1. HABERLER

  2. PERDE ARKASI

  3. Grev tarihe karışıyor
Grev tarihe karışıyor

Grev tarihe karışıyor

AKP iktidarı sürekli olarak “İleri demokrasi”den söz ediyor. Ama gelin görün ki; bu ülkede basılmamış kitap yüzünden gazeteciler tutuklanıyor, gazete binalarına basılmamış kitabı bulma baskı

A+A-

AKP iktidarı sürekli olarak “İleri demokrasi”den söz ediyor. Ama gelin görün ki; bu ülkede basılmamış kitap yüzünden gazeteciler tutuklanıyor, gazete binalarına basılmamış kitabı bulma baskınları düzenleniyor.

İleri demokrasi diyoruz. 12 Eylül 1980 öncesi daha ileri bir demokrasiye sahiptik. Örneğin 12 Eylül öncesi anayasal bir hak olan grevlerin önünde hiçbir engel bulunmuyordu. 12 Eylül darbesi her şeyi sildi attı. Aradan 31 yıl geçti, biz hala o seviyeyi yakalayamadık.

Çok somut bir örnektir grev.

Grevin lügatimizde çıktı.

Grevin lügatimizden neden çıktığını izah etmeden önce yazıya sosyalist bir giriş yapalım.

Grev, işçilere patronların gücünün ve işçilerin gücünün ne olduğunu gösterir.

Nesiller boyunca işçinin emeği sayesinde milyonlar biriktiren bir fabrika sahibinin ücretlerde mütevazı bir artışı kabul etmeye yanaşmadığı, hatta ücretleri daha da düşürmeye çalışması ve işçiler direndikleri takdirde, binlerce aç aileyi sokağa attığı zaman işçiler işçi sınıfın düşmanının bir bütün olarak kapitalist sınıf olduğunu, işçilerin ancak kendilerine ve birleşik eylemlerine güvenebileceklerim açıkça görürler.

Çoğu kez, fabrika sahibi işçileri aldatmak onların hamişi pozuna bürünmek ve bazı küçük kırıntılarla ve yalandan vaatlerle, onları sömürdüğünü gizlemek için elinden geleni yapar. Grev, işçilere "hamillerin koyun postuna bürünmüş bir kurt olduğunu göstererek, bu aldatmacayı bir vuruşta darmadağın eder.

Üstelik grev, sadece kapitalistlerin değil, aynı zamanda devlet ve yasaların niteliği konusunda da işçilerin gözünü açar. Fabrika sahipleri nasıl işçilere onların hamileriymiş gibi görünmeye çalışıyorlarsa, hükümet görevlileri ve uşakları da işçileri, hükümetin adaletin gerektirdiği şekilde hem fabrika sahiplerim hem de işçileri aynı ölçüde kolladığına inandırmaya çalışırlar. İşçi yasaları bilmez, hükümet memurlarıyla, özellikle yüksek makamlarda bulunanlarla ilişkisi yoktur ve dolayısıyla genellikle bütün bunlara inanır.

Sonra grev gelir çatar. Savcı, fabrika müfettişi, polis ve sık sık da askerler fabrikada boy gösterirler, işçiler yasaları çiğnediklerini öğrenirler. Yasalar, patronların toplanıp işçi ücretlerin düşürmenin yollarım açıkça tartışmalarına izin verir. Ama işçiler, birlikte, bir karar alırlarsa suçlu ilan edilirler!

Bundan dolayı, grevler işçilere birleşmeyi öğretir. Ancak birleştikleri takdirde kapitalistlere karşı mücadele edebileceklerim gösterir. Grevler, işçilere bütün işçi sınıfının bütün fabrika sahipleri sınıfına ve keyfi polis yönetimine karşı mücadeleyi düşünmelerini öğretir. Sosyalistlerin grevlere işte bu yüzden "savaş okulu" adım verirler. Öyle bir okul ki, orada işçiler bütün halkın, bütün çalışanların hükümet görevlilerinin ve sermayenin boyunduruğundan kurtuluşu için düşmanlarıyla savaşmayı öğrenirler.

Ama bu anlattıklarım eskidendi.

Şimdi artık grevin anlamı kalmadı.

Türkiye’de artık grevi unutunuz.

DİSK’e bağlı Birleşik Metal İş Sendikası, Türk-İş’e bağlı Türk Metal’in işveren sendikası MESS ile yaptığı toplu sözleşmeyi kabul etmemiş, direnme ve grev kararı almıştı.

Birleşik Metal İş yöneticileri, çok iddialı ve kararlı görüntü içinde yetkili oldukları işyerlerinde, üstelik şov yaparak grev kararlarını astılar.  İlimizdeki Bekaert ve Standart işyerlerinde geçen hafta Çarşamba günü grev uygulaması başlayacaktı.

Ama son anda Birleşik Metal İş, yeni sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldı.

Türkiye’de işçi sınıfı, artık örgütlü olsa bile mücadele cesaretinden yoksundur. Herkes, kendini kurtarmanın çabası içine girmiş. İşsizlik, bütün çalışanların başının üzerinde keskin bir kılıç gibi dolaşıyor. Bekaert’te birkaç yıl önce bütün işçilerin iş akitleri feshedilmiş, daha sonra yarı ücrete çalışmayı kabul edenler tekrar alınmıştı.

İşçilerin hiç biri, mücadeleyi, grevi göze alamıyordu. Çünkü, üyelerini greve çıkartan sendikalar, bu grev süresi içinde  işçiye maddi anlamda katkı sağlayamıyor. Herkesin taksiti var, borcu var, okuyan çocuğu, kirası var.

Hiç ücret almadan geçecek bir ay bile, aileler için kabus. Bu nedenle, düzgün bir işi, bu işinden belli bir geliri olan insanlar, artık grevden, mücadeleden uzak duruyor, işten atılmaktan korkuyorlar.

DİSK’e bağlı Birleşik Metal, bu gerçeklerle yüzleşmek zorunda kaldı.  Bu grev de son anda önlendiğine göre, artık Türkiye’de uzun süre greve çıkmaya kimse cesaret edemeyecektir.

Bu haber toplam 774 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.