1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Genç bir medya devi... Acun ılıcalı
Genç bir medya devi... Acun ılıcalı

Genç bir medya devi... Acun ılıcalı

Rahmetli babaannem bize “gezmenin diğer adı yorgunluk” derdi. Gerçekten de çok doğru  bir söz. On beş  günlük  yoğun tatilimizin ardından bitap bir şekilde İzmit’e döndüğümüzde ortanca kızım Pınar’ın “

A+A-

Rahmetli babaannem bize “gezmenin diğer adı yorgunluk” derdi. Gerçekten de çok doğru  bir söz. On beş  günlük  yoğun tatilimizin ardından bitap bir şekilde İzmit’e döndüğümüzde ortanca kızım Pınar’ın “Anne siz yokken Efe’yi “ Yetenek Sizsiniz Türkiye” programının Bursa’da yapılacak seçmelerine davet ettiler. Sen de bizle gelirsin değil mi”? sözleriyle karşılaştım.  Hay Allah.

Yorgunum, uykusuzum ve  her nedense  şaşkınım. Bu vücut ve ruh hali içersinde ne cevap vereceğimi bilemedim bir anda. Ama görünen o ki,  Pınar Bursa programını yapmış,  gidilecek elemelere beni dahil etmişti bile. Artık ben ne diyebilir, bu çocukları nasıl yalnız bırakabilirdim.  Ve  dolayısıyla anladım ki, yorgunluktan yıkılmak üzere olan bedenim de dahil, hiç bir unsur  engel olamayacaktı  bu yolculuğa.  Üzülmesinler diye durumu çaktırmadan kızıma “tamam ” demekle yetindim. Bundan sonraki  kısa zaman diliminde yaşananları ve “Yetenek Sizsiniz  Türkiye” elemeleri kapsamında gözlemlediklerimi  sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Bu serüven Efe’nin doğarken arabalarla ilgili donanımlı oluşuyla başladı desem bana güler misiniz bilmiyorum. Hatta “O ne demek  Sevcan Hanım” dediğinizi duyar gibiyim. Ama bu aynen böyle ne gariptir ki. Efe bebekliğinden bu yana bir araba tutkunu. Çok küçükken gözüyle takip ettiği araba lastiklerinin yerini  büyüdükçe araba markaları aldı. Kendi arabaları da yok üstelik. Şu anda iki buçuk yaşında ve Efe kendi yeteneğiyle alt modelleri de dahil 70 – 80 adet araba markasını gördüğü an tanıyor ve adını söylüyor. Ablasının ciddiye alınacağını hiç ummadığı  baş vurusu “Yetenek Sizsiniz” yetkililerinin ilgisini çekmiş olmalı ki, İstanbul’da yapılan ilk elemeye çağrıldı. Sonra  yine ilgi çekti ve yarışmaya davet edildi. Yani Bursa’ya. Anne ve babası çok büyük bir tereddüt yaşadılar. Götürsek mi, götürmesek mi diye. Ancak Efe hazırdı  ve Acuna ne diyeceğini dahi söylüyordu bizlere. Yüzlerce katılımcı içinden beğenilip seçilmesi, küçük Efe’nin  kendi çapında zaferiydi aslında. Neyse gidilme kararı arasında benim dönüşüm ve ertesi gün Bursa yolculuğu ile devam etti macera. Bursa’da bize tahsis edilen otel odamıza yerleştik. O akşam kısa bir Bursa turu hoşuma da gitmedi değil. Efenin  gece  huysuzlanarak evini araması bizi biraz telaşlandırdı ama geçte olsa uyutmayı başardık çok şükür ki. Sabahleyin otelde ikram edilen kahvaltı programından sonra biraz dinlendik ve söylenen saatte yarışma salonunun yoluna  koyulduk hep beraber. Bu arada diğer yarışmacılarla da tanışıp kaynaşmak  heyecanları azaltıyor gibiydi. Hepsi Efeyi çok sevdiler.  Elemeler,  Bursa  Atatürk Kongre Kültür Merkezinde   (Merinos AKKM) yapılacaktı. Burası Bursa’ya çok büyük zenginlik katmış, muhteşem bir merkezdi. Büyük bir alanda kurulmuş, bir kaç kompleksten oluşan ve içinde her türlü konforun bulunduğu bir salonlar bütünlüğüydü. Hazırlıklar sabahın erken saatinde başlamıştı besbelli.  Annesi Efenin peşinde koşarken ben hazırlıkları yapan ekibi ve ortada dönen heyecanlı koşuşturmayı izledim. Çalışan ekibin hepsinin tişörtleri aynıydı, boyunlarında asılı kimlikleri ciddiyet göstergesiydi adeta. Çoğunun elindeki  telsizle  yapılan konuşmalar daha düzgün iş çıkmasını sağlamakla meşguldü. Yanımdaki koltuğa oturan bir görevliye kaç kişi bu iş üzerine çalışıyor diye sordum.  Bana “Seksenle yüz arası çalışanımız mevcut” dedi. Vay be. Helal olsun doğrusu. Bu işten yüz kişi ekmek yiyor anlaşılan. Aralarında yabancı ve üst düzeyde programcılarda  mevcuttu. Hem de oldukça fazla. İş çok ama çok profesyonelce yapılıyordu.  Saatlerce ses ayarı, ışık düzeni, ve oturma düzeni elden geçirildi.  Acun Ilıcalının bu konularda çok titiz olduğunu ve  baştan sağma yapılanı  af etmediğini anladım. Kız ve erkek onlarca eğitimli genç, yapılacak elemeler için nefes almadan koşuşturdular. Bu daha işin ilk raunduydu. Daha çok koşuşturma ve titiz bir çalışma var onları bekleyen. Bana anlatsalar inanmazdım. Bir program için küçük bir ordunun nasıl savaş verdiğini gözlerimle görmesem  ciddiye bile almazdım.

Anladın ki, Acun Ilıcalı genç ama dev bir  Medya adamı. Yaptığı bir çok prodüksiyondaki başarısı yadsınacak gibi değil. ”Acun Medya” nın ne denli güçlü olduğunu  görerek  şaşkınlıkla izledim. Karşıdan bakınca ekrana gelen bir yarışma sadece. Ama iç yüzünü görünce işin renginin farkına varmak bambaşka bir duygu. Zor bir iş onların ki aslında. Gerçekten zor. Tabi ki zevkli yanı var, ancak günahıyla, sevabıyla bu koca organizasyonu üstlenmek o kadar kolay değil.

Efe bir ara sahneye çıkmayacağını ve eve gitmek istediğini söyledi bize. Tamam dedik.  Ama aklı Acundaydı ve acuna senin “ Ferrari ”n  var demeyi de aklına koymuştu. Eee  biraz bekledi ve yoruldu anlaşılan. Ama sebat etti. Ve sahneye çıktı. Sadece bir şartla. Annesiyle. Onu çok sevdiler. Tüm  yarışmacıların maskotu oldu. Jüriye arabaları saydı. Yayına girmedi ama dansta etti. En önemlisi Medya sektörünün  çok önemli ismi “ Acun Ilıcalı” ile tanıştı. Hayatında unutamayacağı bir anı olacak sanırım. Benim  tatlı yorgunluğumsa cabası.

Bu haber toplam 1152 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.