• BIST 107.217
  • Altın 140,822
  • Dolar 3,5243
  • Euro 4,0982
  • Kocaeli 27 °C

Farklı Farklı

İlksen ÇAĞLAYAN
Bir kamera takılsa şu gözlerimize , her birimize ayrı ayrı ve hepimizden aynı şeylere bakmamız istense ve sonrasında da bu kayıtların hepsi izlense...
Her birimiz aynı şeye baksak da farklı bir şeyler görürdük işin özünde. Her birimiz aynı şeye baksak da farklı şeylere odaklanırdık. Her birimiz aynı şeye baksak da farklı şeyleri algılardık. Her birimiz aynı şeye baksak da farklı şeyleri severdik. Tıpkı hayat gibi aslında. Farklı şeylerden hoşlandığımız, farklı şeyler için ağladığımız, farklı şeylere güldüğümüz, farklı şeyleri konuştuğumuz, farklı şeyleri denediğimiz gibi. Özümüzde aynı olduğumuz ama genelde bir o kadar farklı, değişik ve kendimize özgü olduğumuz gibi. Hepimizin türlü türlü alışkanlıkları, beğenileri,zevkleri, hayalleri, tarzları olduğu gibi.. Ya da tabiat gibi.. Her tür çiçeğin olduğu ve hepsinin farklı kokusu,rengi,dokusu olduğu gibi. Her tür bitkinin olduğu ve her birinin türlü türlü özellikleri olduğu gibi..
Yalnız maalesef ki hep atladığımız ,hep unuttuğumuz ya da görmek, bilmek, duymak, konuşmak istemediğimiz bir şey var. Yargılamak.. Bizimle aynı fikirde değil diye anlamamak.. Bizimle aynı bakış açısında , aynı görüşte değil diye kınamak...Bizimle aynı şeyi yapmıyor diye dışlamak.. Aslında ne kadar tek taraflı, ne kadar empati kurmadan  bakıyoruz iyice, etraflıca  düşünürsek. Herkesi kendimiz gibi sanıp o şekilde davranmasını, hissetmesini kısacası yaşamasını beklemek ve istemek. Herkesin ailesinin, gördüğü şeylerin, eğitiminin, ilgi alanlarının, hoşlandığı veya hoşlanmadığı şeylerin farklı olduğunu bile bile bunu umursamamak. Belki bir oyuncak gibi veya bir robot gibi davranmasını istemek, tekdüze olmasını beklemek. Karşıdaki kişinin-yaşı kaç olursa olsun-  fikirlerinin, seçimlerinin olduğunu, kendince ona göre değerlendirmeler yaptığını unutarak veya önemsemeden , ona özen  göstermeden yaşamak. Farklılıklara saygı  göstermeden , değişik fikirleri anlamlı bulmak yerine bunları karalamayı seçerek yaşamak.. Nereye kadar? Sahiden söyleyin nereye kadar gider bu böyle? Düşünün bir karşınızdaki kişi gibi hissetmeye, düşünmeye çalışın. Size dayatılan ve sizden istenilen tarzda yaşamanızı bekleyen birini, isteklerinizin sadece onun istekleriyle yer değiştirdiğini.. Alışkanlıklarınızın onun gibi olması için sizi beklediğini. Kısacası karşınızdaki yani “o” olmak için kendinizi  ve takdir, kabul görmek için fikirlerinizi unuttuğunuzu.. Sizin bir birey olduğunuzu unutup sizden sürekli belli şeyler umut edildiğini..
Bir kalıba giremez ki insan bir başkası için.. Kendinden, kendi isteklerinden vazgeçemez ki.. Hepimizin farklı farklı bakış açıları var bu hayatta, tıpkı az önce bahsettiğim ve farz ettiğim  kamera kayıtlarındaki gibi. Aynı şeye baksak da farklı görüyoruz, aynı şeyi dinlesek de farklı anlıyoruz. Hepimizin özümüzde “bir” ve “aynı” olduğunu bilip , aslında bir o kadar da  farklı ve çeşitli olduğumuzu kabullenip, bunu  anladığımızda her şey işte o zaman çok daha güzel olacak...

Güzel Bir Hikaye - Gerçek Sevgi
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece sözünü edenlerle,onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" diye .Bakın göstereyim demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırmış, onlara bir sofra hazırlamışlar. Hepsi oturmuşlar yerlerine. 
Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasında da  derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.. 
Ermiş “Bu  kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. Peki demişler ve içmeye başlamışlar. Fakat o da ne? Kaşıklar  uzun geldiginden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. 
Bunun üzerine şimdi  demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa.
"Buyurun" deyince,her biri uzun boylu kaşıkları çorbaya daldırıp sonra karşısındaki  kardeşine  uzatarak içirmiş. 
Böylece her biri digerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar  sofradan işte  demiş ermiş, “Kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, işte o aç kalacaktır ve  kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi  tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan degil, veren kazançlıdır  daima.
“Ne kadar hazin bir çağda yaşıyoruz, bir önyargıyı ortadan kaIdırmak atomu parçaIamaktan daha güç.”
AIbert Einstein
Bu yazı toplam 337 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 3. ETAP
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37