1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. EVET- HAYIR ÇALIŞMASINI NASIL YAPMALIYIZ, NASIL OKUMALIYIZ?
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

EVET- HAYIR ÇALIŞMASINI NASIL YAPMALIYIZ, NASIL OKUMALIYIZ?

A+A-

Halkımız hür iradesiyle sandığı giderek, evet veya hayır yönünde reyini kullanması, vatandaşlık görevlerinden olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Halkımızın çoğunluğu evet veya hayır derse, kazanan tarafın meydanlara çıkıp zafer kazanmışçasına kutlamalar yapmamalıdır.  Kaybeden ister evetçiler, ister hayırcılar olsun üzülmemelidir.  Her iki taraf, medeni insanlar olarak, halkın kararını kabul ederek saygı göstermelidirler. 

 Çift başlı bir yönetim sisteminden, tek başlı bir yönetime geçmek hususunda ülkenin ve milletin yararına olduğu düşünülen 18 maddelik bir anayasa değişikliği halkın kararına sunulmuştur. Milletin onayına sunulan 18 maddelik anayasa değişikliği, ülkenin ve milletin yararına olmadığını düşünen veya düşünmeyen siyasi partiler, medeni bir şekilde halkı ikna ederek, seçmenlerden hayır veya evet yönünde oy kullanmalarını talep etmeleri en tabii haklarıdır. 
 Meselenin özü ve aslı bu olduğuna göre,  seçim surecinde yapılacak iş, medenice halkımızı evet veya hayır yönünde tutarlı bilgilerle ikna etmektir. Gerilim söylemleriyle, vehimlerle, hakaretlerle evet çıkarsa kargaşa, hayır çıkarsa gerilim olur şantajlarıyla halkı yormak, medeni insanlara yakışmaz.  

Gelişen ve değişen şartlara göre, ülkenin ve milletin yararına olacak siyasi, sosyal, ekonomik, hukuki, kültürel alanlarda yapılması düşünülen yasal düzenlemeler, devletin yönetimine talip olan ve yöneten siyasi partiler,  bir araya gelerek fikir ve düşüncelerini birlikte konuşmalıdırlar. Ayrıca devletin yönetiminde etkili olan bürokratların, sivil toplum örgüt temsilcilerinin, kanaat önderlerinin de fikirleri alınmalı, en nihayetinde halkın temsilcisi konumunda olan TBMM’ sinde tartışılmalıdır.  Nitekim yazdığım ve yazamadığım bu gibi ve benzeri çalışmaların yapıldığını milletçe biliyoruz.

Anayasa değişikliği halka gitmeden yapılabilmesi için, 550 milletvekilinin 367’si evet demesi gerekir.   330 ile 367 arasında milletvekilinin evet demesiyle anayasa değişikliği referandum için halkın tercihine sunulur.  Anayasa değişikliğine evet diyen milletvekili sayısı, 330 sayısının altında kalırsa anayasa değişikliği yapılamaz.  Gece gündüz çalışılarak, aylarca tartışılarak hazırlanan 18 maddelik anayasa değişikliği paketi, 339 milletvekilinin evet oyuyla, 16-Nisan-2017 Pazar günü milletin hür iradesine arz edilmiştir.

Halka götürülen 18 maddelik anayasa değişikliğini, ülkenin yararına olup/olmadığını, öncelikle siyasi partiler, aydın ve yazarlar, objektif bir şekilde inceleyerek,  halkı doğru bir şekilde aydınlatmalıdırlar.  Milletin iradesine sunulan anayasa değişikliği, eskiye göre daha eksik veya daha ilerde olduğunu, medeni bir şekilde, tutarlı bilgilerle seçmenlere yardımcı olmalıdırlar.

Meseleye ideolojik yaklaşımlarla, parti taassubuyla, Sayın Tayyip Erdoğan’a yapılan yıkıcı muhalefet anlayışıyla,  bir kısım iç ve dış çevrelerin yaptıkları, baskı, dayatma ve algı operasyonların etkisiyle, basit siyasi getiri düşüncesiyle, hayır demeye çalışanlar, ülkenin ve milletin yararına isabetli bir iş yapmış olamazlar.

