1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Gelir dağılımında uçurum derinleşmiş
Gelir dağılımında uçurum derinleşmiş

Gelir dağılımında uçurum derinleşmiş

Benim iddiam ya da tespitim değil. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) açıklıyor. Türkiye'de yoksulluk sınırının altında yaşayan insan sayısı artmış. Yine Türkiye'de en yoksul ile en zengin

A+A-

Benim iddiam ya da tespitim değil. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) açıklıyor. Türkiye'de yoksulluk sınırının altında yaşayan insan sayısı artmış. Yine Türkiye'de en yoksul ile en zengin arasındaki gelir farkı uçurumu biraz daha derinleşmiş.

2000'li yılların başlarında Türkiye büyük bir ekonomik kriz ve bunalım içindeydi. Halk mevcut koalisyon hükümetinden yaka silkiyordu. AKP bu ortamda “Yoksulluğu ortadan kaldırmak, gelir dağılımındaki adaletsizliği bitirmek, vergi adaletini sağlamak, işsizliği ortadan kaldırmak” iddiaları ile halkın gönlüne girdi.

Fakat sekiz yılı aşkın süreden beri iktidarda olan AKP dönemindeki tabloda da en alttaki yoksul kesim adına lehte bir gelişme olmadı.

Tamam, yoksullar belki aç bırakılmıyor. Kış kıyamette kömürsüz kalmıyor. Ama yoksul insan sayısı artıyor. 1. 1 milyonu İstanbul'da olmak üzere Türkiye'de 12 milyon insan, yoksulluk sınırının altında bir gelirle yaşıyor. Devlet yiyecek versin, devlet kömür versin diye bekliyor.

TÜİK'in araştırmasındaki rakamlar, 2009 yılı sonundaki rakamlar. Türkiye nüfusunun yüzde 88'i, evinden uzak bir haftalık tatil yapma olanağına sahip değil. Türkiye nüfusunun yüzde 60. 5'i, günde bir öğün et, tavuk ya da balık içeren bir yemek yiyemiyor. Halkın yüzde 44'ü, ihtiyacı olduğu hâlde yeni giysi alamıyor. Bu rakamların hepsi, bundan 10 yıl önceki aynı alandaki rakamlardan çok daha yüksek. Yani Türkiye'de yoksul olanlar daha yoksul hâle geliyor.

Buna karşın, Türkiye'deki çok küçük bir azınlık olan, en zengin tabakanın geliri, kazancı, varlığı yükseliyor. Artık, en zengin ile en yoksul arasındaki gelir farkı 8. 5 kat. Üstelik zenginler listesine, kolay para kazanmanın yolunu bulmuş yeni insanlar, genellikle de yandaşlar ekleniyor. En zengin 100 Türk'ün toplam serveti bir önceki yıl 87 milyar Dolar'ken, bir yılda önemli miktarda artarak 110 milyar Dolar'a yükselmiş. Dünyadaki en zengin insanlar listesine Türkiye'den girenlerin sayısı artmış.

Bu tablo, Türkiye'nin iyi yönetildiğini değil, iyi yönetilmediğini, gidişatın hâlâ yoksul insanların aleyhinde olduğunu gösteriyor.

Sedaş'ı Sabancı mı alıyor?

İlimizin elektrik dağıtımını yapan Sedaş, son yıllarda Kocaeli'yi en çok üzen, kızdıran, Kocaeli halkına en çok sıkıntı yaratan ve zarar veren kurumlardan biri. Merkezi Sakarya'da bulunan, Kocaeli, Sakarya, Bolu ve Düzce'de toplam 1. 4 milyon aboneye sahip olan Sedaş, bilindiği gibi Akkök Ailesi ile Çek Cumhuriyeti şirketi Çez'in ortaklığında kurulan Akçez tarafından 600 milyon Dolar karşılığında devletten satın alınmıştı.

Sedaş iyi para kazanan bir şirket. Devletten elektriği alıyor, üzerine kâr koyup, satıyor. Yatırımı, tüketiciye kaliteli hizmeti pek önemsemiyor.

Son yıllarda yatırımlarını enerji üretimi ve dağıtımı alanında ağırlaştırmak isteyen Sabancı Grubunun şirketi Enerjisa, Sedaş'ı Akçez'den satın almak için girişime başlamış.

Bence bizim şehrimiz için olumlu bir gelişme. Keşke Sedaş'ı Sabancı grubu satın alsa. Kesinlikle, bu şehre çok daha saygılı olur, daha çok yatırım yaparlardı. En azından Sabancı'nın bu kentte önemli yatırımları var. Önemli fabrikaları binlerce personeli var. Sedaş'ın mevcut sahibi Akçez'e, ne yerel basın, ne Bakan, ne Başbakan söz geçirememişti. Sedaş'ın sahibi Enerjisa olursa, Sabancı grubuna derdimizi anlatmak daha kolay olabilir.

Bu arada Akçez şirketi birkaç yıl önce 600 milyon Dolar'a devletten satın aldığı Sedaş için Sabancı'dan 1 milyar Dolar istiyormuş.

Kısa günün kârı diye ben buna derim…

Palamut da mevsimini şaşırdı

Dünya'da bir iklim sorunu yaşanıyor. Sıcak eskisinden daha sıcak, soğuk eskisinden daha soğuk. Yağışlar dengesiz. Bu durum tarımsal ürünleri de etkiliyor. Geçtiğimiz yıl yaşanan aşırı sıcaklar nedeniyle Dünya tahıl üretiminde önemli bir düşüş gerçekleşmişti.

Bu dengesizlikler içersinde benim dikkatimi çeken bir olay daha var. Balıkların da mevsimi değişti.

Bilindiği gibi Türkiye karasularında Mayıs ayından itibaren 1 Eylül tarihine kadar balık avı yasağı uygulanıyor. Geçtiğimiz yıllarda balık avı yasağı biter bitmez yani Eylül ayında balıkçı tezgahlarına palamut düşerdi. Ekim ve Kasım aylarında ise palamut iyice bollaşır fiyatı ucuzlardı.

Bu sene sonbahar aylarında doğru düzgün palamut göremedik. Şimdi Mart ayına girdik balıkçı tezgahları palamut dolu.

Bu balıklar bizim denizlerimizde mi tutuluyor. Yoksa palamudun da çiftliğini mi yaptılar veya başka ülkeden ithal mi geliyor.

Özlemişiz, dayanamayıp yedim. Öyle çiftlik ya da buzhane balığı gibi değil. Epey lezzetli. Kış ortasında kiraz yemek gibi bir duygu veriyor…

Bu haber toplam 1113 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.