• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli 5 °C

Gece gündüz; bayram seyran çok fazla çalışmamız gerekiyor

İsmet ÇİĞİT

Çok ihmal edildi şehrimiz. Çok uzun süre herkes yan gelip yattı.

Şehir kalabalıklaştı. Şehir kabına sığmaz hale geldi. Şehir kalabalıklaştıkça, sıkıntılar arttı. Ama yeni bir şey yapılmadı.

Bir tramvay yoludur tutturduk. Zaten sıkıntılı olan küçücük İzmit’in 12 noktasında birden tramvay yolu çalışmasını başlattık.  Ama bunu da ağır aksak yürüttük. Ramazan dedik yavaşladı, Bayram dedik durdu. 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi dedik, tramvay işçilerini bile Demokrasi Nöbeti’ne getirdik.

Büyükşehir yöneticilerini şimdi takdir ediyorum. Şehir merkezinde yıllar sonra asfalt çalışmasına başlarken, bu işleri gece yapıyorlar. İnönü Caddesi’nde gece yarısından sonra asfalt çalışmasına başlanıyor. Sabah saat 06.00’da iş makinaları, malzemeler toplanıyor, cadde yeniden ulaşıma açılıyor. Gayet güzel oldu. İnönü Caddesi 12 yıl sonra asfalt gördü.

Şimdi, 8 yıl aradan sonra Leyla Atakan Caddesi de asfaltlanacak. D-100’den İnönü Caddesi’ne kadar Leyla Atakan Caddesi boydan boya pırıl pırıl olacak. Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri ekipleri, müteahhit yine gece yarısından sonra çalışmaya başlayacak.

İzmit’te bu asfalt işlerini gece yapmak kimin fikriyse tebrik ederim. Artık bu şehirde gece gündüz; bayram seyran demeden, hiç durmadan çalışmak gerekiyor. Çünkü çok vakit kaybettik. 19 Eylül’de Kurban Bayramı tatili de bitip, okullar açıldıktan sonra İzmit çok sıkıntı çekecek. O tarihe kadar  Cumhuriyet- Hürriyet Caddeleri’nin asfaltını da yenilemek, bu caddeler üzerindeki  oynak, üzerinden araba geçince langır lungur ses yapan altyapı kapaklarını yenilemek gerekiyor.

Koca bir yaz bitiyor. Sıkıntı sadece İzmit’te değil. Diğer ilçelerde de yapılması gereken işler yapılmadı. Köy yoları berbat halde. İSU şehrin pek çok yerini kazdı, altyapı yaptı. Arkasından üstyapı işleri yapılmadı. İhaleleri yapılan bazı bölgeler var. Buralarda da iş başlamadı. Bazıları başladı, çok yavaş gidiyor.

Çok çalışmak lazım. Çok  yürekten çalışmak lazım. Önümüzde  kaldı 2-3 hafta. Bu şehri biraz derleyip, toparlamak lazım. D-100 hala bitmedi.  Yahya Kaptan Kavşağı’na yaya üst geçidi lazım. Outlet Kavşağı’ndaki işi hızlandırıp, kış gelmeden bitirmek lazım.

Haydi kolları sıvayalım hep birlikte. Başka İzmit yok. Başka Kocaeli yok.

Bu şehre bu ülkenin her yerinden insanlar akın ediyor. Nüfus sürekli artıyor. Sıkıntılar da sürekli artıyor.

Bizim gidecek başka yerimiz yok.

Akmeşe’ye gaz işi ne oldu?

Bizim ilimizde işlerin nasıl yürüdüğü, verilen sözlerin nasıl unutulduğu konularında çok çarpıcı bir örnektir “Akmeşe’ye doğalgaz” konusu.

Büyükşehir Belediyesi’nde AK Parti yönetiminin işe başladığı 2004 yılında, yönetici kadrolarında büyük bir heyecan vardı.  O tarihte neredeyse sadece İzmit merkezde kullanılan doğalgaz, Başkan Karaosmanoğlu’nun kararlılığı ile il geneline yayıldı. Kandıra’ya gaz gitti. Köylere gaz gitti. Kartepe zirvesine hala bir teleferik gidemedi ama Kartepe zirvesine kadar doğalgaz götürüldü.

Yanlış bilmiyorsam, iki yer kaldı. Biri, Karamürsel’in Ereğli Köyü Defne Bölgesi.

Diğeri, İzmit’e bağlı Akmeşe kasabası ve çevresindeki köyler.

Her seçim döneminde bu iki bölgeye söz verildi. “Önümüzdeki kış size gaz gelecek” dediler.

