1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. GENÇLER ATEŞLE OYNUYORLAR…
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

GENÇLER ATEŞLE OYNUYORLAR…

A+A-

 Evet,  gençler  ateşle  oynuyorlar, farkında mısınız.?  Defalarca  söyledik.. Gençler,  hatta  ilkokul  çağlarındaki  çocuklar  kötü  insanların  çıkar  emellerine  kurban  gidiyor  dedik..  Pek   dinleyen                                                olmadı.. Onların  hayatlarını  bilinçsizce  deşifre  etmemek  adına  araştırmalar  yaptık..

Geçen  yazımda da  dediğim  gibi  bu  tespitler   hayali  veya  kulaktan  dolma  gibi  düşünülüyorsa, bilsinler ki  çok yanılıyorlar.. Bu  köşede  etik  anlamda   yazabildiğimce,  anlatabildiğimce  aktarmaya  çalıştığım  hayatların  hepsi  gerçek.. Bu,  çocukların  ya da  gençlerin  analarının  ağlayarak  anlattıkları.. Seyrekte  olsa  babalarının  haykırışı.. Hatta  zaman,  zaman  bizzat  aile  fertleriyle  yanıma  gelen  genç  insanların  dramı.. Onlara  kendi  gücümün  yettiğince  destek  olmaya  çalıştım.. Olayın  hangi  boyutlara  vardığını  hatırlatmak  adına  TV  programları  yaptım.. Bu  köşede  bir  kaç  kez  yazdım..  “Sesimi  Duyan  Yok mu”  Derneği  Başkanı  Hüseyin  Akbulut’u  programa  davet  ettim..  Anlattıkları  tüyleri  diken  diken  eden  korkunç  gerçeklerdi.. Hüseyin  Akbulut  beni,   bu  illetin  tuzağına  en  fazla  düşme  riskine  sahip  ve  bu  nedenle  ölümler  yaşanmış  mahallelere  götürdü.. Orada  geniş  bir  katılımla  bana  anlatılanları, kameramanlarımız  dahil  şaşkınlıkla  dinledik.. Üzüldük.. Göz  yaşlarına  boğulan  anaların,  kardeşlerin  dertlerini  ve  acılarını  dinlerken, “Böyle  nasıl  yaşanır  Allah’ım.. Bu  insanların  sesini  duyarak,  daha  ciddi  veya  kalıcı  çözüm  üretilemez mi”?  diye  düşünmekten   kendimizi  alamadık.. Anlatması  oldukça  zor.. Görmek  lazım.. İnsan  gördüğü  zaman gerçeği  çok  daha  iyi  anlayabiliyor.. Ne  yazık ki  o   mahallelerdeki  hayat  biçimi, insanı  insanca  yaşam  adına kahredip  utandırıyor..Bu  kesim  öyle  önemsenmeyecek   veya  hafife  alınacak   bir  yer  değil ki.. Çok  büyük  bir  kaç  mahallenin  ortak  kaderi de  denebilir  bu  talihsiz  hayat  tarzına.. Anlatılana  göre  bu lanet  korku  ve  endişenin  ağına  düşmeyen  aile  kalmamış..Ve, sonu  ölümle  biten  bir  çokta  gencecik  kurban  vermişler.. Evet,   bahsettiğim  hayatları  karartan,  aileleri  perişan  eden  ve  sinsice  yaklaşarak  hiç  fark  edilmeden  gençlerin  damarlarındaki  kanı  zehirleyen  “ Madde Bağımlılığı”.. Yani,  uyuşturucu   madde  tehlikesi..Bakınız,  2015 yılında  Kocaeli uyuşturucu   bağımlılığı sıralamasında 3. sıradaydı.. Büyük bir olasılıkla  bu  yıl  en üst  sıralarda almıştır yerini.. Ancakkk   bu şehirde  böylesi  yüksek  oranda  uyuşturucu  bağımlısı  olmasına  rağmen,  henüz  bir  tedavi  merkezi  bile  yok.. Aslında  o  yıllarda  uyuşturucu  konusu  üzerine  yetkililerin  ve  Kocaeli Üniversitesinin  iğlisi  daha  fazlaydı.. Hatta  AMATEM  (Alkol  ve Uyuşturucu  Madde Bağımlıları Tedavi  ve Araştırma Merkezi)  açılacağı  haberleri  mağdur  vatandaşları  oldukça  sevindirdi.. Dahası  AMATEM’ lerin  yaygınlaşacağı  düşünülerek  ildeki  bir  çok  kişiye  eğitim  dersleri  verildi.. Bu  kişiler  elerine  sertifikalarını  dahi  almışlardı.. “Eeeee  peki  ne  oldu”  diyorsunuz  değil mi.?  Koskoca  bir  hiçç..  Şu  günlerde  nasıl  bir  çalışma  yapılıyor  çok  bilmiyorum  ama,  bir  realite  var ki,  gençler  bu  canavarın  avuçları  arasında  kıvranıyorlar..  Bakınız  sizlere  yenilerde  yaşanan   küçücük  bir  kaç  örnek.. * Nilgün S…nin  kızı  Melike  ve  arkadaşları..  Çoğunlukla  15- 16  yaş  arasında  kızlı  erkekli  çocuklar.. Anlattıklarını  unutmam  mümkün  değil.. * Hayatında  sigara  bile  içmeden  kötü  niyetlilerin  kurbanı  olmuş  23  yaşındaki  Yavuz,  insan  kılığından  çıkarak  bir  sürüngen  olduğunu  ve  ölmek  istediğini  anlattığında  yaşanan  çaresizlik, en  acı  anılarımın  bir  parçası.. Belki  bu  ilde  tedavi  olabilme  şansını  yakalayabilseydi    bu  gün  aramızda  olurdu..* Ya  12  yaşındaki  Muhammet.. Ne  kadar  mücadele  verilse de  bu  illetten  kurtulamadı.. Defalarca  İstanbul’da  AMATEM’e  yatırıldı..Her  defasında  kaçtı..  Kaçış,  nedeni  merkezin  il  dışında  olmasıydı..Ve  bu  durumda  bir  çok  çocuk,  genç  ve  onlardan  sorumlu  olan  dertli  ve  çaresiz  insanlar..İşte,  en  son  gazetemdeki  haberden  öğrendiğim  kız  çocuğunun  dramı.. Evden  kaçarak  günlerce  yok  olan 13  yaşındaki  Ceren.. Aynı  Melike’nin  modeli.. Anlattıkları  bile  tıpa  tıp  uyuyor..Kendi  deyimleriyle  kanka   başı  nereye  çağırırsa  oraya  gidiyorlar  ve  orada  kalıyorlar..Öyle  bir  emir  zinciri  var ki  anlattıklarında,  adeta  öl  dese  ölecekler.. Ve, anlayacağınız  aralarındaki  en  büyük  bağ,  uyuşturucu..  Bu  birlikteliğin içeriğinde  cinsel  ilişkilere  yatkınlıkta  var  tabi ki.. Kız  anlatırken  hayretle  dinlemiştim..                     

  Ben  yıllarca  bu tip  çocukların ve  gençlerin  yaşamlarının  düzene  girmesini  görev  addettim.. Onların  sorunlarıyla  boğuştum.. Kimseyle  konuşmayan  ve  yaklaşmayan  kalabalık   bir  gurup   sokaklarda  yaşayan  çocuk  gurubunu  konuşturmayı  başardım..  Ve  çoğunun  uyuşturucu  bağımlısı  olduğu  çıktı  ortaya.. Yüzlerini  göstermeden  insanlara   durumun  acili yetini  fark  ettirmek  amacıyla   TV  41  de  yayımladık..  Çocukların  anlattıkları  ve  itirafları  günlerce  konuşuldu..

O  gün  duruma  çare  bulunacağı  düşüncesinin  baskınlığından  olsa  gerek,  bayağı  umutluydum..  Ne  çare  giderek  çığ  gibi  büyüdüler.. Bu  işe  çare  arayan  sorumlu  kişilerin  işlerinin  pek  kolay  olmadığının  bilincindeyim.. Emniyet  güçlerinin  gerçekten  çok  başarılı  çalışmalara  imzalar  attıklarını da  görüyorum.. Bilhassa   Kocaeli  polisi  uyuşturucu   canavarlarına  göz  açtırmıyor.. Tamam da  bu  çocuklara  veya  gençlere  ne  olacak.. Giderek  büyüyen  uyuşturucu  atağına  kurban  giden  yavrulara  nasıl  duyarsız  kalabilirim..Artık  analarının  göz  yaşlarına  dayanamıyorum..Benim  yazdıklarımın  fevkinde  yüzlerce  olaya  tanıklık  edenlerin,  çare  olarak  en  azından  bir  tedavi  merkezinin  açılmasında  öncülük  etmelerini  arzuluyorum.. Bu  ilde “yok  yok”  denirken,   gençlerin,  çocukların  kaderlerine  terk  edilmelerini  hazmedemiyorum.. En  acısı da  bu  duyarsızlığın  çok  daha  büyük   sayılar  ve  vakalarla  sonuçlanacağını  kafamdan  atamıyorum.. Bilmem  yanılıyor muyum.?                                

Bu yazı toplam 1989 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
3 Yorum