1. YAZARLAR

  2. İlksen ÇAĞLAYAN

  3. Gerçek Mutluluk
İlksen ÇAĞLAYAN

İlksen ÇAĞLAYAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Gerçek Mutluluk

A+A-
Hayallerimiz var hepimizin, türlü türlü planlarımız, isteklerimiz, hedeflerimiz de.. Kimi zaman oluruna bırakıp bekliyoruz ,kimi zamansa o hayal, o istek, o amaç her ne ise onun peşinden koşuyoruz.. Bekliyoruz bir de , şu olsa da şunu yapsam , ah bir şu hayalim gerçek olsa da diğer hayalimi gerçekleştirsem, ah o hayalim gerçek olsa da  ben de artık mutlu olsam diye.. Ne kadar doğru ne kadar yanlış elbette bilemeyiz fakat belki de bir şeyleri beklemediğimiz ya da ummadığımız anda gerçekleşendir aslolan..ve bizi mutlu eden ve özünde hep beklediğimiz aslında.. Mutlu olmayı beklerken gerçek mutluluğu kaçırdığımızı, çoğu zaman yanımızdan teğet geçtiğini,bir zaman geçtikten sonra-  yani hep  sonradan fark etmişizdir.  Deriz ki mesela  bir düzenimi kurayım mutlu olacağım  ve sonradan diğer planımı gerçekleştireceğim. Deriz ki mesela şu işe gireyim sonradan diğer ertelediklerini yapar, mutlu olurum. Ya da deriz ki mesela emekli olayım da daha çok vakitle birlikte hobilerime zaman ayırayım. Nereden bilebiliriz ki kafamızdaki bu hesabın tutacağını? Nereden bilebiliriz ki aslında istediğimiz şeyin bizim için çok da hayırlı olmadığını? Nereden bilebiliriz ki bunun gerçek olacağını? Nereden bilebiliriz ki bizi mutlu eden diğer her şeyin o zaman geldiğinde hala varolacağını?
Belki özümüzde yakalarsak gerçek mutluluğu, belki anlarsak mutluluğun bir yerlerde veya bir şeyler
gerçekleşmeden de oluşabileceğini, işte o zaman anlayacağız aslında işin özünü. Bir nesneye, bir kişi ya da kişilere, bir amaca, sözlü ya da yazılı verilmiş bir vaate bağlı kalmadan da kendimizle ,kendi içimizde elbet mutlu olacağımızı bileceğiz. Sadece ama sadece  şu anın kıymetini idrak ederek , sindire sindire yaşayacağız bu hayatı. Bize  verilmiş her bir nefesin her bir kalp atışının  tadını çıkara çıkara , özümseye özümseye yaşayacağız.  Kendi kafamızda kurduğumuz  kıstaslarımıza , planlarımıza göre mutlu olmayı  beklemeden sadece  “sade” bir şekilde mutlu olmayı başarabileceğiz. Kendimizle anlaşıp, tüm sorunlarla, tüm eksiklerle  – ya da buna siz ne derseniz deyin-   barışıp bunlarla başa çıkabilmeyi ve onlarla birlikte onları yaşayarak hayattan keyif almayı sürdüreceğiz. Sorunlar yerine çözümlere odaklanıp, her şeyin aslında düzelebilir olduğunu hep hatırlayacağız.  Gerçek mutluluğun sadece bizimle olduğunu, biz kendi içimizde bunu kendi kendimize başardığımızda aslında o zaman bunun  gerçek bir “mutluluk” olduğunu anlayacağız. 
Anlamlı Bir Hikaye - Otuz Kuş
Kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.
Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.
Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp; papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış); Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış; baykuş yıkıntılarını özlemiş, balıkçıl kuşu bataklığını.
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokoluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş. Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki; "SİMURG ANKA - Otuz Kuş" demekmiş.
Onların hepsi Simurg'muş. Her biri de Simurg'muş. Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız. Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır.
“Gülmeden ölmemek için, mutluluğa kavuşmadan gülünüz.”  Jean De Bruyere
Bu yazı toplam 314 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum