1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Genel seçime 24 parti katılabilecek
Genel seçime 24 parti katılabilecek

Genel seçime 24 parti katılabilecek

Genel seçimlerin 12 Haziran 2011 tarihinde yapılmasına ilişkin henüz resmen karar alınmadı. Ancak Başbakan seçim için bu tarihi birkaç kez açık açık ifade etti. Büyük olasılıkla önümüzdeki

A+A-

Genel seçimlerin 12 Haziran 2011 tarihinde yapılmasına ilişkin henüz resmen karar alınmadı. Ancak Başbakan seçim için bu tarihi birkaç kez açık açık ifade etti. Büyük olasılıkla önümüzdeki ay Meclis'ten seçim tarihi ile ilgili karar çıkacak.

Bu arada Yüksek Seçim Kurulu hazırlıklara başladı. YSK, 12 Haziran'da yapılacak seçimlere 24 partinin katılma hakkı elde ettiğini açıklamış.

Türkiye'deki yasalara göre, siyasi partilerin seçime girebilmeleri için, belli sayıda il ve ilçede örgütlenmeyi tamamlamış, kongresini yapmış olması gerekiyor. Bunlar zor şartlar değil. 3-5 kişi bile bir araya gelip, çeşitli illerde de küçük gruplarla teşkilat kurarsa, seçime katılacak bir parti oluşturabiliyorlar.

Türkiye'nin her yerinde 24 partinin tamamının aday çıkartıp, seçime gireceğini sanmıyorum. Seçime katılma hakkını kağıt üzerinde kazanmış siyasi partilerin bir kısmının, bu hakkı kullanmayacaklarını da rahatlıkla öngörebiliriz. Ama teoride 24 partinin tamamının seçime katılma olasılığı var. Böyle bir katılım gerçekleşirse birleşik oy pusulasının boyu ne kadar olacak?.. Bu boyuttaki bir oy pusulası zarfa nasıl girecek?

2007 yılında yapılan son genel seçimlerde bağımsız adayların da birleşik oy pusulasına dahil edilmesi kararı alınmıştı. İstanbul 1 nci Bölge'den 54 bağımsız aday çıkınca ucube görünüşlü bir pusula tasarlanmıştı.

Gözü iyi görmeyen, eğitimi yetersiz seçmenler böylesi uzun ve büyük listede oy verecekleri parti ya da bağımsız adayı bulmakta epey güçlük çekecektir.

Self Servis'i yaratan vazgeçiyor

Özellikle ayaküstü yemek yenilen fast food restaurantlarda ya da çalışan kesimin öğlen paydosunda biran önce ve olabildiğince ucuz yemek yemek için tercih ettiği lokantalarda “Self Servis” sistemi uygulanır. Müessese, müşterinin oturduğu masaya adam gönderip sipariş almaz. Yemekler masaya getirilmez. Her müşteri, kendi yemeğini tezgahtan sipariş eder, tepsisine koyar, kasanın önünden geçerken bedelini ödeyip, istediği masaya oturur.

Bu yöntemde müşterinin garsona bahşiş verme sıkıntısı da ortadan kalkar.

Dünyaya “Self Servis” yöntemini getiren kurumların öncüsü Mc Donald's Restaurantlar zinciri olmuştur. Şimdi Mc Donald's, masaya servis yöntemine geçmeye hazırlanıyormuş. Dünyanın hemen her ülkesinde zincire bağlı lokantaları bulunan Mc. Donald's öncelikle Fransa'daki lokantalarında bu yöntemi deneyecek, başarılı olduğu anlaşılırsa, bütün dünyadaki restaurantlarında Self Servis yönteminden, masaya servis yöntemine geçecekmiş.

Mc Donald's Türkiye'de de masaya servis yöntemine geçerse, önemli sayıda yeni eleman istihdam edecektir. Ancak bu fast food lokantalarının en sık eleman değiştiren kurumların başında geldiği biliniyor. Mc Donald's, genç insanları garson olarak işe alır, ortalama bir haftalık süre içinde ya kendisi işten çıkartır ya da tempoya ve düşük ücrete dayanamayan elemanlar istifa edip giderler. ABD’li hamburgerci, masaya servis işine dalmadan önce bu durumu göz önüne almalı.

Cine-5 hâlâ 40. 5 milyon Dolar

20'li yaşlarda olanlar hatırlamakta zorlanacaktır. Türkiye'de televizyon alanında TRT tekeli kırılıp, özel televizyonculuk başladığında, en çok ön plana çıkan kanallardan biri Cine-5 kanalıydı. Özal döneminin ünlü bankacılarından Erol Aksoy, Türkiye'de ilk “Şifreli” kanalı kurmuştu. Cine-5'i izlemek isteyenlerin abonelik bedeli ödemesi, bir kutu alıp, televizyonuna bağlaması gerekiyordu. Kanal, Türkiye 1 nci Ligi maçlarını yayınlamaya başlayınca bir çok eve bu kutular girdi.

Cine-5'te hafta sonları lig maçları yayınlanır, hafta içi günlerde de o dönemin çok popüler ve yeni filmleri yayınlanırdı.

Erol Aksoy’un bankası batınca Cine-5 de devlete devroldu.

Bu kanal uzun süredir Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) elinde. Hâlâ yayını devam ediyor. Kabloda, digital platformlarda var. Ama kimse izlemiyor. Eski filmleri çevirip çevirip yayınlıyor.

TMSF, Cine-5'i satışa çıkarttı. Muhammen bedel 40 milyon Dolar'dı. Türkiye'de bir televizyon kanalı kurmak isteyen El Cezire 40. 5 milyon dolar vermeyi taahhüt etti. Önümüzdeki günlerde Cine-5 kanalı, El Cezire Türkiye şirketine verilecek. Yaz aylarında da büyük olasılıkla El Cezire adıyla yayın hayatına yeniden başlayacak.

Katar merkezli El Cezire'nin Türkiye kanalı, büyük olasılıkla AKP'ye yakın bir yayın politikası izleyecektir. Ama Türkiye'de son zamanlarda kan kaybeden “Haber televizyonu” kanalları içinde eminim önemli bir yer tutacaktır.

Bu haber toplam 890 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.