1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. FED açıklasa da kurtulsak
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

FED açıklasa da kurtulsak

A+A-
FED lafını ayladır çok sık duyuyoruz. Bu FED denen şey, Amerika’nın Merkez Bankası.. Aylardır “Faiz arttıracağım” diyerek, aba altından sopa gösteriyor. FED’in faiz arttırması demek, dünya piyasalarında dönüp dolaşan, kar arayan milyonlarca doların büyük bölümünün Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden çıkıp, ABD’ye dönmesi anlamına geliyor.
FED faiz arttıracak düşüncesiyle, Türkiye, Hindistan, Brezilya gibi ülkelerde sıcak para olarak dolaşan dolar geri çekiliyor, ülkelerden çıkartılıyor. Aylardır bu konu bir işkenceye dönüştü. Sonunda, FED “Aralık ayında faiz arttıracağım” dedi. Dün başlayan toplantılar sonunda alınacak karar bugün açıklanacak. ABD Merkez Bankası,  0.25-0.50 puan kadar faiz oranlarını arttıracak. FED korkusuyla Türkiye’de dengeler zaten alabildiğine bozuldu. Yabancı yatırımcı, Borsa’dan çıkıp,  ABD’de faize yatırmak üzere Dolar’a döndü. Borsamız dibe vurdu., Dolar yeniden 3 TL’nin üzerine çıktı.
Artık bugün şu faiz oranı açıklansın da, ne olacaksa olsun. FED’in bizim gibi ekonomisi gelişen ülkelerde yaptığı işkenceye artık insanların dayanacak hali kalmadı.
Petrol 35 Dolar ama 
Dünyada ham petrol fiyatları çok hızlı biçimde geriledi. Dünya ekonomisi küçülüyor. Bu nedenle petrol tüketimi azalıyor. Buna karşın petrol üretip satan ülkeler,  üretimi kısmaya yanaşmıyor. Arz çok, talep az olunca fiyatlar düşüyor. 
2012 yılı mart ayında ham petrolün varil fiyatı 128 Dolar’dı.  Şimdi bir varil ham petrol 35 Dolar. Düşüş oranı yüzde 70.
Ama aynı dönem içinde Türkiye’de bir litre benzinin fiyatını 4.53 TL’den 4.27 TL’ye (%6), bir litre mazotun fiyatı 3.89 TL’den  3.53 TL’ye(%9) geriledi. Ham petrol yüzde 70 ucuzluyor, Türkiye’de fiyatları yüzde 6-9 arası indirim geliyor. Çünkü, bizim TL’nin değeri de petrol gibi düşüyor.
Dünyada ham petrol fiyatlarının böylesine hızlı düşüşü, ülkemizde enerji alımı için ödenen paranın azalmasını, yanı cari açığın  düşmesini  sağlıyor. Ama bizim, yani vatandaşın cebine yansımıyor. Düşünsenize, paramız Dolar karşısında değer kaybetmemiş olsa, ham petrol fiyatındaki yüzde 70’lik  fiyat indirimi, aynen  Benzin, Mazot’un pompa fiyatlarına yansımış olsa.. Bugün 1 litre benzinin, mazotun fiyatı, bir litrelik kaliteli içme suyu fiyatından daha düşük olabilirdi. Ama bir de şöyle düşünün. Ya Türkiye’de TL’nin değeri böylesine hızla düşerken, Ham petrol fiyatları aynı kalsaydı. Herhalde, bir litre benzin 10 TL, bir litre mazot 9 TL olacaktı. 
Belsa Otoparkı’nda 
abonelik sürecek
Geçen gün bu sütunlarda bir okurumdan gelen bilgiler üzerine, “Belsa otoparkında abonelik sistemi kaldırılıyor mu?” başlıklı değerlendirme yapmıştım. Belsa Otoparkı’nın işletmesini ihaleyle kazanan, Öztorunlar firmasından işletmeyi devralan yeni firmanın Genel Müdürü Ömer Yavuz aradı. Yavuz, bir yanlış anlaşıma olduğunu, Belsa kapalı otoparkında abonelik sisteminin kesinlikle devam edeceğini söyledi. İhale şartnamesine göre, şirketin belli sayıda abone kabulü ile ilgili bir madde bulunmuyor. Zaten şirket de otopark için abone sayısının çok fazla arttırılmasını düşünmüyor. Ömer Yavuz şu bilgileri verdi:
“-Otopark işlemesi komplike bir iş. Biz önce biletli giriş çıkışların sistemini düzene koymaya çalıştık. Abonelikler için,  müşterilerimizden birkaç gün zaman talep ettik. Bilgisayar programlarının yeni düzene göre ayarlanması gerekiyordu. Biz, o bölgede oturan araç sahibi insanlarla yüz yüze bakacağız. Nasıl onların elinden böyle bir hakkı almayı düşünebiliriz. Aynı koşullarda abonelik uygulaması devam edecek. Ama abone müşteri sayısını çok fazla arttırmayı düşünmüyoruz.”
Belsa otoparkında abonelik süresi bitenler için süre uzatımı uygulamasına hafta başından itibaren başlanmış. Yani sistem kurulmuş. Abonelik sistemi uygulanmayacak diye kaygılanan okurlarıma duyururum.
Tek gerçek pazarlık 
Türkiye’deki çalışma hayatında yıllardır gerçek manada sendika-işveren pazarlığı yapıldığını kimse söyleyemez. Bu olumsuz tablonun temel nedeni ise, ülkemizdeki işçi sendikalarının durumudur,
Kimi sendikalar, doğrudan siyasi iktidarın güdümündedir.
Kimi sendikalar,  işveren yalakası..
Kimileri, üyelerinin çıkarlarının önünde, kendi siyasi ideolojik hedeflerini  düşünürler.
Bir tek Lastik-İş farklı.. Belki de tek gerçek sendika..Şu sıralar, lastik fabrikalarındaki 5 bin kadar üyesi için, Goodyear, Brisa, Pirelli işverenleri ile çatır çatır pazarlık yapıyorlar.
Lastik işçileri için 1 Ocak 2016’dan geçerli olacak yeni toplu sözleşmenin pazarlığında, taraflar üçüncü oturumu bitirdi. İşçi sendikası, ilk toplantıda üyeleri için istediği artış miktarını açıkladı. 2 yıllık sözleşmenin ilk 6 aylık dönemi için Lastik-İş (enflasyon x 2) zam istedi. Pazarlık yapılıyordu ve elbette işçi sendikasının ortaya koyduğu talep,  pazarlığa açıktı.
Pazarlığın ilk iki turunda,  idari maddeler geçildi. İkinci toplantıda, işverenler sendikaya tekliflerini verdiler; ilk altı aylık dönem için (enflasyon/3) zam önerdiler. 
Sendika, işçiler için muhtemel enf-lasyon 9 olarak düşünülürse (9x2=18)  zam istemişti. 
İşveren, yine muhtemel enflasyon 9 olarak düşünülürse (9/3=3) zam önerdi. 
Günümüz koşullarında, % 18’lik zam istemek biraz lüks. Ama işverenin önerdiği %3’lük zam da  pek kabul edilebilecek rakam değil.. Ama pazarlık masada devam ediyor. Önceki gün yapılan 3 üncü toplantıda işveren tarafı  bir tık yukarı çıktı. İlk teklif (enflasyon/3)’tü. Son toplantıda  (enflasyon/2)’ye; yani  (9/2=4.5)’a yükseltildi.4 üncü oturum, 25 Aralık’ta. Belki daha fazla yakınlaşma olmayacak. Uyuşmazlık zaptı tutulacak,  arabulucuya gidilecek, yine olmayacak, karşılıklı restler çekilecek. 
Olsun; bunların hepsi, kuralların içinde. Bunların hepsi, olması gerekenler. 
Metal ya da Belediye sektörlerindeki gibi,  sendikalar üyelerini kandıran çok yüksek taleplerle masaya gelip, sonra işverenin önlerine koyduğu rakamın altına imza atılmıyor. Lastik-İş üyesinden aldığı gücünü biliyor. Dünyayı biliyor. Sektördeki artıları, eksileri biliyor. Avrupa’da aynı sektördeki işçilik maliyetlerini biliyor. Üyeleri adına pazarlık yaptığı şirketlerin karlılık rakamlarını, piyasaların durumunu, kendi işçisinin ürettiği malın kalitesini biliyor. 