 Anayasa değişikliğine evet ve hayır diyenler, hiçbir gücün ve dünyeviliklerin tesirinde kalmadan, sadece ülkenin ve milletin milli menfaatlerini düşünerek hareket etmelidirler. Bu şekildeki bir düşünce ile hareket edenler, karar verici olacak olan milletimizi,  doğru bir şekilde bilgilendirdiklerinde, milletimiz her iki tarafın fikir ve düşüncelerini akıl ve vicdan terazine tartarak kararını verecektir.

 Siyasi partiler ve liderleri, bazı çığırtkanların, toplumu germek için sosyal medya üzerinden yaptıkları olumsuz ifadelerine itibar etmemelidirler. Fitne ve fesat çıkarmak için “ Evet diyenler bölücü, hayır diyenler vatan haindir” cümlelerini tüm siyasi parti liderleri ve halkımız elinin tersi ile reddetmelidir. Fitneci çığırtkanlara cevap vermek onları muhatap almak anlamına gelir.  Fitne kuyusu lağım kuyusundan beterdir karıştırdıkça kokar.  Siyasi parti liderleri toplumu germekten şiddetle uzak durmalıdırlar. 

Önemsediğim bir siyasi partinin Genel başkanı, bence yapmaması gereken şöyle bir açıklamada bulunuyor. [ “ Evet diyen bölücü,  Hayır diyende vatan haini değildir. Biz milleten başka kimsenin yanında saf tutmadık. Türkiye’nin ilk kez bu kadar gergin bir şekilde referanduma gittiğini, bu gidişattan parti olarak ciddi endişe duyuyoruz. Böylesi dönemlerde bin düşünüp bir konuşmak gerekirken, tam tersine düşünmeden yapılan açıklamalar bu endişemizi daha da artırmaktadır.

Bu referandumda ‘Evet’ diyenleri PKK terörüyle eş tutmak ‘FETÖ’cü olmakla suçlamak en basit ifadesiyle büyük bir bühtandır. Endişelerimiz dikkate alınsa, kuvvetler ayrılığı ilkesi hayatta geçirilmiş olsa ve yargı bağımsızlığı teminat altına alınmış olsaydı, hiç tereddüdünüz olmasın ki, biz bu değişikliğe evet derdik.

 Biz bunları yaparken, başkaları sadece iftira ile bizi itham altında tutmaya çalışıyorlar. Bizim hakkımızda bizim söylemediğimiz kelimelerle bizi itham etmeye, kalkarsa biz Cenab-ı Hak indinde hakkımızı helal etmeyiz.” (16-Şubat-2017 Milli Gazete)

Hiçbir siyasi parti lideri konuşmasına doğru cümlelerle başlayıp,  maksadını aşan yanlış cümlelerle bitirmemelidir.      Anayasa değişikliğine hayır diyeceğini açıklayan Genel başkana İslam kardeşliği hukuku içinde bazı sualler sormak istiyorum. Yapılan birçok değişikliklerle yamalı bohçaya dönen 1982 anayasası muhafazasını mı istiyorsunuz?   Referanduma sunulan 18 maddelik anayasa değişikliklerinin neleri kapsadığını objektif bir şekilde incelediniz mi? meydana gelen fiili bir durumun yasal bir zemine kavuşması için yapılan bir düzenlemeden ibaret olduğunu anlayamadınız mı? 

Endişelerimiz dikkate alınsaydı,  yargı bağımsızlığı teminat altına alınsaydı, kuvvetler ayrılığı ilkesi hayatta geçirilseydi, emin olun ki, anayasa değişikliğine evet derdik diyorsunuz.   18 maddelik anayasa değişikliğinin hangi zor şartlarda hazırlandığını bildiğiniz halde, anayasa değişikliğine hayır demeye vicdanınız rahat mıdır? Yapılacak olan değişikliğin eskisini aratacağını söyleyebilir misiniz?

Türkiye”nin çok gergin bir ortamda referanduma gittiğini söylemek suretiyle çok ciddi endişelerinizin olduğunu söylüyorsunuz. Doğrusunu isterseniz sizlerin çok ciddi endişelerinizi merak ediyorum.  Ciddi olan endişelerinizi kamuoyu ile paylaşmak üzerinize düşen tarihi bir görev olduğunu bildiğiniz halde neden gerekli açıklamaları yapmıyorsunuz?  Vehimlere dayanan şahsi ve basit siyasi getiriye kavuşamama korkularınızı,   ciddi endişelerimiz var diyerek kamuoyunun moralini bozma gibi bir hakkınızın olmadığını bilmiyor musunuz? 

Türkiye asimetrik ve vesayet savaşlarıyla uğraşırken, sizler ister hayır deyin ister evet deyin, o sizin takdirinde olan bir şeydir. Lakin şu hususu unutmayın şahsi menfaatlerinize dayalı hırsınız gözünüze perde olmasın, kalplerinizi katılaştırmasın.

Sizlere samimiyetle sormak istiyorum.  Dilinizle, elinizle ve yüreğinizle ülkenin ve milletin kalkınması için çalışan iktidara, özelikle Sayın Erdoğan’a destek verdiniz mi?  Hayırlı olan maddi ve manevi icraatlarını kabul ederek yardımcı oldunuz mu? Yoksa hep hata mı aradınız?

Sayın Erdoğan hayatı boyunca ülkesinin ve milletinin maddi ve manevi kalkınması çalıştığını bu uğurda birçok bedeller ödediğini bilmiyor musunuz? Yapılmasını istediğiniz bazı hizmetlerin neden yapılmadığını bildiğiniz halde, yapmak istediği halde, yapamadıkları üzerinden,  Sayın Erdoğan’a yaptığınız muhalefet doğru mudur? Bu konuda saf suresinin 1. 2. Ayetlerini okumanız yeterli olacaktır.

“ Ben kimim?  Ben bir faniyim. 16-Nisan 2017 tarihine çıkacağıma dair elimde bir belge yoktur. Ben Hans’ın, Corc’un ne dediğine bakmam. Ahmet’in Hasan’ın Ayşe’nin, Fatma’nın ve Yüce Allah’ın dediğine bakarım. Biliniz ki, Nefsimin arzularına boyun eğecek bir karaktere sahip bir insan değilim” diyor. Bu gibi ve benzeri birçok konuşmalar yapan bir insanın sizce ne derdi olabilir.

Biliniz ki, tavsiyelerinizin dikkatte alınmamasından dolayı, anayasa değişikliğine “Hayır’ ifadeniz, toplu indinde kabul görmemiştir.   Rahmetli Erbakan hocamız 1979 yılında merhum Süleyman Demirel’in kurduğu Adalet Partisi azınlık hükümetine  “KERHEN” destek verdiğini neden anlamaya çalışmıyorsunuz?

 Hayırcılarla birlikte aynı değirmene su taşıyacağınızı ilan ettiğiniz halde, sizleri hayırcılarla birlikte hareket ettiğinizi söyleyenler, sizlere iftira mı ediyor?   Sizlerin, bazı kelimelerle iftira ile itham altında tutulduğunuzu söylemeniz,  Cenab-ı hak indinde hakkınızı helal etmeyeceğinizi ifade etmeniz, nasıl bir psikolojik ezikliğin içinde olduğunuzu anlayabiliyor musunuz?

Hayır diyenler hayır oylarını, Evet diyenlerde evet oylarını artırmak için çalıştıkları bir gerçek olduğu halde, hayır oyu veren bir partinin oylarını hayır oylarıyla birlikte toplamak bühtan mıdır?  Hem hayır diyeceksin hem de hayırcılarla birlikte anılmayı istemeyeceksin. Birde Yüce Allah’ın indiden hayırcılarla birlikte anıldığınızdan dolayı hakkınızı helal etmeyeceksiniz.

Kararımızı verirken,  ülkenin ve milletin milli menfaatini düşünerek vicdanımızın sesini dinlemeliyiz. Vereceğimiz karar, bizleri hayat boyu mutlu etmelidir. Son olarak dostlarımıza şunu ifade edeyim. Yüce Allah’ın huzurunda helalleşmek sanıldığı kadar kolay değildir, o kadar cesur olmayınız. Vakit varken, dünya hayatında helalleşmeye çalışalım. Kalın sağlıcakla
 

Bu yazı toplam 2133 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
2 Yorum