1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. GELECEĞİMİZİN TEMİNATI OLAN GENÇLERİMİZE TAVSİYELER
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

GELECEĞİMİZİN TEMİNATI OLAN GENÇLERİMİZE TAVSİYELER

A+A-

Kabul buyurur ve dikkatte alırsanız, hiçbir parti ayrımı yapmadan, hiçbir ırkı ve dili reddetmeden, müslüman bir milletin müslüman evlatlarına Kur’an ve sünnet ışığında nasihat ile birlikte bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum. Özelikle İktidar olarak milletin önünde duran AK partililer, yapacağımız nasihat ve tavsiyelerimize çok daha dikkatli olmalıdırlar. Yarın eyvah demenin hiç kimseye faydası olmaz.
Yüce Rabbimiz (CC) Zariyat suresinin 55. Ve Tevbe suresinin 71. Ayetinde şöyle buyuruyor; [“Bununla beraber vaaz ve öğüt vermeye devam et. Çünkü vaaz mü’minlere fayda verir.” “Mü’min erkekler mü’min kadınlar birbirlerinin velisidir; iyiliği emrederler kötülükten alıkoyarlar, zekâtı verirler,  Allah’a ve peygamberine itaat ederler”]
Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) “ Din nasihattir, din nasihattir ” buyurmuştur.  Müslüman bir milletin müslüman evlatları, birbirine nasihat etmesi ve tavsiyelerde bulunması,  mü’min erkek ve bayanların üzerinde vacip olduğu bilinciyle bu önemli görevi yerine getirmelidirler. 
Etkileyici bir şekilde nasihatte bulunmak, yönlendirici ve uyarıcı tavsiyelerde bulunmak için, öncelikle zerreden küreye her şeyin sahibi olan Yüce Allah’ı dinimiz İslam’ı, hayat kitabımız olan Kur’an-ı,  tek önderimiz ve rehberimiz olan, Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.v.) çok iyi tanımalıyız. Bu manevi değerleri tanımadan yapılan nasihat ve tavsiyelerin hiçbir tesiri ve faydası olmaz.
Bu manevi değerleri tanımayanlar için, Yüce Rabbimiz Bakara suresinin 6. Ayetinde şöyle buyuruyor;  “Şüphesiz vahyi örtbas edip kâfirlik yapanlara gelince, onları uyarsan da uyarmasan da, onlar imana gelmezler.” Bizler mü’min bir ecdadın,  mü’min ve mü’mine evlatları olarak birbirimize nasihat ve tavsiyelerde bulunmaya mecburuz. 
Bu mecburiyet nedeniyle fakirane olarak siz değerli mü’min bayan ve erkek kardeşlerime, Kur’an ve sünnet ışığında bazı nasihat ve tavsiyelerde bulunmak istiyorum. 
*Dünya ve ahiret mutluluğuna erişmek istiyorsak, tevhit inancımızı doğru anlamak suretiyle, itikadımızı bozmaya çalışan bazı şarlatan din adamlarının tesirinde kalmadan,  iman hususunda en küçük bir şüphemiz olmamalıdır. 
*Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V.) veda hutbesini çok iyi bir şekilde okuyup anlamaya çalışmalıyız.  Veda hutbesini anlamak için Kur’an-ı ve Kur’an-ı tefsir eden Hz. Peygamberimizin hadislerini okumalıyız. Siyer-i nebiyi, milletler tarihini, kendi tarihimizi ve yakın tarihimizi doğru kaynaklardan okuyarak kendimizi yetiştirmeliyiz.  
*Dünya siyasetini takip ederek, kendi siyasi liderlerimizin ne söylediklerine dikkat etmeliyiz. iç ve dış siyasi liderleri eleştirirken kin ve nefretten uzak durmalıyız, uyarı ve eleştirilerimizi yumuşak sözlerle ve hikmetle yapmalıyız. Şer güçlerin siyasi liderlerine nasıl bir dil ile uyarılacaklarını, zaman ve şartları çok iyi bir şekilde gözetleyerek yapmalıyız. Onlar bize saldırmadıkça, karşı saldırıya geçmemeliyiz, saldırdıklarında da gücümüz yok diyerek geri durmamalıyız ve aşırıya da kaçmamalıyız.  
*İktidarda olan bir partiyi eleştirirken veya uyarı görevini yaparken, milli ve yerli olmaktan uzaklaşmamalıyız. Şer güçlerin hoşuna gidecek beyanatlardan şiddetle kaçınmalıyız. İktidar partisinin mensupları da liderlerini dinlerlerken başka işlerle, cep telefonlarıyla, yanındaki arkadaşıyla konuşmaktan sakınmalıdır.  