İşveren, karşısında pazarlık yapan sendikanın kalitesini, gücünü, ne kadar kararlı olduğunu biliyor. Sonunda mutlaka bir yerde anlaşacaklar. En önemlisi, Türkiye’deki çalışma hayatında, tek gerçek  toplu sözleşme pazarlığı, ilimizde Derbent’teki KOÜ uygulama otelinde, Lastik-İş ile, üç büyük lastik firması  temsilcileri arasında yapılıyor. Bütün iş dünyasının bundan ders alması lazım.
Ekim-2016’da  vizesiz Avrupa 
Avrupa Birliği ile Türkiye’nin ilişkileri, 2 yıldan beri tamamen donmuş durumdaydı. Suriye’den mülteci krizi,  Avrupa’yı korkutan “İslami terör” Avrupalılara Türkiye’nin ne kadar önemli olduğunu hatırlattı, gösterdi. 
Suriye’den kaçanların Türkiye’de tutulması Avrupa için önemliydi.
İslami terör, IŞİD ile mücadele konusunda Avrupa’nın Türkiye’den başka dayanacağı Müslüman ülke de bulunmuyordu.
Sonunda,  iki yıl aranın ardından Türkiye ile tam üyelik konusunda yeniden görüşmelere başlandı.  AB üyeliği için geçilmesi gereken 32 fasıldan biri olan 17 nci fasıl üzerinde görüşmeler başladı. Bu fasıl, Merkez Bankası, para politikaları ile ilgili. Bu fasılla ilgili pazarlığın ucu, Türkiye’nin Euro bölgesine geçişi ile noktalanabilir. 
Bu aşamada en önemli olan şey, Türkiye’nin AB ile yeniden masaya oturmuş olmasıdır. Türkiye, son yıllarda ekonomik açıdan bir hayli mesafe aldı. Enflasyon önlenemedi ama,  bütçe açıkları kapatıldı, cari açık daralmaya başladı. Artık hedef, 17 nci faslı geçip, diğer fasılları da açıp, tam üyelik yolunda yürümek. AB’nin Türkiye’ye “2016’da vizesiz seyahat” sözü var. Bu vadede bu vaadin gerçekleşeceğine inanmıyorum. Ama AB sözünü tutarsa, Türkiye bundan sonraki derslerine iyi hazırlanırsa, ülkemizin ve bu ülkedeki bütün insanların hayatında çok önemli ilerleme olacaktır. 
“Başkanlık” konuşulmadan olmaz 
Cumhurbaşkanı Erdoğan ısrar ediyor, “Türkiye’nin Başkanlık sistemine geçmesi şart” diyor. Eskiye göre daha esnek Cumhurbaşkanı.. “Yarı Başkanlık, partili cumhurbaşkanı modelleri olabilir” diyor. “Hem Anayasa’daki değişiklikleri, hem Başkanlık sistemi düzenlemesini ayrı ayrı halka götürebiliriz” diyor. Tam bir pazarlık ortamı. 
AK Parti, Anayasa değişikliklerinde özellikle CHP ile işbirliğine de çok samimi olarak önem veriyor. 12 Eylül askeri yönetimi döneminde hazırlanmış mevcut anayasanın değişmesi konusunda zaten kimsenin itirazı yok. Bu aşamada, “Başkanlık” sistemini müzakere etmek de kaçınılmaz gözüküyor.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Anayasa değişikliklerini görüşelim. Ama bize Başkanlık sistemi ile gelmesinler” diyor. Ana muhalefet son seçimde % 30’a dayanan bir oy almış olur da, bunu söyler. Ortada öyle bir durumda yok. CHP işin içine girmezse, AK Parti, Başkanlık sistemini kendi başına hazırlayacak, referanduma götürecek. CHP’nin bunu engelleme gücü yok. Bütün muhalefet birleşse, yine bunu engelleyecek güç yok. O halde, işin içine girmek gerekmez mi.. Otursun CHP’liler AK Parti ile.. Başkanlık sistemi nasıl olabilir,  çatır çatır pazarlık yapsınlar.. Başkanlık sisteminin en iyi şekilde değerlendirilmesi, şeffaf olması için önerilerini ortaya koysunlar.. Basın özgürlüğünü,  yargıda bağımsızlığı sistemin içine katsınlar.
