1. YAZARLAR

  2. Sevcan TAMER

  3. GÖZYAŞI SAHİLLERİ   
Sevcan TAMER

Sevcan TAMER

Yazarın Tüm Yazıları >

GÖZYAŞI SAHİLLERİ   

A+A-

Sanki  onlara   en  çok  ben  rastlıyorum.. Sanki  sadece  benim  gözlerime  mahzun  ve sitemkar  bakıyorlar.. Ve, sanki  sadece  benim  ellerimi  tutmak  istiyorlar..

Ben  değerli  büyüklerime  karşı,  işte  böyle  bir  duyarlılık  ve  hissiyat  içinde  geçirdim  senelerimi..  Adeta  akşam  olunca  batan  güneş  gibi,  mevsim  sonunda  göç  edip  giden  kuşlar  gibi  garip  ve nedenini  çözemediğim  bir  hüzün  çöktürüverirdi  yüreğime..                              

    Fırsat  buldukça  düşünürüm.. Düşünür  ve  kendimle  hesaplaşmanın  hafifliğini  bulmaya   çalışırım..  Ancak  hep  bana  acı  veren  bir şeyler  bulurum  düşüncelerimde.. Tıpkı  kuşlar  gibi  göçüp  giden  canlar, sevgiler,  hiç bırakmazlar  yakamı.. Onlar  doldurur  anılarımı.. Neredeler şimdi?

  Ya  hayattakiler.. O  değeri  biçilmez  çınarlar.. Sahiplenme  duygusunu  bana  saygı  ve  güven  olarak  aksettiren  babalar.. Sıcacık  yüzlü,  sevgi  yüklü  ve  içimi  ısıtan  analar.. Şanslı mıyım,  yoksa  tam  tersi miyim   bu  uzayıp  giden  yıllarda.. Bilemiyorum.. Bildiğim,  çok  yakından  izleme  zorunda  kaldığım  bu  kutsal  varlıkların  dramını.. Kaderimde  çok  yakından  ilgilenmek   varmış  onlarla..

Yaşlı,  yorgun.. Yoksul,  yalnız..

Haydi  yaşlılık  ve  yorgunluk  doğa  kanunu  diyelim..  Ama   yaşlılıkta  yoksulluk  ve  yalnızlık  çok  zor, çok  ağır  gelir  insana.. Kolay mı  dayanmak  bu  utanmaz  dünyanın  kahrına? Hem de  canından  koparak   yaşama   sahip  olmalarını  sağladıkları,  gözünün  bebeği   gibi  korudukları  “evlatlarına”  rağmen.. Aç  ve  Yalnız.. Yine de  toz  kondurmazlar  çocuklarına,  yine  saklayıp,  savunurlar..  

Çoğu  eski  hatıralar  ve  fotoğraflarla  oyalanıp  gözyaşı  sahillerinde  dolaşırlar.. Ve  göçüp  gitmeyi  beklerler,  tıpkı  göçmen  kuşlar  gibi.. Ah  ah,  evlatları  bir  düşünebilseler.. Geleceklerini   görebilseler..  Hiç  akla  gelmeyen  tek  şey,  bu  gün  çocuk  olanların,  yarın  aynı  rolü  üstleneceğidir.. İşte  o  zaman   anlayacaklar..  Gözyaşı  Sahillerinde  yalnız  başına  kalmak  ne  demekmiş.. Yaşlı  ve  yalnız  kalmak  nasıl  bir  şeymiş?                                                                                

    Arayacaklar, kıymetlerini  bilmedikleri  için  kahredecekler.. Ah  edecekler..
   Aslında  “Yaşlılık”  nedir  ve  nasıl  olmalı?  Gelin  haydi,  biraz  bu  realiteyi  konuşalım..        

             Aklıselim  düşünmeden   ilk  hissedilen   korkutucu,  ürkütücü.. Hatta  üzücü..  Hiç  kimsenin  yaşlılığa  sıcak  baktığını da  zannetmiyorum.. Ondan  hep  kaçılır,  soğuk  bakılır..  İstenmez..  Ancak ne  kadar  korkulursa  korkulsun, ne  kadar  kaçılırsa  kaçılsın  elinden  kurtulmak  mümkün  değildir.. Evrendeki  her  canlı  bu  tadı  tadacak, bu  imtihandan  geçecektir..  Ömrün son  sınavıdır  bu.

Evet,  ömür  çizgisi  müsaade  ederse  “yaşlılık” olgusu  tüm  canlıları  tek   tek  ziyaret  edecek, kimisini  üzecek, ( sayısı  azda  olsa)  kimisine  haz  verecektir.. Peki günümüzde  “yaşlılık ve  yaşlı”   ne  derece  önemseniyor,  hiç  düşündünüz mü?  Biliyorum  üzücü  ve  ne  yazık ki  sonuç  hiç  iç  açıcı  değil.. Hele de  büyüklere  saygı,  küçüklere  sevgi   inancıyla  bezenmiş  bir  milletin  böylesi  kahredici  duyarsız lığa  düşerek  yozlaşması,  endişeleri  arttırıyor..

Yaşlılarımız  toplumumuzun  aynasıdır.. Onlar  yeri asla doldurulamayacak  toplumsal  hazinelerimizdir..
Bir  ülkede  çocuklar  nasıl  geleceğin  teminatı,  garantisi  ise,  yaşlılarda  geçmişimizin,  manevi  değerlerimizin,  tarihi  olgularımızın  ispatı,  canlı  şahitleridir.. Dahası  yaşayan  bütün  insanlığa  yaşamı  hediye  eden, maddi  manevi  tüm  ihtiyaçlarımızı  canı  pahasına  önümüze  sunan, özümüz, hamurumuz, harcımızdır..  Bu  duygu  ve  düşüncelerimizi  her  yıl  söyler,  yazar, hatta  haykırır  dururuz.. Bu  derce  büyük,   yüce  sevgi  ve  saygıları  haftalara,  günlere  sığdıramayacağımızı  ifade  ederiz.. Ancak  bir  yenisine  kadar..  Değişen  pek  bir  şey  olmaz.. Gelen  her  yıl,  geçen  her  yılı  aratacaktır  beklide.. Haa  hükümetin  yeni  projeleri  arasında  Yaşlılıkla  ilgili  önemli  çalışmalar  olduğunu  duyuyoruz.. Bilhassa  2005  yılında  başlayan  Akil  İnsanlar  Projesi (AKOM)  herkesi  bayağı  heyecanlandırmıştı.. Ankara’da  “Yaşlılar Koordinasyon Merkezi”  oluşturulmuş,  gelecek  yeni  projelerin  harcı  olacak  diye  ümitlenmiştik.. Hatta  bu  projenin  mimarları  içinde  o  günün  Milletvekili,  bu  gün  İzmit  Belediye  Başkanı  Sayın  Nevzat  Doğan’da  bulunmaktaydı.. İlimizin  Proje  sorumluluğun uysa  Sayın  Dr.  İbrahim  Kahraman  üstlenmişti.. Ne  oldu  bu  çalışmaya?  

                              O  yıllarda  büyük  ilgi  gören  ve  tüm  “ akil ” insanları  içine  alan  bu  proje  uzun  süredir  sessizliğe  büründü  ve  bu  şeklini  aynen  koruyor.. Ya da  bizler  gelişmelerden  haberdar  değiliz..  Ama  büyüklerimize  yaşama  azmi  ve  sevinci  veren  bu  tür  gelişmelere  acilen  ihtiyaç  vardır..  Daha  gelişmişi  ve  daha  genişlemişiyle  yeni  projeleri   bekliyoruz.. Yaşlılığa  haz,  işte  bu  tür  kazanımlarla  sağlanır..        Yaşlılığa  bakış  açısını  değiştirir.. Yaşlının  tecrübelerini  sosyal  ve  ekonomik   alanda  gündeme  getirerek  onları  motive  eder.. Bu  durumda  insana  heyecan  ve  dolayısıyla,  yaşam  sevgisi  aşılar.. Güven  verir.. Eh  az  şey mi  yani..      

Bir sürü  yönden  hayata  bağlamaya  yetmez mi  Akil  insanları?

En  azından  artık  yalnız  kalmazlar  hayatlarının  son  döneminde  kaderleri   zannettikleri  Gözyaşı  Sahillerinde.. Göçüp  gitmeyi  beklemeyeceklerdir  artık,   batan  güneş  gibi  her  gün  aynı  saatte.. Göçmen  kuşlar  gibi,  her  yıl  güz  mevsiminde..                     
 

Bu yazı toplam 1233 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
3 Yorum