1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Füze kalkanının Türkiye’de konuşlandırılması ve itirazlar
Füze kalkanının Türkiye’de konuşlandırılması ve itirazlar

Füze kalkanının Türkiye’de konuşlandırılması ve itirazlar

Lizbon’da imzalanan anlaşma gereği, Füze kalkanının Türkiye’de konuşlandırılması hadisesi, Türkiye’nin hayrına olup olmadığı zaman gösterecektir. Bununla Türkiye’ye biçilen rol İsrail’in güvenliği

A+A-

Lizbon’da imzalanan anlaşma gereği, Füze kalkanının Türkiye’de konuşlandırılması hadisesi, Türkiye’nin hayrına olup olmadığı zaman gösterecektir. Bununla Türkiye’ye biçilen rol İsrail’in güvenliğinin sağlamaya matuf olduğuna dair ciddi ikazlar vardır. İşte bu ikaz ve itirazlardan biri de Mazlumder’den geldi. Bu itirazları dile getiren Şube Başkanı Sayın Çetin Tahtacı bakınız neler söylüyor.

“ABD, kendi tehdit algısına göre İran’daki, Suriye’deki, Lübnan’daki ve Filistin’deki gelişmeleri dizginlemek ve sözde İsrail’in güvenliğini garanti altına almak için Türkiye’de Füze Kalkanı kurmak istemektedir. NATO patentli bu teklifle Türkiye’nin önüne getirilmek istenen gerçek anlamıyla koruculuktur. Türkiye uzunca bir süredir ithal tehdit algısıyla şekillenmiş olan NATO'nun Füze Kalkanı Projesini onaylaması yönünde baskı altında tutulmaktadır. Bu durumda ya komşularla sıfır sorun politikasını sürdürmek ya da gerçek hedefi kardeş halklar olan sipariş projede "cephe ülkesi" rolünü üstlenmek gibi iki farklı misyon arasında bir tercihte bulunmasına zorlanacaktı. Fakat dün Lizbon’ da gerçekleşen zirvede NATO,  yeni yol haritası olan 'stratejik belge'yi ve bu çerçevede füze savunma sistemi oluşturulmasını kabul etmesiyle Türkiye’ye koruculuk görevini vermiştir.

Füze kalkanı projesinde hem Türkiye’yi hem de Batı dünyasını bölgeden kaynaklanan nükleer füzelere karşı korunacağından bahsedilmektedir. Herkesinde bildiği gibi Ortadoğu’da İsrail’in nükleer silahı elinde bulunduğu bilinmesine  rağmen hiç konu bile edilmezken neden İslam coğrafyasındaki halklar tehdit olarak algılanmaktadır?  Bir realite karşısında sessiz kalanların bir ihtimal üzerinde kıyameti koparmaları ikiyüzlülüğün ta  kendisidir. Buradan da anlaşılıyor ki Müslüman halkları tehdit olarak algılayan NATO füzeleri, Filistin işgalcisi İsrail  devleti için  "muhafız" rolü üstlenecektir.

Türkiye hükümetinin girişimiyle tehdit algısı ülke olarak herhangi bir ülkenin bu belgeye yazılmaması önemlidir. Fakat füze kalkanının yapıldığı takdirde Türkiye üzerinde imha edilecek olan nükleer füzelerin oluşturacağı serpintinin ülkemiz insanına vereceği zararı kim telafi edecektir. Daha öncesinde yaşadığımız Çernobil faciasının ülkemize verdiği zarar hala hafızalarımızda diri durmaktadır.

Hükümet’ten, NATO füzelerine ev sahipliği yapmak gibi kardeş halklar nezdinde hepimizin başını öne eğeceği kesin olan ve tarih önünde kendilerini de vebal altına alacak bu karara geri adım atması hepimizin dileğidir”

Evet, gerçekten bu tür stratejik konularda, stratejistlerin neyin ülkenin hayrına olduğunu, neyin olmadığını, biçilen bu rolün uzun vadede Türkiye’ye neler kazandırıp neler kaybettireceğini ve ülkeyi yeni maceralara sevk etmede köprü görevi verilip verilmediğini iyi hesap etmeliler ve adımlarını ona göre atmalıdırlar. Aksi taktirde geri dönüşü olmayan bir yola girilmiş olur ki faturası bir hayli ağır olur.

Bu haber toplam 741 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.