En az 7-8 yıldan beri Akmeşe’ye gaz konusunu takip ediyorum. O bölge çok önemli. İnsanlar odun yakıyorlar. Güzelim ormanlar kesiliyor. Kadınlar karlı, buzlu günlerde evlerini ısıtmak için odun taşıyorlar. Yıllardır gaz bekliyorlar.

Başkan Karaosmanoğlu söz verdi. Başkan Nevzat Doğan söz verdi.  Milletvekili Zeki Aygün, “Akmeşe’ye gaz getirmek, benim namusumdur.” dedi.

Kaç kış geçti, artık sayamıyorum.

Allah’a şükür, kimse bizim için “FETÖ’cü, vatan haini” diyemedi. Ama hazır bu kentte adımız “Yapılan hiçbir şeyi beğenmeyen, muhalif”e çıkmışken, üstelik bir yaz daha bitip, yeni bir kış sezonu yaklaşırken yine ben sormuş olayım:

-Sahi ne oldu şu Akmeşe’ye gaz götürme işi?

Önümüzdeki kış sezonunda Akmeşeli, Karaabdülbakili,Sapakpınarlı hemşerim gaz kullanabilecek mi?

 Yapmayın; hemen “Ameliyat” demeyin

Bilime, bilim adamına, uzmanlığa çok büyük saygım vardır. Ama kimse kusura bakmasın; Türkiye’deki sağlık sektörüne, sağlık sistemine saygı duymuyorum.

Türkiye’de sağlık tamamen ticaret haline geldi. İki defa hapşıran vatandaş, hemen hastaneye koşuyor. Hekim hapşıran hastasına “Çok yaşa” dese,  ortada sorun kalmayacak. Ama “İleri tetkik yapalım. Kan tahlili, idrar tahlili, dışkı tahlili yaptırıp, MR çektirelim” diyor.

Çünkü sistemde her tetkik para yazdırıyor.  Özel hastaneler, Üniversite Hastaneleri, hatta devlet hastaneleri, kendilerine gelen hastaya yaptırdıkları tetkiklerden para kazanıyor.

Dünyada normal doğum yerine sezeryan tercih eden ülkelerin başında geliyoruz.

Dünyada ileri tıbbi tetkik ve tahlilleri en çok uygulayan ülkelerin başında geliyoruz. Hem devlete zarar. Hem insana eziyet.

Her yanı ağrıyan, her tarafı dökülen bir adamım. Sağlıksız yaşıyorum. Biliyorum, çok uzak olmayan bir gelecekte başıma çok işler de gelecek. Ama Türkiye’deki sağlık sistemini ret ediyorum. Biliyorum ki omuzum ağrıyor diye doktora gitsem, “Kolonoskopi “ isteyecek,  beni deldirecek. İleri tetkiklerle de kalmıyorlar. Çıkan sonuçlara şöyle bir bakıp, “Ameliyat etmemiz lazım” diyorlar.

Böyle yapmayanların, tıp biliminin hakkını verenleri elbette tenzih ederim. Ama ne yazık ki ülkemizdeki sistem  büyük ölçüde böyle işliyor. İnsanlar zarar görüyor.  Annemden biliyorum. 5-6 yıl önce “Beni bir kalpçiye götür” dedi. Başına gelecekleri anlattım. Aynen dediğim gibi oldu. Bir kalp uzmanına götürdüm “Anjiyo yapalım” dedi. Anjiyo yapıldı, bir başka uzman “Bir an önce by-pass yapalım” dedi. Annem “Kaça malolacak”diye sordu. “Merak etme, senden para çıkmayacak” dediler. Annem, sanki sivilce sıkmak gibi bir işmiş diye düşündü, by-pass’a girdi. Ameliyattın çıktı, 5 senedir felç. Yatıyor. Doktor, “Büyük talihsizlik. Pıhtı atmış” dedi.

Dün bu gazetede bir haber vardı. 26 yaşında, iki çocuk annesi genç bir kadın. Basit bir şikayetle hastaneye gidiyor. Tetkik, tahlil falan. “Safra kesesinden ameliyat şart” diyorlar. Doktor deyince akan sular duruyor. Genç kadın, ameliyata giremeden, sedyede komaya giriyor. İki gün sonra da ölüyor.

Sağlık sektöründeki herkesten rica ediyorum. Lütfen, yaptığınız kutsal işi, bu kadar ticarete alet etmeyin. Sağlık, para ile ölçülmez. Hapşıran hastadan “kolonoskopi, anjiyo, MR” istemeyin. Hastaya bir “Çok yaşa” deyin, olsun bitsin.

Bu yazı toplam 2151 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
    • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
    • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
    • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37