülerdi. Sokaklarda yatıp kalkan gariban insanlar kendilerini Dünya’nın en ünlü yıldızlarının arasında buldular.

Beklendiği gibi La La Land isimli müzikal 6 dalda Oscar kazandı. Başarılı insanların bu başarıları ödüllendirildiği zaman duydukları gururu izlemek gerçekten mükemmeldi. Sabah oldu. Saat 07.30 sıralarında ben evden çıkarken, henüz “En iyi film” “En iyi oyuncu” oskarları verilmemişti. Onları gazeteye gelince öğrendim. O kadar muhteşem bir törende, “En iyi film” ödülünün yanlış açıklanması da skandaldı.

Oscar’ları paylaşan filmleri heyecanla bekleyeceğim. Ama bir gerçek var. İzmit Sinemaları’na bu filmler ya çok geç geliyor, ya hiç gelmiyor. İzmit’teki sinema bilet fiyatları düşük. İthalatçı dağıtım şirketleri bu çok ünlenen, çok iş yapan filmleri İzmit’e göndermektense, sinema seyircisinin daha fazla olduğu, üstelik sinema biletine daha fazla para ödeyen insanların şehrine gönderiyorlar.

Umarım 89’uncu Oscar Ödüllerini paylaşan filmleri en kısa zamanda İzmit’te de izleme imkânı bulabiliriz.

 

 

 

Bu yazı toplam 7299 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum