1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Galatasaraylıların Protestosuna Ağır Hakaretler
Galatasaraylıların Protestosuna Ağır Hakaretler

Galatasaraylıların Protestosuna Ağır Hakaretler

İnternetten (www.odatv.com) edindiğim bilgiye göre, Erdoğan’ı protesto eden Galatasaraylılara ağır hakaretler söz konusu. Sözünü edeceğim ilk kişi Yasin Ekrem Serim. Kimmiş bu kişi? Yasin Ekrem

A+A-

İnternetten (www.odatv.com) edindiğim bilgiye göre, Erdoğan’ı protesto eden Galatasaraylılara ağır hakaretler söz konusu. Sözünü edeceğim ilk kişi Yasin Ekrem Serim. Kimmiş bu kişi? Yasin Ekrem Serim, Başmüzakereci Egemen Bağış’a bağlı AB Genel Sekreterliğinde müşavirlik görevi yapıyor.

İlgili kişinin internetteki Twitter hesabında yazdıkları yenilir yutulur gibi değil. İşte yazdıkları: “Bole bi serefsizlik yok.. Nankorsunuz.. Kimin sayesinde o statda mac izliosunuz. Kim yapti lan o stadi size. Gerizekali kus beyinliler..” Aynen böyle. Çok üzücü gerçekten, çok ayıp. Bu sayfanın fotoğrafı internette yayımlandı.

Şu anda bu hesaba ulaşamıyorsunuz. Neden acaba? Çünkü ilgili kişi, gelen tepki mesajlarından sonra Twitter hesabını kapattı.

Siyasiler protesto edilebilir; dünyanın her yerinde kaçınılmaz bir durumdur bu. Ayrıca Başbakan o stadı kendi parasıyla yaptırmadı; devletin, yani ulusun parasıdır oraya harcanan. Başbakan’ın payı oldu mu? Tabii ki oldu. “Hayır” deseydi yapılamazdı çünkü; ama orada kullanılan para hepimizin parası. Aksini düşünmek olanaksız.

Yasin Ekrem Serim’i bu hakaretinden dolayı şiddetle kınıyorum. Kendisi de keşke bu yazdığıma benzer bir cümle kullansaydı protestocuları kınarken. “Şerefsiz, nankör, lan, geri zekâlı, kuş beyinli” sözcüklerini bir müşavire hiç ama hiç yakıştıramadım. Başbakan’ın gözüne gireyim diye mi yaptı acaba? Görevinden alınıp alınmayacağını merak ediyorum. Daha önemli görevlere de getirilebileceği, akla geliyor hani.

İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı Spor AŞ’nin Genel Müdür Yardımcısı Selim Terzi de Twitter hesabı aracılığıyla Galatasaraylı taraftarlar için ağır ifadeler kullananlardan. Terzi şöyle diyor: “Galatasaraylılığımdan utanıyorum. Başbakanı, TT Arena’da yuhalayanların babaları belli değildir, buna eminim…” Çok çirkin bir hakaret. Terzi’yi de bu hakaretinden dolayı şiddetle kınıyorum. Ayıp şeyler bunlar. Bu ifadelerinin basına yansıması üzerine, Selim Terzi de Twitter hesabını kapattı.

Bu kadarla kalmıyor ağır hakaretler. Uzayıp gider bu yazı. Burada kalalım; ama şöyle bir ders çıkararak: Sonradan utanmamak için, tepkilerini önce akıl ve mantığın süzgecinden geçirmeli insan. İnsan olan insan tabii ki.

“Akköy”ün 64. Sayısı

Akköy dergisinin Ocak-Şubat 2011 tarihli 64. sayısını okudum geçen hafta. “Okudum” dediğime bakmayın; derginin bütün yazılarını okuyamadım elbette. 90 sayfalık dergide 68 şair ve yazarın şiir ve düzyazıları yer alıyor. Okunmayı hak eden nitelikli bir dergi.

Akköy Kültür, Sanat, Edebiyat, Turizm ve Geliştirme Derneği (Dernek Yönetim Kurulu: Güven Pamukçu, Hatice Gençay, Hasan Tuntaş, Mehmet Duran, Nalân Tuntaş) yayını olarak on bir yıldır edebiyat dünyamıza kazandırılıyor Akköy dergisi. Genel yayın yönetmenliğini Güven Pamukçu’nun yaptığı derginin bu sayısını Sina Akyol, Ersan Erçelik, Gökhan Arslan, Onur Akyıl, Seçil Özcan, Hülya Soyşekerci, A. Galip ve Güven Pamukçu yönetmiş. Derginin danışma kurulunda şu adlar var: Prof. Dr. Afşar Timuçin, Güngör Gençay, Mehmet Sadık Kırımlı ve Fergun Özelli.

Bu sayının yazar ve şair adları: Sina Akyol, Gökben Derviş, Bilal Çiftçi, Müyesser Yeniay, Nuri Demirci, Asuman Susam, Nesrin Kültür Kiraz, Didem Gülçin Erdem, Ersan Erçelik, Özkan Mert, Gökhan Arslan, Yavuz Türk, Murat Çakır, Sinan Özdemir, Onur Akyıl, Emre Varışlı, Eren Okur, Kerim Akbaş, Seçil Özcan, Hayri K. Yetik, Ercan Y. Yılmaz, Hüseyin Peker, Mustafa Fırat, Süreyya Köle, Nursel Duruel, A. Galip, Zeynep uzunbay, Hülya Soyşekerci, Ercihan Yolcu, Zeynep Aliye, Filiz Gülmez, Gönül Çatalcalı, Aslı Solakoğlu, Emin Kaya, Vicdan Efe, Cennet Bilek, Aydoğan Yavaşlı, R. Özgül K. Sarıkuş, Pakize Kutlu, Hilal Karahan, Ramazan Parladar, Remzi Tuntaş, Hüseyin Emra, Nilüfer Altunkaya, Zeki Karaaslan, Kevser Ruhi, Ferda İzbudak Akıncı, Tuğçe Ayteş, Nurduran Duman, Zeynep Aliye, Berat Alanyalı, Zeliha Demirel, Oyhan Hasan Bıldırki, Zehra Ünüvar, Reyhan Yıldırım, Murat Şahin, Ali Rıza Kars, Dilek Yazar, Melike Şenyüksel, Serkan Türk, Hüseyin Avni Cinozoğlu, Turhan Gürkan, Adnan Zafer Barlak, Melek Emin Yıldız, Melisa Gürpınar, Altay Öktem, Zeynep Kurada, Güven Pamukçu.

Güçlü adlar ve güzel yazılarla bezeli Akköy, bu ay gelenler içinde en çok beğendiğim dergi oldu. Akköy edebiyat dergisiyle iletişim kurmak isteyenler, derginin elektronik adresine ([email protected]) yazabilirler.

Bu kısa tanıtma yazımı, derginin 50. sayfasında yer alan çok beğendiğim bir şiirle noktalamak istiyorum. Şiir sanatında kalıcı olmak, el değmemiş imgelerden geçer. Nilüfer Altunkaya bunu başarıyor.

Sanki sızı

Bugün toprağın yalnızlığısın

çok eşli lirik bir dize

ıslanan taşlarında avluların

yeni yaşamlar kıpırdatırken

acı söz, çarptığında içimin duvarlarına

umut, sedefini saçtığında kıvılcımlanarak

sazlıklara vuran gün

yalınayak koşuşan çocuklara

gecenin düğmelerini ilikleyen kadınlara

ve elleri imbat kokan adamlara benzerken

sızı, soyduğunda yarayı incecik

su, avuçladığında suskunluğunu algının

tenimizde çadırını toplardı göçebe bir yağmur

zamanın göğüs kafesine akardık sessizce

Nilüfer ALTUNKAYA

Fıkra

Zil sesine koşarak kapıyı açan adam, eski bir dostu ve iri bir köpekle karşılaştı. Elbette tereddütsüz içeriye aldı. İki arkadaş daha oturmadan, köpek bir masa lambası ile değerli birkaç bibloyu devirdi. Sonra da en rahat koltuklardan birine yerleşti ve koltuğun ahşap kollarını yalayıp kemirmeye başladı. Evin sahibi, köpeğin yaptıklarını içi cız ederek seyretse de eski dostunu kaybetmek istemediğinden ses çıkarmadı… Çaylar içildi. Misafir gitmek üzere ayağa kalkınca da köpek yüzünden içten içe sinir krizleri geçirdiğini belli etmemeye çalışarak dostuna,

- Köpeğini unutma, dedi.

- Yok yahu, ben de onu senin köpeğin zannetmiştim, dedi eski arkadaşı.

Bir Fransız, bir Alman ve bir Türk, müzede “Âdem ve Havva Cennet Bahçesinde” tablosuna bakıyorlarmış. Alman,

- Bedenlerinin kusursuzluğuna bakar mısınız? Âdem ile Havva mutlaka Alman olmalı, demiş. Fransız, Alman’a karşı çıkarak, - Havva ne kadar güzel, Âdem ne kadar yakışıklı; bu denli çekici olduklarına göre, hiç kuşkusuz Fransız olmalılar, demiş. Türk, tabloyu uzun uzun izledikten sonra, - Âdem ile Havva kesin Türk’tür. Üstte başta yok, elmadan başka yiyecek yok; ama hâlâ kendilerini cennette sanıyorlar, demiş.

Sağlık

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Lütfi Behçet, “Vatandaşlar çevreden edindikleri veya kulaktan dolma bilgilerle bazı bitkileri tüketiyor ancak bu bitkiler, kimi zaman hayata mal olabilecek sıkıntılara yol açıyor” dedi.

Doğu Anadolu Bölgesinde 1983 yılından bu yana bitkiler üzerine araştırma yapan Prof. Dr. Lütfi Behçet, yaptığı açıklamada, Avrupa ülkelerinde yaklaşık 12 bin çeşit bitki bulunduğunu, sadece Türkiye'de bulunan bitki türü sayısının ise yaklaşık 13 bin olduğunu söyledi.

Doğu Anadolu Bölgesinin de bitki kaynakları bakımından zengin bir floraya sahip olduğunu anlatan Prof. Dr. Behçet, şöyle devam etti:

“Bu bizim için büyük bir imkân. Çünkü bir kısım bitkinin kullanım alanları biliniyor. Faydalanma listesi dikkate alındığında daha hakkında araştırma yapılmamış bir çok bitki var.

Bu potansiyelden yararlanmak ve bununla ilgili araştırma yapmak gerekiyor.”

Bölgede son yıllarda bitkilerin yanlış kullanımı nedeniyle vatandaşların zarar gördüğünü bildiren Prof. Dr. Behçet, şunları kaydetti:

“Bitkilerden yararlanmayı teşvik ederken bazı yanlışlar da yapılıyor. Bunlar, toplumun sağlığını tehdit eden yanlışlardır. Bölgede halkın kullandığı bitkilerle ilgili araştırma yapıyoruz. Özellikle son yıllarda bölgedeki hastanelere müracaat eden vatandaşların kullandıkları bitkilerle ilgili bazı sonuçlara ulaştık. Vatandaşlar çevreden edindikleri veya kulaktan dolma bilgilerle bazı bitkileri tüketiyor. Ancak bu bitkiler, kimi zaman hayata bile mal olabilecek sıkıntılara yol açıyor. Bu bitkilerin halka doğru şekilde anlatılması gerekiyor. İnsanlarımız, bunları tedavi amaçlı kullanıyor. Oysaki kendisine zarar veriyor. Bazı bitkiler, doğru kullanılmazsa çok vahim sonuçlar meydana gelir. Son zamanlarda bu çeşit bitkilerin yaygın kullanımıyla birlikte çok sayıda kişi zarar görüyor.”

(Kaynak: www.gazeteport.com.tr, 14 Ocak 2011)

Bu haber toplam 1309 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.