1. YAZARLAR

  2. Alaettin KÖKSAL

  3. GÜNDEM YOĞUN, HANGİSİNİ YAZALIM
Alaettin KÖKSAL

Alaettin KÖKSAL

Yazarın Tüm Yazıları >

GÜNDEM YOĞUN, HANGİSİNİ YAZALIM

A+A-

Ülkemiz ve İslam dünyasının üzerindeki siyasi ve ekonomik baskılarla alakalı saat başı değişen gündemleri doğru değerlendiremeyen, siyasiler ve yöneticiler sağlıklı düşünüp, sağlıklı kararlar alamazlar. Toplumu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek isteyen aydın ve yazarlarımız, gündemi takip etmezlerse isabetli makaleler yazamazlar. İç ve dış siyasetimizi kirletmeye çalışan şer güçlerin hain planlarına,  siyasi ve ekonomik baskılarına birlikte karşı durmazsak, Müslümana yakışmayan yalan ve kötü sözlerle birbirimizi acımasız bir şekilde eleştirerek zaman israfı yaparsak,  iç ve dış şer güçlerin, ülkemize ve İslam dünyasına yapmakta oldukları saldırılara karşı gerekli olan tedbirlerimizi alamayız.

Siyasilerimiz ve aydınlarımız, iç meselimiz olan İstanbul seçimlerini konuşmadan önce, dış şer güçlerin, ülkemiz ve İslam dünyası üzerindeki hain planlarını konuşarak, milletimizi şer güçlere karşı bilinçlendirmelidirler. Öncelikle Türkiye’nin yer altı ve yer üstü kaynaklarını, jeopolitik ve jeostratejik gücünü konuşmalıdırlar. Türkiye, Boryum ve Toryum zengini olduğu kadar, petrol ve doğal zengini olup, olmadığımızı, 950 kilometreye yakın Suriye hududunda neden mayın döşendiğini.  Söz konusu mayın tarlasının altında petrol nehrinin geçtiğini milletimize anlatmalıyız. Türkiye’nin Kıbrıs açıklarında hakkı olan doğal gaz arama çalışmalarından kimler niçin rahatsız oluyor.  Şer güçlerin savaş gemileri neden Akdeniz’e sevk edilmiştir. İngiltere neden sesiz duruyor.

Ülkemiz ve İslam coğrafyası üzerinde hain emmeleri olan Amerika, Rusya, Çin ve diğer zalim güçler birlikte hareket ettiklerini ve aralarında gizli anlaşmalar yaptıklarını bilen siyasilerimiz, aydınlarımız ve yöneticilerimiz, zalimlere karşı, Türkiye ve ümmet ittifakını konuşmalıdırlar. Güçlü bir Türkiye sayesinde ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Avrupa ülkeleri,  İslam coğrafyasında istedikleri gibi at koşturamayacaklarını milletimize en ince teferruatına kadar anlatmalıdırlar

Güçlü bir Türkiye öncülüğünde kurulacak olan ümmet ittifakı, İsrail’in işgalci politikasına ve Filistin halkına yaptıkları alçakça zulümlerine dur denileceğini, Suriye ve diğer İslam ülkelerinin yeniden bölünemeyeceğini, Suriye’nin kuzeyinde,  Amerikan destekli bir Kürt devletinin kurulamayacağını.  İsrail’in Nil’den Fırat’a kadar olan toprakları kontrolü altında alamayacağını milletimize ve İslam dünyasına etkili bir şekilde izah etmelidirler.

Irkçı Siyonistler ve onların güdümündeki şer güçler,  Kıbrıs açıklarında Türkiye’nin doğal gaz araştırmasına engel olmak için, yeni bir plan olarak,  Kuzey Kıbrıs Türk cumhuriyetiyle, Güney Kıbrıs Rum cumhuriyetini esnek bir federasyon haline getirmek ve Avrupa birliğine almak suretiyle, Türkiye’yi bu bölgeden çıkarmaya çalışacaklardır. Yeri gelmişken söyleyelim; Siyaset feraset ve cesaret işidir. Rahmetli Erbakan hoca, Kıbrıs barış harekâtının emrini verdiğin de, Kıbrıs’ın tamamı alınmalı ve çıbanbaşı olmaktan çıkarılmalıdır demişti. 

O gün hocayı anlayamayanlar ve hocanın hakkını istismar ederek merhum Ecevit’i Kıbrıs fatihi, Karaoğlan diyerek göklere çıkaranlar, bugün yaşananları gördüklerinde,  keşke 1974 Kıbrıs çıkarmasında adanın tamam alınsaydı demelerinin hiçbir faydası yoktur.  Rahmetli Erbakan hocanın siyasi ufkunu konuşmaktan çekinenler, yarın Sayın Erdoğan’ı anmaktan çekineceklerdir.

Şer güçlerin gündeme getirdikleri gizil açık siyasi ve ekonomik planlarının küçük bir bölümünü, ana başlıklarıyla özetlemeye çalıştım.  Zalim şer güçlerin, tarih boyunca hiç bırakmadıkları her an gündemlerinde tuttukları İslam medeniyetinin ana kaynağı olan Kur-an’a ve Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (S.A.V) saldırmaktan geri durmadılar ve durmuyorlar. Bu saldırının ana sebebi, Müslümanları bu iki kaynaktan koparıp,  zalimlerin vesayetine boyun eğen çağın modern köleleri yapmaktır.

 İyilerini tenzih ederek söylemek gerekirse, bu hain plana bilerek/ bilmeyerek İslam ümmetinin içinde yaşayan, bende Müslümanım diyen sözde din bilginleri, siyasiler,  aydın ve yazarlar, sivil örgüt temsilcileri, cemaatler, tarikatlar ve onları takip eden Müslümanlar alet olmaktadırlar. Unutmayalım ki, kahpe düşmanla mücadele etmek zor değildir. Zor olan, dünyevilik menfaatleri için kardeşini düşmanın ve işbirlikçilerinin timsah gözyaşlarına kurban eden şuursuz beyinlerle yapılan mücadeledir. Rahmetli Erbakan hocamızın tabiriyle   “Müslüman gâvur aşığı olmaz, ifsat edicilerle birlikte hareket etmez.”

İktidar partisi içten ve dıştan gelen siyasi ve ekonomik baskılarla mücadele ederken, şer güçlerin ve yerli işbirlikçilerin,  iptal edilen ve iç işimiz olan İstanbul büyük şehir belediye başkanlığı seçimiyle neden bu derecede ilgilendiklerini, milletimize anlatmalıyız.  Unutmayalım ki, İslam dünyası ne zaman bir araya gelip, şer güçlerin hain planlarını müzakere etmeye başladıklarında, zalimler her an gündem değiştirmekte ve gündemleri birbirine karıştırmaktadırlar.

 İstanbul seçimlerini cumhur ittifakı mı yoksa millet ittifakımı kazanmalı üzerinden yapılan algı operasyonlarıyla, Türkiye’nin gerçek gündemi saptırılmaktadır.  Öncelikle Türkiye’nin gündeminde, şer güçlere karşı Türkiye ittifakı, Türkiye ittifakının yanında, Türk dünyası ve nihayetinde İslam ümmetinin ittifakı olmalıdır.  Din, Vatan, Millet, devlet ve bayrak etrafından sağlam bir şekilde kenetlenmiş olan bir millet için, genel ve yerel seçimlerde kimin kazanacağı önemli değildir. Aynı inançla hareket eden siyasi partilerin adaylarından kim kazanırsa kazansın, milletin maddi ve manevi değerlerine hizmet edeceğinden hiç kimsenin endişesi olmayacaktır. Lakin milletin maddi ve manevi değerlerine, milli ve yerli kalkınmasına sıcak bakmayan, şer güçlerin telkinlerine aldanarak yanlış yapanlara milletimiz yol vermemelidir. 

 Seçtiğimiz insanların zararları, kendilerini bağlarsa önemli olmayabilir, lakin yaptıkları yanlışlar, ülkeye ve millete zarar verirse, milletimizi üzecek, şer güçleri sevindirecektir. Zalimlerin sevinmesine sağduyulu hiçbir seçmen alet olmaz, olamaz,  Hiçbir insan, partisini ve partisinin adayını, ülkenin ve milletin menfaatleri üzerinde göremez.  Basit siyasi getirileri için öfkeyle ayağa kalkarak, ülkenin cumhurbaşkanını ve devletin yöneticilerini rencide eden ağır sözlere eleştirerek, ülkenin ve milletin barışını zedeleyemez. 

 Sayın Temel Karamollaoğlu,  Sayın Erdoğan’ı eleştirmek için kullandığı şu cümle ve kelimeleri kendine yakıştırabiliyor mu? “..nice yıkılmaz zannedilen  iktidarlar yıkılıp gitmiştir. Emin olun sizde aynı akıbette uğrayacaksınız. Şu tarzınız sebebiyle, kuşaklar boyu kötü bir şekilde zihinlerde yer bulacaksınız. Siz gelecekte zulümle, zorbalıkla, israfla, yolsuzlukla,  beceriksizlikle, partizanlıkla, adaletsizlikle vicdansızlıkla anılacaksınız”

 Saadet partisinin dili, siyasi duruşu, diğer partilerin dilinden farklı olmalıydı.  Özetle “ Hayra motor şerre fren” olma ilkesiyle hareket etmeliydi.  Saadet partili seçmenlerinin ekseriyeti, AK partisinin adayına destek verir düşüncesiyle, Saadet partili yetkililer İstanbul’da aday çıkartarak dolaylı bir şekilde CHP’nin adayını desteklemiş oldular. Milletimiz, bu siyasi manevrayı anlamayacak kadar basiretsiz değildir. Herkes yaptığının karşılığın alacaktır. Kim ne yaparsa yapsın, Yüce Allah’ın takdirini değiştiremeyeceklerdir.      

Bu yazı toplam 776 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yapılan yorumlardan yazarları sorumludur.
1 Yorum