1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Farklı bir gün mü?..
Farklı bir gün mü?..

Farklı bir gün mü?..

Önce güne bakalım; 14 Şubat. Yıllardır “Sevgililer Günü” olarak kutlanan bir gün. Nedir, nereden gelmektedir bu günün özelliği? Bilinen şu; Roma Katolik Kilisesi’nin din adamlarından biri

A+A-

Önce güne bakalım; 14 Şubat. Yıllardır “Sevgililer Günü” olarak kutlanan bir gün.

Nedir, nereden gelmektedir bu günün özelliği?

Bilinen şu; Roma Katolik Kilisesi’nin din adamlarından biri olan Valentin adına başlamış “Dünya Sevgililer Günü”. Valentin çok yakışıklı biri miymiş, özellikle kadınlar tarafından çok mu beğenilirmiş bilinmez ama, Valentin’in sözcük anlamının “hoşlanılan kişi” ya da “sevgili” olduğu bilinir. “Sevgililer Günü” adı da buradan geliyor…

Kimileri çok önemsiyor bugünü. Nişanını, nikahını bu tarihe getirmeye çalışan mı dersiniz, çocuğunun doğumunu bu güne ayarlayan mı dersiniz, daha benzer bir yığın anlayış. Biz de hoşgörüyle, gülümseyerek karşılıyoruz ve geçiyoruz.

Çok iyi niyetle mi başlamıştır bu gün? Valentin’in yakışıklı olması, hoşlanılan kişi olması, 14 Şubat’ı o yıllardan bu yıllara taşımaya yetmiş midir?

Önce şu geliyor insanın aklına; yakışıklı olmayandan sevgili olmaz mı yani? Her erkek beyaz atlı prens mi olmalıdır mutlaka?

Bir söz vardır, bilirsiniz; “kör satıcının kör alıcısı olur” derler. Yani, yakışıklı olmayanın da bir seveni bulunur değil mi?

Tersini de düşünebilirsiniz doğal olarak. Her kadın güzel değildir ama, her kadına saygı duyulur. Duyulur çünkü, kadın annedir her şeyden önce…

Günümüzde gelinen noktaya bakalım bir de isterseniz!

Sevgililer Günü öncesi yapılan duyurulara, reklâmlara şöyle bir bakın. Bakalım ne göreceksiniz? Reklâm ne için yapılır?

Satış için değil mi?

Bu satışta kullanılan, bu reklâmda kullanılan “Sevgililer Günü” ise, gün tam anlamıyla duygusal (!) bir gündür değil mi?

Yılbaşında kırmızı don satışları patlar. Gerekçesinin ne olduğunu, bu yaşıma geldim anlamış değilim. Ama Sevgililer Günü’ndeki satışları anlayabiliyorum.

Çiçekçiler, kuyumcular, takıcılar!..

Sevgililer Günü’nün akla ilk ve en çok gelenleri bunlar. Reklâmı da en çok onlar yapıyor zaten. Sevgiliye o gün için verilecek bir gül, alınacak küçük bir kolye için harcanan reklam paralarına bakın önce ve sonra düşünün; reklamına bunca para yatırılan işin getirisi ne kadardır acaba?..

Olay şudur; kapitalist yapı, en dar gelirli insanı bile tüketime zorlamakta, sistemi ayakta tutmanın buradan geçtiğini çok iyi bilmektedir. Sevgililer Günü’nün bunca yıl ayakta kalabilmesinin gerçek gerekçesi de böyledir sanıyorum.

Parası olmayan, gül ya da pırlanta alamayanın sevgilisi olamaz mı? Yoksul insanların sevme hakkı yok mu?..

Yenidoğan’ın, Kozluk’un, M. Ali Paşa’nın, Yeşilova’nın yoksul ama yürekli delikanlılarına, genç kızlarına gidip sorun bakalım, size ne diyecekler!..

Bu haber toplam 1643 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.