1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Fındıkzade yurdu babanızdan miras mı?
Fındıkzade yurdu babanızdan miras mı?

Fındıkzade yurdu babanızdan miras mı?

Evet, 70’li yıllarda bende Ankara’da öğrenciydim, dolayısıyla İstanbul Fındıkzade’deki öğrenci yurdunda kalmadım. Ama tanıdığım, tanımadığım birçok hemşerimiz üniversite öğrenciliğinde o

A+A-

Evet, 70’li yıllarda bende Ankara’da öğrenciydim, dolayısıyla İstanbul Fındıkzade’deki öğrenci yurdunda kalmadım. Ama tanıdığım, tanımadığım birçok hemşerimiz üniversite öğrenciliğinde o yurtta barındı.

Bilen bilir, üniversiteye giden bir öğrenci ve ailesi için kalacak yer bulmak bir önemli sorundur. Bu sorunu çözen ve barınacak güvenli bir yer bulan, neredeyse üniversiteyi bitirmiş gibi görür kendisini. Ondan mutlusu yoktur.

İşte böylesine önemli bir işlev yerine getirdi Fındıkzade’deki yurt.

Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği (KYÖD) öncülüğünde Kocaelililerin katkısı ile yapılan yurt ne yazık ki 1999 depremi sonrası hasar gördü ve bu haliyle kullanılamaz hale geldi.

İşte hala büyük gereksinim duyulan bu yurt binası satılmak ve parası ile lojman alınmak isteniyor.

Daha doğrusu ilimize yeni atanan Sayın Vali böyle olmasını istiyor.

Olabilir, bu kentin geçmişinden bihaber olan vali bu değerli mülkü paraya çevirip, başka bir amaçla kullanmak isteyebilir!

Ancak bu kentin seçilmiş insanları, yani İl Genel Meclisi üyeleri ‘dur bakalım Sayın Vali, burayı satamazsın. Bizim İstanbul’da okuyan çocuklarımızın kalacak yere ihtiyaçları var. O nedenle, burayı satmak yerine adam edelim’ demeleri gerekirken, valiye uyup ‘satalım’ diye tutturuyorlar.

Böyle bir yaklaşım size yakışır mı beyler?

Hasbelkader bugün böylesine önemli bir görev yapıyorsunuz, yarın sizlerde sıradan vatandaş olarak bu milletin içine, yani sine-i millete döneceksiniz. Bırakın bu kent sizi hayırla ansın, arkanızdan kimse kötü bir söz etmesin.

Bizler sizin gibilerden bu kentin değerlerine sahip çıkmanızı, çarçur edilmesine müsaade etmemenizi bekliyoruz.

Ben tam da bu yazıyı yazarken KYÖD Başkanı sevgili Hakan Tanta’dan sevindirici bir haber aldım.

KYÖD tarafından organize edilen ve eski başkanlar, bazı İl Genel Meclisi üyeleri ve en önemlisi İl Genel Meclisi Başkanı değerli büyüğümüz Ali Ayaz’ın da katıldığı konu ile ilgili toplantıda, satıştan vazgeçildiği ve konunun hep beraber değerlendirilmesi gerektiği şeklinde bir görüş birliği sağlanmış.

Umarım bu katılımcı anlayış, meyvelerini verir ve hepimizi ilgilendiren bu kentin sorunları ortak akılla çözüme kavuşturulur.

‘Ben yaptım oldu’ anlayışının terk edilmesi, hepimizin çıkarına olur diye düşünüyorum.

CHP’nin yeni Parti Meclisi nasıl olmalı?

Çok daha önce kafasında oluşturduğuna inandığım kurultay kararını, en nihayet 18 Aralık olarak açıkladı Sayın Kılıçdaroğlu.

Evet, aklın yolu bir.

Önder Sav’ın hazırladığı ve büyük oranda onun etkisi altındaki mevcut Parti Meclisi ile yol alması mümkün değildi CHP’nin.

Kemal Bey, bunu daha ilk baştan görmüş ancak kötü bir çağrışım yapan kurultay kararının aşağıdan gelmesini beklemeye başlamıştı. Beklenen oldu ve önce il başkanları sonra milletvekilleri nihayetinde de kamuoyu, kurultay toplamanın mutlak zorunluluk olduğu noktasında hemfikir oldu.

Artık Kılıçdaroğlu’na da düğmeye basmak kaldı ve o da gereğini yaptı.

Açıklandığına göre, 18 Aralık’ta tek gündem maddesi ile toplanacak kurultay.

Sadece 80 kişilik Parti Meclisi seçimi var gündem de.

Anlaşılan o ki, bu defa akıllanmış gözüküyor CHP’nin genel başkanı.

Sütten ağzı yanmış olacak ki, bu defa yoğurdu üfleyerek yemeyi yeğliyor ve ‘listeyi tek başıma ben yapacağım’ diyor Kemal Bey.

Elbette olması gereken de o.

Esasında kurultay öncesi ‘Baykal ve Önder Sav ile görüşeceğim’ demesine bile gerek yoktu. Ancak o kendi üslubu içerisinde böyle bir strateji izlemeyi uygun görmüş.

Olabilir.

Bence, bu görüşmelerde, seçim öncesi partide bir huzursuzluğa neden olabilecek kurultay gerginliğini önleme arayışında.

Belki de daha da önemli hedefi, kurultayda blok liste yerine, çarşaf liste önerisini engelleme arayışında Sayın Kılıçdaroğlu.

Bilindiği gibi mevcut tüzüğe göre esas olan blok liste. Ancak yüzde 10 üyenin önerisi ve kurultay delegelerinin salt çoğunluğunun oyu ile çarşaf listeye geçebilme imkânı var.

İşte tam da bu noktada, tüzüğü böylesine antidemokratik bir hale getiren beyefendiler şimdi kalkmışlar ‘olur mu canım demokratik olan çarşaf listedir, seçim mutlaka çarşaf liste ile olmalıdır’ demeye başladılar.

Zannediyorum Kemal Bey, böyle bir oldubittiyle karşılaşmamak için Baykal ve Sav ile görüşüp uyarmak istiyor.

Elbette Sayın Kılıçdaroğlu, hem partiyi kucaklayacak hem de yaklaşan seçim sürecini uyum içinde birlikte yönetebileceği nitelikli çalışma arkadaşlarını bir kuyumcu titizliği içerisinde belirleyecek. Ve ondan sonra da kurultay delegelerine dönüp şöyle seslenecek:

“Sevgili arkadaşlarım, işte benim listem. Altı ay sonra yapılacak ve Türkiye’nin geleceğini belirleyecek seçimlerde başarılı olmamızı istiyorsanız, eksiksiz listeme oy vermenizi bekliyorum. Bana güveniyorsanız, benim yaptığım listeye de güvenmenizi ve destek vermenizi bekliyorum.”

Ben inanıyorum ki sorumluluk bilinci içerisindeki CHP delegesi de Baykal’a ve Önder Sav’a rağmen genel başkanının arkasında duracak ve kendi çalışma arkadaşlarını belirleme hakkını ona verecektir.

İşte esas o zaman Yeni CHP sahneye çıkacak ve seçim süreci fiilen başlamış olacaktır.

Ve ondan sonra sıra üyelerle önseçime gelecektir. Bu da CHP ve Türkiye için bir ‘devrim’ niteliğindedir!

Bu haber toplam 850 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.