• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Kocaeli 5 °C

Gidin Mardin’e; insanlığın, medeniyetin, kardeşliğin ne olduğunu görün

İsmet ÇİĞİT

Türkiye’nin Güney Doğusu’nu, Mezopotamya’yı, özellikle hoşgörü şehri Mardin’i görmeyi çok isterdim. AK Parti Kocaeli İl Başkanı Şemsettin Ceyhan, “Kardeşlik Köprüsü Projesi” kapsamında Kocaeli heyetinin yapacağı Mardin ziyareti kafilesine davet edince, kabul ettim. Cumartesi günü, bir koca günü Mardin’de geçirdim.

Gördüklerimi, yaşadıklarımı; yediklerimi, içtiklerimi anlatmak konusunda başarılı olduğum söylenebilir. Size bu yazıda Mardin’i anlatmaya çalışacağım. Ama ne kadar yazsam eksik kalacaktır. Çok yoruldum Mardin’de,  çok yürüdüm. O dimdik ve daracık merdivenli sokaklarda dolaştım. Cumartesi gecesi saat 02.15 sıralarında Cengiz Topel’e döndük. Gece 03.00 gibi evdeydim. Dün sabah erkenden gazeteye gelip, beynimdeki bütün güzellikleri biran önce bu yazıya aktarmak istedim. Ama Mardin’i, Mardin’de hissettiklerimi biliyorum ki, tam olarak anlatamayacağım. Öncelikle şunu belirtmek isterim; imkanınız varsa, bir fırsat bulun. Mutlaka oraları, Mezopotamya’yı, Mardin’i görün. Bu memleket ne kadar zengin, bu memleket ne kadar güzel ve özel, bizim buradan değil, Mardin’den anlayacaksınız.

ÇOK SICAKTA, ÇOK SICAK KARŞILAMA

AK Parti Kocaeli Teşkilatı’ndan verilen programa uygun olarak, cumartesi günü sabahı saat 09.00’da Cengiz Topel Havaalanı’na gittim. Bizim şehrimizin garip havaalanı. O gün,  AK Parti Teşkilatı kafilesini Mardin’e götürecek Bora Jet uçağının kalkışından, gece aynı kafileyi getirecek uçağın inişinden başka, koca gün bir tane bile programı bulunmuyor. Aynı gün İzmit’te gösteri yapacak Türk Yıldızları jetlerinin de havaalanındaki park alanında durduğunu gördüm. Her halde, onlar da İzmit gösterisi için oradan kalktılar.

Uçak, planlandığı gibi saat 10.00’da havalandı. Ben,  kafiledeki diğer meslektaşlar Sadun Çetin ve Cemalettin Öztürk ile birlikte, bu tür kafile gezilerinde “yaramaz çocukların” yaptığı gibi, uçağın arkasına doğru yürüdük. Uçağa, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ile birlikte, yanından hiç ayrılmayan (Milli Savunma Bakanları için kural böyleymiş) resmi giysili bir Albay da bindi.

Uçak Topel’den havalandı. Ön taraftan, “İsmet Çiğit ile Sadun Çetin ön tarafa gelsinler” diye bir anons yapıldı. AK Parti kafilesinde, aykırı denebilecek iki kişi Sadun Ağabey ile benim. Acaba, uçak kalktıktan sonra bizi bırakacaklar mı diye de düşündüm. Meğer, Bakan çağırmış. Mardin’e giderken en ön sırada Bakan Fikri Işık’la, dönerken Büyükşehir Başkanı Karaosmanoğlu ile uçağın en ön sırasında (orada önünüzde koltuk olmadığı için ayaklarınızı uzatabilir, rahat edersiniz) birlikte uçtuk. İlimizin en yetkili iki siyasi isminden, önemli bilgiler aldım. Bunları yarın anlatmaya başlarım. Bugün sadece Mardin anlatalım, insanlık anlatalım.

1.5 saatlik çok rahat bir uçuş sonunda Mardin Havaalanı’na indik. Uçağın kapısından çıktığımız anda, inanılmaz bir sıcak kava (sanki yüzünüze saç kurutma makinası tutuyorlarmış gibi) ile karşılaştık. Yüzlerce Mardinli uçağın kapısının hemen önünde dizilmişlerdi. Bizim kafile 100 kişiydi. İki sıralı, uzun bir kuyruk oluşturmuşlar. Biz uçaktan inip, bu iki sıralı kuyruğun arasından geçiyoruz. Tek tek hepimizin elini sıkıyor, son derece samimi bir gülümseyişle “Mardin’e hoş geldiniz” diyorlar. Elimizi, iki ellerinin arasına alıyorlar. Yüzlerindeki samimiyetin içinde zerre kadar yapmacık bulamıyorsunuz.

Havaalanına otobüsler getirilmiş. Mardin Havaalanı, Kızıltepe ilçesinde bulunuyor. Otobüslere bindik. Şehir merkezi 13 kilometre mesafede. Otobüsteki termometrede 45 derece okunuyor. Mardin şehir merkezine giderken, sürekli gözlem yapıyorum.  Çok büyük bir Organize Sanayi Bölgesi var. Ağırlıklı olarak un fabrikaları gördüm. Mezopotamya ovasındayız. Toprağa ne ekseniz çıkıyor buralarda. Tahıl üretimi ve unculuk en önemli iş kollarından biriymiş. Yine yol kenarında sık aralıklarla askeri bölgeler gördüm. Nizamiye kapılarının önüne beton barikatlar, kalın direkli giriş engelleri konulmuş. Ama ortalıkta en küçük bir abartılı önlem yok. Yol pırıl pırıl, duble. Etrafta büyük AVM’ler. Buralarda gördüğünüz bütün markaları, hatta belki fazlasını Mardin’deki AVM’lerin duvarlarında da okuyabiliyorsunuz.

DERNEK BAŞKANI EKREM GÜNERİ

Önce Mardin Valiliği’ne geldik. Bakan, Milletvekilleri, Belediye Başkanları, İl Başkanı resmi protokol. Ben gezmeye gelmişim. Ben, Sadun Çetin, Cemalettin Öztürk ve Ömer Polat, gruptan hemen ayrıldık. Valilik’ten sonra, AK Parti İl Merkezi’ne geçildi. Mardin’de bütün devlet binaları, AK Parti il binası,  birbirine çok yakın konumda. Protokol AK Parti İl Merkezi’ndeyken biz binanın dışında, bir pastanenin kaldırıma koyduğu masalarda oturuyoruz. Mardin’de ilk gözlemi lokantalara yaptım. Karnım acıkıyor. Hemen hemen herkes oruçlu da ben değilim. Yiyecek yer bakınıyorum. Açık olduklarını görünce rahatladım. Bizimle aynı kafilede bulunan Marmara Mardinliler Derneği Başkanı Ekrem Güneri yanımıza geldi. 5 yıl sonra ilk kez memleketi Mardin’e geliyormuş. Derince’de oturuyor. Bize, “Abiler, siz bana emanetsiniz. Mardin’i birlikte gezeceğiz” dedi.

Protokol, parti il binasından çıktı. Hep birlikte bir okulun spor salonuna geçtik. Burada 250 başarılı öğrenciye İzmit’ten gönderilen bisikletler hediye edildi. O bisikletleri alan Mardinli çocukların yüzündeki tebessümü görmeliydiniz. Bakan Işık salona gelişinde alkışlarla karşılandı. Yaptığı kısa konuşmada, kardeşliği vurguladı, eğitimin önemini anlattı, Mardinlilere “Türkiye’nin gururu” hemşerileri Nobel Ödüllü Prof. Aziz Sancar’dan söz edip, “Bugün başarıları nedeniyle ödüllendirdiğimiz çocuklarımızın içinden yeni Aziz Sancar’lar çıkacağına inanıyorum” dedi. Salonda alkış kıyamet.

Bu törenle birlikte, bizim küçük grubun resmi protokol ile işi bitti. Marmara Mardinliler Derneği Başkanı Ekrem Güneri, bir yakınının otomobilini de almış. Bizi kafileden ayırdı ve bu dünyanın en güzel, en ilginç şehrinin içine daldık.

