1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Gazete yapmak zor iştir
Gazete yapmak zor iştir

Gazete yapmak zor iştir

Her işin kendine göre zorlukları vardır. Bir objeyi üretmek de, bir fikri üretmek de zordur. Ürettiğiniz her objede birileri kusur bulabilir.

A+A-

Ortaya koyduğunuz her fikrin de herkes tarafından beğenilmesi elbette mümkün değildir. Önemli olan, her objeye ve her fikre ön yargı ile bakmamak, objektif olabilmektir. 
Örneğin; Alman malı bir elektronik eşyanın, Çin malı bir elektronik eşyadan çok daha iyi olduğu konusunda bir ön yargı vardır. Doğru olabilir; ama zaten bu ön yargı ve kalite farkı nedeniyle, Çin malının fiyatı Alman malının fiyatından daha düşüktür. Bazı ürün türlerinde, Çin malı daha kaliteli de olabilir. 
Ya da bir otomobil düşünün; Japon yapımı bir otomobilin, Türk malı bir otomobilden daha kaliteli olduğu konusunda bir ön yargı vardır. Ama fiyat farkı vardır. Ya da bir tüketici için Türk malı otomobilin taşıdığı özellikler, Japon malı otomobilin taşıdığı özelliklerden daha fazla tercih nedeni olabilir. 
…………………..
Özellikle bu ülkede ve bu kentte, özellikle bu dönemde en zor işin gazetecilik olduğunu düşünüyorum. Bu ülkede elbette ön yargılı gazeteler ve gazeteciler var. Ama herkesi aynı kefeye koymak, herkesi aynı şekilde değerlendirmek de haksızlıktır. 
Bir günlük gazeteyi hazırlamak inanın çok zor iştir. Okuduğunuz her başlığı, her spotu, her resim altını, her metni, makaleyi birileri yazıyorlar. Her gün yazıyorlar. Türkiye’de ve ilimizde basının tam anlamıyla özgür olduğunu, herkesin her istediği haberi, her düşüncesini yazabildiğini hiçbir zaman söylemedim. Hatta bu konuda sıkıntılar olduğunu da her ortamda açıkça ifade edebilen, açıkça yazabilen biriyim. 
Ama şuna inanın; zamana karşı yarışan gazetecilerin gün içinde kafalarından şeytanları dolaştırıp, ön yargı ile düşünmeye bile çok fazla vakti yoktur. 
Güne başlarsınız… 
Makale yazacaksanız, önce konu bulmanız gerekir. Hatta sabah yazacağınız konuyu bulmak için gece uykunuzda bile düşünürsünüz. Siz kendinize ayrılan köşeyi dolduracak makaleyi yazdınız. Yazı işlerinde bütün gazeteyi dolduracak haberleri yazmak için koşuşturma vardır. 
Muhabir gidecek, haberi yapacak. Bunu gazetenin yazı işlerine aktaracak. Kuşkusuz son yıllarda teknolojik açıdan işin bu aşaması bir hayli kolaylaştı ve pratik hale geldi. Ama yine de işin içinde emek vardır. Haber yazı işlerine gelir, editörler değerlendirir. Genellikle yeni başlık, yeni spor atılır, haberin metni yeniden yazılır. Çünkü gazete yapmak ciddi iştir. Okuyucuya saygılı olmak gerekir. 
Hangi haberi hangi sayfaya koyacağınıza karar verirsiniz. Haberin size ulaşan bölümünde eksikler olduğunu düşünüyorsanız, bunu kovalar, tamamlamaya çalışırsınız. Gazeteniz 20 sayfa ise, her santimetre karesi dolacaktır ve hangi haberi hangi sayfaya hangi büyüklükte vermeniz gerektiğini de kararlaştırmanız gerekir. Haberle birlikte muhabirin gönderdiği konu ile ilgili fotoğraflar içinden en uygun bulduklarınızı seçmeniz gerekir. 
Sonra, sayfaları tek tek çizecek, planlayacaksınız. Elbette daha sonra bunun teknik aşaması olacak. Gazete her gün aynı saatte baskıya yetişecek. 
Gün biter, nasıl bittiğini bile anlayamazsınız. Ertesi günkü gazetenin bitişinin huzurunu yaşarken, bir sonraki günün gazetesini düşünmeye, planlamaya başlarsınız. 
