1. HABERLER

  2. MEKTUP

  3. Gençlere eskiyi anlattım;  şaşkınlıkla dinlediler 
Gençlere eskiyi anlattım;  şaşkınlıkla dinlediler 

Gençlere eskiyi anlattım;  şaşkınlıkla dinlediler 

Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti, Basın İlan Kurumu İl Müdürlüğü ve İşkur İl Müdürlüğü, ilimizde gazetecilik yetiştirme kursu açmışlar.

A+A-

Kursa başvuran gençlere günlük 20 TL harçlık veriliyor. İşkur’a kayıtları alınıyor. 50’den fazla genç başvurmuş. Bir kısmı, halen KOÜ İletişim Fakültesinde eğitim gören, gazeteciliği meslek olarak seçmeye hazırlanan gençler. Bir kısmı mevcut kamu kurumlarında, Basın ve Halkla İlişkiler birimlerinde çalışan gençler. Gazeteciliğe meraklı, işsiz bazı gençler de var. 

Kurslarda, KOÜ İletişim Fakültesi’nden çok değerli akademisyenler ders veriyor. Organizasyonun içinde yer alan Basın İlan Kurumu’ndan beni aradılar. Mesleğin içinde fiilen ve çok uzun yıllardan beri çalışan biri olarak benim de ders vermemi rica ettiler. 

1976’dan beri resmen ve devlete kayıtlı olarak gazetecilik yapıyorum. Bu süre içinde başka hiçbir işte çalışmadım, hayatım boyunca başka hiçbir iş veya uğraştan beş kuruş para kazanmadım. Benim bir huyum daha vardır. Siyasetle iç içe olmayı, siyasete katkı sağlamayı hiç sevmem. Ama devletten herhangi bir konuda ve benim mesleğimle ilgili bir talep gelirse,  devletin bu talebini yerine getirmek için de elimden geleni yaparım. 

Aslında gerçekten zaman fakiri biriyim. Bir de artık yaşım ilerledi. Günlük rutinimin dışına çıktığım zaman dağılıyorum. Herhangi bir toplantıya katılsam veya bir gün içinde birkaç konuk arka arkaya ağırlayıp sohbet etsem, asıl işimi zamanında bitirmek konusunda kafamı toplamakta güçlük çekiyorum. Buna rağmen teklifi, devlet adına, kamu adına bir görev olarak kabul ettim. 
……….
Perşembe günü gazetecilik kursunda mesleğin içinden biri olarak ders vermek için Belediye Çarşı İş Hanının 4’üncü katındaki kurs merkezine gittim. Herhangi bir hazırlığım yoktu. Derse girmeden önce, yetkililere “Bir müfredat var mı?. Ben gençlere ne anlatacağım?” diye sordum. Bana, “Siz sadece meslekteki tecrübelerinizi anlatın. Tamamen serbestsiniz” dediler. 

Dersliğe girdim. Benden önce çok değerli bir akademisyen, kursiyerlere gazetecilik ve iletişimle ilgili çok değerli bilgiler vermiş. Küçük derslik dolu. Gencecik insanlar, “Bu adam bize ne anlatacak” der gibi bakıyorlar. Kimisi “Hocam”, kimisi “Amca” diye hitap ediyorlar. 

Önce kendimi tanıttım. Aslında Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği tahsili gördüğümü, ama lise çağlarından beri babamın yanında bu mesleğin içinde bulunduğumu anlattım. Başka da hiçbir iş yapmadığımı söyledim.
Günümüzde muhabirlerin devletten bilgi almakta zorlandığından girerek geçmişle ilgili şunları söyledim:
“-Biz bu işe başladığımızda, valilikte basın yayın birimi vardı. Her sabah gazeteden bir arkadaş giderdi. Bu birimden, son 24 saat içinde il genelinde Emniyet ve Jandarma sorumluluk alanında meydana gelen her türlü hadisenin dökümünü içeren Vukuat Bülteni dediğimiz belge verilirdi. Tombala baskını, uyuşturucu baskını, cinayet, trafik kazası, yaralama, hırsızlık, aklınıza gelebilecek polis veya jandarmaya intikal etmiş her türlü olayın dökümü basınla paylaşılırdı.”

Çocuklar şaşırdı. Günümüzde basit bir trafik kazasıyla ilgili bile resmi makamlardan bilgi almakta zorlanıyorsunuz. Eskiden iletişim böyle değildi. Ama basına saygı vardı. Adliye muhabirleri,  mahkemelerdeki duruşmalarda fotoğraf çekebilirdi. Mahkemede fotoğraf çekilmesinin yasaklandığını, aslında bu yasağı bir gazeteci olarak desteklediğimi, ama benzer yasağın yıllardır uygulandığı batı ülkelerinin medyası gibi bizim medyamızda duruşmalarda sanıkları, tanıkları, heyeti resmedecek bir ressamlık müessesesinin geliştirilmediğini, kurulmadığını söyledim. 
Şimdiki gençler önlerine çıkan her şeyin fotoğrafını çekip, ellerindeki telefonlarla istedikleri yere gönderebiliyorlar. Yıllar önce cep telefonu yoktu. Kocaelispor’un herhangi bir kentteki maçını izlemeye giderken rahmetli spor müdürümüz Semih Koçana’nın en az 20 kilo çeken faks cihazını nasıl yüklenip götürdüğünü, pazar günü yabancısı olduğu bir şehirde nasıl bir fotoğrafçı dükkanını açık tuttuğunu, maçta çektiği fotoğrafı devre arasında bu stüdyoya götürüp, karta bastırdığını, sonra o faks cihazını telefon ahizesine monte ederek nasıl siyah beyaz fotoğrafı gazeteye gönderdiğini anlattım. Hiç duymamışlar, hiç bilmiyorlar.
Kursiyer gençlere Büyükşehir Belediyesi’nin Seka alanındaki basın müzesini gezmelerini tavsiye ettim. Orada sergilenen hurufat masalarını anlattım. Bizim bu işe ilk başladığımızda, ustaların hurufat kasasında metal üzerine dökülmüş harfleri nasıl büyük bir hızla tek tek toplayarak kumpasa dizdiklerini, gazetelerin başlıklarının nasıl tek tek harf toplanarak hazırlandığını anlattım. Bunları anlatırken bir yandan da kendi kendime “Vay canına biz de nerelerden nerelere geldik” diye düşünüyordum.
Gençlere, ofset baskıya geçildikten sonra gazetelerin hazırlanışında “Pikaj-Montaj”, “Aplek-kuplek” nasıl yapılırdı bunları anlattım. Tabii hiç duymamışlar, hiç bilmiyorlar. Bir gazeteci olarak, amatör futbol maçında çektiğim fotoğrafları gazeteye gelip karanlık odada nasıl yıkadığımı, karta bastığımızı, bizim muhabirlik yaptığımız dönemlerde fotoğrafın film üzerine çekildiğini anlattım. 
Polis muhabiri merhum Ekrem Bütün’ün İzmit’te asayişte görevli çok dürüst ve çalışkan bir başkomiserden nasıl “Kolombo Ali” yarattığını, özellikle yerel basın için yerel kahramanlar yaratmanın önemini anlatmaya çalıştım. 
Teleks diye bir şeyin olduğundan söz ettim. İlgiyle dinlediler. Yaklaşık 1.5 saat konuşmuşum., Benim anlatacaklarım bitince onlar sorular sordular. Sorular genellikle internet medyası üzerine geldi. O işten hiç anlamadığımı, hiç de tasvip etmediğimi söyledim, “Bir gün gelecek, kağıt gazete yine interneti geçecek. Ben buna yürekten inanıyorum” dedim. 
Aslında gençlere geçmişten bugüne gazeteciliği anlatırken, ben de geçmişe döndüm. Geçmişi, bu mesleğin çok daha zevkli, onurlu ve toplum için çok daha yararlı olduğu günleri hatırladım. Bu sabah aynı kursta son derse gireceğim. Başka bazı anılardan söz etmeyi planlıyorum. Önce “Neden kabul ettim, neden bu işin içine girdim” diye kendi kendime kızmıştım. Ama sonra fark ettim ki, insan yaşlandıkça hayatı boyunca yaptığı tek işle ilgili anıları başkalarıyla paylaşmaktan, özellikle gençlere anlatmaktan keyif alıyormuş. Basın İlan Kurumu Kocaeli yetkililerine bu fırsat nedeniyle teşekkür ederim.
Bütün okurlarıma, sağlıklı, başarılı, bereketli günler dilerim. Gerçekten de bizim meslek geçmişte çok daha keyifli, çok daha saygın bir meslekti. Geçmişte bu işin içinde yer alanlar da çok daha fedakar, çok daha çalışkan ve yürekli insanlardı. 1976’dan bugüne birlikte bu işin içinde çalıştığım bütün arkadaşlarımın aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. İnşallah gelecekte bir gün, bu meslek yeniden o eski parlak günlerine kavuşur.
 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
2 Yorum