YENİ MARDİN, ESKİ MARDİN

Ekrem Güneri, önümüze çıkan herkesi, “Bu benim dayım. Bu amcam, bu kuzenim, bu halamın oğlu” diye tanıtıyor. Mardin’de neredeyse herkesi tanıyor. İki ayrı Mardin var. Biri eski Mardin, biri yeni Mardin. 7 Haziran seçimlerinde Mardin’deki 6 milletvekilliğinden 5’ini HDP, 1’ini AKP kazanmış. 1 Kasım’da AKP 2, HDP 4 olmuş. 2014’de Mardin Büyükşehir Belediyesi kurulmuş. Kocaeli gibi Mardin Büyükşehir Belediyesi de, bütün il sınırlarını kapsıyor. Önceki dönem Mardin Belediye Başkanı Ak Partili’ymiş. 2014’de Kürt siyasetinin en önemli isimlerinden biri olan Ahmet Türk, HDP adayı olarak, üstelik büyük bir oy farkıyla Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmiş. Mardin’de sokaktaki vatandaş bile o gün Kocaeli heyetinin geleceğini biliyordu. Bize karşı sevgi ve hürmet doluydu. Ama ne Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, ne eş başkanı, ne Büyükşehir Genel Sekreteri veya bir başka yetkilisi hiç ortalıkta gözükmedi. Mardin’in HDP’li belediyesi, AK Parti Kocaeli heyetinin bu kardeşlik gezisini tamamen görmezlikten geldi.

Ekrem Güneri bizi dolaştırıyor. Yeni Mardin 20-25 yıl önce kurulmaya başlanmış. Çok modern bir şehir. Dükkanlar, vitrinler gayet güzel. Caddeler geniş. Her yer çok temiz.  Orta refüjlerde rengarenk çiçekler var. Trafik sorunu yok. TOKİ ve özel müteahhitler yüzlerce, hatta belki binlerce yeni bina yapıyorlar. Muhteşem inşaatlar var. Görkemli binalar var. Yeni yapılan konutların fiyatları geçen yıl 250-300 bin TL’den başlıyormuş. Terörün ardından bugün 150 bin TL’ye en güzel daireyi alabileceğimizi söylediler.

Mardin’de Hilton bile var. Oteller bir yıldan beri ağlıyormuş. Turist kesilmiş. Bir yıl öncesine kadar yılda 1 milyon yerli ve yabancı turist ağırlayan Mardin, bugün adeta sadece Mardinliler’e kalmış. Ama tüm samimiyetimle söylüyorum. Ortalıkta terörden en küçük bir iz yok. En küçük bir risk yok.

Saat 15.00 oldu. Ben acıktım ve elden ayaktan düşmeye başladım. Bizi gezdiren Mardinliler Derneği Başkanı Ekrem Güneri, “Şimdi eski Mardin’e gidiyoruz” dedi.

Lütfen, imkanınız varsa, gidin ve görün. Eski Mardin denilen yer, “Ölmeden önce görülmesi gereken” en önemli yerlerden biri bence. Mardin taşı çok ünlü bir malzeme. Yüzyıllar önce yapılmış binalar. Hepsi düz çatılı. İnsanlar yazın çatıda yatarmış.  Eski Mardin, Unesco’nun dünya mirası listesinde, korunan bir yer. Bütün telli hatlar yer altına alınmış. Eski Mardin’in ortasından bir tane, daracık parke cadde geçiyor. Tek cadde buymuş. Geri kalan bütün sokaklar, merdivenli ve daracık. Mardin Belediyesi, bu sokaklara araba girmediği için çöpleri eşekli çöpçülerle toplarmış.

Bizim 5 kişilik Kafile’nin Başkanı Ekrem Güneri, bu tek caddenin üzerindeki eski bir Kervansaray’ın içine arabayı soktu. Tarihi Kervansaray, bugün Mardin’in en ünlü restoranıymış. Ramazan döneminde iftar saatlerinde, Ramazan harici dönemde hafta sonları sıra gecesi programlarında bir kişilik yer kalmazmış. Ekrem Güneri, bizi karşılayan lokanta sahiplerini de akrabası olarak tanıttı. Hemen bize bir masa kurdular. Bu arada Mardin’e gelirken kafamda hep  “Süryani Şarabı” almak vardı. Lokanta sahibine sordum. Kendisinin üzüm bağları varmış. Birkaç yıldır kendi üzümünden (Öküzgözü) kendi şarabını yapıyormuş, Yabancılar çok beğeniyormuş. Tanesi 40 TL’den iki şişe aldım. Bayram ertesi, hakkını vereceğim.

SEFA SİRMEN’İ SORDULAR; “İÇERİDE” DEDİM

Ben, Sadun Çetin, Cemalettin Öztürk, Ekrem Güneri, bizim için açılan masaya oturduk. Ömer Polat, Kervansaray’ın bir odasına geçip, 1 saat uyumak istedi. Sıcakta oruç başına vurmuştu. Etraftan bazı Mardinliler, tesis sahipleri de yanımızda. Biri, “Sefa Sirmen ne yapıyor” dedi.  “Dün hapse attılar” dedim. Mardinli dostun önce gözleri büyüdü. Sonra, nemlendi, “Neden, nasıl, nasıl olur. Sefa Sirmen nasıl hapsi girer” diye sormaya başladı.

18-20 yıl kadar önce Mardin’e Sefa Sirmen ve Kocaelispor gelmiş. Mardinliler hala Sirmen’i unutamıyorlar. Biraz memleketin halinden söz ettik. Bu arada masamız Mardin’e özgü yiyeceklerle donatılıyor. Muhteşem bir ziyafet sofrası oluştu. Yemeğin sonunda bir de Dibek Kahvesi ikram ettiler. Lokantanın işletmecisi, “Siz buraya Ramazan dışında gelip, bir sıra gecesine katılın ki,  burası neresidir anlayın” dedi. Aklım kaldı. Arkadaşlarım ve ailemle mutlaka gitmek isterim.

Ekrem Güneri, bize para harcatmıyor. Böyle bir ev sahipliği, böyle bir insanlık ben görmedim. Yemekten sonra Mardin Çarşısı’nı gezdik. Ulu Cami’ye gittik. Mardin Kalesi’nin altındaki kafelerde oturduk. Mezopotamya ovasının bir görünüşü var ki, ne sözle, ne fotoğrafla anlatılamaz. Göz alabildiğine, deniz gibi bir ova. Ekili. Ufuk çizgisine yakın bölge, hemen Nusaybin’in altı, Suriye sınırıymış. Kale Kafe’de kahvemizi yudumlarken, bu ovayı izledim.

Mardin’de çok modern bir hayat var. İzmit’teki gibi kara çarşaflı görmedim. Lokantalar, kafeler açık. Tek sıkıntıları, turist olmaması. Mardin Çarşısı’nda genellikle Arap ve Süryani esnaflar var. Teröre, terör örgütüne lanet yağdırıyorlar. Hemen hemen hepsi, “Az kaldı. Tamamen terör temizlenecek. Belediye Başkanı da yakında görevden alınacak” diyorlar. Eski Mardin’in parke taşlı dar sokaklarında eski tarihi binaların büyük bölümü butik otele dönüştürülmüş. Bir yıl öncesine kadar hiçbirinde yer bulunmazmış. Aslında Mardin’de terörün zerresi yok. Ama insanlar artık gelmiyormuş. Yine de caddelerde hep Mardin (47) plakalı araçlardan çok, Türkiye’nin her yerinden gelmiş farklı plakalı araçlar gördüm. Gündüz, ortalıkta pek fazla insan gözükmüyor. Akşam hava kararınca hava biraz serinliyor. Eski Mardin inanılmaz hareketli ve kalabalık.  Kadınlar, erkekler kol kola dolaşıyorlar. Yalnız dolaşan ve çok rahat görünen bayanlar gördüm. Sokaklarda bir çöp yığını, başıboş kedi-köpek görmedim. Trafik sorunu yok. Park sorunu yok. Son yıllarda İzmit dışına çıktığımda, gittiğim her yerin İzmit’ten çok daha güzel, modern olduğunu fark ediyorum. Üzülüyorum.

Ulu Cami’yi gezdik. Ömer Polat vakit namazlarını kılıyor. Kasımağa Medresesi’ne gittik. Bir otelin bahçesine girip, Eski Mardin’in o fotoğraflarda gördüğümüz inanılmaz manzarasını izledik. Bir tepe düşünün. Etekleri, tamamı tarihi binalardan oluşan, merdivenli sokakları olan eski Mardin. Bu şehrin önü, inanılmaz büyüklükte ve düzlükte Mezopotamya ovası. Hangi tarafa bakacağınızı şaşırıyorsunuz.

Mardin’in kapalı çarşılarına girdik. Telkariye diyorlar. Gümüş işçiliği burada mükemmel gelişmiş. El işi bez işlemeler var. Bir esnaf, turistsiz dönemde bizi fark edince. Beni yanına çağırdı. “Gel ağabey, sana bir poşu bağlayayım, yakışır” dedi. Arap işi poşuyu başıma ustaca bağladı. Sadun Abi, Cemalettin ve Ömer de taktırdılar başlarına. Biz Mardin sokaklarında geceye poşulu Arap Daltonlar gibi girdik.

Gece manzarası ayrı güzel. Gündüz manzarası ayrı güzel insanları, kültürü, medeniyeti, tarihi anlatılamayacak kadar güzel. Çok etkilendim Mardin’den. Hani Ramazan olmasa, utanmasam, “Siz dönün. Ben bir gece kalayım, yarın dönerim” diyecek, kendimi bir sıra gecesine atacağım. Her yerden müzik sesi geliyor. Akşam, üzerindeki küçük adacıklarda ışıklar yanmış bir büyük okyanus gibi görünen

Mezopotamya Ovası’na yine yukarıdan bakarken, bizi buz kalıpları içinde acur (Salatalığın küçük ve körpe, biraz tombul olanı) ikram ettiler. İnanılmaz bir şey. Gündüz hava 45 derece sıcak, ama terlemiyorsunuz. Gece bir tatlı esinti ovadan doğru geliyor ki,  inanılmaz.

Çok beğendim Mardin’i. Aklım kaldı orada. Neden savaş var bu güzel insanların bölgesinde. O bölge bizim vatanımız. O bölge, bizim tarihimiz, gururumuz. O bölgenin insanları, bizim gerçekten kardeşimiz. AK Parti Teşkilatı’nın bu gezisine beni davet eden İl Başkanı Şemsettin Ceyhan’a, bu zor organizasyonun saat gibi işlemesi için kendini paralayan İl Başkan Yardımcısı Orhan Barış’a, özellikle bize Mardin’in her köşesini adım adım gezdiren, her şeyi anlatan Marmara Mardinliler Derneği Başkanı Ekrem Güneri’ye çok teşekkür ediyorum. Korkmayın o bölgelerden, çekinmeyin. Uzak durmayın o insanlardan, içlerine girin. Orda, bir Mardin var.. Bize bin 600 kilometre uzaklıkta. Bizim vatanımız. Bizim kardeşlerimiz, mükemmel insanlar var orada. Onların insanlığı karşısında, kendinizi mahcup, o bölgenin güzellikleri karşısında kendinizi taşralı hissediyorsunuz.

a2-003.jpg

ULU CAMİ’DE- Mardin’in bütün tarihi ve turistik yerlerini gezdik. Sadun Çetin, ben ve Cemalettin Öztürk, Eski Mardin’deki tarihi Ulu Cami’nin minaresi önündeyiz.

a1-007.jpg

MEZOPOTAMYA’YA BAKARKEN- Sol başta, Marmara Mardinliler Derneği Başkanı, bize Mardin’i gezdiren Ekrem Güneri. Ömer Polat ve ben. Dönmüşüm, Mezopotamya Ovası’nı hayranlıkla izliyorum. Mutlaka gidin oralara. Mutlaka görün.

Bu yazı toplam 3238 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKAN MARKALARIMIZ
  • TUANA EVLERİ 2. ETAP'TA YÜZDE 5 İNDİRİM
  • ROMATEM Kocaeli Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
  • Özgür Kocaeli mobil uygulamamız yayında
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Özgür Kocaeli | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0262 331 11 11 Faks : 0262 321 21 37