Günlük kağıt gazetenin baskı süreci vardır. Paketlenir, sayılır, geceden tek tek bayilere dağıtılır. Bunların hepsi zaman ve insan gerektirir. Hepsi büyük emektir. 
Ben özellikle geçen yıl aralık ayında geçirdiğim kalp ameliyatının ardından işin mutfaktaki hamallık bölümünden uzaktayım. Metin Karan, Ali Gündoğdu, Cemalettin Öztürk, Ahmet Serimer, Serdal Erdal, Murat Yoldaş, Spor’da Hayrettin Albayrak ve Uğur Uludağ bu işin yükünü taşıyorlar. Başta ben olmak üzere, herkesin arkasını Alev Uçar toparlıyor. Az sayıda elemanla çok büyük işler beceren bir teknik servisimiz var. 
Bu arkadaşların hepsi, bu kentin insanı, işlerine saygılı, namuslu ve dürüst insanlar. Bu işten, bu gazete sayesinde evlerine ekmek götürüyorlar. 
Gazete okuru sayısı zaten çok azaldı. Herkes, internete girip, gazeteleri bedava okumayı tercih ediyor. Özellikle bu bedavacı internet okurları, her haberin, her yorumun altında başka gerekçeler, başka hesaplar arıyorlar. 
Emin olun, çok zor şartlarda, çok büyük özveri ile her gün gazete yapılıyor. Üstelik en küçük bir ön yargı, en küçük bir menfaat hesabı olmadan yapılıyor. Çok iyi, çok düzgün, çok içerikli gazeteler mi yapılıyor, elbette hayır. Ama bazı internetin beleşçi okurları, alışkanlık haline getirmişler. Yemiyor, içmiyor gazetecilere sürekli sallıyorlar. 
Çok fazla dikkate almıyorum ve almıyoruz. Ama “Umurumda bile değil” diyerek de geçiştiremeyiz. Okurdan öncelikle yaptığımız çok zor işe saygı bekliyoruz. Gazetelere, yazarlara karşı ön yargılı olmamalarını bekliyoruz. Beğendiğinizi okur, beğenmediğinizi okumazsınız. 
Ama bu ülkenin ve bu kentin gazetelere, gazetecilere ihtiyacı var. Her gün bunca haberi nereden alacaksınız. Her gün birbirinden çok farklı dünya görüşüne, yaşam biçimine sahip bunca insanın fikirlerini nereden okuyacaksınız?
Mesleğimizin, gazeteciliğin 15-20 yıl önceki saygınlığı bugün de hak ettiğini kesinlikle söylemiyorum. Ama bugünkü kadar yerden yere vurulmayı da inanın hak etmiyoruz. 
Elbette gazetelerde okuduğu haberleri, yorumları beğenenler, övenler de var. Ben gazetelere, yazarları övgü veya yergi için bakılmasına karşıyım. Bilgilenmek için okuyun. Bu gazetelerin ne kadar zor ve ne büyük emeklerle hazırlandığını bilerek, bu emeğe saygı duyarak okuyun. Beğendiğinizi okuyun, beğenmediğinizi okumayın diyorum. 
Gazetelere, özellikle şehir gazetelerine sahip çıkın ki,  o kurumlar ekonomik anlamda dik durabilsin, özgür ve cesur olabilsinler. 
Her gazetenin her başlığında, her manşetinde, her satırında büyük emek vardır. Bu mesleğin alabildiğine itibarsızlaşmasına neden olan içimizdeki tiplerin varlığından da haberdarım. Onları temizlemek de bizim değil, okurların görevidir. Bir de şuna inanın; bütün haberlerini, bütün yorumlarını ön yargı ile bir menfaat karşılığında yazan sözde gazetecileri besleyen ve ayakta tutan da, ülkemizdeki ve kentimizdeki çirkin siyaset ve çirkin siyasetçilerdir. 
Özellikle bizi, ÖZGÜR KOCAELİ’yi onlarla aynı kefeye koymamaya özen göstermenizi rica ediyorum. Seçimlerin çok yaklaştığı, herkesin özellikle gazetecilerin üzerindeki baskının çok arttığı bugünlerde okuduklarınıza ön yargıyla değil, objektif gözle bakmanızı rica ediyorum.
Bütün okurlara sağlıklı, mutlu, hak edilmiş bol kazançlı günler diliyorum. 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
2 Yorum