1. YAZARLAR

  2. İsmet ÇİĞİT

  3. Fukaralığı yönetmekten, geliri adil paylaşmaya geçiş şart
İsmet ÇİĞİT

İsmet ÇİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Fukaralığı yönetmekten, geliri adil paylaşmaya geçiş şart

A+A-
7 Haziran seçimlerinin ardından, Türkiye’de nasıl bir siyasi tablonun ortaya çıkacağını kimse kestiremiyor. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok istediği “Bir partiye-AKP’ye- 400 milletvekili verin. Bu parlamenter sistem artık çöktü,  Başkanlık sistemine geçelim” talebinin sandıktan onay göreceğini hiç sanmıyorum.. AKP’nin tek başına iktidarının devamı, kuvvetli bir olasılık. Ama 2007 ve özellikle 2011 genel seçimleri öncesindeki ortamla karşılaştırıldığında 
7 Haziran 2015 genel seçimlerinin ardından AKP iktidarının kaybetmesi olasılığı da daha yüksek görünüyor, daha fazla konuşuluyor. 
……….
7 Haziran seçimleri öncesi, muhalefet halkın önüne somut bazı vaatlerle çıktı. İlk olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gerçekten ezber bozan vaatlerde bulundu. Kılıçdaroğlu, “Emeklilere iki bayramda iki maaş ikramiye. Asgari ücret 1500 TL. Köylüye mazot 1.50 TL olacak” sözlerini verdi. 
Ardından HDP emekliye ve dar gelirlilere zam, asgari ücreti 1.800 TL yapma sözünü açıkladı. MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Asgari ücret 1.400 TL. Emekliye yılda iki kez asgari ücret kadar ikramiye. Köylüye mazot 1.75 TL “ dedi.  Saadet-BBP Milli İttifakı’ndan da benzer vaatler açıklandı. 
En ekstrem ve farklı vaat,  Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’ten geldi. Perinçek, “Biz iktidara gelirsek, halen Yunanistan’ın elinde olan Ege’deki bütün ada ve adacıkları alacak, hepsine Türk Bayrağı çekeceğiz” dedi. Bunun dışında, muhalefetteki bütün partiler, 
7 Haziran seçimlerinde halka, özellikle dar gelirlilere daha fazla gelir, ülkenin kaynaklarından daha fazla pay vermeyi vaat ediyorlar ve kim ne derse desin, sokaktaki vatandaşlar da bu ekonomik vaatleri tartışıyor. 
……….
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu vaatlerini açıklayınca, iktidar bütün unsurları ile üstüne gitti. “Emekliye iki maaş ikramiye bütçeyi bitirir. Türkiye’yi yeniden IMF’den borç dilenir hale getirir. Asgari ücret 1500 TL olursa, işletmeler iflas eder, kapanır. kayıt dışılık artar” dediler. Kılıçdaroğlu’nun ve diğer muhalefet partilerinin seçim vaadi olarak ortaya koyduğu bütün rakamlara itiraz eden AKP’nin, yine Kılıçdaroğlu tarafından ortaya atılan bir rakam konusunda bugüne kadar itirazını duymadım. 
CHP Genel Başkanı, gittiği her yerde bas bas bağırıyor:
“-Bu ülkede 17 milyon yoksul var. 17 milyon insan, açlık sınırının altında gelirle yaşamaya zorlanıyor. Biz bu ülkede 4 yıl içinde yoksul, açlık sınırı altında gelirle yaşayan yurttaş bırakmayacağız” diyor. 
Bugüne kadar kimse çıkıp, Kılıçdaroğlu’nun  “Bu ülkede 17 milyon yoksul insan var” sözüne itiraz etmedi, edemedi. 
Bu çok büyük bir rakam. Bu ülkedeki gelir dağılımının ne kadar adaletsiz olduğunu ortaya koyan çok çarpıcı bir rakam. Kabul etmek gerekir ki, AKP iktidarları geride kalan 12 yıllık dönemde, Türkiye’deki yoksulluğu çok iyi yönettiler. Yoksul insanlara çeşitli gerekçelerle düşük miktarlarda da olsa maaş bağlandı. Ramazan ayında yemekler dağıtıldı. Kışın kömür verildi. Açlık sınırı altındaki yoksul insanlar, AKP politikaları ile yalnız bırakılmadılar. Ama işe girmeleri, çalışmaları da özendirilmedi Bir bakıma devlet kesesinden yapılan ayni ve nakdi yardımlarla, bu geniş kitle siyaseten de AKP’ye bağımlı hale getirildi. Bu nedenledir ki muhalefet ilk kez bu seçimlerde  ülkedeki gelir dağılımında adalet kavramını öne çıkartmaya çalışıyor. 
………..
Devlet kaynaklarından yoksullara yapılan parasal desteklerin büyüklüğü, artık yönetilemez miktarlara ulaştı. Elbette bizim inancımızda, “Komşusu aç yatarken, tok uyumak” en önemli günahlardan biridir. Ama bu ülkede yoksullaştırılan ve yoksul kalmalarına özen gösterilen, nüfus içinde de giderek daha büyük orana yükselen kesimlere devlet kesesinden yapılan yardım ve desteklerin bütün maliyeti de orta gelir ve üst gelir grubundaki insanların ödedikleri vergilerden karşılanıyor. 
AKP iktidarı da bu durumun sürdürülemez olduğunu gördü. Yeni yapılan yasal düzenleme ile, “Aile içinde çalışabilecek yaşta bireylerin bulunduğu yoksul ailelere parasal yardım kesilecek. Yoksul, yardıma muhtaç aileler içindeki çalışabilir bireyler öncelikle işe yerleştirilecek, bu insanları işe alan işverenlere de teşvik uygulanacak.” 
Yardıma muhtaç, açlık sınırı altında gelirle yaşamak zorunda olan insan sayısı, bugün 
17 milyon deniliyor. Yarın 20 milyon, öbür gün 25 milyon olacak. Bir yandan, enflasyon dizginlenemiyor. İstihdam yaratılamıyor. İşsizlikteki büyüme önlenemiyor. Yoksul insanları, devlet bütçesinden maaşa bağlayarak, ya da kömür, yemek dağıtarak ne kadar idare edebilirsiniz.?.. 
7 Haziran seçimleri sonrası iktidarda kim olursa olsun, bu soruna çare bulmak zorunda kalacaktır. Gözüken yegane çözüm ise, açlık sınırında bulunan yoksul insanları olabildiğince üretimin içine katmak, sosyal yardımların ulaştığı devasa rakamları azaltarak, emekli maaşlarını, asgari ücreti yükseltmek, her şeye rağmen üretim yapan köylerdeki çiftçileri desteklemek olacaktır. Bu uygulanamaz, hayali bir program değildir. Türkiye’nin iş bulmaktan, üretime çekmektense, yoksul bırakıp yardımla ayakta tuttuğu kesimlere de bu politika ile çok iyilik yaptığı söylenemez. Artık, ezber bozulmuştur. 7 Haziran sonrasındaki temel politika, “Derin yoksulluğu devlet bütçesinden para dağıtarak gizlemek yerine; bu ülkenin ürettiği geliri hakça paylaşmak” üzerine kurgulanacaktır. Muhalefet iktidara gelirse, zaten bu konuda halka verilmiş sözleri var. AKP iktidara devam ederse de çok fazla bir şey değişmez. Zaten onlar da şimdiden emekli maaşlarına zam yapıp, “Yoksul ailelere para vermek yerine, bu ailelerin çalışabilir durumdaki bireylerine öncelikle iş bulmak” politikasını kurgulamıyorlar mı?.. 
Kılıçdaroğlu, Bahçeli, Demirtaş ve diğerleri, vaatleri doğru ya da yanlış tartışılıyor olsa da Türkiye’deki çarpık ekonomi düzeni ve haksız gelir dağılımı konusunu bu seçim döneminde halka anlatmayı başardılar. Türkiye için bu bile önemli kazançtır diye düşünüyorum. 
Bu yazı toplam 312 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum