• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Kocaeli 16 °C

Ey yolcu dur ve dinle!

Alaattin KÖKSAL
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)  "Ya sus ya hayır söyle" buyurmuşlardır. Müminin ölçüsü bilmediği konularda susmalı, bildiğini de hiç kimsenin tesiri altında kalmadan, doğruyu söylemelidir. Duyum ve zanların tesirinde kalarak yorum yapmamalıdır. Bilfiil görerek, işiterek, yaşadığı olayları, usul ve üslup dairesi içinde, edeple anlatarak yanlış kanaat ve bilgilendirilmelerin önüne geçmelidir.
         Yüce Allah biz Müslümanları şöyle uyarıyor;  "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin."(Ahzab 70)  "Ey iman edenler! Allah'dan korkun, imanda ve sözünde sadık olanlarla beraber olun."(Tövbe 119)
         Müslümanlar İslam dininin temel esaslarını bilmeye mecburdurlar. Bu esasları bilmeden ve yerine getirmeden doğru istikamette olduklarını söyleyemezler. İman esaslarından biride kadere imandır. Kadere iman eden müminler; aldıkları tedbirlerle kaderi değiştiremeyeceklerini bilmelidirler. Yüce Allah'ın ebediye de kadar olacak işlerin,  nasıl, nerede, hangi vakitte olacakların tamamını ezelde bilip,  takdir etmesine kader denir. İnsanla ilgili kader iki kısımdır. Birincisi insanın iradesi dışında meydana gelenler ölüm ve doğum zamanı, ırkını, cinsiyetini, annesini babasını semce gibi olaylardır. Bu olaylarda insanın sorumluluğu yoktur. İkincisi insanın kendi iradesini kullanarak yaptığı işlerin Yüce Allah'ın yaratmasıdır.
         Kâinattaki her olay,  Allah Teâlâ'nın irade ve takdiri ile meydana gelir. Ancak Allah, insanlara akıl ve irade vermiş, Peygamberler ve kitaplar göndermiş, bu sebeple de insanı yaptıklarından sorumlu tutmuştur.  Müslüman üzerine düşen görevi yapmadan;  "Allah ne takdir etti ise o olur" diyerek kendini kurtaramaz. Kul tedbirden sorunlu olduğundan, üzerine vazife olan meşru tedbirleri aldıktan sonra,  Yüce Allah'a dua etmeli ve neticeye razı olmalıdır.
         Müslüman verdiği sözde durmalıdır. Bir hadisi şerifte; "Kim ki, bir Müslüman'a veya her hangi bir insan, verdiği ahdi haksız bir şekilde bozarsa, Allah'ın azabı, meleklerin laneti ve bütün halkın nefreti onun üzerine olsun. Onun ne farz ne de nafile ibadeti kabul olunmaz. Her kim de kendi halkından ve efendilerinden başka bir kavmi veli ve efendi kabul ederse, bu kimse de Allah'ın azabına, meleklerin lanetine bütün insanların nefretine uğrasın! Bu şuursuz kimsenin ne tövbesi, ne de adaleti kabul olunmaz"(Buharı)
Ey yolcu aşağıda nakledeceğim,    Peygamberimiz Hazreti Muhammed (sav)'in yalanla ilgili bazı hadisleri oku ve tefekkür ederek, hesaba çekilmeden önce kendini hesaba çekerek, dünya hayatına çeki düzen ver. Peygamberimiz Hz. Muhammed  (SAV)şöyle buyuruyor  
1-"Doğrudan ayrılma! Çünkü doğruluk, insanı iyiliğe, iyilikte cennete götürür. İnsan doğru olunca, Allah onu doğrular zümresine yazar. Yalandan son derece sakın! Çünkü yalan insanı hak yoldan çıkarır ve cehenneme götürür. Yalancılıkta devam eden bir adam nihayet Allah katında yalancılar defterine geçer."
2-" Yalan ile iman bir arada durmaz. Yalancılık münafıklık alametidir. İnsan yalancılığı bırakmadıkça, kâmil ve olgun mümin olamaz. Yalancılık kalbin kararmasına vesile olur."
         3-" Herhangi bir iş aleyhinde olsa ve kendini yaksa bile asla doğruluktan ayrılma. Müslüman cimri, korkak olabilir ama yalancı asla olamaz."
         4-"Şahitlik için çağrıldıkları halde bildiklerini saklayanlar, yalan şahitlik yapanlar gibidir."
         Naklettiğimiz bu hadisleri ve diğer temel meseleleri derinlemesine ve ilmihal bilgisi dâhilinde bilen Müslümanlara sesleniyorum.  Ülkemizde, bölgemizde ve İslam dünyasında meydana gelen işgalleri, zulümleri, işkenceleri, soykırıma varan katliamları gördükleri halde, hala Müslümanların dünyeviliklere olan aşklarından dolayı yalan konuşmaları ve kardeşlerinden ilgisizi kalmaları,  beni cidden ürkütüyor.
         Müslümanlar arasında gerilim olmasın, sevgi ve saygı bağları kopmasın, kalpler kırılmasın, şeytanlar sevinmesin diye, bu güne kadar yapılan hata ve kusurları isim vermeden yazmaya çalıştım.  Her şeyin bir sınırı vardır. Bu sınırı aşarsak şeytanların hazırladığı fitne meydanına düşeriz ki Allah göstermesin, Müslümanlar şuursuzca birbirini kırmaya başlar, şeytanlarda zevkle seyreder. Şeytanlara bu zevki tattırmamak için, Müslümanlar vakit kaybetmeden bütün kırgınlıklarını terk ederek, sevgi meydanında toplanıp kucaklaşmalıdırlar.
         Siyaset alanında bazı insanların yaşadıkları, pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. Dıştan gelen saldırıları sinelerine çekerlerken, içten ve yakınlarından gelen başkaldırı ve ihanetlere tahammül etmek, sanıldığı kadar kolay değildir. Dün irapta yeri olmayan, bugünde topluma artı bir katkısı bulunmayan bir takım insanların rüyalarında görmedikleri, hayal edemedikleri makamlara gelmelerine vesile olan insanı ve insanları fütursuzca istismar etmeleri, yenilir yutulur cins den değildir. Üzülerek ifade edeyim ki. Bu tip insanları gördükçe ülkem adına irkiliyorum ve aman ya Rabbi diyorum.  
Göz kendinden başkasını görmezse, kulak başkalarını dinlemezse, kalp dünyeviliklere âşık olursa, beyin doğru ile yanlışı ayırt etme özelliğini kaybederse,  bedene riya elbisesi giydirilirse, dil yalan konuşursa,  bilelim ki o insanın; merhamet, feraset ve dirayet kapıları kapanmıştır. Dün sarsılmaz bir sevgi ile birbirine bağlı olanların, bugünlerde ayrı durmalarının nedeni, şahsi ikbal ve menfaatler için Hakka kul olmayı unutup, kula kul olmaya tercih etmekten kaynaklanmaktadır.  Dünyeviliklere âşık olanlar, küçük bir siyasi sarsıntı karşısında, anında saf değiştirmeleri tabiatları gereğidir. Siyasi liderler ve söz sahibi yöneticiler, "KRAL ÖLDÜ YAŞASIN YENİ KRAL" diyerek utanmadan alkış tutan dalkavukların ve baykuş gözlü insanların şerrinden, korunmalıdırlar.
 
