1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Gerçek bir hukukçu
Gerçek bir hukukçu

Gerçek bir hukukçu

Ergenekon adı verilen örgütün üyesi oldukları iddiasıyla tutuklanan gazetecilerin tahliye istemlerini reddeden İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin red kararına katılmayıp 8 sayfalık karşı oy yazısını y

A+A-

Ergenekon adı verilen örgütün üyesi oldukları iddiasıyla tutuklanan gazetecilerin tahliye istemlerini reddeden İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin red kararına katılmayıp 8 sayfalık karşı oy yazısını yazan aynı mahkenenin başkanı Sayın Şeref Akçay’dan söz etmek istiyorum.

Doğrusunu söylemek gerekirse bu karşı oy yazısı, hukuk bilimine aynı tutan içeriği ile, giderek çölleşmeye yüz tutan hukuk ortamında adeta bir vaha etkisi yarattı.

1950’li yılların üniversiteli kuşağı olarak, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde çift sınavlı sistemle öğrenim görmüştük. Sınıf geçmek için önce yazılı, sonra da sözlü sınavlarını başarı ile atlatmak gerekirdi. Yazılıyı alıpta sözlüden döndüğünde yazılın da yanardı.

Esas Teşkilat Hukuku (Anayasa) hocası rahmetli Hüseyin Nail Kubalı’nın bizlere söylediği şu sözlerini hiç unutmam: “Ben yazılıyı geçipte sözlüye gelen öğrencide şunu ararım, ezberci mi, kopyacı mı, yoksa konuyu tüm boyutlarıyla kavramış mı? Bir soruyla bunu anlarım. Kopyacı ve ezberciyi döndürür, bileni ise hiç yormam bile..”

Bir öğretim sisteminde, bilmeden sınıf geçmek olası ise, diploma da bilginin karinesi olamaz.

Bilenle bilmeyen bir olur mu? Olmaz kuşkusuz.

Ama bir düzen düşünün ki, bilenle bilmeyen bir sayılıyor ve bilmeyenler de olmadık yetkilerle donanmış görevlere getiriliyor.

Burada daha da kötü olan, bilmeyenin bilmediğini bilmemiş olması, yani kendini bilgiç sanmasıdır.

Böylesi bir durum, kuşkusuz yaşamın her alanında kötü sonuçlar doğurur ama özellikle Hukuk ve Sağlık alanında doğuracağı sonuçları tanımlamak bile olanaksız.

Hukuku gereğince öğrenip bilen “hukukçu” olur, ezbercinin en iyi niyetlisi ise ancak “kanuncu” olur ki, ikisini birbirine karıştırmamak gerekir. Kopyacı’da ise (sözüm meclisten dışarı) ancak melanet vardır.

Temelini adaletin oluşturduğu devletin gereksinimi ise hukukçulardır.

Bağımsızlık hukukçunun karaktediri. Siyasetin güdümüne girip onun maşası olmaz.

“Her türlü ahval ve şerait” içersinde bile olmaz.

Eskilerin deyimi ile “ismiyle müsemma” olan Sayın Şeref Akçay’ın şahsında tüm hukukçuları saygıyla selamlıyorum.

Allaha şükürler olsun ki varlar.

Dileğim, çoğalarak varlıklarını sürdürmeleridir.

Bu haber toplam 991 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.