1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Gün olur devran döner!
Gün olur devran döner!

Gün olur devran döner!

Atalarımız, pek çok konuda olduğu gibi, bu dünyada elde edilen makam ve imkanların mutlak olmadığı ve gün gelip de her şeyin tepetakla değişeceğine dair güzel sözler söylemişlerdir. “Keser döner sap dö

A+A-

Atalarımız, pek çok konuda olduğu gibi, bu dünyada elde edilen makam ve imkanların mutlak olmadığı ve gün gelip de her şeyin tepetakla değişeceğine dair güzel sözler söylemişlerdir.

“Keser döner sap döner, gün gelir devran döner, dünya Sultan Süleyman’a kalmamış” gibi atasözlerimiz bunların başında gelir.

Günümüz Türkiye’sinde 9 yıldır kesintisiz bir iktidar süren ve hemen her şeye hakim olmayı başaran AKP iktidarı bu atasözlerimizden ders almalıdır.

Gün geçmiyor ki, AKP’li belediyeler ve başına AKP hükümeti tarafından atanmış amirler bulunan kamu kurumları hakkında yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma ve satın alma hileleri

konusunda ihbarlar almayalım.

Fakat sorumlu gazeteciliğin bir gereği olarak elimizde sağlam kanıtlar olmadan bu konuları haber olarak işlememiz mümkün değil…

Ancak AKP içinde bazen çıkar ve paylaşım anlaşmazlıkları olarak ortaya çıkan ve gizlenemeyen çarpıklıklar gazetelere çıkıyor ve tutuklanan üst düzey yöneticiler bulunabiliyor.

Akıl ve vicdanlarda yatan odur ki, AKP, 9 senenin verdiği şımarıklık ve kendini değiştirilemez sanmanın getirdiği yalancı bir özgüvenle, demokratik bir ülkenin kalması gereken sınırları çok aşmış ve sivil bir faşizm dönemine girmiş bulunmaktadır.

AKP’li belediye ve pek çok kamu kurumu yandaşlara peşkeş çekilmekte, nasılsa savcılar da hakimler de yakında bizim takımdan olacak mantığıyla ülke çok yönlü olarak yağmalanmaktadır.

Sırf Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin yıllık 22 milyon TL reklam harcaması yapması, bu kurumun artık kamu kurumu niteliğini yitirerek kendine yakın çevrelere ballı börek dağıtmasından başka bir anlam taşımaz. Ayrıca dünyada kamu kurumunun reklam yaptığı da bir bizde görülmektedir. Reklamı daha çok ciro ve kar yapmak isteyen ticari kuruluşlar yapar.

Düşünebiliyor musunuz örneğin Polis Teşkilatı reklam vermeye başlamış: “Ey halkımız en iyi cinayeti biz aydınlatırız, lütfen cinayet görürseniz teşkilatımızı arayınız” şeklinde verilmiş gazete ilanlarını…

Kamu kurumlarını alay konusu etmeye kimsenin hakkı olmamalıdır, en başta da belediyelerin..

Bir gün gelir bu çarpık harcamalar için AKP’li yöneticiler kamuyu zarara uğratmaktan yargılanır ve sağa sola saçtıkları paralar kendilerinden geriye tahsil edilir mi bilemem..

Ancak şimdi vereceğim örnek günün gelip devranın döneceğine dair çok iyi bir örnektir ve değerli dostum Dt Sedat Tuna Yalıncan tarafından anlatılmıştır:

Dr Yıldırım Aktuna, psikiyatri uzmanı olarak uzun yıllar çok başarılı biçimde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi  Başhekimi olarak görev yaptığı halde görünür bir gerekçe olmadan görevden alınır…Tarih 1980’li yılların sonlarıdır..

Bu duruma çok içerleyen Dr Yıldırım Aktuna, devlet memurluğundan istifa ederek siyasete atılır ve çok tanındığı, çok sevildiği Bakırköy İlçesi’nin belediye başkanlığına seçilir. Burada da çok başarılı olan Dr Aktuna bizzat Süleyman Demirel tarafından milletvekilliği teklifi alır.

Dr Aktuna bu teklife bayılmıştır. Ancak kendini çok ağırdan satar ve Sağlık Bakanı yapıldığı takdirde bu görevi kabul edeceğini söyler.

Dr Aktuna’nın isteğini Süleyman Demirel kabul eder ve 1991 seçimlerinde iktidara gelen DYP –SHP hükümetinin Sağlık Bakanı Dr Yıldırım Aktuna olur.

Dr Aktuna, Sağlık Bakanlığı koltuğuna oturunca ilk iş olarak, kendisini yıllar önce başhekimlik koltuğundan eden Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Dr Tandoğan Tokgöz’ü huzuruna çağırır…

Yeni bakan, eski müsteşara son derece yüksek bir sesle bağırır:

“-Müsteşaaarr, bir yolsuzluğum bir yamukluğum olmadığı halde neden beni başhekimlik görevinden aldın?”

Müsteşar ezik büzük bir biçimde, “Efendim çok medyatiktiniz, her gün basın ve TV lere çıkıyordunuz o yüzden sizi görevden aldık” yanıtını verir.

Bakan Aktuna da “O halde ben de seni şimdi görevden alıyorum, git istifa dilekçeni yaz ve bana getir” şeklinde karşılık verir.

Böylece gün gelmiş devran dönmüş, altta bulunan Dr Aktuna, üste çıkarak kendisine yapılan haksız uygulamanın hesabını sormuştur.

Umarım kafalarına göre takılan, hak hukuk tanımayan ve asla değiştirilemez olduklarını sanan AKP’liler bu anlatıdan biraz ders alırlar ve devranın bir gün aleyhlerine döneceğini düşünüp hakka hukuka daha saygılı olurlar…

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.