*Siyasette başarılı olmak için dinimiz İslam’la barışık olmalıyız. Dinimizle barışmak içinde kısaca arz edeceğim şu kurallara harfiyen uyarak, yaşamaya çalışmalıyız. Mü’min erkekler ve bayanlar olarak,  zalimlerin zulmünden, ahiret âleminin azabından kurtulmak istiyorsak, namazlarımızı huşu içinde dosdoğru kılmaya gayret etmeliyiz, orucumuzu tutmalıyız. İmkânımız varsa zekâtımızı vermeliyiz ve hac ibadetimizi yerine getirmeliyiz.
*Zina ya yaklaşan yollara düşmemeliyiz ve zina yapmamalıyız. Hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, iltimas, gıybet, dedikodu, iftira gibi ve benzeri şeytanı hasletlerden şiddetle uzak durmalıyız.  Sarhoşluk veren her türlü melanetlerden sakınmalıyız, içki içmemeliyiz, kumar oynamamalıyız,   Zaruret olmadıkça domuz eti ve diğer haram şeylerin satıldığı iş yerlerinden alış veriş yapmamalıyız.
*Erkek ve bayanlar mutlak surette tesettürlerimize dikkat etmeliyiz. Tahrik edici kıyafetler giyinmemeliyiz. Vücut azalarımızı gösteren kıyafetlerin tesettür olmadığını bilmeliyiz.  İslam ahlakına uygun olmayan, batıdan taklit ettiğimiz müzik, dans ve içki âlemlerini sosyal cemiyetlerimize ve düğünlerimizde yer vermemeliyiz.
*Namusumuzu ve toplumun namusunu, her şart altında korumaya azami gayret göstermeliyiz.  Toplumun ahlakını bozan, kızlı erkekli karışık bir şekilde eğlendikleri içkili gazinolardan, buna benzer diğer eğlence yerlerinden,  hem kendimizi ve hem de geleceğimizin teminatı olan gençlerimizi uzak tutmalıyız.
*Boş işlerle, malayani konuşmalarla, kahve köşelerinde,  nargile salonlarında oturarak, bir daha ele geçiremeyeceğimiz vaktimizi israf etmemeliyiz.  İslam ve müslüman düşmanı olan şer güçlerin İslam ahlakına uygun olmayan çirkin adetlerini taklit etmemeliyiz,  milli kültürümüze ve geleneklerimize sokmamalıyız. Yalancılara şahitlik etmemeliyiz. Boş sözlerle insanları meşgul edenlere rastladığımızda,  onları dinlemeden vakar içinde gelip geçmeliyiz.
*Emanetleri, yani devletin sivil ve resmi kurumlarına atayacağımız ve seçeceğimiz insanların ehli ve liyakatli olmalarına dikkat etmeliyiz. Bölgemizde ki ehliyetli insanları arayıp bulma gibi bir görevimizin olduğunu unutmamalıyız. Gücü değil, hakkı üstün tutarak hakkı hak edene vermeliyiz.
*Her alanda bilgi sahibi olmalıyız.   İnanç, siyaset, fikir, sanat, kültür, düşünce ve diğer alanlardaki iç ve dış muarızlarımızın yanlışlarını, doğru bir şekilde anlatarak ikna etmek için, Hak ve Batılı çok iyi bilmeliyiz. Hakkı bilmeden ve hakka teslim olmadan batılı yenemeyiz. Batılı bilmeden de hakkı anlatamayız. 
*İslam’ın emrettiği gibi yaşamazsak, yaşadığımız gibi inanmaya başlarsak, okun yaydan çıktığı gibi İslam dairesinden çıkarak, sadece kimlik müslümanı olmuş oluruz. Bu durum şer güçlerin hoşuna gittiği halde, Yüce Allah’ın hoşuna gitmediğinden böyle bir nesle Y. Rabbimiz yardım etmez.
Makalemizi Hz. Lokman’ın  (A.S) oğluna yaptığı nasihatle bitirelim. [“ Yavrum, Allah’a ortak koşma. Çünkü şirk çok büyük bir zulümdür.” “Yavrum, haberin olsun ki, yaptığın bir iş hardal tanesi ağırlığında ve bir kayanın içinde olsa, Allah onu getirir tartına koyar.”  “Yavrum, namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten men et, başına gelene sabret.” “İnsanlara karşı böbürlenip kibirlenme ve yeryüzünde çalımla yürüme. Çünkü Allah kendini beğenip övünenlerin hiçbirini sevmez” “ Yürüyüşünde mutedil ol, sesini alçaktan al. Çünkü seslerin en kötüsü, şüphesiz merkeplerin sesidir.” (Lokman 13 den 19’a)]          
 

Bu yazı toplam 695 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.