 Müslümanlar ümitsizliğe düşmemelidirler. Yüce Allah "Muhakkak Ben Müminlerle beraberim" buyuruyor. Bu ilahi fermanı anlayan bende Müslüman'ım diyen herkes dünyeviliklerin tutsağı olmadan, Yüce Allah'a teslim olmalıdır. Unutmayalım ki,  özünde Yüce Allah'ın rızası olmayan,  göstermelik geçici sevgi ve saygılar, nefis ırmağından beslenen dalkavukların karakteristik özelliklerindendir. Bu gibi sevgi ve saygılara, şuurlu Müslümanlar aldanmamalıdır.  Hakka dayalı sevgi ve saygı, mü'minlerin iman denizinden kaynaklanan manevi gıdalardır.  Dalkavuklar, Yüce Allah'a tam bir teslimiyet içinde olmadıklarından, beşeri güçlere boyun eğmekten, nüfus sahibi kişilerin kölesi olmaktan asla onursuzluk duymazlar. Hayatları boyunca haktan mazlumdan yana olmayı akıllarından geçirmezler, köle ruhlu olduklarından,  güçlüler zalimde olsa, onların yanında yer almaya çalışırlar.
 Dalkavukluğu anlatan güzel bir misal vardır. "Padişahîn biri günlerden bir gün patlıcan yemeğini sevmediğini söyleyince, orada bulunan dalkavuk,  padişahî destekler mahiyette patlıcan yemeğini alabildiğine yermeye çalışır. Bir başka gün aynı padişah, patlıcan yemeğinin hoşuna gittiğini söyleyince,  dalkavuk bu sefer patlıcan yemeğini alabildiğine methetmeye başlar. Padişah dalkavuğa döner ve der ki, evladım dün patlıcan yemeğini yermek için dakikalarca konuştun. Bugün methetmek için konuşuyorsun,  bu durum pek anlaşılır gibi değil, bunu nasıl izah edeceksin.  Efendim, ben patlıcanın dalkavuğu değil, padişahımızın dalkavuğuyum" der.
 Bu misalde anlatıldığı gibi, her güç sahibinin yanında bir iki dalkavuk bulunursa o siyasetten hayır gelmez. Siyasette ve diğer alanlarda söz sahibi olan insanlar, etraflarında dolaşan, yanlarına sokulan dalkavuklara çok dikkat etmelidirler.  Ülke yönetiminin her bir kademesinde, söz sahibi olan yöneticilerimiz, padişahların yaptığı gibi, kendilerine "GURURLANMA PADİŞAHIM SENDEN BÜYÜK ALLAH VARDIR" sözünü hatırlatacak dostları arayıp bulmalı ve onlarla yürümenin onurunu ve şerefinin yaşamalıdırlar. Bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda dalkavuklara itibar edildiği, dostların dışlandığı, emanetlerin ehliyetli insanlara verilmediği bir dünyada yaşıyoruz. Yüce Allah encamımızı hayır eylesin. Âmin.
         Netice-i kelam Müslümanlar; aralarındaki meseleleri konuşmaktan ve tartışmaktan, korkmamalıdırlar. Geçmişlerini unutup, birbirlerine vefasızlık yapmamalıdırlar.   Kalbiyle farklı diliyle farklı konuşup, milletin samımı duygularını istismar etmemelidirler. İnsanların onurlarıyla oynamamalıdırlar. Ülkenin kalkınması ve milletin refahı için bedel ödemeyi göze alan liderlerin gözünü perdeleyen dalkavuklara müsaade etmemelidirler "Ey Akıl sahipleri akl ediniz"  ilahi fermana göre hareket ederek, suret-i haktan gözüken her türlü maddi ve manevi engelleri birlikte kaldırmalıyız. Bilmem anlatabildim mi?
Bu yazı toplam 265 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 3. ETAP
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37