1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. "Görev istenmez verilir"
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

"Görev istenmez verilir"

A+A-

AK Parti milletin gören gözü, yürüyen ayağı, tutan eli, histen kalbi olarak siyaset meydanına çıkarak milletin sevgisini ve güvenini kazanarak tek başına iktidar olmuştur. Ülkemizi süratli ve yaygın bir kalkınma anlayışıyla 17 senede birçok maddi ve manevi hizmetler yapmak suretiyle uluslararası arenada itibarımızı ve milletin moralini yükseltmeye çalışırken,  görevleri ehline vermeye gayret etmiştir.

Düne kadar Genel merkezden taşra teşkilatlarına kadar, kısa ve uzun mesafeleri gören bir AK Parti varken, son zamanlarda, genel merkez ve taşra teşkilatlarında, yerel ve genel yönetimlerde seçimle iş başına gelen bazı AK partilileri, dalkavuklar ve dünyevilikler kuşatma altına almıştır. Üzülerek ifade edelim ki bu acı kuşatmayı göremeyecek kadar tavukkarası olmuşlardır.  

Sayın cumhurbaşkanımız parti teşkilatlarında önünü göremeyen, ferasetlerine engel olan dünyevilik kataraktları, mecaz bir deyimle “Metal yorgunluk” olarak ifade etmiştir. Parti teşkilatlarında nükseden bu yorgunluk, dolayısıyla halkı da olumsuz yönde etkilediğini gören Sayın Cumhurbaşkanımız, yeniden bir diriliş için mahalli seçimlerde 94 ruhuyla hazırlanmaya dikkat çekerek, önümüzdeki mahalli seçimlerde aday olacak kişilerde aranması gereken çok önemli özelikleri ortaya koyarak, partinin genel merkez ve taşra teşkilatlarının tüm mensuplarını uyarmıştır.

31 Mart 2019 tarihinde yapılacak mahalli seçimlerde AK partililer başarılı olmak istiyorlarsa ki istiyorlar;  ilk iş,  genel merkez yetkilileri, taşra teşkilatları, delegeler ve yan kuruluşlar, sayın genel başkan Erdoğan’ın aday adayları için sıraladığı özelliklilere azami dikkat etmelidirler.  Tüm teşkilatlar “Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur” anlayışıyla hareket etmemelidirler.

 “Görev istenmez verilir” hadisi şerifini doğru anlamalıyız. Hz. Peygamberimizden (S.A.V.) yöneticilik isteyen Abdurrahman bin Samuray’a “Sen yöneticilik isteme, böyle bir görevi alırsan onunla baş başa kalırsın. Ama sen istemez de sana verilirse, Allah’ın desteğini bulursun.” Bu hadisi şerif, yöneticiliğe ehil olmayan insanlara nazikçe verilen bir cevaptır. Yusuf suresinin 55. Ayetinde şöyle haber verilmektedir. Hz. Yusuf kraldan şöyle bir talepte bulundu. “Beni ülkenin hazinelerinin başına koy, çünkü ben emanetleri çok iyi korurum ve çok iyi idare ederim.” 

Bu ayet ve hadisten çok dersler çıkarmalıyız. Birincisi, yönetici pozisyonunda olanlar, yönetime getireceği insanları çok iyi tanımalı ve ona göre tercihini yapmalıdırlar. İkincisi, kendilerini ehliyetli görenler, ilgili kişilere işin ehli olduklarını söylemeli ve göreve getirilmelerini yöneticiye bırakmalıdırlar. Üçüncüsü,  partinin genel merkez ve taşra teşkilat yöneticileri “Marifet iltifatta tabidir” anlayışıyla hareket ederek ehliyetli insanları arayıp bulmalı ve aday adayı olarak genel başkanın önüne koymalıdırlar. Dördüncüsü,  parti teşkilatları ve delegeler hiç kimsenin tesiri altına kalmadan ehliyetli kişileri yöneticilere teklif etme sorumluluğunu yerine getirmelidirler.

Siyasiler,  izaha muhtaç muğlâk cümleler kurarak, halkın kafasını karıştırmaktan sakınmalıdırlar. “Sayın İbrahim Karaosmanoğlu aday olursa biz onun karşısında aday olmayız”  cümlesi vefa anlayışından çok, basit menfaatlerin korkusuyla kurulan yanlış cümleler familyasına girdiğinden, insanlar tarafından çok yönlü okunabilir. 

Doğru cümle şöyle kurulmalıdır. Aday adayı olmayı düşünmüyorum. Aday adaylarını gördükten sonra hangi adaya destek vereceğimi açıkça ifade edeceğim. Büyükşehir belediye başkanı Sayın İbrahim Karaosmanoğlu veya şu ilçenin belediye başkanı ehliyetli ve liyakatli arkadaşlardır. Bende onlar kadar liyakatli ve ehliyetliyim.

Olur ki sözünü ettiğimiz arkadaşlar, aday adayı olmaz veya genel başkan tarafından aday gösterilmezlerse,  Genel başkanın elini güçlendirmek için, parti ilkeleri doğrultusunda aday adaylığına müracaat etmek sorumluluğumun gereğidir. Zamanı gelince, sözünü ettiğimiz arkadaşlar, bizlerden daha tecrübeli olduklarından onların lehinde adaylıktan çekilirim, cümlelerini kurmak en doğru cümledir.  Seçme ve seçilme hakkına sahip,  kendinden emin insanlar, kendi düşünceleri paralelinde olan herhangi bir partiden aday adayı olmaları ne derecede bir hak ise,  aday adaylarını araştırmak ve görev tevdi etmekte parti yetkililerinin önemli bir hakkıdır.

 Partinin selameti için genel merkez ve taşra teşkilatları, aday adayı müracaatları dışında ehliyetli liyakatli insanları bulup aday adayı göstermekte parti yetkileri için çok önemli bir sorumluluktur. Dava şuurunda olan hiçbir parti mensubu böyle bir sorumluluktan kendini muaf tutamaz. Genel merkez yetkilileri,  aday adayı olarak müracaat edenlerle, genel merkez ve taşra teşkilatları tarafından bulunup aday adayı gösterilen insanları, tarafsız bir şekilde, öncelikle teşkilat kadrolarına daha sonra kamuoyuna tanıtarak, delege yoklaması ve kamuyu araştırması yapmalıdırlar.

Meseleye bu şekilde yaklaşılmazsa, yapılacak olan teşkilat içi aday tercihleri ve kamuoyu araştırmaları isabetli olmayacaktır. Doğal olarak, teşkilat kadroları içinden çıkan veya teklif edilen aday adayları, delegeler tarafından tercih edilecektir. Tabir caizse, gökten zembil ile inen ehliyetli bir aday adayını yeni nesil gençler ve basit siyasi hesap içinde olanlar tarafından tercih edilmeyeceklerdir. Hal böyle olunca, geçmişle geleceği bir birine bağlayamayan partiler, önlerini konulan siyasi ve sosyal engelleri de göremeyeceklerdir.

Bu yazı toplam 743 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
3 Yorum