1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Evlat acısı…
Evlat acısı…

Evlat acısı…

Alman şair Berthold Brecht’in çok anlamlı bir sözü vardır: “-Barışta evlatlar babalarını, savaşta babalar evlatlarını gömer…” Tıpkı bizi anlatan bir söz. Şehitlerimiz var. Her gün birkaç tane… Her gün

A+A-

Alman şair Berthold Brecht’in çok anlamlı bir sözü vardır:

“-Barışta evlatlar babalarını, savaşta babalar evlatlarını gömer…”

Tıpkı bizi anlatan bir söz.

Şehitlerimiz var.

Her gün birkaç tane…

Her gün yurdun bir köşesinde bayrağa sarılı tabutlarla son yolculuklarına uğurlanıyorlar.

Kekeleyerek “Vatan sağ olsun” diye gözyaşı döken babalar tabutların başında. Tabii analar, eşler, kardeşler, yavuklular da var…

Allah kimseye evlat acısı göstermesin. Evlat acısını çeken bilir.

Dün Hasan Pulur, evlat acısı yaşamış bir baba olarak, kendi oğlunun ölüm yıldönümünde yüreğinde hissettiği şehit acısını anlatırken, dokunaklı bir tablo çiziyordu. Bakın nasıl:

“Çarşamba günü öğle üzeri bir yıl önce kaybettiğimiz büyük oğlumuz Korkut’un mezarı başında toplanmıştık, hocaefendi Kur’an okuyordu, gözyaşlarımızı zor tutarken acı haber geldi:

“On bir askeri daha şehit ettiler!”

Bir an kendimizi “şehit babası” sandık, evlat acısını çekenler bilir...

Biz oğlumuzu “menhus” hastalıktan kaybetmiştik, kurtulması için her türlü imkân kullanılmıştı, ameliyat, bakım, ilaç, tedavi...

Hiçbir şey akıbeti değiştirmedi, oğlumuz, evladımız kopup gitti...

Çaresizdik!

Ya “şehit babası” olsaydık?

Ya terhisine birkaç ay ya da gün kala vurulsaydı...

Mehmet Âkif’in dediği gibi:

“Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor

Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor”

Mehmet Âkif, Çanakkale’de vurulanlar için söylemişti; ha Çanakkale ha Hakkâri, ne fark eder?

Mehmet Âkif’in “Bir hilal uğruna” dediği “Bir vatan uğruna” demek değil midir?

Evlat acısı başka acıya benzemiyor...

Evladın yerine kimi koyabilirsin ki!

Boşuna “Evlat acısı, ciğer yarası” dememişler, tedavisi olmayan bir yara...

Hele evladın, aslan gibi oğlun şehit olmuşsa...

Orhon Murat Arıburnu “Şu trampetler çalmasa” der...

Trampetler yine çalacak, şehitler ölmez diye haykırılacak, “Vatan bölünmez” diye de sanki garanti belgesi verilecek...

Biraz vakit geçince de ölüm acısı yumuşatılacak:

“Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir!”

İyi de, elde sağ kalırsa...

Böyle bir günde siyaset yapmak abes...

Yoksa söylenecek o kadar çok söz var ki!

Şu kadarını söyleyelim, içimizde kalmasın...

Bu hale bizi “Kürt sorunu yoktur!” diyenler getirdi.

Adamın dili var, şarkısı var, müziği var, yok diyebilir misin?

Yok denince yok olmuyor ki!

Hele hele “terörle bir yere varılmaz!” diyenler...

Hele sizler, hele sizler...”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.