Türkiye, Başkanlık sistemi ile ilgili tartışmaları aşmadan, diğer konulara bakamayacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuda kararlı,. 1 Kasım seçimlerinde de halktan gereken desteği almış. CHP, bu işin içine girip,  eğer başkanlık sistemine geçilecekse, bu sistem içinde bütün yurttaşların ve demokrasinin hukukunun korunması için  gereken mücadeleyi vermekle yükümlü olmalıdır.

DUVAR YAZISI
CHP, kendi içinde çok 
sıkı yarışıyor da, iş seçime
gelince, bir türlü rakiplerinden
fazla oy almayı beceremiyor. 
Kartepe’de alt ve üst yapı
Şu sıralar, ilimizde en fazla iş yapılan ilçe, öyle sanıyorum ki, Kartepe ilçesidir. Kartepe’nin önemli alt yapı eksikleri ve üst yapı sıkıntıları vardı.  İlçede halen İSU’nun 7 ayrı alt yapı projesi devam ediyor. Kartepe Belediyesi de 15 ayrı noktada üst yapı çalışması başlatmış.
Geçenlerde Balaban’a gittim. Daha doğrusu gitmek istedim.. Pekçok yol  kapalı. İSU müteahhidi, “Çalışınca oluyor” tabelasını koyup, kırmızı kurdelalı şeritleri çekmiş. Gideceğiniz yere nereden ulaşacağınızı şaşırıyorsunuz.  İSU’nun bölgede halen 7 ayrı proje devam ederken, bu yıl içinde 6 projeyi daha uygulamaya başlatacağı da belirtiliyor.
İyi de, bu işleri üstlenen müteahhit, o bölgede yaşayan insanların hayatını ne kadar olumsuz etkiliyor?.. Bu işler  çevre halkını daha az rahatsız ederek yapılamaz mı?.. Başlayan bu işler ne kadar takip ediliyor?. Ne zaman bitecek?.. Kartepe turistik bir ilçe. Kar sezonu açılınca,  ciddi hareketlilik başlayacak. Aynı anda bu kadar çok işe birden başlamak ne kadar akıllıca, ne kadar doğru?..İSU yetkilileri ile, Kartepe Belediyesi yetkililerinin bu soruların yanıtlarını da düşünmesi gerekiyor.

Baştürk çok haklı
D-100 karayolu Köseköy  girişinde, eski Fürsan arazisinin yerinde  mucize bir proje hayata geçirildi. Mobesko buada kuruldu. Gerçekten de sadece ilimizin değil, yakın bölgenin en önemli mobilya ve beyaz eşya  çarşısıdır Mobesko.. Cesur girişimciler,  parayı bastırdı. Koopeiratif kurdular.. Fürsan’ın arazisini satın aldılar, büyük, modern işyerlerini inşa edip; Mobesko’yu hayata geçirdiler.
Ama Mobesko açıldığından beri,  bir türlü doğru dürüst ulaşım sağlanamadı. Mobesko’da şu sıralar her yıl tekrarlanan büyük ucuzluk kampanyası dönemi yaşanıyor. Kooperatif Başkanı Ramazan Baştürk, geçen gün bu kampanyayı duyurmak için basın toplantısı düzenledi. Ulaşım sorununa dikkat çekip, sitem etti.
Mobesce’ya giriş bir dert, çıkış ayrı bir dert.. Hala toplu taşıma araçları bu sitenin önünden geçmiyor. Mobesko’ya bir şekilde ulaşırsanız, çıkışta İzmit yönüne gitmek büyük bir mesele. Şu son Symbol köprülü kavşağı da bir türlü bitirilemedi. Şu andaki haliyle, bu kavşak, Mobesko’ya ulaşımı daha da zor hale getirdi. Oysa, bu insanlar eski Fürsan’ın arazisini alıp, kooperatif olarak bu projeye soyunurken, kendilerine ulaşım konusunda söz verilmişti. Aradan yıllar geçti. Hala bu sözün tutulmamış olması, bu kentte işlerin ne kadar yavaş gittiğinin açık bir kanıtıdır.
Bu yazı toplam 467 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum