1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Gidişat iyi değil
Gidişat iyi değil

Gidişat iyi değil

Türkiye’nin önünde pek çok acil sorun bulunduğunu hepimiz biliyoruz. Halkın neredeyse yüzde 90’ı bu nedenle 12 Haziran’da sandığa koştu. Türkiye mükemmel bir seçim yaptı. 12 Haziran gecesi,

A+A-

Türkiye’nin önünde pek çok acil sorun bulunduğunu hepimiz biliyoruz. Halkın neredeyse yüzde 90’ı bu nedenle 12 Haziran’da sandığa koştu. Türkiye mükemmel bir seçim yaptı.

12 Haziran gecesi, bu ülkede herkesin içi rahattı. AKP’ye oy vermeyenler bile, “Türkiye’de istikrar sürecek. AKP, ülkeyi ustalık döneminde yönetecek” diye düşünerek kendisini teselli ediyor, üzülmüyordu.

Yanı başımızdaki Yunanistan’da ekonomik çöküntü, Suriye’de siyasi istikrarsızlık devam ederken Türkiye’nin huzur, güven ortamı içinde, üstelik gerçek manada demokrasi ile yükselişini sürdüreceği inancı yaygındı.

Nitekim, önceki gün 2011 yılının ilk çeyreği ile ilgili Türkiye’nin büyüme rakamları açıklandı. Halkın borçlanma oranının yükselmesi, cari açığın tehlikeli boyutlarda artması gerçeklerine rağmen, 2011 yılının ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 11 büyümesi, bu rakamla Türkiye’nin, Arjantin, Çin, Hindistan’ı bile geride bırakmış olması kuşkusuz umut vericiydi.

Bütün bu olumlu tablo, bir siyasi inat uğruna bozuluyor. Türkiye, 12 Haziran seçimleriyle oluşan yeni Meclisi’ni liderlerin inadı yüzünden çalışamaz hale getiriyor.

Bu tabloda haklı haksız ayırımı yapmanın da bir manası yok. Liderlerin tamamının birinci görevi, Türkiye gemisini sakin sulara çıkartmak, seçimde görevini eksiksiz yerine getiren ulusa hizmet etmek olmalıdır.

CHP, bir inadın içine girdi. Listesinden seçilen iki Ergenekon tutuklusu milletvekilinin tutukluluk halinin kaldırılmaması üzerine, CHP’li milletvekilleri Meclis’e girdi ama, yemin etmedi.

BDP’nin açık tavrı var. Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin mazbata aldıktan sonra iptal edilmesi, KCK tutuklusu seçilmiş 5 milletvekilinin tahliye edilmemesi, zaten ortalığı bulandırmak için bahane arayan BDP’yi Meclis dışına çıkarttı.

Ortada bir kriz var. Bir sıkıntı var. Son seçimden bu ülkedeki her iki seçmenden ikisinin oyunu alarak büyük zaferle çıkan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu krizi çözmek yönünde adım atması gerekiyor.

Ama Başbakan, tam tersine bütün köprüleri atıyor. Erdoğan, “Meclise gelmezlerse gelmesinler. Komisyonlar da kurulur, Meclis yasama görevini de yapar” diyor.

Türkiye’de toplum hala bölünmüş durumda. Evet, halkın yarısı Başbakan’ı ve AKP’yi destekliyor. Ama diğer yarısı aradan geçen bunca yıla rağmen, hala AKP’ye, Erdoğan’a güvenmiyor. Bu kesimin içindeki önemli bir grup, AKP’yi ve Başbakan’ı ülkenin geleceği için büyük tehlike olarak görüyor.

Başbakan, 12 Haziran gecesi sonuçlar ortaya çıktıktan sonra yaptığı Balkon konuşmasında yüreklere su serpmişti. Ama şimdi tam tersine hareket ediyor. Muhalefetin restine, daha net ve sert bir restle karşılık veriyor.

Belli ki, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iki tutuklu milletvekilinin koyduğu tavrı namus meselesi haline getirdi. Kılıçdaroğlu, “Bu sorun çözülene kadar milletvekillerimiz yemin etmeyecek” dedi. Aslında CHP, geri adım atmaya hazır. Haberal ve Balbay için af istemiyorlar. Dahası,  Başbakan’ın, “Hele siz bir gelin. Yemin edin. Meclis çalışmaya başlasın, yeni hükümet kurulsun, bu konuyu çözeriz” dese, CHP yelkenleri suya indirecek. Kriz bitecek. Ama Başbakan, CHP’nin içine düştüğü durumun halk tarafından yadırgandığını, CHP’yi çok zor duruma düşürdüğünü zannederek, bu mevcut durumun sürmesinden yana tavır koyuyor.

Süreç uzadıkça, işin başında CHP’yi haksız görenlerin önemli bölümü de, Başbakan’a karşı tavır alacaktır. Cumhurbaşkanı olayın farkında. Bir yol bulmaya çalışıyor. Başbakan ısrarla, “Meclis’e ister gelsinler, ister gelmesinler. Kervan yürür” havasını sürdürüyor.

Pazartesi günü Meclis Başkanı seçimi var. Kuşkusuz AKP’nin adayı Cemil Çiçek, zorlanmadan seçilecek. AKP’nin milletvekili sayısı bunun için yeterli. Ama muhalefet olmadan seçilmesi şık olacak mı?.. Eğer başbakan şu krizi çözmüş olsaydı, çok büyük olasılıkla CHP’li milletvekilleri de Meclis Başkanlığı için AKP adayı Cemil Çiçek’e oy verecekti. Böylesi daha şık olmaz mıydı?.. Türkiye’yi uçurmaz mıydı?

Daha sonra, yeni hükümet kurulacak. Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlığındaki 61 nci Cumhuriyet Hükümeti, Meclis’teki programını, CHP’li, BDP’li muhalefetin de bulunduğu ortamda okumalıydı. 61 nci hükümet güven oylamasında CHP’nin, BDP’nin ret oylarıyla güç alacaktı. Demokrasiyi Türkiye görecekti.

Şimdi bütün bu seçenekler ortadan kalkmış durumda.

Bu süreçte MHP’nin tavrını da yadırgıyorum. Devlet Bahçeli, partisinin “CHP ve BDP kuyruğuna takıldı” görünümüne düşmesini engellemek adına,  kendi milletvekili Engin Alan’ı harcadı. MHP Meclis’e girdi, milletvekilleri yemin etti. İyi yaptı.

Ama aynı MHP, sorunun çözümü için arayışa giren Cumhurbaşkanı Gül’ün davetine icabet etmedi. Bahçeli yine “CHP ve BDP’den farklıyız” görüntüsü vermek istedi. Cumhurbaşkanını eleştirdi. Bu tavır da tutarlı değil.

Doğru olan, yeni hükümet kurulmadan önce, kucağımızdaki bu krizi çözmektir. Cumhurbaşkanı, Başbakan, CHP, MHP, BDP liderleri bir araya gelmeli, Türkiye’de çok büyük vicdani yara haline gelen tutukluluk sürelerindeki uzunluğa,  milletvekili seçilmiş insanların cezaevlerinde tutulmasına çare bulmalıdırlar.

Aksi halde, bu eksik, kutuplaşmış Meclis, ne Türkiye’nin beklediği Anayasayı yapabilir, ne bu meclis içinden çıkacak hükümet ülkeyi yönetebilir.

Ekonomide,  demokraside, ülkenin bölünmez bütünlüğünde, terörde, huzurda çok büyük sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz.

Bu ülkenin kısır çekişmelerden siyasi menfaat bekleyen liderleri böyle bir tabloya müstahak olabilir. Ama bu ülkenin demokrasiye bağlı, huzur, güvenlik, bütünlük ve refah isteyen halkı kesinlikle böylesi suni ve çözümü basit krizler yüzünden harcanmayı hak etmiyordur.

Ortada sorun vardır. Bu sorunu kaşıması değil, çözmesi gereken kişi de Türkiye’nin-halktan aldığı yetkiyle- en güçlü adamı durumunda olan Başbakan Erdoğan’dır.

Gidişattan ciddi kaygı duyuyorum.

Bu haber toplam 1317 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.